Anahtar kelimeler: Neova Cismani Bam Sakarya Geliş Esaskarar Kocaeli Başkan Katilim Yazim

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
"T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I"T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████BAŞKAN
:... (...)ÜYE
:... (...)ÜYE
:... (...)KATİP
:... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 13.05.2025NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararİSTİNAF YOLUNABAŞVURAN DAVALI
: 1-...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: 2-NEOVA KATILIM SİGORTA ANONİM ŞİRKETİVEKİLİ
: Av. ...Av. ...DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle)BAŞVURU TARİHİ
: 01.06.2025İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ
: 26.09.2025KARAR TARİHİ
: 07.05.2026İLAM YAZIM TARİHİ
: 08.05.2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.12.2018 tarihinde davalı ...'nın tam kusuru ile yaya olan müvekkili ...'ye çarptığını ve yaralanmasına neden olduğunu beyan ederek; 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketi maddi tazminattan sorumlu olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; kazada kusuru olmadığını, kimsenin kendi eylemine ve kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceğini, soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulü ile, maddi tazminat yönünden; 400.313,77 TL maddi tazminatın davalı ... yönünen kaza tarihi olan 10.12.2018, davalı Neova Sigorta AŞ yönünden ise temerrüt tarihi olan 12.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, manevi tazminat yönünden; 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Yerel mahkemenin bu kararına karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin maddi ve hukuki vakıaları eksik ve hatalı değerlendirerek ispatlanamamış davanın kabulüne karar verdiğini, soruşturma aşamasında yapılan incelemeler ile davalının herhangi bir kusuru olmadığının tespit edilerek davalı hakkında KYOK kararı verildiğini, ancak işbu dosya kapsamında alınan raporlar arasındaki mevcut çelişkiler giderilmeden ve davacının hayatın olağan akışına aykırı beyanları dikkate alınarak karar verildiğini, bu nedenlerle istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılarak yargılamanın yeniden yapılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, trafik kazasından kaynaklı yaralanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davaya konu 10.12.2018 tarihinde yaya'ya motorlu taşıt çarpması şeklinde gerçekleşen kazada, davacı küçüğün kemik kırığı geçirecek şekilde yaralanmış olduğu, eldeki davanın, kazazede küçük adına velayeten anne ve baba tarafından, davacıya çarpan aracın sürücüsüne ve zorunlu sigortacına karşı birlikte yöneltilmiş olduğu anlaşılmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem nedeniyle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğuna göre haksız fiil sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğundan şüphe duyulmamaktadır.6098 sayılı TBK 49.maddesinde düzenlenen "haksız fiil" olgusunun özel bir tezahürü de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85 vd. maddelerinde düzenlenen motorlu araçların neden olduğu kazalarla ilgili sorumluluk halleridir. Bir motorlu aracın Karayolları üzerinde işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere karşı vermiş olduğu zararlardan dolayı araç sürücüsü, işleten, bağlı bulunduğu teşebbüs müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu anlamda tazminat sorumluluğu esasen dört temel koşulu gerektirmektedir. Bunlar : Hareket ( eylem- fiil) , Netice ( zarar veren sonuç) , illiyet bağı ve kusurdur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. Maddesi " Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." düzenlemesine haiz olup; Yüksek Mahkeme ve Doktrin görüşleriyle kabul edilen ilkelere göre hukuk hakimi ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla bağlı olduğu gibi, ceza yargılamasındaki kesinleşen maddi olgularla da bağlıdır. Ceza Hukuku alanında suç olarak kabul edilen bir eylemin Özel Hukuk alanında tezahürünün de haksız fiil veya geçersizlik olduğunun kabulü gerekmektedir.HMK 266 madde (HUMK 275 md.) hükmüne göre de, kusur oranlarının belirlenmesi teknik bir konu ise de kusurluluğun ve tazminat sorumluluğunun tespiti hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır.Bu çerçevede yukarıda da yer verildiği üzere HMK'nın 266. maddesi uyarınca Hâkim bilirkişilerce tespit edilen kusur oranları ile bağlı olmayıp kusura ilişkin teknik