Anahtar kelimeler: Geçmeyen Yalnız Atfıyla Hesaba Alınır Kalması Kesinlik Bakırköy Nihai Değeri
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 31. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dairemiz uygulamasına göre temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra inkâr tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü uyarınca alacağın tamamının dava edilmesi hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın, icra inkâr tazminatı, vekâlet ücreti, yargılama giderleri veya gerekçeye yönelik temyizi de incelenmez. Ancak, talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmamakla birlikte, temyiz konusu yapılan icra inkâr tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin "tek başına" kesinlik sınırını aşması hâlinde, dava değerine ilişkin kesinlik sınırı kıyas yoluyla uygulanarak temyiz incelemesi yapılabilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, İstanbul, İlaveli Beşinci Bası, 1991, s. 4217).
Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un 362/2 açık hükmü karşısında; davanın kabulüne dair karar davacı bakımından, reddine dair karar ise davalı bakımından kesindir. Ancak tarafların, kesinlik hesabında dikkate alınmayan vekâlet ücreti, yargılama gideri, icra inkâr tazminatını veya gerekçeyi temyiz konusu yapmaları hâlinde, "davanın değerinin" (dava konusu edilen alacak veya tazminatın tamamı) veya temyiz konusu yapılan icra inkâr tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin "tek başına" kesinlik sınırını aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Bu iki durumdan birinin gerçekleşmesi hâlinde 6100 sayılı Kanun'un 361/1 hükmüne göre hukuki yararın mevcut olup olmadığı incelenebilir. Böylece davada haklı çıkmış olan tarafın da "dava değerinin veya temyiz konusu" yapılan icra inkâr tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin "tek başına" kesinlik sınırını aşması kaydıyla, temyiz hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilen miktar ya da tek başına temyiz konusu yapılan vekâlet ücreti, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1999 yılı Eylül ayından işten haksız nedenle çıkarıldığı 01.02.2017 tarihine kadar askerlik hariç kesintisiz çalıştığını ancak ... Kurumuna bildiriminin geç yapıldığı gibi aynı adreslerde kurulu fason işyerlerinden çalışmasının gösterildiğini, en son davalı işyerinde dökümhane sorumlusu olarak net 2.630,00 TL ücretle çalıştığını, ücretinin bir kısmının elden ödendiğini, işe giriş çıkışlarda bir kısım ödemeler yapılmışsa da hak kazandığı miktarları karşılamadığını, izinlerinin eksik kullandırıldığını, ayrıca ödenmeyen ücret alacakları olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının 01.01.2013-31.01.2017 tarihleri arasında cila bölüm yetkilisi olarak görev yaptığını, davacının 1999 yılı Eylül ayı ile 01.02.2017 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde davalı nezdinde çalıştığı iddiasının Kurum ve işyeri kayıtlarına aykırı olduğunu, bahse konu tarihler dışında farklı işverenler nezdinde çalışmış olup, anılan dönemler bakımından müvekkili Şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının, ücret ile tüm mali ve sosyal haklarının ücret bordrosunda tam olarak gösterildiğini ve eksiksiz ödendiğini, yine varsa fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının karşılığının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işverene ait işyerinde 15.09.1999-30.09.2004, 12.10.2004-31.12.20 05... .01.2006-31.01.2017 tarihleri arasında çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirir şekilde sona erdiği, davacıya davalı işverence kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğinin ihtilaf dışı olduğu, dosya kapsamından ve tanık anlatımlarından davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının bulunduğu, bu çalışmaların sadece tanık anlatımları ile ispatlandığından Yargıtay yerleşik uygulamaları gereği hesaplanan alacaklardan 1/3 indirime gidildiği, davacının ödenmeyen aylık ücret alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı ve esastan reddi gerektiği ancak davacı vekilinin 16.05.2025 tarihli dilekçesiyle, yıllık izin ücretinin 159,60 TL'sinden feragat ettiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının hizmet süresinin 1999 yılından 31.01.2017 yılına kadar hesaplanmasının yanlı tanık anlatımlarına dayandığından hatalı olduğunu, kayıt dışı çalışmaların ancak hizmet tespit davasına konu edilebileceğini, buna dair itirazlarının kabul görmediğini,
2. Giydirilmiş brüt ücretin hatalı tespit edildiğini,
3. Davacının ücretinin imzalı bordrolarda yer aldığı kadar olduğunu ve tamamının bankadan ödendiğini,
4. Tüm hak ve alacakların ödendiğine dair davacının ibraname imzaladığını ve kendisine işten çıkarken tazminat ve ücret ile ek ödeme yapıldığını, buna göre ikale ile iş sözleşmesi sona erdiğinden davacının hak ve alacak talebinde bulunamayacağını,
5. Davacının fazla çalışmaya esas çalışma saatlerinin nasıl ve ne şekilde belirlendiğinin belli olmadığını, tanık beyanlarına dayanılarak yapılan hesaplamanın kabul edilemeyeceğini,
6. Yıllık izin formlarının hatalı şekilde değerlendirme dışı tutulduğunu, davacı asılın yıllık izin konusunda beyanının alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; hizmet süresi, husumet, ücret seviyesi ve talep edilen alacakların ispatlanması ve hesap yöntemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı Temyizi Yönünden;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
2. Davalı Temyizi Yönünden;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!