Anahtar kelimeler: Manisa Sinai Sınai Fikri Yazim Haklar Layihalar İzmir Dinlenip İstenmiş

DOSYA NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ E. ████████ K.DAVANIN KONUSU
: TazminatKARAR TARİHİ
: 30.04.2026KARAR YAZIM TARİHİ
: 30.04.2026Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06.11.2025 gün ve ████████ E. ████████ K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ██████████ sayılı soruşturma dosyası kapsamında Manisa 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin █████████ D.İş dosyasının davalı firmalarda lisanssız yazılım kullanıldığının tespit edildiğinin mahkeme kararı ile sabit olması nedeni ile davalı adına kayıtlı taşınmaz mal ve taşınır araçlara söz konusu dava değeri miktarında ön inceleme duruşması beklenmeksizin hüküm kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasına, FSEK m.22 ve m. 68 vd. uyarınca lisanssız çoğaltıldığı ve kullanıldığı tespit edilen tüm yazılımların FSEK m.68 uyarınca toplam bedellerinin üç (3) katının tazminat tutarı olarak; bilirkişi incelemesi sonucunda hesaplanarak belirlenecek fazlaya ilişkin bedeli talep ve ıslah etme hakkı saklı kalmak kaydıyla HMK m.109 uyarınca kısmi davada (şimdilik) 1.000 USD'nin (zararın meydana geldiği tarih olan arama / delil tespitinin gerçekleştirildiği 29.05.2024 tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD mevduatına uygulanan yıllık en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte) fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı üzerinden DAVALIDAN TAHSİLİNE KARAR VERİLMESİNİ, Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlıkla sonuçlanması nedeniyle (AAÜT'nin 16/2-c maddesi uyarınca, "arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukat maktu ücrete hak kazanır" hükmü nazara alınarak) vekalet ücretinin karşı taraflara tahmiline karar verilmesini, (İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HUKUK DAİRESİ, E. ████████, K. █████████, T. 26.12.2019) Delil tespiti dosyasının asıl davanın eki sayılması sebebiyle davadan önce yapılan delil tespiti masraflarının yargılama giderlerine dahil edilmesine, (YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. ██████████, K. █████████) Yargılama giderleri (delil tespit ve dava) ve ücreti vekaletin Davalı tarafa TAHMİLİNE karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, öncelikle, davacı yanın tedbir talebinin koşulları oluşmadığından ve davacının alacağının yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak reddine,Yine; huzurdaki davanın davacı yanın yabancı şirket olması nedeniyle mahkemece talep edilen teminatı yatırmadığından 6100 sayılı HMK Madde 114/1-g gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine, Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesi' nin ████████E. sayılı dosyasının iş bu davanın esasını doğrudan etkileyeceği ve hali hazırda istinaf incelemesi aşamasında olması nedeniyle kesinleşmesinin beklenmesine, Yine; davacı yanın haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddine, aksi durumda bile müvekkilin tek bir program kullandığı dikkate alınarak tek bir programın kullandığı dönemki rayiç bedeli üzerinden hüküm tesis edilmesine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eser niteliği taşıyan ... isimli yazılım programının davalı tarafınca lisanssız, izinsiz kullanıp kullanılmadığı, tazminat taleplerinin haklı ve yerinde talep olup olmadığı, davanın HMK 114/1-ğ gereğince yabancılık teminatı göstermesine gerek olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık toplanmakta olup, yapılan yargılama sonucunda, davacıya tensip zaptı ile birlikte HMK 84, MÖHUK 48 ve HMK 114/1-ğ maddeleri gereğince teminat yatırması için 2 hafta kesin süre verildiği halde davacı tarafça