Anahtar kelimeler: Ziyetliğe İhdasen Kalmıştır İmarihya Ham İfraz Yoldan İrsen Hükmen Tapulama

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.Dava, ziyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Temyize konu taşınmaz, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda tespit harici bırakılmış, 14.03.2013 tarihinde idari yoldan 637 parsel numarası ile 133.474, 60... yüzölçümlü olarak ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir. Daha sonra 2018 yılında hükmen ifraz edilerek önce 644, 6 45... parsellere, daha sonra da 646 nolu parsel hükmen ifraz edilerek 652, 653,6 54... parsel sayılı taşınmazlara ayrılmıştır. Davacının hak iddia ettiği kısım 655 parsel sayılı 75.213, 46... yüzölçümlü hali arazi vasfındaki taşınmaz içerisinde kalmıştır.Davacı; ... Mahallesinde bulunan tapulama harici bırakılan daha sonra ihdasen Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazın bir bölümü hakkında imar-ihya, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazların Hazinenin özel mülkiyetinde olduğunu, davacı taraf yararına kanunda aranan şartların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, davacının dava konusu 637 parsel sayılı taşınmazı ecrimisil ödeyip kiracı olarak tasarruf ettiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.10.20 17... /16809 E., █████████ K. sayılı kararı ile; ecrimisil belgesinin 587 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına ilişkin olduğu, davacının dava konusu ettiği parsel için ecrimisil ödediğine dair bir beyanın da bulunmadığı, hangi taşınmazdan bahsedildiği açıkça anlaşılmayan beyanın davacı aleyhine yorumlanmasının mümkün olmadığı, bu sebeple işin esasına girilerek dava konusu edilen yerin sınırlarının kesin olarak belirlenmesi ondan sonra dava konusu taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edildiği 2013 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının getirtilerek uzman bilirkişiye incelettirilmesi, taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki vasfının belirlenmesi, taşınmaz bölümü üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte başladığı, nasıl sürdürüldüğü, kimden kime nasıl intikal ettirildiği hususlarının araştırılması, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığının kesin olarak belirlenmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.05.20 23... /8342 E. █████████ K.sayılı kararı ile; Mahkemece davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmadığı belirtilip dava konusu taşınmaz bölümünün babadan davacıya hangi hukuki sebeple geçtiğinin araştırılması, dava konusu edilen 587 parsel sayılı taşınmazın 1978 yılında hükmen Hazine adına tescil edildiği anlaşıldığından kadastro tutanağının kesinleşip-kesinleşmediği araştırılarak hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 587 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının 02.11.1978 tarihinde kesinleşmesi nedeni ile bu taşınmaz hakkında açılan davanın hak düşürücü süreden usulden reddine, dava konusu 655 parsel sayılı taşınmazda (A) harfi ile gösterilen kısımda, davacı yararına ihdasen tapu oluşum tarihine kadar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenen zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bu taşınmaz hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.Mahkemece verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.