Anahtar kelimeler: Mevkinde Fasılasız Nizasız Beldesi İmarihya Aşkın Süredir Harici İlgisi Sıfatı
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mardin ili, ... ilçesi, ... beldesi, ... mevkinde bulunan dava konusu taşınmazın 20 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın davalılar ya da 3. kişilerle bir ilgisi olmayıp özel mülkiyet konu yerlerden olduğunu, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, kadastro çalışmalarının yapıldığı 1988 yılından itibaren müvekkili tarafından taşınmazın imar-ihya edilerek özel mülkiyete konu olabilecek hale getirildiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde belirtilen zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğunu belirterek dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, dava konusu yerin özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.10.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; fen bilirkişilerinin raporlarında (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımların zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün taşınmazlardan olduğu ve TMK'nın 713. maddesinde gösterilen şartların davacı tarafından yerine getirildiği gerekçesiyle bu kısımlar yönünden davanın kabulüne, imar ve ihya koşullarının oluşmadığı anlaşılan ve dava konusu yapılan diğer kısımlar bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.11.2018 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; davanın, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümlerinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle tescili istemine ilişkin olduğu, Mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 6.031,43 metrekarelik ve (B) harfi ile gösterilen 34.321,60 metrekarelik kısımlarda davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bu kısımların davacı ... adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede kadastro çalışmalarının 1988 yılında kesinleştiği, mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılan kadastro çalışmalarında bu Kanun'un 2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın tespit harici bırakıldığının bildirildiği, dinlenen davacı tanıkları ve mahalli bilirkişilerin beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacının dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunun ekli krokisinde (A) ve (B) harfiyle gösterilen kısımlarında nizasız - fasılasız şekilde zilyet olduğu, bu yerlerin kullanımı ile ilgili başka biriyle ihtilaflarının olmadığı, zirai bilirkişi kurulu ve jeodezi bilirkişisinin raporu, mahalli bilirkişiler ve tanık beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın (A) ve (B) kısımlarının ekonomik olarak tarımsal faaliyet gerçekleştirilebilir vaziyette olduğu, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olmadığı ve yapısı itibariyle de özel mülkiyete konu edilebileceği, davacının senetsizden tescil davasının kadastro kanunundaki sınırı aşmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olmadığı, böylece fen bilirkişilerinin raporu ve eki krokisinde (A) ve (B) harfi ile gösterilen yerde davacı gerçek kişi yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3. maddesi uyarınca zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile fen bilirkişisinin 09.12.2019 tarihli raporu ve ekli krokisinde (A) harfiyle gösterilen 6.031, 40... 'lik kısım ile (B) harfiyle gösterilen 34.350, 71... 'lik kısmın davacı adına tesciline, yine davacının hak iddiasına bulunduğu ve krokide (C), (D) ve (E) harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden ise denetlenen ve hükme esas almaya elverişli görülen bilirkişi raporları doğrultusunda zilyetlikle kazanım koşulları oluşmadığı gerekçesiyle bu kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kadastro çalışmalarının üzerinden 35 yıla yakın bir süre geçtiğini ve dava açma hakkının ortadan kalktığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altına kalan yerlerden olduğunu, ayrıca taşınmazda davacının zilyetliğini gösterecek vergi kaydı, tapu kaydı gibi objektif yazılı bir delil olmadığını, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanımının mümkün olmadığını, jeodezi ve ziraat mühendisi bilirkişileri tarafından hazırlanan raporlarda dava konusu (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımlara ilişkin tarımsal faaliyetin ve kullanımın olduğu yönündeki tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarında imar-ihyanın mevcudiyetine ve kaç yıllık olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılmamışken bu raporlar esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacının nizasız ve fasılasız zilyetliğini gösterir tanık ve mahalli bilirkişi beyanları dışında herhangi bir delil olmadığını, davacının senetsizden mal edinimlerinin araştırılmadığını, sadece 19 84... tarihli hava fotoğraflarının rapora esas alınmasının usule uygun olmadığını, hava fotoğraflarının yeterli olmadığını, taşınmazın m² birim fiyatlarının dikkatlice incelenmesi gerektiğini, bu yönüyle de raporun aleyhe kısımlarını kabul etmediklerini, vekalet ücreti ve harçlara ilişkin hükümlerin de irdelenmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu Mardin ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan, fen bilirkişisinin 09.12.2019 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 6.031,40 m², (B) harfi ile gösterilen 34.350,71 m², (C) harfi ile gösterilen 8.859,40 m², (D) harfi ile gösterilen 11.845,39 m² ve (E) harfi ile gösterilen 4.270,83 m² yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerinin mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır. Davacı, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümleri hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil talebiyle dava açmıştır. Davacı ...'ın karar tarihinden önce 23.01.2021 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi ..., çocukları ..., ... (...), ... (...), ... ... (...), ... (...), ..., ..., ..., ... ve ...'ın kaldığı, mirasçılardan ... ve ...'ın kendi adlarına asaleten, ...'ın ... ve ...'a velayeten, ... (...), ... (...), ... ... (...), ... (...), ..., ..., ...'a vekaleten müteveffa davacı vekili Av. ...'i vekil tayin ettiği, ancak mirasçılar ... (...), ... (...), ... ... (...), ... (...), ..., ..., ... tarafından mirasçı ...'a verilen tevkil yetkisini içeren vekaletnamenin dosya içerisinde yer almadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusu (A) ve (B) harfli taşınmazlar yönünden davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı adına tesciline, (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından çekişmeli (A) ve (B) harfiyle gösterilen bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Mahkemece (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı Hazine vekilinin (B) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 34.350,71 metrekarelik kısımda davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bu kısımların davacı ... adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi bozma gereklerine de riayet edilmemiştir. Dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu dosyaya sunulan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin raporunda (B) harfi ile gösterilen yerin imar ihyasının ne zaman tamamlandığının belirtilmediği, yine ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporunun soyut ve yetersiz olduğu, raporda çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde bulunduğu belirtilen ağaçların adedi ve imar-ihyanın tamamlanma tarihinin belirtilmediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; öncelikle dosyada bulunmayan mirasçılar ... (...), ... (...), ... ... (...), ... (...), ..., ..., ... tarafından mirasçı ...'a verilen tevkil yetkisini içerir vekaletname getirtilmeli, eksiklik tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisi, öncekilerden farklı jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ile keşif yapılmalıdır.
Taşınmaz başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmelidir.
3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümünün eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, taşınmazlar üzerindeki ağaçların cinsi, adedi ve yaşı, taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise taşınmazda imar ihyaya ne zaman başlandığı, hangi tarihte tamamlandığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaçlı zilyetliğe ne zaman başlanıldığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususlarını kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı, önceki ziraat bilirkişi raporunu da irdeleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; taşınmaz ve çevresini tüm yönleriyle gösterecek şekilde yakın plan fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazlar kabaca işaretlettirilmelidir.
Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden taşınmazların kadastro paftasında ki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, imar-ihya edilip edilmediği, imar-ihya edilmiş ise ne zaman başlanıp hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir.
Fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmelidir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!