Anahtar kelimeler: Fason İstemli Miktardan Bakırköy Sınırının Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi Değerinin

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 1. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı vekilinin duruşma isteğinin miktardan reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 04.08.2015 tarihli “Fason İmalatı Sözleşmesi” ile kurulan ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin kolonya ve dezenfektan başta olmak üzere kozmetik ürünler sattığını, davalının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kendi markası ile ürettirdiği ürünleri yurtdışına ihraç ettiğini, müvekkilinin talebe göre ürün ürettiğini, 21.04.2020 tarihinde müvekkile verilmiş siparişlerin Covid 19 sebebiyle iptal edildiğinin ve ödemelerin durdurulduğunun mail ile bildirildiğini, üretimi devam eden ve iptal ettiğini bildirdiği sipariş toplamının 673.899,40 USD olduğunu, daha önce teslim edilen siparişlere ait 348.013,50 USD bedelli faturaya da itiraz ettiklerini, Covid 19 salgınının davalı lehine mücbir sebep teşkil etmeyeceğini, keşide edilen ihtarnamelerden sonuç alınamaması üzerine 348.013,50 USD faturadan kaynaklı ve iptal edilen siparişlerden kaynaklı 673.899,40 USD alacak için başlattıkları iflas yoluyla adi takibe davalı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın kaldırılması ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; faturaya dayalı alacak talebi yönünden davacının taleplerini sözleşmenin ve siparişin alıcısı olan ... Şirketine yöneltmesi gerektiğini, müvekkili borcu bulunmadığını, iptal edilen siparişe yönelik talebi bakımından ise davacı tarafından üretilmiş ve müvekkiline teslim edilmiş bir mal bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesindedüzenlenen mücbir sebep kapsamında tarafların borçlarını ifa edememekten sorumlu olmayacaklarının açıkça düzenlendiğini, Covid 19 pandemisinin mücbir sebep teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki fason üretim sözleşmesi kapsamında davalının ihraç edilmek üzere yaptırdığı üretime ilişkin olarak 348.013,50 USD'lik faturaya konu ürünlerin sevk irsaliyelerinin davalı şirket yetkilileri tarafından imzalandığı, dolayısıyla söz konusu faturaya istinaden davalının kendi müşterilerine ihraç etmek üzere davacıya ürettirdiği ürünleri hukuken görüp ve inceleyerek teslim almış olduğu ve davacının üretim ve satışa ilişkin yükümlülüklerini yerine getirdiği, ürünlerin hazır olması akabinde sevk irsaliyesinde davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu ve taraflarca ürünlerin davacının deposunda bekletilmesi ve davalının talebi doğrultusunda sonradan sevkiyatının yapılması hususunda anlaşıldığı bir arada değerlendirildiğinde davacının 348.013,50 USD'lik alacak talebinde haklı olduğu ve alacağını ispatladığı, ürünlerin hukuken teslim edilmiş sayılması karşısında davalının fiili olarak ürünleri teslim almamasının ve ürünleri teslim alma hususunda alacaklı temerrüdünde bulunmasının davacının alacak talebini etkilemeyeceği ve davalıyı bu ürünler yönünden borçsuz hale getirmeyeceği, davalının faturaya konu ürünler yönünden borçlu olmadığını ispatlayamadığı, davalı tarafından davacıya sipariş verilen ürün miktarı toplamının 640.938,30 USD olduğu bu miktarlı ürün yönünden ise TBK’nın eser sözleşmelerine ilişkin tazminat karşılığı feshini düzenleyen 484. maddesi kapsamında alacak talebine konu 640.938,30 USD'lik sipariş yönünden davacının sipariş iptal tarihi itibariyle ürünleri üretmediği, davalının davacının zararlarını ödemek koşuluyla sipariş iptali ve sözleşme feshinin geçerli olduğu, buna göre davalı tarafından sipariş iptal edilerek sözleşme feshedildiğinden davacı tarafından yoksun kalınan kâr yönünden zarar talebinde bulunulabileceği, davalının sözleşmeyi feshi sebebiyle davacının ancak olumlu zarar kapsamında yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, yerine getirilmemiş üretilmemiş sipariş bedelinin tamamını talep edemeyeceği, davacının, davalıdan siparişin iptali sebebiyle talep edebileceği bedelin 93.256,52 USD olduğu, davalı tarafça depo emrinin yerine getirildiği, yargılama giderinden davalının sorumlu olduğugerekçesiyle depo emrini yerine getirilmesi sebebiyle davanın reddinekarar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 348.013,50 USD'lik fatura için düzenlenen sevk irsaliyesinde davalıya ait kaşe ve imza bulunduğu, faturaya konu ürünlerin davacı deposunda bekletileceği ve davalının talebi doğrultusunda sonradan belirtilen yeresevk edileceği, davalı