Anahtar kelimeler: Tapuda Metrekare Alanında İli İlçesi Yüzölçümündeki Eski Antalya Mahallesi İlamına
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ███████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2018 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 750 parsel sayılı 148,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 95... parsel numarasıyla ve 43,18 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 972 parsel sayılı 4.946,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 95... parsel numarasıyla ve 5.081,87 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 752 parsel sayılı 3.688,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 95... parsel numarasıyla ve 3.690,59 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı eski 750 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında bir kısmının yolun güzergahının değiştirilmesi suretiyle yolda bırakıldığını, bir kısmının da komşu taşınmazda kaldığını öne sürerek, yolun eski haline getirilmesini ve komşu taşınmazda kalan bölümünün müvekkili davacı taşınmazına eklenmesine karar verilmesini
talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili; yol hakkında açılan davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.12.2020 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile "fen bilirkişisi raporu ve kroki ile (B1) ve (B2) alanlarının hatalı tespit edildiğinin, (B1) ve (B2) haricinde parselin alanındaki değişim esasen parsellerin sınırlarının değiştirilmesinden değil ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklanmakta olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle, davalılar ..., Hazine, ... ve ... Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın kabulüne, 1 95... ve 31 parsellerin uygulama kadastrosu tespitlerinin iptali ile bilirkişi raporunda (B1) ile gösterilen 18,66 metrekarelik kısmın 1 95... numaralı parsel sayılı taşınmazdan alınarak 1 95... numaralı parsele eklenmesine, yine bilirkişi raporunda (B2) ile gösterilen paftasında yol olarak bırakılan 73,96 metrekarelik kısmın yoldan ayrılarak 1 95... parsele eklenmesi suretiyle, 1 95... parsel sayılı taşınmazın 135,80 metrekare, 1 95... parsel sayılı taşınmazın 5.063,21 metrekare yüzölçümüyle ve 19.11.2020 tarihli fen bilirkişi ek raporunda gösterilen şekli ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 31.12.2020 tarihli kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli kararı ile "davanın uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde bulunduğu, Hazine ve ... tarafından hükmün yol olan (B2) bölümü yönünden istinaf incelemesine konu edildiği, mahkemece yapılan keşif neticesi düzenlenen bilirkişi raporuna ve bu raporda yapılan denetime elverişli çakıştırmaya göre; 1988 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucunda kabule karar verilen (B2) bölümünün davacıya ait eski 7 50... ada 31 parsel sınırları içinde kaldığı, ancak uygulama kadastrosu sırasında davacı tarafından verilmiş bir muvafakat de bulunmamasına rağmen bu kısmın yol olarak bırakıldığı, her ne kadar daire tarafından ek rapor aldırılmış ise de bu ek raporun denetim açısından (B1) ve (B2) bölümlerinin farklı renklerle ve köşe noktalarını da içerir şekilde gösterilmesine ilişkin bulunduğu," gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli kararının davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.06.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile "İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 21.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında temyize konu (B2) alanının yol maksadını aşacak şekilde fazla genişletilerek sınırın belirlendiği, zemindeki yolun (B2) ile gösterilen bölümün doğu sınırını oluşturduğu belirtilmiş ve yalnızca 2009 tarihli ortofoto üzerinde tesis ve uygulama sınırları çakıştırılarak gösterilmek suretiyle düzenlenen işbu raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu söylenemez.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince alınan 19.11.2020 tarihli ek raporda 1986 tarihli hava fotoğrafı üzerinde tesis paftası çakıştırılmak suretiyle taşınmazın konumu gösterilmiş ve dava konusu parselin hudutlarının ilk tespit kadastrosu sonucu oluşan pafta ile uyumlu olduğu belirtilmiş ise de söz konusu haritada uygulama kadastrosu sınırlarını da gösterecek şekilde ada bazında çakıştırmasının yapılmadığı, yol hattının uygulama kadastrosu ile kısmen değiştiği halde bunun nedeni de açıklanmamıştır.
Tesis kadastrosunun yapıldığı 1988 tarihi itibariyle davacı taşınmazının sınırında bulunan ve davacı taşınmazı ile sınır oluşturan bu yolun nereden bilirkişi raporunda esas alınan ortofotonun düzenlendiği 2009 tarihine kadar yolun güzergah değiştirip değiştirmediği, yolda genişleme olup olmadığının üzerinde durulmamış, davacı taşınmazının yol ile olan sınırı tereddütsüz olarak belirlenmemiştir.
