Anahtar kelimeler: Huzuru Değerden Sükununu Cihetle Vermesinin Edenin Görüşü Neticesinde Suçlar Edilebilir
6. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇLAR
: Hakaret, kişilerin huzuru ve sükununu bozma, tehdit
HÜKÜMLER
: Temyiz isteminin reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığından cihetle hukuki değerden yoksun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin 04.12.2023 günlü ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı “Temyiz edilemeyecek hükmün temyiz edildiği anlaşıldığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 296/1 maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine” ilişkin ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
I. HUKUKİ SÜREÇ
A.1 İlk Derece
Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27.03.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125/1-2, 43/1-2, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125/1-2, 43/1-2, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B.1 İstinaf
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi 26.11.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile; "1-İlk derece mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1, 123/1 ve 125/1 maddelerinde tanımı yapılan tehdit, hakaret ile kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarının uzlaşmaya tabi olması ve müştekiye iadeli taahhütlü mektupla çıkartılan uzlaşma teklifini içerir tebligatların usulsüz olduğu anlaşılmakla, taraflara usulüne uygun olarak adli tebligat yapılmak suretiyle uzlaşma işlemlerinin yerine getirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Uzlaşmanın sağlanamadığının anlaşılması halinde ise; sanığın üzerine atılı hakaret, tehdit ile kişilerin huzur ve sükununu bozma suçları 17.10.2019 tarih ve 7188 Sayılı Kanunun 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251. maddesindeki basit yargılama usulüne tabi olup, Anayasa Mahkemesinin 25.06.20 20... / 16... /33 Karar sayılı kararıyla 7188 sayılı Kanuna 31. madde ile eklenen geçici 5. maddenin (d) bendindeki "kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle Anayasa'nın 38., 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu" gerekçesiyle bozma kararı vermiştir.
A.2 İlk Derece
Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11.05.2023 tarihli ve █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle verilen kararlara sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.06.2023 tarihli ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı ile; kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125/1-2, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125/1-2, 43/1-2, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B.2 İstinaf
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin, 03.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C.1 İstinaf
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin, 04.12.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ek kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 296-1. maddesi uyarınca sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ...'in Temyiz İstemi
Zamanaşımının dolmuş olduğuna, makul sürede yargılanma yapılmayarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, dosyaya asıl hakimi tarafından karar verilmediğinden bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27.03.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret ve tehdit suçlarından mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi 26.11.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde tarafların temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi 26.11.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.06.2023 tarihli ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ...'in temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!