Anahtar kelimeler: Kolordu Gelibolu Ahlak İyiniyet Komutanlığı Muhasebe Bünyesinde Bursa Kesinlik Şartı
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Gelibolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.07.2012-18.12.2020 tarihleri arasında davalı bünyesinde 2. Kolordu Komutanlığı ... Müdürlüğünde muhasebe görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/1-(a) hükmü uyarınca feshedildiğini, davalı işveren tarafından işveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle feshine karşılık gelen Kod (29) üzerinden ... Kurumuna (...) bildirim yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin kıdem tazminatı alamadığını, işsizlik ödeneğinden de yararlanamadığını ileri sürerek işten çıkış kodunun sağlık nedeni ile feshe karşılık gelen Kod (28) olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının geçmiş dönemde yaşanan ve Kasım 2020 döneminde Kolordu Komutanlığı Tahkikat Heyetince yapılan geniş çaplı araştırma ve inceleme sonucu sübut bulduğu belirlenmiş olan birtakım yolsuzluk ve usulsüzlüklere ortak olmak, haksız kazanç elde etmek gibi durumlar ile birlikte kendisinin de sanık sıfatıyla mahkemeye sevkinin, kendisinde yarattığı suçluluk psikolojisinin verdiği yoğun baskı ile intihar girişiminde bulunduğunu, davacının intihar girişimi sonrası hastanede uzayan tedavi sürecinin müvekkili işvereni zor duruma düşürdüğünü, bu süreçte davacının yerine görevlendirilen çalışan tarafından 2021 yılı Ocak ayı işçi ücretlerinin tahakkuku esnasında yapılan incelemede davacının sorumluluğunda tanzim edilen sözleşmeli personel ücret bordrolarında kendi nam ve hesabına haksız kazanç sağlayıcı işlemler tesis ettiğinin tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin Kod (29) uyarınca feshedilmesinin yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda taraflar arasında görülen işe iade davası sonunda davanın kabulüne, davalı tarafça yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verildiği, kararın davalı işveren tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davacının iş sözleşmesinin fesih yasağı sürecinde 17.12.2020 tarihinde feshedildiğinin anlaşıldığı, 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesi ile 4857 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca fesih yasağı sürecinde 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin 1/I sağlık sebepleri ile haklı fesih gerçekleştirilemeyeceği gibi geçerli nedenle de iş sözleşmesi feshedilemeyeceği belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, her ne kadar çıkış kodunun Kod (28) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespiti talep edilmiş ise de yukarıda anılan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin ████████ Esas sayılı kararı ile sağlık sebebiyle haklı fesih ve geçerli nedenle de fesih gerçekleştirilemeyeceğinin belirtilmesi dikkate alındığında çıkış sebebinin işverenin belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı sebep bildirmeden feshi olması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince ...'ya bildirilen Kod (29) "İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" çıkış kodunun, Kod (04) "Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi" olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitinde isabetsizlik görülmediği; sonuç olarak dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf nedenleri ile resen nazara alınacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar gözetildiğinde açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin yerinde görülen istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği gerektiği belirtilerek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesinde gerekçe ile hüküm çelişkisi yaratıldığını,
2. Davacının intihar girişimi sonrası hastanede uzayan tedavi sürecinin müvekkili işvereni zor duruma düşürdüğünü, bu süreçte davacının yerine görevlendirilen çalışan tarafından 2021 Ocak ayı işçi ücretlerinin yapımı esnasında yapılan incelemede davacının sorumluluğunda tanzim edilen sözleşmeli personel ücret bordrolarında kendi nam ve hesabına haksız kazanç sağlayıcı işlemler tesis ettiğinin tespit edildiğini, bu nedenle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, işten çıkış kodunun da buna uygun olarak Kod (29) olarak bildirilmesinin yerinde olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ... işten ayrılış bildirgesinde yer alan işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkindir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) 141/3 hükmünde, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesi şöyledir:
"(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."
6100 sayılı Kanun'un 359. maddesinde bir bölge adliye mahkemesi kararının hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin 1/(e) hükmüne göre karar; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışmasını, ret ve üstün tutma sebeplerini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.
6100 sayılı Kanun'un "Uygulanacak diğer hükümler" kenar başlıklı 360. maddesi de şöyledir:
"(1)Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.
"
Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Gerekçe hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararına aykırı olup salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde İlk Derece Mahkemesince ...'ya bildirilen Kod (29) "İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" çıkış kodunun, Kod (04) "Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi" olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitinde isabetsizlik görülmediği; sonuç olarak dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf nedenleri ile resen nazara alınacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar gözetildiğinde açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin yerinde görülen istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak gerektiği belirtilmiş, hüküm kısmında davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe hüküm çelişkisi yaratılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan kanun hükümlerine aykırı şekilde gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması bozma sebebi olup çelişkinin giderilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz başvurularının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!