verileri kendisi değerlendirerek kusur oranlarını kendisi belirlemelidir.Nitekim Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin █████/2020 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı bu konuda yol gösterici olmaktadır. Yüksek Mahkeme emsal içtihat gerekçesinde : "Somut olayda da, mahkemece, yasanın işaret ettiği üzere teknik bulguların tespiti amacı ile İstanbul Teknik Üniversitesinden (İTÜ) seçilen uzman bilirkişi kurulundan ve Adli Tıp Kurulu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmıştır. Her iki raporda da kazaya ilişkin teknik veriler tespit edilmiş, kusur oranının tespitine yönelik ise İTÜ'den alınan raporda davalıların murisinin %25 oranında, davacıya ait otobüsün sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, daha önce alınan raporda davalıların murisinin %100 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesi karşısında aradaki çelişkinin giderilmesi amacı ile ATK'den rapor alınmış; ATK tarafından da kazaya ilişkin teknik verilere yer verilerek alınan raporda davalıların murisinin %60 oranında, davacının sürücüsünün ise %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece ATK raporunda belirtilen kusur oranı esas alınarak karar verilmiştir. Oysa bütün raporlarda kazanın oluş şekline ilişkin teknik veriler ortak olup sadece kusur oranlarını belirlemede bilirkişi kurulları birbirinden ayrılmıştır.Mahkemece yapılacak iş; bilirkişilerce elde edilen teknik verilerin HMK'nın 266. maddesi çerçevesinde mahkeme hakimince değerlendirilerek, olayın oluş şekline göre davacıya ait otobüs sürücüsünün daha fazla ve asıl kusurlu olduğu gözetilerek, sürücülerin kusur oranlarının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre karar vermekten ibarettir." denilmektedir.Yerel mahkeme tarafından keşfe müteakiben Makine ve Adli Trafik Bilirkişilerinden oluşturulan heyetten alınan 03.02.2021 tarihli kusur raporunda; "...1- 81 ... Plakalı araç sürücüsü ... Melik Gazi sokak üzerinde okuldan dağılım yapan öğrenci kalabalığını taşıt yolu içinde ve etrafta görmesine rağmen, öğrenci grubunun yaş düzeyini dikkate alarak oynama, şakalaşma, koşma ihtimallerini dikkate almadan, trafik durumunun gerektirdiği şartları öngörmeden aracını kullandığı, trafik durumuna gerekli dikkat ve özeni göstermediği, bu kuralları kapsayan Karayolları Trafik Kanunu 52/1-b maddesinde bulunan sürücüler “Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar.” kuralını ihlal etmesi sebebiyle kazanın oluşumunda TALİ DERECEDE, YÜZDE 25 (25) KUSURLU olduğu, 2- Yaya ... okul dağılımı Melik Gazi sokak üzerinde güvenle yürüyebileceği sol tarafta 150 cm yaya yolu olmasına rağmen, yaya yolu olmayan sağ taraftan yürüdüğü, geriden gelen araçları kontrol ederek taşıt yoluna geçmesi gerekirken hiçbir kontrol yapmadan aniden ve kontrolsüzce taşıt yoluna giriş yaptığı, taşıt yolunu saygısızca kullandığı gerekçeleriyle Karayolları Trafik Kanunu 68/1-c maddesinde bulunan “Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır.” Kuralını ihlal ettiği için kazanın oluşumunda asli derecede yüzde 75 (%75) kusurlu olduğuna." ilişkin heyet görüşü ve kanaat bildirildiği ,Rapora itiraz üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 30.04.2021 tarihli raporda ise ; "...Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;1.DURUM A)-Davalı sürücü ...'nın, %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, B)-Davacı yaya ...'nin, %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, 2.DURUM A)-Davalı sürücü ...'nın, kusursuz olduğu, B)-Davacı yaya ...'nin, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğuna ilişkin kurum uzmanlık görüşü ve kanaat bildirilerek belirsiz olan maddi vakıaya göre seçenekli durumun mahkemenin takdirine bırakıldığı,Bu rapora da tarafların itirazı üzerine itirazların giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti tarafından düzenlenen 15.12.2021 tarihli raporda ; "...A)-Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla seyri esnasında yola gereken dikkatini vermediği, hareket alanını kontrol altında bulundurmadığı, sağ ilerisinde yol kenarında yürüyen yaya çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşılmakla; kazada asli kusurludur. B)-Davacı yaya ... yaya kaldırımı bulunan mahalde kaplama içerisinde yürüyüp kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşılmakla; kazada tali kusurludur. 