Anahtar kelimeler: Şekil Silahlı Görüşü Taşıyan Örgütüne Olma Terör Yoluna Üye Sayisi

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 14. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM
: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4-5, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilenmahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Sanık müdafiinin temyiz yoluna başvuru hakkı bulunduğu, istemin kanunda öngörülen süre içerisinde yapıldığı, hükmün temyiz yoluna başvurulabilecek nitelikte olduğu ve neden dolayı hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurulduğuna ilişkin gerekçeye/sebeplere dilekçede yer verildiği görülmekle; temyiz kanun yolu başvuru şekil koşullarını taşıyan isteğin reddi sebepleri bulunmadığı görülmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren ilk derece mahkemesine veya başka bir ceza mahkemesine bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 273/1)İstinaf başvurusu üzerine ilk incelemeyi hükmü veren ilk derece mahkemesi yapacaktır. İlk derece mahkemesi istinaf başvurusunun kabul edilebilirliğini, yani kanunen gerekli koşulları taşıyıp taşımadığını araştıracaktır. Anılan incelemenin üç ana başlık/koşul üzerinden gerçekleştirmesi gereklidir. Bunlar; istinaf isteminin kanuni süresinde yapılıp yapılmadığı "istek koşulu", aleyhine istinaf yoluna başvurulabilecek bir hükme karşı yapılıp yapılmadığı "hükmün niteliği koşulu" ve istinaf yoluna başvuru hakkı olan birisi tarafından yapılıp yapılmadığı "sıfat koşulu" (CMK m.276/1) şeklindedir. Yapılan başvuru eğer bu üç koşulu birlikte taşımıyorsa ilk derece mahkemesi tarafından istek bir kararla ret edilmelidir.Hükmü veren ilk derece mahkemesine böyle bir inceleme/filtre görevi verilmesinin amacı, dosyanın gereksiz yere bölge adliye mahkemesine gönderilmesi ve zaman kaybını önlemek, bu şekilde usul ekonomisine katkı sağlamaktır.Gerekli koşulları taşımadığı gerekçesiyle başvuru ilk derece mahkemesi tarafından ret edilirse, istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler (CMK m. 276/2).İlk derece mahkemesinin ret kararına yönelik yapılan başvuru kendine özgü bir denetim muhakemesi yolu olduğundan, ret kararını veren ilk derece mahkemesi dosyayı ilgili bölge adliye mahkemesine göndermekle yükümlüdür. Bölge adliye mahkemesinin buradaki inceleme yetkisi yalnızca ilk derece mahkemesinin verdiği ret kararı ile sınırlı olmadığından, ön koşullar bakımından başvurunun kabul edilebilirliği bütün yönleriyle bölge adliye mahkemesi tarafından ele alındığı için artık verilen karar kesin nitelikte olacaktır.Bölge adliye mahkemesi söz konusu başvuruyu duruşma yapmaksızın dosya üzerinden ele alacaktır. Yapılan inceleme sonucunda bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ret kararını yerinde bulduğu takdirde, ilgililer tarafından yapılan başvurunun reddine karar vermek suretiyle, ilk derece mahkemesinin kararının kesinleşmesini sağlar.İstinaf istemi üzerine hükmü veren ilk derece mahkemesi tarafından başvurusunun kabul edilebilirliği bakımından bir inceleme yapılsın veya yapılmasın, istinaf kanun yolu incelemesi yapılmak üzere bölge adliye mahkemesine gelen dosya ilgili ceza dairesince varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesinden, yer ve konu bakımından yetkili olduğu kanaatine ulaştıktan sonra; istinaf başvurusunu kabul edilebilirliği yönünden CMK’nin 279’uncu maddesi gereğince tıpkı ilk derece mahkemesi gibi başvurunun süresi içinde yapılıp yapılmadığı, kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olup olmadığı, başvuranın buna hakkı olup olmadığı konularında ön incelemeye tabi tutulması gerekmektedir. Başvuru bu koşulları taşımıyorsa, istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Bu inceleme neticesinde başvurunun reddi sebeplerinin bulunmadığı görülürse ilgili dosyanın esas bakımından incelenmesine geçilecektir.Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi tarafından yapılan ön inceleme sonucunda verilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin karara karşı CMK’nin 279’ncu maddesi gereğince, itiraz kanun yoluna başvurulabilir. CMK’nin 268’nci maddesi gereğince, bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin kabul edilebilirlik konusunda verdiği ret kararlarına karşı yapılan itirazı inceleme görevi, istemin reddi kararını veren ceza dairesinin numara itibariyle izleyen ceza dairesine ait olup; istemin reddi kararını veren ceza dairesi son numaralı daire ise birinci ceza dairesine aittir.Bölge adliye mahkemesi ilgili ceza dairesi yetkili olduğu ve isteğin de kabul edilebilir olduğu tespitini yaptıktan sonra artık ilk derece mahkemesinin kararına karşı yapılan başvurunun esasının incelenmesine geçilir. CMK'nin 280'nci maddesine göre, bölge adliye mahkemesi dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra ya istinaf başvurusunun esastan reddine, ya hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, ya hükmün bozulmasına, ya da duruşma açılarak davanın yeniden görülmesine karar verir.Dosyamıza konu somut olay bakımından yapılan değerlendirmede;Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ esas ve ███████ sayılı kararının, kanun yolu başvuru süresi, şekli ve merci usulüne uygun biçimde gösterilmek suretiyle sanığın yokluğunda, müdafinin yüzüne karşı 23.05.2018 günü tefhim edildiği, gerek fiziken gönderilen dosya ve gerekse UYAP kayıtlarına göre sanık müdafiinin kanuni süresinden sonra 31.05.2018 tarihinde iki ayrı dilekçe ile istinaf isteminde bulunduğu, söz konusu dilekçelerin birinde sadece süre tutum talebi yer alırken diğerinde ise "28.05.2018 tarihinde verdiği istinaf ile ilgili süre tutum dilekçesinin UYAP'tan kaynaklanan sorunlar nedeni ile mahkemeye ulaşmadığından aynı talebin yenilendiği" denilmekle ikinci bir kez süre tutum talebinde bulunulduğu, buna karşın UYAP işlem kütüğünde yapılan incelemede, sanık müdafi tarafından 28.05.2018 tarihinde UYAP'ta oluşturulmuş ve mahkemesine gönderilmiş süre tutum talepli bir dilekçesinin olmadığı gibi sanık müdafi tarafından süre tutum dilekçesinin yenileme talepli dilekçe gibi kanuni süresi geçtikten sonra 31.05.2018 günü oluşturulmuş olduğunun UYAP sisteminden anlaşıldığı, bu haliyle sanık müdafiinin istinaf kanun yoluna başvuru talepli her iki dilekçesi yönünden de öngörülen süresinin geçmiş bulunduğu,Sanık yönünden ise gerekçeli kararın 13.06.2018 tarihinde sanığın ilk oturumda bildirmiş olduğu adrese tebliğe çıkarıldığı, buna karşın tebliğin "muhatabın adresinden taşınmış olduğu ve yeni adresinin bilinmediği" sebebiyle iade olduğu, mahkemesince bu defa kolluk vasıtasıyla tebliğ yapılmaya çalışıldığı ancak kollukla yapılan yazışmadan "sanığın bildirdiği son adrese gidilmesine ve adres araştırması da yapılmasına rağmen sanığın adresi tespit edilemediğinden kararın tebliğinin yapılamadığı" bilgisinin verildiği, son olarak sanığın MERNİS sisteminde adresinin bulunmaması sebebiyle bu defa Tebligat Kanunun 35’inci maddesine göre sanığın bilinen son adresine kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ yoluna gidildiği, dosya içerisinde mevcut tebligat parçasından anlaşılacağı üzere 27.09.2018 günü yöntemine uygun biçimde tebligatın yapıldığı ve sanık tarafından istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmaktadır.Süresi içerisinde yapılan bir istinaf başvurusu bulunmadığından Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesince ek bir kararla isteğin reddine karar verilmek yerine, dosyanın istinaf kanun yolu incelemesi yapılmak üzere üst mahkemeye gönderildiği; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince gerek ön inceleme ve gerekse esas bakımından yapılan incelemede istemin süresinde olmadığı dikkate alınmadan 08.12.2020 gün ve █████████ esas, ████████ karar sayısı ile sanık müdafiinin süresinden sonra yaptığı başvuru hakkında CMK'nin 280/1-a maddesi uyarınca temyiz kanun yolu açık olmak üzere “esastan red” kararı verildiği ve bu karara karşı da sadece sanık müdafii tarafından temyiz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmakla,Sanık müdafiinin istinaf başvurusunu süresinden sonra yapması nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından CMK’nın 276/1 nci maddesi gereğince “talebin reddine” karar verilmesi, bu konu gözden kaçırılarak dosyanın kanun yoluna taşınması durumunda ise bölge adliye mahkemesi tarafından CMK’nın 279 nci maddesi uyarınca “istinaf başvurusunun reddine” karar verilmesi gerektiği ve bu ret kararının da temyizi kabil olmadığı dikkate alınmadan, bölge adliye mahkemesi tarafından hatalı değerlendirme yapılarak, istinaf kanun yolu süre koşulu bulunmayan dosyanın içeriği incelenerek "esastan ret" kararı vermesi,Hukuka aykırı sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı, başka yönleri incelenmeyen hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenine göre dosyanın CMK’nın 304/2 nci maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin de Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.