Anahtar kelimeler: Davaalacak Menteşemuğla Bayisi Davadavacı Olmayı Satımdan Bayilik Akdedildiğini Taahhüt Beş

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2021NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVA
:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında █████/2016 tarihinde 5 (beş) yıl süreli "... Bayilik Sözleşmesi" akdedildiğini, davalı şirketin anılan sözleşme ile ...Menteşe/MUĞLA adresinde █████/2021 tarihine kadar müvekkili şirketin ... bayisi olmayı kabul ve taahhüt ettiğini, tarafların ayrıca ticari faaliyetlerinin kapsamını belirlemek üzere "Çerçeve Protokol" ve her iki sözleşmeye ek olarak "Ürün Alım Taahhütnamesi" imzalamak suretiyle bir takım hak ve yükümlülükler altına girdiğini, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin müvekkili şirkete █████/2018 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile sözleşmede kararlaştırılan süre dolmadan önce davalı şirket tarafından tek taraflı olarak ve haklı bir nedene dayanmaksızın feshedildiğini, ayrıca dilekçe ekinde yer alan taahhütname ile davalı şirketin 5 (beş) yıllık sözleşme dönemi boyunca müvekkili şirketten her yıl asgari 100 ton ... ürünü (5 yıl için toplamda 500 ton) almayı taahhüt ettiğini, anılan taahhütname uyarınca davalı şirketin her 1 (bir) yıllık anlaşma döneminde eksik ton başına 35,00-USD kar mahrumiyeti bedelini ödeme gününde uygulanmakta olan T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı olarak ödemeyi kabul ettiğini, davalı şirketin sözleşmenin ilk yılında 89,484 ton, ikinci yılında ise 43,819 ton ürün alımı gerçekleştirdiğini, davalı şirketin eksik ürün alımından kaynaklanan ve ton başına 35,00-USD üzerinden hesaplanan kar mahrumiyeti bedelini müvekkiline ödemekle yükümlülüğü bulunduğunu, 5 (beş) yıllık sözleşme süresince eksik alınan ... ürün miktarının ise 366,6 ton olarak hesaplandığını, müvekkili şirketin sözleşme gereğince üstlendiği tüm yükümlülükleri aynen yerine getirdiğini, ancak hiçbir gerekçesi olmadan taahhütnameye aykırı davranan davalı şirketin müvekkili şirketi ekonomik kayba uğrattığını belirterek; her türlü fazlaya (varsa hataya) ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutarak; davalı şirketin taahhüt ettiği ürün alımlarını yapmaması sebebiyle şimdilik 1.000.00-USD’nin arabulucuya başvuru tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren TCMB’nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hususların hukuka aykırı ve mesnetsiz iddialar olduğunu, dava dışı ... A.Ş. arasında █████/2016 tarihli sözleşme ile taahhüt edilen yeni koşul ve şartlar çerçevesinde █████/2016 tarihli 5 (beş) yıl süreli “akaryakıt bayilik sözleşmesi” imzalandığını, ancak anılan bayilik sözleşmesinde kararlaştırılan taahhütlere... tarafından uyulmadığını, ...'in kendi vermiş olduğu ticari karar uyarınca Türkiye'deki akaryakıt dağıtım faaliyetlerine son verdiğini, böylece... ile olan akaryakıt bayilik sözleşmesinin haklı bir gerekçe olmaksızın... tarafından feshedildiğini, müvekkili şirketin ise bu durumdan ancak Beşiktaş .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile haberdar olduğunu, bu şekilde haksız nedenle feshedilen sözleme kapsamında müvekkili şirketin halihazırda zaten zarara uğradığını,... ile aralarında bu hususa ilişkin olarak doğan uyuşmazlığın ise İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında açılan davada görüldüğünü, akaryakıt bayilik sözleşmesinin feshinin ... bayiliğinin feshine haklı gerekçe oluşturmadığını, davacının mevzuat ve sözleşmenin 21. maddesi gereğince yerine getirmesi gereken mal tedarik borcunu yerine getirmediğini, bu durumun ise müvekkili şirketin haklı feshe zorlandığının kanıtı olduğunu, söz konusu iki sözleşmenin taraflarının farklı tüzel kişilikler olduğunu, mevut durumda mal tedarik borcunu yerine getirmeyen davacının sözleşmeden kaynaklanan cezai şart alacağı olduğunu iddia etmesinin de tamamen kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın haksız cezai şart talebinin