2.DURUM Kazanın, davalı sürücünün aracıyla seyir halinde iken yolun sağında yürüyen davacı yayanın aracın seyir istikamete doğru ani ve kontrolsüzce geçiş yapması ile meydana geldiği kabulü halinde; A)-Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla seyri esnasında geldiği kaza mahallinde sağ ilerisinde yolun dağında yürürken ani ve kontrolsüzce istikamet şeridine giriş yapan yayaya karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından kusuru yoktur. B)-Davacı yaya ... kaza mahalli yolun sağında yürüdüğü sırada yaklaşan davalı sürücü yönetimindeki araca rağmen ani ve kontrolsüz şekilde bu aracın seyir yönüne girerek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşılmakla; kazada asli kusurludur.- SONUÇ : Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;-1.DURUM Kazanın, davacı yayanın yolun sağında yürüdüğü sırada gerisinden gelen davalı sürücü yönetimindeki aracın sadmesine maruz kalmasıyla meydana geldiğinin kabulü halinde; A)-Davalı sürücü ...'nın %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu, B)-Davacı yaya ...'nin %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu 2.DURUM Kazanın, davalı sürücünün aracıyla seyir halinde iken yolun sağında yürüyen davacı yayanın aracın seyir istikamete doğru ani ve kontrolsüzce geçiş yapması ile meydana geldiği kabulü halinde; A)-Davalı sürücü ...'nın kusursuz, B)-Davacı yaya ...'nin %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğuna " ilişkin olarak önceki kurum raporu ile örtüşen ve benzer gerekçelerle maddi vakıaya ilişkin belirsizlik bedeniyle seçenekli olarak takdir mahkemeye bırakılmak suretiyle kurum genişletilmiş uzmanlar heyeti görüşü bildirilmiş olduğu anlaşılamktadır.Mahkemesince alınan kusur raporları ve dinlenen tanık beyanları ile yapılan keşif ile edinilen gözlemler sonucunda, kazanın gerçekleşme şekline ilişkin tek delil yapılan keşif ile mahallinde dinlenen tanık ...'ın beyanı olarak kabul edilerek kusur tayini ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Yani maddi vakıaya ilişkin belirsizliği 15.12.2021 tarihli ATK raporunun 1. durum olarak nitelendirilerek belirsizliğin giderildiği ve davalı ...'nın meydana gelen trafik kazasında asli oranda kusurlu olduğu ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.Buna göre Dairemizce, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporlarının, olayın meydana geliş biçimine uygun olduğu, tarafların kusur durumlarının, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak hazırlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğine dayalı olarak belirlenmiş olduğu değerlendirilmiştir.Kabule göre de davalı araç sürücüsünün yola gereken önemi vermeyerek yolun durumu ve koşullarına dikkat ederek ;seyir halindeyken yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, mahal şartlarını dikkate alarak görüş alanını kontrol altında bulundurması, aracının teknik özellikleri ile mevcut yol-zemin durumuna göre temkinli ve tedbir alabilecek vaziyette seyretmesi gerekirken bu hususlara uymayarak; kontrolsüzce seyrini sürdürdüğü sırada davacı küçüğe çarpması şeklinde gerçekleştiği anlaşılan kazada, davacının tali kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsünün ise asli kusurlu olduğunun kabul edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından; davalı vekilinin vekilinin kusura ilişkin gerekçelerle sınırlı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Öte yandan 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmaktır. Bu açıdan ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli ve yeterli olmalı, hükmedilen tazminatın bir tarafı zenginleştirmemesi gerektiği gibi diğer tarafı da fakirleştirmemesi gerekmektedir.Somut olayda olayın meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli, davacıda kaza nedeni ile oluşan maluliyetin oranı, davalının asli kusurlu eylemi davacının yaralanması, tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.05.2025 tarih ████████ esas, ████████ karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken maddi tazminat yönünden 27.345,43 TL, manevi tazminat yönünden 2.390,85 TL olmak üzere toplam 29.736,28 TL nispi ilam harcından peşin alınan toplam 7.451,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.284,53 TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine,4-Kararın HMK'nun 359/4 maddesi uyarınca resen taraflara tebliğine,5-Harç takibi ve avans iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde İlk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08.05.2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*