bu hükmün yerine getirilmediği anlaşılmış, davacının ABD kaynaklı şirket olması nedeniyle Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, davacı şirketin mütekadireyet kapsamında olan ülkeler arasında olup olmadığı sorulmuş olup, cevap yazısında : Konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan ve bir örneği ekte iletilen 20.10.2011 tarihli ve B.06.0.KOKD.0.0-010.00/ABD-████████████ sayılı yazıyla, anılan Sözleşmenin lafzı ve hazırlık çalışması tutanaklarının incelenmesinden, bahse konu Sözleşmenin 1'nci maddesinin amacının, Ülkemiz ile ABD arasında, taraf devletlerin vatandaşlarına karşılıklılık tahtında, dava ehliyeti de dâhil olmak üzere "en ziyade müsaadeye mazhar millet" hakkını tanımak olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiş, ABD içtihat hukukunda yapılan taramada, Sözleşmenin 1'nci maddesinin Türk vatandaşlarının ABD mahkemelerinde açtıkları davalarda, vatandaşlık veya ikametgah koşullarına bağlı olarak harçtan muafiyet tanıyacak şekilde uygulandığına ilişkin bir emsal davanın tespit edilemediği ifade edilmiştir. Söz konusu yazıda ayrıca, ABD federal mahkemelerindeki mutat dava harçlarının vatandaşlık ve ikametgah unsurlarından bağımsız olarak tespit edildiği, dolayısıyla Türk vatandaşları da dâhil, anılan Devlette ikametgahı bulunmayan yabancılar için farklı bir dava harcı yükümlülüğü bulunmadığı belirtilmiştir. Yine konuya ilişkin olarak Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan ve bir örneği ekte iletilen 04.02.2014 tarihli ve 24518991-150.00-████████████ sayılı yazıda, Vaşington Büyükelçiliğimizden alınan cevabî yazıya atfen, vatandaşlarımızın veya vatandaşlarımızın sahip olduğu Türkiye'de tescilli tüzel kişilerin ABD'de dava açmaları halinde, teminat göstermeye veya herhangi bir ek yükümlülüğe tâbi olmadıkları bildirmekte ve ABD'de yabancılara dava açma konusunda vatandaşlardan farklı bir prosedür uygulanmadığı, hatta dava açacak kişilerin ekonomik gücünün yerinde olmadığının kanıtlanması halinde, vatandaş olup olmadığına bakılmaksızın dava harcından muaf tutulabileceği belirtilmektedir. Ayrıca, temyiz aşamasında mahkemece bazen belirli bir miktar kefalet ödenmesine hükmedilebildiği, ancak kefalet konusunda da yabancı veya vatandaş ayrımı yapılmadığı ifade edilmektedir. Diğer taraftan, Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan ve bir örneği ekte iletilen 29.01.2018 tarihli ve 87016113-400-█████████████ sayılı yazıda, konuya ilişkin olarak görüş alınan bir özel hukuk firması tarafından, ABD'de hiçbir eyalet yasası veya federal yasanın teminat konusunda herhangi bir zorunluluk getirmediğinin bildirildiği ifade edilmektedir. Yukarıdaki açıklamaların ışığı altında, Türkiye’de dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan ABD uyruklu gerçek veya tüzel kişilerin teminat yatırmaktan muaf tutulup tutulmayacağı hususunun yargı yetkisi ve takdir hakkı dâhilinde değerlendirmesi keyfiyetinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Davacının ABD ülkesine ilişkin gerçek ve tüzel kişilerin yabancılık teminatından muaf tutulduğuna ilişkin sunduğu Yargıtay İçtihatlarının markadan kaynaklı davalara ilişkin olduğu, Paris Sözleşmesi’nin 2. Maddesinin, yani birlik üye vatandaşları arasında eşit işlem ilkesinin uygulama alanı bulacağı, 11. Hukuk Dairesi'nin kararında da belirtildiği üzere markadan kaynaklı davada ABD vatandaşı davacının, her iki ülkenin de Paris Sözleşmesi’ne taraf olduğu dikkate alınarak, yabancılık teminatı ödemek zorunda olmadığı yönünde karar bulunmaktadır. Davanın FSEK'ten kaynaklanan dava olması, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Avrupa Müdürlüğü ne yazılan müzekkere cevabından da anlaşılacağı üzere teminattan muaf tutulup