Anahtar kelimeler: Kuzeyi Batısı Doğusu Güneyi Kasabasında Tarlası Tarlasıyla Aşkın Süredir Çevrili
8. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  ███████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... Kasabasında bulunan doğusu yol, güneyi ..., ... tarlası, kuzeyi yol, batısı ..., ... tarlasıyla çevrili olan taşınmazın 40 yılı aşkın süredir davacının zilyetliğinde olduğunu, davacı tarafından tarım yapılmakta olduğunu ileri sürerek, bu nedenle taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla Kestel Mahallesinde buluna ve fen bilirkişisinin 04.04.2015 tarihli raporunda (A1) ile gösterilen 3.515,14 m² ile (A2) ile gösterdiği 3.557,77 m²lik taşınmazların davacı ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.02.2020 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamıyla "hükme dayanak yapılan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın eğiminden bahsedilmiş ise de eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediğinin açıklanmadığı, taşınmazın niteliğinin saptanması bakımından taşınmazın bulunduğu yeri kapsar en eski tarihli ve dava tarihinden 15- 20 yıl öncesini gösteren resmî belgeler getirtilerek keşifte usûlünce uygulanmadığı ve raporlar denetime elverişli olmadığı gibi 1953 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazların koyu renkte gözükmelerine rağmen bu koyuluğun nedeni açıklanmadığından taşınmazın evveliyatının orman olup olmadığı ve gerçek kişi lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda tereddüt oluştuğu, fen bilirkişi raporunda (A1) ile gösterilen taşınmazın 2041 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü kısmı olduğunun belirlenmesine rağmen, bu kısım dava konusu olmadığı halde, tecavüzlü kısım hakkındada tescil hükmü kurulmuş olmasının hatalı olduğu, bölgede imar çalışmaları yapıldığı ve dava konusu taşınmazın da bu imar çalışmalarından etkilendiği kısmen yolda kaldığından bahsedildiği halde imar çalışmasına ilişkin bilgi ve belgelerin dosya arasına alınmadığı ve imar tarihi dava tarihinden önce ise imar tarihinden önce 20 yıllık zilyetlikle kazanma süresi ve koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmediği gibi zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirlendiği kabul edilse dahi yol olarak ayrılan kısımlar hakkında tescil hükmü kurulamayacağı, bu kısımlar hakkında ancak davacı lehine tespit kararı verileceği hususlarının değerlendirilmediği bu sebeple anılan hususların araştırılarak yeniden yapılacak keşif ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fen bilirkişisi raporunda (A1) ile gösterilen bölümün tescilli olduğu, dolayısıyla tescilli bir taşınmaza karşı yeniden bir tescil için dava açılamayacağı, davacı tarafın şartları var ise tapu iptali ve tescil davası açabileceği, (A2) olarak gösterilen bölümle ilgili olarak ise nizasız fasılasız kullanma şartının yerine getirilmediği, 20 04... yılları arasında zilyetliğe ara verildiği, fasılasız kullanma şartının gerçekleşmediği, davanın zilyetliğe ara verildiği 08.05.2008 yılı içerisinde açıldığı, ayrıca nizalı taşınmazların 07.07.2015 tarihinde imar planı içine alındığı, imar planı içine alınan taşınmazlar yönünden tescil davası açılmasının ileriye dönük olarak artık mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; (A1) ile gösterilen alanın tapuda tescilli olduğuna ilişkin dosya kapsamında bir evrak bulunmadığını, bozma ilamnda belirtildiği şekilde imar planı araştırması yapılmadığını, dava konusu yerlerin plansız ve tescilsiz alanda kaldığını, (A2) ile gösterilen taşınmazın belli aralıklarla ekilmemesinin fasıla olarak kabul edilmeyeceği, bozma öncesi ve sonrası sunulan raporlarda taşınmazların uzun yıllardır tarımsal amaçlı kullanılan sulu kültür arazleri olduğunun belirlendiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümleri üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın (A1) ile gösterilen kısmının tescilli olduğu bu kısma karşı davacının isterse tapu iptali ve tescil davası açabileceği gerekçesi ile, (A2) kısmı için nizasız fasılasız kullanım olmadığı zilyetliğe 20 04... yılları arasında ara verildiği, davanın ise 2008 yılında açıldığı ayrıca taşınmazların 07.07.2015 tarihinde imar planı içine alındığı, imar planı kapsamındaki taşınmazlar için tescil davası açılamayacağı gerekçesi ile ret kararı verilmişse de, dava konusu taşınmazın (A1) ile gösterilen kısmının tescil harici alanda kaldığının son bilirkişi raporunda belirlendiği, bozma öncesi raporda (A1) ile gösterilen taşınmazın bir kısmı komşu parsel içerisinde kalmakta ise de son keşif sonrası taşınmazın komşu parselde kalan kısmının ayrıldığı ve taşınmazın tamamının tescil harici alanda kaldığı, (A2) ile gösterilen kısmın dava tarihinden sonra imar planı kapsamına alınmış olmasının taşınmaz için tescil kararı verilmesine engel bir durum yaratmadığı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin gerekçelerin yerinde olmadığı ancak taşınmazların dava tarihinden önce 2006 yılında 1/5000 ölçekli plan kapsamında kaldığı, imar planının dava tarihinden önce olması nedeni ile zilyetlikle kazanma koşullarının plan tarihine kadar gerçekleşmesinin gerektiği ancak bilirkişilerce incelenen 1986 yılına ait hava fotoğrafından taşınmazların bu yıllarda temizlik yapılarak kıraç kuru tarım arazisi haline getirildiği, zaman içinde imar işleminde değişiklik olduğu, bozma ilamı sonrası yapılan son keşif sonucu düzenlenen raporlarda taşınmazdaki ağaç yaşlarının 20... olarak belirtildiği, imar planı tarihi olan 2006 yılına kadar 3402 sayılı Kanun'un 14, 17... sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinde belirtilen imar ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken farklı ve yerinde olmayan yukarıda yazılı gerekçelerle ret kararı verilmesi bozmayı gerektirmekte ise de, ret kararının sonucu itibariyle doğru olduğu ve gerekçedeki söz konusu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının, gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin açıklanan şekilde DÜZELTİLMESİ SURETİYLE ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!