mahkemece reddi gerektiğini, yıllık olarak taahhüt verilen ürün alımlarında dağıtıcı firmanın taahhüdünü yerine getirmemiş olan bayi bakımından herhangi bir çekince belirtmeden ürün vermeye devam etmesi ve buna ilişkin olarak herhangi bir ihtarname göndermemiş olmasının daha önceden doğmuş olan cezai şart alacaklarından feragat ettiği anlamına geldiğini, bu nedenle geçmiş dönemler bakımından davacı ...'in müvekkili şirketten cezai şart alacağı talep etmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde sözleşmenin feshedildiği tarihten sonraki yıllar bakımından alınmamış olan ürünler için sanki cezai şart alacağı doğacakmış gibi hesaplanan cezai şartın tamamen sözleşmenin hukuka aykırı yorumlanmasından ibaret olduğunu, sözleşme ve eki niteliğindeki protokollerin davacı ...'in haksız nedenle feshi sonucunda sona erdiğini, bu durumda mal tedariki yapmayan ve sözleşmede düzenlenmiş olan yükümlülüklerini yerine getirmeyen tarafın davacı ...olduğunu, mal tedarik etme yükümlüğünü yerine getirmeyen tarafın davacı olması sebebiyle mal alımı bakımından da temerrüde düşen tarafın yine .... olduğunu, kalan dönem bakımından cezai şart işletilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek ve dilekçesinde açıkladığı diğer tüm nedenlerle; hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...İddia, savunma, dosyada toplanan deliller, taraflar arasında akdedilen ... Bayilik Sözleşmesi, Çerçeve Protokol ve her iki sözleşmeye ek olarak Ürün Alım Taahhütnamesi, ihtarnameler ve dosyada alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında █████/2016 tarihinde 5 (beş) yıl süreli olarak ... Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, davalı şirketin anılan sözleşme ile ... Menteşe/MUĞLA adresinde █████/2021 tarihine kadar müvekkili şirketin ... bayisi olmayı kabul ve taahhüt ettiği, ayrıca davalı şirketin █████/2016 tarihinde imzaladığı “Ürün Alım Taahhütnamesi” ile her yıl en az 100 ton olmak üzere ve sözleşme süresince (5 yılda) toplam 500 ton ... cinsi ürünü münhasıran davacı ... A.Ş’den satın almayı taahhüt ettiği, aksi halde 5 (beş) yıllık anlaşma süresinin sonunda ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik kalan miktar üzerinden ton başına 100-USD kar mahrumiyeti ödemeyi, cezai şarta ek olarak eksik satın alınan miktar nedeniyle ... A.Ş.’nin uğradığı kazanç kaybını da ayrıca ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin akdedilmesinden itibaren davalı bayi tarafından asgari mal alım taahhüdünden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmediği, davalı şirketçe Muğla .... Noterliği’nden █████/2018 tarihinde keşide edilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile davaya konu ... ürün satış taahhüdünün de yer aldığı ... Bayilik Sözleşmesi’nin tek taraflı olarak feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 (beş) yıllık süre dolmadan davalı tarafça feshedildiği, dolayısıyla davalı şirketin sözleşmeyi fesihte haksız olduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran dava konusu sözleşme, protokol ve taahhütname hükümlerine uymamakta ısrar ederek huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davalı şirketin bayilik sözleşmesini feshinin hiçbir haklı bir nedene dayanmadığı, dolayısıyla davalı bayinin tek taraflı olarak gerçekleştirdiği feshin tamamen haksız olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere davacı sağlayıcı şirketin davalıdan asgari alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart olarak 12.190,96-USD talep etmekte haklı olduğu, davacının talep ettiği bu miktarın davalı şirketin ekonomik özgürlüğünü kabul edilemez derecede sınırlamayacağı ve onun ekonomik mevcudiyetini tehlikeye sokmayacağı, dolayısıyla makul miktarda olduğu, her iki taraf da tacir olduğundan USD cinsinden alacak kalemlerine 3095 sayılı kanunun 4489 sayılı kanun ile değişik 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarınca 1 (bir) yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz yürütülmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacının haksız cezai şart talebinin reddi gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hukuku aykırı olduğunu, geçmiş dönemler bakımından...'in cezai şart alacağını talep etmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin feshedildiği tarihten sonraki yıllar bakımından da alınmamış olan ürünler için cezai şart alacağı doğacakmış gibi dava dilekçesinde hesaplanmış olan cezai şart alacağının ise sözleşmenin hukuka aykırı yorumlanmasından ibaret olduğunu, davacının haksız talepleri doğrultusunda hukuka aykırı olarak verilen hükmün davalı şirket’in mahvına sebebiyet vereceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedilmediğini, bu sebeple davacının taleplerinin kabulü mümkün olmamakla beraber reddi gerektiğini, mal tedarik borcunu yerine getirmeyen davacının sözleşmeden kaynaklanan bir cezai şart alacağının olduğunu iddia etmesinin de tamamen kötü niyetli olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporları dikkate alınmadan verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, iddialarının bilirkişi raporları ile de doğrulandığını, ancak Yerel Mahkemece aksi yönde hüküm kurularak hukuka aykırı hareket edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
:Dava, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ve eki ürün alım taahhütnamesi uyarınca belirlenen eksik ürün alımı için öngörülen cezai şartın tahsili istemi ile açılan kısmi alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile 12.190,96 USD'nin 1.000 USD'sine dava tarihinden itibaren, 11.190,96 USD'sine ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Taraflar arasında █████/2016 tarihli ''standart ... bayilik sözleşmesi' "ürün alım taahhütnamesi", "Çerçeve Protokol" ve █████/2016 tarihli "... bayilik protokolü" imzalanmıştır.Standart ... bayilik sözleşmesinin 12. Maddesinde sözleşmenin, imza tarihinden itibaren başlamak ve 5 yıl süreyle geçerli olmak üzere imzalanmış olduğu ve süre hitamında kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir.Davacı ile davalı arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesinde:"Birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 100 ton (anlaşma süresince toplam 500 ton) ... ürününü münhasıran ... A.Ş den veya ... A.Ş nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın alınacağı kabul ve taahhüt edilmiş, beyan edilen satın alma taahhüdünün her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getirilmemesi halinde; (a) davalının anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 35 USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış Kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyeti ödeyeceği (c) sözkonusu kar mahrumiyeti miktarının, ... A.Ş. tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği, (g) ... A.Ş.'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakat dâhilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiği, (h)... A.Ş. tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ... A.Ş.'nin herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı kararlaştırılmıştır.Davalı tarafça davacı ve dava dışı... A.Ş muhatap alınarak Muğla ... Noterliği'nden █████/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile; .dava dışı ... A.Ş. tarafından Beşiktaş ... Noterliği’nden şirketlerine keşide edilen █████/2018 tarihli - ... yevmiye numaralı ihtarname ile taraflar arasındaki Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi’nin ... A.Ş. tarafından tek taraflı ve haksız olarak feshedildiği, şirketlerine ait akaryakıt istasyonunun muhataplarca çalışamaz hale getirildiği ve şirketlerinin zarara uğratıldığı, bu süre zarfında davacı ... A.Ş. ile ürün alımı işlemlerinin devam ettiği, 06 Temmuz 2018 tarihinde ... A.Ş.’ye ...-... alım talebi gönderilerek bu şirketin banka hesabına 10.000,00-TL. havale edildiği, buna karşın ... A.Ş. tarafından şirketlerine haksız bir şekilde ürün sevkiyatının yapılmadığı, ... A.