Anahtar kelimeler: Nafakalar Erkeğin Erkek Kadının Nafaka Kadın Ret Miktarları Kusur Kesinlik
2. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2024/... E., █████████ K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakalar ile ret ve kabul edilen tazminatlar yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.
2.Somut uyuşmazlıkta, evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarında, İlk Derece Mahkemesince erkeğin, kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu belirtilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğe kusur olarak yüklenen "ortak konutun faturalarını ödemediği, bu sebeple evin elektriğinin ve doğal gazının kesilmesine sebebiyet verdiği, fiili ayrılık döneminde kadının ailesinin evinin önüne gidip "İn aşağıya, gavat, şam babası, pezevenk, seni öldüreceğim" diyerek rahatsızlık vermeye devam ettiği, "ben anneme söz verdim, talak malak kalmadı, bundan sonra bu iş olmaz" dediği, fiili ayrılıktan önceki süreçte de, annesi istemediği için kadın ile annesini bir araya getirmediği, "Ben annemi yalnız bırakamam, annemin tatile ihtiyacı var, annemle ilgileneceğim" gibi söylemlerde bulunduğu, kadına "Sen annem kadar olamazsın, benim annem eli ayağı öpülesi kadın, o bizim kahramanımız" dediği, bu haliyle kadını annesiyle kıyaslamak suretiyle kadına karşı rencide edici nitelikte duygusal şiddete yönelik davranışta bulunduğu ve annesinin etkisinde kalarak evlilik birliğine müdahalesine izin verdiği" yönündeki vakıaların, erkeğin bu hususlarda beyanda bulunan tanıklar ... ve ... ile arasında ceza dosyalarına konu olan olaylar nedeniyle husumet bulunduğu anlaşılmakla kusur olmaktan çıkarılması gerektiği; erkeğin ayrıca bizzat kendi tanığı olan tanık ...'nin beyanından anlaşıldığı üzere ''annesinin kadını evine kabul etmediği, 'Benim evime gelmeyin' dediği'' yönüyle de kusurlu olduğu, tarafların Mahkemece belirlenen diğer kusurlarının ise gerçekleştiği, boşanmaya sebep olan olaylarda yine de erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu belirtilerek gerekçe düzeltilmiş, nafaka ve tazminat miktarları kadın lehine artırılmış, karar her iki taraf vekili tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu erkeğin, kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu olup, eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceğinden davalı-davacı kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinin yasal koşulları oluşmamıştır. O halde davalı-davacı kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat yönünden erkek yararına BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı kadın vekilinin tüm, davacı-davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'a geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!