Anahtar kelimeler: Erzurum Süreç İstemlerinin Görüşü Hukukî Edenlerin Öldürme Neticesinde Edilebilir Esastan

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Nitelikli kasten öldürmeHÜKÜM
: İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasıİlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.05.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-d-f, 62... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.07.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilleri, temsil kayyımı, katılan kurum vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ1. Katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; takdiri indirim hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığına ilişkindir.2. Temsil kayyımının temyiz sebepleri özetle; takdiri indirim hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığına ilişkindir.3. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; takdiri indirim hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığına ve katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.4. Katılan kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; takdiri indirim hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığına ilişkindir.5. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik araştırma, suçun sübutuna ve vasfına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇE1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçta kullanılan ateşli silahın nitelik ve elverişliliği, hedef alınan vücut bölgeleri ve yaralanmaların nitelikleri nazara alındığında suç vasfının nitelikli kasten öldürme olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, maktulden sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığından haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik olmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesinin "Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." şeklindeki hükmü karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan ... lehine, sanık aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.IV. KARARGerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafii, katılan ... vekili, katılan kurum vekili, temsil kayyımı, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.07.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-h maddesi gereği hüküm fıkrasına "Katılan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca 29.800,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan ...'ye verilmesine," şeklindeki paragrafın eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI OYErzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın eşe karşı tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine eylemin kadına karşı da işlendiği ayrıca haksız tahrik bulunmadığı gerekçesiyle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesince bozulmasına karar verildiği, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yapılan yargılamada eşe ve kadına karşı kasten öldürme suçu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, tahrik hükümlerinin uygulanmadığı, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince istinaf isteminin reddine dair karar verildiği, yapılan temyiz üzerine Dairemizce kararın onanmasına karar verildiği görülmüş ise de sanık lehine tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatiyle Sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.Şöyle ki; tanık ...‘ın usulünce Cumhuriyet savcısı'na verdiği beyanında sanığın işlerinin batması sebebiyle maktul olan annesiyle sürekli tartıştığını beyan ettiği, maktulün sanığa hakaret ettiğini söylediği, tanık ...‘ın usulünce Cumhuriyet savcısına verdiği beyanında maktul ile sanığın arasında soğukluk olduğunu, maktulün sanığa İstanbul’a taşınmak için baskı yaptığını, maktulün sanığa sürekli hakaret ettiğini beyan ettiği, sanığın kollukta alınan ilk beyanında olay öncesinde maktulün kendisine hakaret ettiğini söylediği, Cumhuriyet savcısı önündeki beyanında da aynı iddiayı doğruladığı, Sulh Ceza Hakimliğinde de maktulün kendisine hakaret ettiğini söylediği, kovuşturma aşamasında tanık ...‘ın beyanlarını değiştirerek maktulün sanığa tahrik içerecek davranışı bulunmadığını beyan ettiği, bu çelişki sorulduğunda evlendiği için artık rahatça doğruyu söyleyebildiğini, amcalarının baskısıyla o şekilde ifade verdiğini beyan ettiği, ancak ...'ün de olay günü taraflar arasında tartışma olduğunu doğruladığı, tanık ...‘ın kovuşturma sırasında soruşturmadaki beyanlarını doğruladığı ve sorulması üzerine kendisine herhangi bir baskı yapan olmadığını beyan ettiği, bu deliller ışığında Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanık lehine tahrik hükümleri uygulandığı, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı üzerine yerel mahkemece yeniden kurulan hüküm de tahrik hükümlerinin uygulanmadığı, oysa sanığın en baştan bu yana maktulün hakaretleri sebebiyle suç işlediğini bildirdiği, tanıklar ... ve ...’ün kovuşturma aşamasına kadar sürekli sanığı doğruladığı, her ne kadar tanık ... tartışmayı doğrulamakla beraber maktulün sanığa tahrik oluşturacak davranışı bulunmadığını bildirerek önceki beyanlarından vazgeçmişse de tanık ...‘un istikrarlı beyanlarını kovuşturma aşamasında da sürdürmesi ve sanığın aksi kanıtlanamayan savunmalarına hatta mevcut delillere göre tahrik altında atılı eylemi işlemiş olduğu anlaşıldığından sanık lehine TCK’nın 29. maddesinin asgari oranda uygulanması gerektiği kanaatindeyim.