Ş. tarafından bu duruma gerekçe olarak ise Çerçeve Protokol’ün gösterildiği belirtilerek, gerek dava dışı ... A.Ş. ile olan gerekse davacı ... A.Ş. ile olan █████/2016 tarihli Akaryakıt Bayilik ve ...-... Bayilik Sözleşmeleri ile eklerinin tek taraflı ve haklı olarak feshedildiği...” hususlarının beyan ve ihtar edildiği anlaşılmaktadır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.Tacir olan taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesi’nin “Kayıtlar ve Denetim” başlıklı 20. maddesinin (a) bendinde; “...İşbu anlaşmadan mütevellit ticari münasebet sebebi ile BAYİ'nin ...’daki borç ve alacağının miktarı, ...'ın defter ve kayıtlarına göre tespit edilecektir. Bu bakımdan ...'ın defter ve kayıtlarının münhasır ve kat'i delil teşkil ettiğini BAYİ şimdiden kabul etmiştir...” denilmek suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda davacı şirkete ait kayıtların delil olacağı hususu tarafların kabulündedir.Davacı taraf davalıya ürün verilmemesinin söz konusu olmadığını, sözleşmenin kendilerince feshedilmediğini, fesih iradelerinin bulunmadığını, davalının ürün verilmediği iddiasının doğru olmadığını, ürün verilmediğine dair bir delil sunulmadığını,... Akaryakıtın ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu onunla davalı arasındaki sözleşmenin feshinin kendi sözleşmelerinin de feshi anlamına gelmediğini, davalının... ile olan akaryakıt bayilik sözleşmesinin... tarafından haklı olarak feshedildiği 25 Haziran 2018 den sonra davalının ... alımı için █████/2018 tarihinde 10.000 TL ödeme yaptığını, davacının da aynı tarihte 10.044,00 TL tutarlı fatura düzenlediğini, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini iddia etmektedir.Davalı taraf kendisine ürün verilmemesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini iddia etmekte ise de; taraflar arasındaki ... Bayilik Sözleşmenin 4.k maddesi ile ödemenin peşin yada ...'in uygun göreceği süreli çekle alım yapılacağına ilişkin düzenleme bulunduğu, davalının ürün siparişi için yaptığını iddia ettiği ödemenin davacı kayıtlarında davalının cari hesabından düşüldüğü, bakiye 10.413,42 TL alacak yönünden İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, dacının sipariş verdiğine dair bir belge sunulmadığı gibi iddia ettiği 10.000 TL'nin yeni ürün sipariş avansı olduğuna dair bir evrak ta sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının sözleşmenin ürün verilmemesi nedeniyle haklı olarak feshettiği savunmasına itibar edilmemiş, yine davacı tarafça da daha önceden taraflar arasındaki sözleşmenin feshettiğine dair herhangi bir bildirimi bulunmadığı anlaşılmakla sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği sonucuna ulaşılmaktadır.Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (TBK md. 179/3) dur.TBK'nun 179/2 maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/2.maddesi hükmü emredici yapıda olmayıp, düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) Kar mahrumiyeti ise bir tarafın kusuruna bağlı olarak sözleşmenin devam ettirilememesi nedeniyle elde edilemeyen net gelir olup, kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalının borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve ███████-244-260 sayılı ilamı). Sözleşmenin haksız feshinde ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde kar kaybı zararı istenebilir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre sözleşmenin fesih tarihi ile sözleşme süresi sonuna kadar geçen süre için değil, davacı şirket tarafından aynı bölgede yeni bir bayiilik ilişkisinin tesisi için geçirebileceği makul süre baz alınarak kar mahrumiyetinin belirlenmesi gerekir. (emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K. ve ██████████ E. ██████████ K. Sayılı ilamları) 6098 sayılı TBK'nun Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler başlıklı 19. maddesi " Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." düzenlemesini içermektedir. Taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde ton başına öngörülen 35 USD için "..." olarak isimlendirilmiş ise de sözleşmenin niteliği ve öngörülen şartın alım taahhüdünün gerçekleşmemesine TBK'nun 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir bulunduğunun kabulü gerekir.TBK.'nun 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir.Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. ███████-670 E. ████████ K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir(Yargıtay 19. HD'nin █████/2019 Tarih █████████ E. - █████████ K. Sayılı Kararı).Somut olayda taraflar arasında imzalanan taahhütnamede beyan edilen satın alma taahhüdünün her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getirilmemesi halinde; (a) davalının anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 35 USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış Kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyeti ödeyeceği (c) sözkonusu kar mahrumiyeti miktarının, ... A.Ş. tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği, (g) ... A.Ş.'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakat dâhilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiği, (h)... A.Ş. tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ... A.Ş.'n herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağına dair açık düzenleme karşısında artık cezai şartın anlaşmanın hitamında istenebileceği ve ihtirazi kayıt konulmadan ürün verilmesinin önceki dönem cezai şart alacağında feragat edildiği anlamına gelmeyeceği, bahsi geçen şartı kaldırır nitelikte olduğu kabul edilmiştir.Her ne kadar dairemizce istinaf incelemesi yapılan ve benzer talepleri içerir █████████ E. ████████ K. Sayılı dosyada benzer sözleşmenin aynı mahiyetteki hükümlerinin cezai şartın dönem sonunda istenilmesini engeller nitelikte olmadığı, ayrıca her dönem başında ihtirazi kayıt konularak ürün verilmesi gerektiği yönünde karar verilmiş ise de; bu tarihten sonra ortaya çıkan Yargıtay uygulamaları ile bahsi geçen sözleşme hükmünün ihtirazi kayıt konulmasına gerek bırakmadığına yönelik içtihatlar esas alınmıştır. (Emsal Yargıtay 11 . Hukuk Dairesi'nin █████████ e. █████████ K. Sayılı kararı)Davalı tarafından keşide edilen Muğla ...Noterliği'nin █████/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme tek taraflı feshedilmiş olup, davalı tarafça feshin haklı olduğuna dair delil sunulmadığı gözetildiğinde asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle dönem sonunda sözleşmenin ayakta kaldığı süre için cezai şart talep edilmesi mümkündür.Taraflarca düzenlenen ürün alım taahhütnamesinde; bayinin yıllık asgari 100 ton ... almayı ve sözleşme süresi sonunda veya her bir yıllık sözleşme süresinin sonunda eksik kalan ton başına 35 USD tutarında kar mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Söz konusu hüküm ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi nedeniyle davacının bu taahhütnameye dayalı olarak cezai şart talep hakkı bulunmaktadır. Ancak taraflarca eksik alım halinde ödeneceği kararlaştırılan söz konusu cezai şart ifaya ekli cezai şart mahiyetinde bulunduğundan, sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemler için ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı olarak, diğer ifade ile eksik ürün alımına bağlı ceza talep edilemeyecektir. Sözleşmedeki alım taahhüdü yıllık olarak kararlaştırılmış olup, sözleşme ise ikinci yılı dolmadan davalı tarafça haksız olarak feshedilmiştir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının ürün alım taahhüdü █████/2016 tarihli ... bayilik sözleşmesinin 12. Maddesindeki 'sözleşmenin, imza tarihinden itibaren başlamak ve 5 yıl süreyle geçerli olmak üzere imzalanmış olduğu' hususu ile alım taahhüdündeki 'birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 100 ton (anlaşma süresince toplam 500 ton)' düzenlemesi gereği birinci dönemin █████/2016-█████/2017, 2. Dönemin █████/2017-█████/2018 şeklinde taahhüdün yerine getirilip getirilmediği belirlenmesi gerekirken hesaplamalar takvim yılına göre █████/2017-█████/2018, █████/2018-█████/2018 şeklinde hatalı belirlenmiştir.Ancak dosyaya sunulan davacının tonaj hesaplama cetveli ve bilirkişi ek raporu ile davacının verileri belirlenmiş, davalının defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile alınan rapor ile de davalı kayıtlarındaki veriler dosyaya kazandırılmıştır. Bahsi geçen rapora göre 2017 yılı için 109,21 Ton alım bulunup 9,21 Ton fazla alım bulunduğu, █████/2018 tarihine kadar 42.477,00 kg alım bulunup, 2018 yılı için 57,523 Ton eksik alım olduğu, sözleşme sonuna kadar müteakip yıllar içinde 100 er ton olmak üzere toplam 348,313 Ton eksik alım olduğu görüşü bildirilmiş bu rakam üzerinden tüm sözleşme süresince 12.190,96 USD cezaişart (kar mahrumiyeti ) hesaplanmıştır. Davacı tarafta █████/2021 tarihli ıslah dilekçesinde 2017 yılı için 109,21 ton, 2018 yılı için 57,52 ton ve müteakip yıllar için 100 er ton olmak üzere yapılan hesaplamaya göre davasını 12.190,96 USD üzerinden harcını yatırarak ıslah etmiştir.Dairemizce dosyaya sunalan veriler dikkate alınarak █████/2017 tarihinde yapılan 2.000 kg lık alımın █████/2016-█████/2017 birinci dönemine değil 2. Döneme ait olduğu belirlenmiş, buradan hareketle birinci dönem alım tutarı 107.210 ton, 2. Dönem alım tutarı ise 44.477 ton olduğu belirlenmiştir. Bu durumda 1. Dönem için eksik alım bulunmadığı bilakis 7.210 kg fazla alımın olduğu sabittir. Birinci dönem için eksik alım bulunmadığından cezai şart talep etme imkanı bulunmamaktadır.2. Dönemin █████/2017-█████/2018 tarihleri arasında kıstelyevm 223 gün hesabıyla alım yapılması gereken miktar 100.███████X 223 gün = 61,095,89 Kg olduğu belirlenmiştir.Gerçekleşen alım miktarı ise 44.477 Kg. dır.Alım taahhüdündeki 'birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 100 ton (anlaşma süresince toplam 500 ton)' düzenlemesi gereği nihai taahhüdün toplam 500 ton olarak belirlendiği, sözleşmenin bu maddesinden hareketle 1. Dönem fazla alınan 7.210 kg. tutarın sözleşme 2. Dönem içinde feshedilmiş olmakla bu döneme ilişkin taahhütten düşülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda 1. Dönemde fazla alınan 7.210 kg alımın hesaba katılması ile 2. Dönem eksik alınan miktar 61,095,89 Kg -( 44.477 Kg + 7.210 kg.) = 9.408,89 kg olarak belirlenmiştir. Bu miktarın cezai şart bedeli ise 9.408,89 X 35 USD/Ton = 329,31 USD dir. Mahkemece bu miktara karar verilmesi gerekirken sözleşme süresince hesaplanan cezai şarta hükmedilmesi isabetli olmamıştır.Dava tarihi itibari ile 1 USD 5.690 TL olup dava değeri 1000 USD 'lik kısmi davanın değeri 5.690,00 TL, ıslah ile artırılan 11.189.96 USD 'nin ıslah tarihindeki kur üzerinden 91.543,00 TL olup toplam dava değeri 97.233,00 TL 'dir. Yargılama giderlerinin dağıtımında kabul edilen 329,31 USD'nin dava tarihindeki değeri olan 1.873,77 TL olarak, reddedilen kısım ise 95.359,22 TL belirlenmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın tümden kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 329,31 USD'nin dava tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz yürütülmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.660,18 TL harçtan, mahsubu ile fazlaya dair yatırılan 928,18 TL'nin davacıya iadesine3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 732,00 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvuru harcı, 265,85 TL posta, tebligat masrafı, 3.050,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.360,25 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 64,72 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince tespit olunan 1.873,77-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince tespit olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden, 25,42 TL'sinin davalıdan, 1.294,57 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,8-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine ,9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 66,00 TL olmak üzere toplam 286,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026