Hâl böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle, tesis kadastrosu sırasında zeminde sabit sınırın bulunup bulunmadığı, tesis kadastrosunun yapıldığı 1988 tarihi itibariyle davacı taşınmazının sınırında bulunan ve davacı taşınmazı ile sınır oluşturan bu yolun nereden geçtiği, 1988 tarihinden bilirkişi raporunda esas alınan ortofotonun düzenlendiği 2009 tarihine kadar yolun güzergah değiştirip değiştirmediği, yolda genişleme olup olmadığının sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığı; eğer tesis paftasından ayrılıp uygulama kadastrosu oluşturulan paftaya değer verilecek ise tesis kadastrosu paftasına neden üstünlük sağlanmadığı, uygulama paftasına göre yol sınırının batı yönüne doğru kaymasının nedenini açıklar mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkememizce Yargıtay ilamı doğrultusunda keşif icra edilmiş olup alınan rapor doğrultusunda, Kadastro teknik mevzuatına uygun olarak parsel numaralarının yenilenmesi ile ... köyünün 1 95... nolu parseli olarak belirlendiği 750 numaralı parselin halen tapu kütüğünün 8 cilt no 750 kütük sayfa nosunda tapu malikleri adına 148 m² olarak kayıtlı olduğu, yeni yüzölçümünün 43.18 m² olduğu ve aradaki farkın 104.82 m² olduğu, aradaki farkın tesis kadastrosu sırasında yapılan ölçü tekniği ile günümüzde yapılan ölçü tekniği arasındaki teknolojik farktan ve alan hesaplarının tesis kadastrosunda planimetre ile günümüzde ise bilgisayar ortamında yapılmasından kaynaklı olduğu tespit edilmiş olup, parselin güney yönünde ██████ sayılı parsel, batı yönünde ██████ sayılı parsel, kuzey yönünde ██████ sayılı parsel, doğu yönünde yol ile ara sınırının sabit sınır tipinde, Genelgenin 26/a maddesinde belirtilen, zeminde mevcut, kadastro, tapulama, değişiklik belgeleri veya bilirkişi beyanlarına göre değişmediği belirlenen çekişmesiz sınır olduğunun tespiti ile iş bu taşınmazın tapu kütüğünün mülkiyet ve gayrimenkul üzerindeki tescilli tüm haklar dışındaki diğer unsurları yeniden belirlenerek, 1 95... parsel adı altında, tarla vasfı ve 43.18 m² yüzölçümü ile muhtar ve bilirkişilerin beyan ve ifadelerinden anlaşılmakla yukarıda belirtilen kanun ve yönetmelik hükümlerine göre sınırlandırma ve tespitinin yapıldığı, 1 95... parselin arasında bulunan ilk tesis kadastrosu sırasında yol olarak tespiti yapılan alanın 73.96 m² olduğu, 1 95... parselin 22/a öncesi alanının 148.00 m² olduğu, 22/a sonrası alanının ise 43.18 m² olduğu, 1 95... parselin maliklerinin sınır olarak iddia edip keşif gününde ölçülmesini istedikleri sınır ile 22/a uygulama ekiplerince oluşturulan hattın genel olarak uyumlu olmadığı, tesis kadastrosunun 1988 yılında yapıldığı, 1956 yılına ait uydu görüntüsünde davaya konu yolun bulunmadığı, 19 56... yılı hava fotoğrafında 1 95... parselin sınırında sabit sınır bulunmadığı, 1986 yılı hava fotoğrafında bulunan yolun 2009 tarihli ortofoto görüntüsünde güzergahının değişmediği ancak yolun genişletilmiş olduğu, keşif esnasında tespiti yapılan duvarın ███████ yılına ait uydu görüntüsünden önce gözlemlenmediği, dava konusu 1 95... parselin ilk tesis kadastrosundan sonra oluşturulan sınır ile 22/a çalışmalarında yapılan tespitin itiraz edilen alanla ilgili olarak usulüne uygun yapılmadığı, dava konusu parsellerin sınırında sabit sınır niteliğindeki bir yapı bulunmadığı, geçmiş yıllara ait haritalar üzerinde yapılan incelemede keşif esnasında tespiti yapılan alanın sınırının ilk tesis kadastro sınırı ile uyumlu olmadığı, 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi gereğince yapılan kadastro yenilemesi çalışmasının ilk tesis kadastrosu sınırına göre değil fiili zemine göre gerçekleştirildiği, 22/a tespitinde fiili zemine göre tespitin yapıldığı anlaşılmış olup, 22/a çalışmasının usulüne uygun yapılmadığı açıkça görülmektedir.
Dava konusu 1 95... parselin güney batı komşusu olan parselde yapılan PO hafriyat çalışmaları esnasında orijinal kadastral yolun yükseklik farkından dolayı yolun kaymaması için yapılan duvarın 22/a tespitinde ölçülmesi ve bu sınırın 1 95... parselin doğu hattı olarak oluşturulmasından kaynaklanmakta olduğu, 1988 yılında sınırdaki bu yolun tam olarak nereden geçtiği hususunda yapılan değerlendirmede dosyada bulunan hava fotoğrafının 1986 yılı olup dava konusu parseller ile çakıştırılması neticesinde yolun ilk tesis kadastro parseli olan 750 parselin doğu sınırından geçmekte olduğu, davacının iddia ettiği (B2) alanının 73.96 m² olup 22/a sonrası yol içinde kalmakta olduğu," gerekçesiyle davacının davalı ...'e karşı açmış olduğu davanın reddine, davalılar ..., Hazine, ... ve ...'na karşı açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazların davacı taşınmazına eklenmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, taşınmazın kamu malı niteliğinde bulunan yerlerden olduğunu beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!