faturaya konu sevk irsaliyesini imzaladığına göre ürünleri teslim aldığının kabul edildiği,kâr mahrumiyeti olarak 93.256,52 USD tespit edildiği, davalının kâr payı alacağının depo edilmesine açık bir istinaf nedeni bulunmadığı, davalının depo emrine konu borcunun bulunduğu, taraflar arasında yürürlükte olan bir sulh anlaşması olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalıvekili temyiz dilekçesinde;a. 348.013,50 USD'lik fatura yönünden takipteki fatura, sevk irsaliyesindeki fatura ve dava konusu faturaların fatura numaralarının farklı olduğunu, iflas takibine konu “none” ibareli faturanın taslak mahiyetinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini, itirazın iptali davasında davacının icra takibinde takibin dayanağı olarak göstermiş olduğu faturadan başka bir faturaya dayanarak itirazın iptali davası açamayacağını,b. Davacının ihraç kayıtlı faturayı düzeltme beyannamesi ile normal satışa çevirdiğini, alacağını iptal edilmiş bir faturaya dayandırdığını,c. Sevk irsaliyesindeki faturanın takibe ya da davaya konu edilen fatura olmadığını, sevk irsaliyelerinde müvekkili adına imza atan çalışanın bu irsaliyeleri imzalama yetkisinin bulunup bulunmadığını,d. Faturaya dayanak ürünlerin gerçekten üretildiğine ilişkin inceleme yapılmadığını, malların gerçekten üretilmediğinin sulh ve borç tasfiye protokolünden anlaşıldığını,e. Kâr mahrumiyetine ilişkin olarak, müvekkili Covid 19 mücbir sebebine binaen sözleşmeyi sonlandırdığındandavacının sadece yaptığı işi isteyebileceği, yapılmayan işler bakımından müvekkilinin aşırı ifa güçlüğü mevcut ise davacının yoksun kalınan kârını dahi talep edemeyeceğini, tamamlanan işleri 3. kişilere satmışsa bu tutarın ödenecek bedelden düşülmesi gerektiğini, Covid 19 sebebiyle ihracatın yasaklanmasının müvekkili için aşırı ifa güçlüğü olduğunu, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca da müvekkilinin borcunu ifa edememekten sorumlu olmadığını, sözleşmeye göre mücbir sebep 30 günden fazla sürdüğünden sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olduğunu,f. Taraflar arasındaki protokolde davacının mahrum kalınan kârdan dolayı ibra ettiğini, borç ve tasfiye protokolü değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme veGerekçeUyuşmazlık, iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılmasıve iflas istemine ilişkindir.1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve taraflar arasında imzalanan borç tasfiye ve sulh protokolünün şarta bağlı olup protokolün uygulanmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar gerekçesinde “davalının kâr payı alacağının depo edilmesine ilişkin açık bir istinaf nedeni bulunmadığı”na da dayanılmış ise de, davalının istinaf dilekçesinde iptal edilen sipariş de dahil alacağın tamamına itiraz ettiği anlaşıldığından davalının kâr kaybına ilişkin temyiz istemi de bu kapsamda kabul edilerek temyiz incelemesi yapılmıştır.Somut olayda davacı, davalı aleyhine faturadan ve iptal edilen siparişten kaynaklı alacağın ise, tahsili için başlatılan iflas yoluyla takibe davalının itirazının kaldırılarak davalının iflasını istemiş, davalı tarafça iptal edilen sipariş yönünden, Covid 19 pandemisinin taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen mücbir sebep kapsamında kaldığı savunulmuştur.Mücbir sebep, kanunda tanımlanmamış olmakla birlikte, doktrinde genellikle şu şekilde tanımlanmaktadır; borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Buna göre, Covid 19 salgınının mücbir sebep sayılıp sayılamayacağının her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekir.Öte yandan, sözleşmede mücbir sebep maddesi var ve mücbir sebep oluşturacak olaylar sınırlı bir şekilde sayılmayıp örnek olarak ifade edilmişse, aralarında salgın hastalık yer almamış olsa bile, Covid 19’un da doğal bir felaket olarak mücbir sebep halleri arasında kabul edilmesi mümkündür. (............. Pandeminin (Covid-19’un) Sözleşmelerin İfasına Etkisi, Ankara, 2021, s.9)Covid 19’un mücbir sebep olarak kabul edilmesi halinde, borcu ifa etmesi engellenen taraf, engel devam ettiği sürece ve edimin ifası engellendiği ölçüde, borcundan kurtulacaktır. (............. Pandeminin (Covid-19’un) Sözleşmelerin İfasına Etkisi, Ankara, 2021, s.9)Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde;Taraflar arasında imzalanan 04.08.2015 tarihli “Fason İmalatı Sözleşmesi"ne göre davacı tarafça, davalı tarafından talep edilen kozmetik ürünlerin üretilip yurtiçi ve/veya yurtdışındaki adrese teslim edileceği kararlaştırılmıştır.Sözleşmenin mücbir sebep