tutulmayacağı hususunun mahkemenin takdirine bırakılmış olması, nedenleriyle birlikte davacının süresi içerisinde yabancılık teminatını yatırmaması nedeniyle davanın dava şartı bakımından usulden reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, ABD ile Türkiye arasında fiilen karşılıklılık bulunduğu emsal ve güncel içtihatlarla kabul edildiği, buna dair içtihatların dilekçede sunulduğu, huzurdaki davada yabancılık teminatı yatırılmasını gerektirir bir husus bulunmadığı, mahkemece bu yönden yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığı, aksi kabul halinde ise belirlenen teminat bedelinin hak arama özgürlüğünü ihlal edecek nitelikte fahiş olduğunun kabl edilmesi gerektiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
: Dava, davacı adına olan yazılımın davalı yanca lisanssız olarak çoğaltılıp kullanılması sebebiyle FSEK 68. madde kapsamında tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Somut olayda, davacı yanca kendisine ait olan .... isimli lisanslı yazılımın davalı yanca lisanssız olarak ele geçirilip çoğaltılarak kullanıldığının Manisa CBS'nin ██████████ soruşturma sayılı dosyası üzerinden alınan arama neticesi bilirkişi marifetiyle yapılan incelemeye yönelik sunulu rapor ile anlaşıldığı, bu hususa yönelik ayrıca delil tespiti yaptırıldığı ve davalının lisans almaksızın yazılımı kullandığının tespit edildiği belirtilerek FSEK m.68 kapsamında tedbir talebi ile birlikte ileri sürülen tazminat istemleri bakımından açılan davada mahkemece davacı yandan HMK'nın 84 ve MÖHUK 48 madde gereği teminat alınmasına yönelik verilen ara karar kapsamında verilen süre içinde teminatın yatırılmadığı görülmekle bu kapsamda Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı karşısında teminat alınıp alınmamasına dair açıklamalar neticesi durum takdire bırakıldığının belirtilmesi üzerine mahkemece süresinde takdir edilen teminat miktarının yatırılmaması nedeniyle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafça yukarıda belirtilen gerekçeler ile davacı yan yönünden yabancılık unsuru bulunsa bile davacıdan teminat aranmaması gerektiği aksi kalub halinde ise belirlenen teminat miktarına itiraz edilmiş ise de bunun reddinin doğru olmadığını belirterek belirlenen teminat miktarının düşürülmesi istemli olarak hüküm istinaf edilmiştir.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesi’nde "(1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. (2) Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." düzenlemesine yer verilmiştir.6100 Sayılı HMK’nın 114/ 1-ğ maddesinde " Teminat Gösterilmesine İlişkin Kararın Gereğinin Yerine Getirilmesi’’ hususu dava şartlarından biri olarak kabul edilmiş,HMK 115. maddesinde ise;’’ (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” düzenlemesine yer verilmiştir.Mahkemece teminatın aranıp aranmaması yönünden Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen █████/2025 tarihli yazı cevabının incelenmesinden; hem gerçek hem de tüzel kişiler için yasal mevzuat ile teminat gösterme zorunluluğunun bulunduğu, MÖHUK 48/2 maddesinde ise teminattan muafiyet halinin düzenlendiği ve bu durumun karşılıklılık esasına tabi tutulduğu ancak yasa maddesinin birinci fıkrası ile teminattan muafiyeti öngören sözleşmeleri saklı tuttuğu bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti ile dosya tarafının mensubu olduğu ülke arasında teminattan muafiyeti öngören bir anlaşmanın bulunması halinde teminat aranmayacağının belirtildiği, konu ile ilgili Dışişleri Bakanlığından alınan 2011 tarihli yazıda Türkiye Cumhuriyeti ile ABD arasında imzalanan sözleşmenin lafzına ve hazırlık çalışma tutanaklarına göre taraf devletlerin vatandaşlarına karşılık tahtında "en ziyade müsaadeye mazhar