Anahtar kelimeler: Beypazarı Hektar Toplulaştırma Askıya Köyünde Derecelendirme Projesi Bakanlar Süreci İli
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: ████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR)
: 1- ...
2- ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: █████/2011 tarih ve 27848 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2011 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Ankara ili, Beypazarı ilçesi, ... Köyünde (750 Hektar) gerçekleştirilen arazi toplulaştırma projesi kapsamında, █████/2019-█████/2020 tarihleri arasında askıya çıkarılan toplulaştırma işleminin, dayanağı derecelendirme işlemi ile birlikte iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Ankara Beypazarı ... Köyü (750 Hektar) Arazi Toplulaştırma Projesi kapsamında gerçekleştirilen toplulaştırma işlemlerinde eşitlik ve hakkaniyete uyulduğu, projenin tamamında kesintilerin yasal çerçevede yapıldığı ve yeni verilen alanın da parsel endeksi ve değer sayısına uygun oranda verildiği, proje yapılırken tarım yapılabilir ve yapılamaz alanların oranlandığı ve bu oranlar dikkate alınarak dağıtım yapıldığı, bazı bloklarda yapılan birleştirmelerin maliklerin talepleri doğrultusunda gerçekleştirildiği anlaşıldığından, mevzuatta belirlenen ilke ve esaslara, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak tesis edilen dava konusu toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacılar tarafından, dava konusu toplulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğu, toplulaştırmaya giren taşınmazlar ile toplulaştırma sonrası verilen taşınmazlar arasında değer farkı olduğu, taşınmazlardaki sabit tesisler ve dikili arazilerin dikkate alınmadığı, taşınmazların bulunduğu yerin yakınındaki taşınmazlardan tahsis yapılmadığı, yeni taşınmazların dağınık ve küçük parseller olduğu, tarım yapma imkanının ortadan kaldırıldığı, endeks hesaplamalarının hatalı olduğu, taşınmazlardan yapılan kesinti miktarının fazla olduğu, taşınmazların dere ve çay kenarlarına olan uzaklığı, sel yatağı, su toplama havzası gibi hidrolik değerlerin göz önüne alınmadığı, hatalı yapılan derecelendirme haritasından maliklerin haberdar edilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
Davacılar tarafından; █████/2011 tarih ve 27848 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2011 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Ankara ili, Beypazarı ilçesi, ... Köyünde (750 Hektar) gerçekleştirilen arazi toplulaştırma projesi kapsamında, █████/2019-█████/2020 tarihleri arasında askıya çıkarılan toplulaştırma işleminin tamamı ile derecelendirme işleminin iptali istenilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan ehliyet, yani idari işlemle dava açacak kişi arasında "menfaat ilgisi"nin bulunup bulunmadığının yargı yerince takdir edileceği açıktır.
İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesi gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkündür.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olunmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her uyuşmazlığın niteliğine göre davacıların dava açmaktaki menfaatini değerlendirmek yargı yerinin görevindedir. Bu kapsamda idari işlem türleri arasında düzenleyici ve bireysel işlemler ayrımı yapılmaktadır. Örneğin, toplulaştırma işlemi bir bölgenin veya köyün tüm parsellerinin kullanımını düzenleyen, ilan aşaması, derecelendirme aşaması, askı ilanları, itiraz süreçleri ve yer teslim aşamaları ile birlikte bir bütün halinde olan düzenleyici işlemdir.
Diğer yandan, toplulaştırma işlemi, her parsel yönünden ayrı ayrı uygulandığı ve arsa maliklerinin taşınmaz üzerindeki mülkiyet haklarının kullanımına yönelik sonuçlar doğurduğundan, kendi parselleri yönünden toplulaştırma işleminin iptali için, tapuda kayıtlı maliklerin dava açmakta menfaatleri olmakla beraber, toplulaştırma işleminin tamamının iptal edilmesi yönünden dava ehliyetleri bulunmamaktadır. Zira; toplulaştırma işlemleri neticesinde her parsel yönünden ayrı ayrı sonuçlar ortaya çıktığı, bölgede taşınmazı bulunan bir kısım malikler yönünden, yapılan toplulaştırma işleminin aleyhlerine olan hususlar nedeniyle hukuka aykırılığının ileri sürülebileceği gibi bir kısım malik yönünden ise yapılan işlemde menfaatlerine, dolayısıyla hukuka aykırılık bulunmadığı görüşü ile toplulaştırma işleminin tamamına karşı açılan davaya muvafakatlarının olmayacağı, açılan davanın iptal ile sonuçlanması halinde ise aleyhlerine sonuç doğuracağı açıktır. Nitekim bakılan davada da davacının toplulaştırma işleminin tamamına karşı dava açması nedeniyle işlemin tümünün iptali yönünde verilecek bir karar, bölgede parseli olan ve dava açmamış diğer arsa maliklerinin menfaatini de etkileyeceğinden, dolayısı ile davacıların maliki ve hak sahibi olmadığı taşınmazlar yönünden de sonuç doğuracağından, toplulaştırma işleminin tamamen iptali istemiyle açılan davada, davacıların kendi parsellerinin dışındaki diğer parseller yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı kuşkusuzdur.
Öte yandan, davacıların toplulaştırma işleminin tamamını etkileyen hukuka aykırılıkları ileri sürmesi, kendi parselleri yönünden inceleneceğinden, toplulaştırma işleminin tamamına karşı dava açma imkanı sağlamadığı gibi işlemin tamamının iptalini gerektirmez.
Bu durumda davanın davacılara ait parseller yönünden incelenerek bu parseller hakkında esas yönünden hüküm kurulması, bunun dışındaki parseller yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, toplulaştırma işleminin tamamı hakkında hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen nedenle, kararın bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!