Anahtar kelimeler: Yazısıyla Kanunî Cumhurbaşkanına Talebiyle Samsun İlamına Neticesinde Hakaret Açıldığı Başsavcılığının

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Cumhurbaşkanına hakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiDairemizin 03.12.2025 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2026 tarihli ve ███████████ sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... numaralı yazısıyla;Sanık ... hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2015 tarih ve █████████ esas sayılı iddianamesi ile Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2017 tarih ve 2015/3 88... /998 Karar sayılı kararı sanığın cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurularak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 06.12.2017 tarihinde kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içerisinde 07.07.2021 tarihinde suç işlenmesi üzerine Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2022 tarih ve 2022/1 31... /164 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklandığı, sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 23.05.2022 tarih ve 2022/4 11... /722 Karar sayılı hükmü ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Yüksek Dairenizin itiraza konu 03.12.2025 tarih ve ███████ 73... /19915 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmünün "davaya konu kalıplaşmış slogan şeklindeki sözler; katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, nezaket dışı davranış niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak;5237 sayılı Kanun'un 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: █████/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir.Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesine göre belirlenecektir.Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.)Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, █████/2014 tarihinde saat 13.30 sıralarında katıldığı yürüyüş esnasında "hırsızı katili yobazı kovala" yazılı ve üzerinde Cumhurbaşkanı ...'ın karikatürize edildiği dövizi taşımasının, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.SONUÇ VE İSTEM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1. İtirazımızın KABULÜ ile,2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.12.2025 tarih ve ███████ 73... /19915 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA ilişkin kararının KALDIRILMASI,3. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2022 tarih ve 2022/1 31... /164 karar sayılı mahkumiyet hükmüne yönelik Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 23.05.2022 tarih ve 2022/4 11... /722 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ONANMASI,4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,Arz ve talep olunur.'' biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. şII. GEREKÇETüm dosya kapsamı dikkate alındığında Dairemizin 03.12.2025 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamında isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.III. KARAR1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,2.5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 03.12.2025 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.01.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın olay günü katıldığı yürüyüş sırasındaki eyleminin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi;"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü,Anayasa’nın 13. maddesi ise;"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir.Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargısal uygulamalara göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde yaşamsal önemdedir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde koruma gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir.Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasa'nın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır. Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Sanığın olay günü katıldığı yürüyüş esnasında "Hırsızı, katili, yobazı kovala" yazılı ve üzerinde Cumhurbaşkanı ...'ın karikatürüze edildiği dövizi taşıdığı, sanığın bu eyleminin Cumhurbaşkanının şeref onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ve bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun oluştuğu düşüncesiyle; sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü yerine reddi yönündeki düşüncesine iştirak etmiyoruz.