millet" hakkı tanındığı ve ancak ABD ülkesindeki Türk Vatandaşları tarafından açılan davalarda vatandaşlık yahut ikametgah koşullarına bağlı olarak harç muafiyeti tanındığına ilişkin emsal davanın tespit edilemediği kaldı ki ABD mahkemelerindeki dava harçlarının vatandaşlık ve ikametgah unsurlarından bağımsız olarak tespit edildiği, yine adı geçen bakanlıktan alınan 2014 tarihli yazıda vatandaşların yahut vatandaşların sahibi olduğu Türkiye'de tescilli tüzel kişilerin ABD'de dava açmaları halinde teminat göstermeye veya herhangi bir ek yükümlüğe tabi olmadığı, bunun yanında yine aynı bakanlığın 2018 tarihli yazısında ise ABD'de hiçbir eyalet yasası veya federal yasanın teminat konusunda bir zorunluluk getirmediği bildirilmekle az yukarıda tarihleri belirtilen açıklamalar karşısında teminat aranıp aranmama olgusunun mahkemenin takdirine bırakıldığı belirtilmiştir.Yapılan bu açıklamalar karşısında, her ne kadar mahkemece davacının Amerika Birleşik Devletlerinde kurulu şirket olması nedeniyle yabancılık unsuru taşıdığı belirtilerek davacının teminat yatırma zorunluluğunun kabulü ile teminat miktarı belirlenmiş ise de mahkeme gerekçesine konu █████/2025 tarihli yazı cevabı içeriğinde belirtilen Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında düzenlenen ikamet mukavelenamesi gereğince Amerika Birleşik Devletlerine "en ziyade müsadeye mazhar millet" hakkı verilmiş olduğu göz önüne alındığında esas muradın ABD ülkesi gerçek ve tüzel kişilerinin Ülkemizde açacakları davalar bakımından teminattan muaf tutuldukları olarak algılanması gerektiği değerlendirilmiştir. (Yargıtay 19. HD nin █████████ esas, ████████ karar sayılı kararı da aynı doğrultudadır) Kaldı ki davacı az yukarıda bahsedilen Dışişleri Bakanlığı'nın Adalaet Bakanlığı UHDİGM'i muhatap 04.02.2014 tarihli yazısında; Türk vatandaşlarının veya Türk vatandaşlarının sahibi olduğu Türkiyede tescilli tüzel kişilerin ABD'de dava açmaları halinde teminat göstermeye veya herhangi bir ek yükümlülüğe tabi olmadıklarının belirtildiği görülmüştür. O halde MÖHUK'un 48/2. maddesi anlamında teminattan muafiyet hususunda Türkiye Mahkemeleri ile ABD mahkemeleri arasında hukuki anlamda karşılıklılık esasının gerçekleştiği gibi fiili anlamda da karşılıklılığın bulunduğu anlaşıldığından Mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken aksi yöndeki kabul ile somut olayda dava şartı noksanlığından verilen kararın yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı yanın istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.Kabule göre ise, davacı yanca yazılımın davalı yanca haksız ele geçirilip çoğaltıldığı ve kullanıldığı sebepleriyle FSEK 68. madde uyarınca yazılım bedelinin 3 katı kadar tazminat tutarı talebine yönelik azlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 USD olarak tazminat miktarının belirtildiği, yazılım bedelinin ne olduğu yönünde aşama itibariyle dosyada bilgi ve belge olmadığı gibi davacı yanca bedelin bilirkişi marifetiyle tespiti istenildiğinden mahkemece yabancılık teminatı aranması gerektiğinin kabulü halinde belirlenecek teminat tutarının dava değeri ile uyumlu olması gerekmesine karşılık dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak mahiyette ve oldukça yüksek bir miktarda belirlenen 500.000,00 TL'lik teminat miktarı takdiri de doğru görülmemiştir.Bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda belirlenen dava şartlarına aykırılık değerlendirmesi yerinde görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.Bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda, dava şartlarına aykırılık bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06.11.2025 gün ve ████████ E. ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026