Anahtar kelimeler: Eylemden İthalat İhracat Ekspertiz Kasko Plaka Yazildiği Gıda Katip Poliçesi

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.DİYARBAKIRASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLİ
:DAVALILAR
:DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
:Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Diyarbakır İcra Dairesi'nin ...... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı taraflar bu takibe itiraz ettiğini, dava dışı sürücü sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı araç müvekkili şirket nezdinde .....İnşaat Gıda İthalat İhracat San adına ...../.....numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza sonrası düzenlenen ekspertiz raporu ile kaza tespit tutanağından açıkça anlaşılacağı üzere, dava konusu maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunu, sigortalının uğradığı zararın bakiye kısmı ise müvekkili şirket tarafından karşılanmış olup, bu kapsamda sigortalı .....Gıda İthalat İhracat San. adına .....tarihli ve .....işlem numaralı ödeme dekontu ile 408.800,00 TL tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket, gerçekleştirdiği ödeme ile birlikte Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi uyarınca sigortalının zarar verene karşı sahip olduğu haklara halef olduğunu, bu kapsamda zarara sebebiyet veren davalıya ait ZMSS poliçesine başvurulduğunu, başvuru neticesinde poliçe teminatı dahilinde 300.000,00 TL tahsil edildiğini, ancak zararın tamamı karşılanamadığını,, bakiye 108.800,00 TL yönünden davalıya karşı rücu hakkı doğduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle; davalı tarafın Diyarbakır İcra Dairesi'nin ...... sayılı dosyasına haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazların iptaline ve takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen aracın, davalı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana geldiği iddia edilen trafik kazası sonucu hasar gördüğü ve bu nedenle sigortalıya ödeme yapıldığından bahisle sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. TTK m. 1472(1) hükmünde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK, 05.02.2019, E. ███████-1088, K. ███████ tarih ve sayılı kararı).Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. (Yar. 17. HD., 09.06.2020 tarih, █████████E.- █████████ K.)6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde "dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesine; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde, "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı" düzenlemesine yer verilmiştir.Somut olayda, davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen sigortalısına ait aracın davalının kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazasında zarar gördüğü iddia edilmiştir. Davalı araç sürücüsü ve araç işleteni gerçek kişilerdir. Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Vergi Dairesi Başkanlığına yazılan müzekkere cevaplarından, davalıların ticaret sicil kaydı bulunmadığı gibi, olay tarihinde vergi mükellefiyet kayıtlarının da bulunmadığı, bu haliyle davalıların tacir olmadığı ve uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Açıklanan nedenlerle Asliye Hukuk Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,3-Tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.Katip Hakim