başlıklı 7. maddesinde; “İlgili tarafın kontrolü dışında gelişen savaş .....doğal afet,..., sabotaj, her türlü haberleşme sisteminde meydana gelen fakat bunlarla sınırlı olmayan umulmayan hallerdir” hükmü yer almaktadır.Dosya kapsamından, davalı tarafça, davacıya toplam 640.938,30 USD tutarlı sipariş verildiği, siparişe konu mallar üretilmeden davacı şirkete gönderilen 21.04.2020 tarihli mail ile Covid 19 salgın hastalığı nedeniyle, davalı müşterilerinin vermiş oldukları siparişlerin iptal edilmesi sebebiyle, söz konusu siparişin iptal edildiği anlaşılmıştır.Bu durumda mahkemece, davalı tarafça 640.938,30 USD tutarlı siparişin, davalının yurtdışındaki müşterilerinin de siparişlerinin iptaline dayalı olarak Covid 19 mücbir sebebi nedeniyle iptal edilmiş olduğu ve davacı tarafça hiç üretilmediği sabit olan ürünlerin kâr kaybının istenemeyeceği dikkate alınarak 93.256,52 USD kâr kaybı alacağı dahil edilmeden, depo kararı verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;1. (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2.(2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.- MUHALEFET ŞERHİ -Temyize konu davada, taraflar arasında düzenlenen .... İmalatı Sözleşmesi kapsamında ödenmeyen alacağın tahsili için davalı hakkında iflas yolu ile adi takibe itiraz edilmesi üzerine, itirazın kaldırılması ve iflasın istendiği, davacı tarafından siparişlerin teslim alınması için davalının iki kez ihtar edilmesine rağmen teslim alınmadığı, düzenlenen 348.013,50 USD bedelli faturaya itiraz ettiği, Covid-19 salgını nedeniyle 673.899,40 USD tutarında siparişi iptal ettiğini beyan ettiği, siparişin salgından aylar önce yapıldığı sipariş üzerine davalının üretime geçtiği ve ayrıca bir kısım girdilerin tedarikçilerden temini için taahhüt altına girdiği, sözleşmenin 5.2 maddesi gereği davalının siparişini verdiği ürünlerle ilgili siparişi feshedemeyeceği, bu nedenle davalının 673.899,40 USD borcu bulunduğu ileri sürülerek, davalının takibe itirazının kaldırılmasına ve iflasına karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı tarafından siparişi iptal edilen 640.938,30 USD miktarlı ürün yönünden Türk Borçlar Kanunun sözleşmeden dönmeye ilişkin 484. maddesi uygulanmalıdır, TBK 484. maddesinde ise; işsahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir denilmektedir. İlgili hükümden anlaşılacağı üzere işsahibi eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilecektir. Davalının sipariş iptalinin de sözleşmenin feshi hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Alacak talebine konu 640.938,30 USD'lik sipariş yönünden davacının sipariş iptal tarihi itibariyle ürünleri üretmediği bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılmakta olup, davalının davacının zararlarını ödemek koşuluyla sipariş iptali ve sözleşme feshinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı tarafından yoksun kalınan kâr yönünden zarar talebinde bulunulabileceği anlaşılmaktadır. Olumlu zarar; sözleşme kurulduktan sonra ... borçların ifa edilememesinden ... zararı ifade etmektedir. Dönme ve fesihte kusursuz olan yüklenicinin, kusurlu olan iş sahibinden olumlu zarar isteyebileceği kabul edilmektedir. (Örnek: Yargıtay 15. HD. 11.04.2007 T. █████████ E. █████████ K. ve Yargıtay 15. HD. 09.05.2013 T. █████████ E. █████████ K.ile Yargıtay 15. HD. 20.07.2011 T. ████████ E. █████████ K. )Türk Borçlar Kanun'un 112. maddesi hükmünce borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan ... zararını gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanun'un 125/2. maddesi gereğince borçlunun temerrüdü halinde alacaklı aynen ifadan vazgeçerek müspet zararı isteyebilir. Yine bu talebini sözleşmenin karşı tarafça haksız feshi halinde de ileri sürebilir.Borçlunun temerrüdü halinde alacaklı seçim hakkını kullanarak TBK’nın 125. maddesinde yer alan seçimlik haklarından birisini talep edebilir. Bu bağlamda her ne kadar davacı tarafından siparişin toplam tutarı olan bedel talep edilmiş ise de davalının sözleşmeyi feshi sebebiyle davacının ancak olumlu zarar kapsamında yoksun kaldığı kârı talep edebileceği açık olmasına rağmen covid 19 salgını dairemiz uygulamalarında mücbir sebep sayılmamasına rağmen, sipariş davalının yurtdışındaki müşterilerinin iptaline dayalı olarak covid 19 mücbir sebebi ile iptal edildiği kabul edilerek, kâr kaybının istenemeyeceği gerekçesiyle bozma kararına katılmadığımdan davanın kısmen kabulüne dair kararın doğru olduğu ve onanması gerektiğinden çoğunluğun bozma görüşüne katılmayarak karara muhalifim.