Anahtar kelimeler: Acaristan Robot Gürcistanın Özerk Hes Hidroelektrik Operatörü Yapımını Üstlendiği Bölgesinde
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2024/1 E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 60. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin Gürcistan'ın Özerk Acaristan bölgesinde yapımını üstlendiği ... HES İnşaatı hidroelektrik projesinde 29.11.2013 tarihinde robot operatörü olarak çalışmaya başladığını, davacının 10.03.2020 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiği hâlde davacıya ihbar ve kıdem tazminatının ödenmediğini, davacının işçilik haklarının ödenmemesi amacıyla da sigorta işlemlerinin Batum'da kurulu .... LLC adlı Şirket üzerinden yapıldığını, bu Şirket ile davalı Şirket arasında organik bağ olduğunu, davacının hafta tatili yapmadan haftanın 7 günü 07.00-19.00 saatleri arasında ikili vardiya sisteminde çalıştırıldığını ancak hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücretinin zamlı ödenmediğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatları ile hafta tatili ve fazla çalışma alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini, davacının kendi işçileri olmadığını, davacının yabancı bir ülkede o ülkenin yasalarına göre kurulmuş bir başka şirketin işçisi olarak çalıştığını, husumet itirazlarının olduğunu, bu itirazlarına rağmen dava dışı Şirketten temin ettikleri davacıya ait belgeleri ekte dosyaya sunduklarını, uyuşmazlığa çalışılan yer hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun Gürcistan hukuku olduğu, iş sözleşmesinin davacı işçinin istifası nedeniyle sona erdiğinin anlaşıldığı, Gürcistan İş Kanunu'nda kıdem tazminatına yönelik bir düzenleme bulunmadığından kıdem tazminatı isteminin reddi gerektiği, Gürcistan İş Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermemesi nedeniyle ihbar tazminatı isteminin reddi gerektiği, dosyaya sunulan sözleşmelere göre davacının aylık ücretine aylık 40 saatlik çalışma+haftalık 21 saat fazla çalışma (aylık periyodda 84 saat) + 2 pazar çalışmasının dâhil olduğunun anlaşıldığı, yasa ve sözleşme maddelerine göre saatlik ücretin sözleşmede belirlenen aylık ücret olan 2.474,86 GEL(862,50 USD) karşılığı saatlik ücrete göre belirlendiği ve bu belirlemeye göre davacının fazla çalışma ve pazar çalışması karşılığı ücretlerin ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin davacının el yazısı ve imzasını havi istifa dilekçesi ile sonlandırıldığının sabit olduğu, davacının fazla çalışma ve pazar çalışma karşılıklarının ödendiği, her ne kadar davacı tanık beyanlarına göre günlük çalışma süresi 1,5 saat mola süresi dışlandığında 10,5 saat ise de davalının zamanaşımı def'i dikkate alındığında tanıkların tanıklık ettiği çalışma döneminin zamanaşımı kapsamında kaldığı, bu nedenle 0,5 saatlik fazla çalışmanın hesaplanması yönünden ileri sürülen itirazın yerinde olmadığının anlaşıldığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesinin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre istinaf başvurusunun yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İstifa dilekçesinin imzalandığı tarihte müvekkilinin Türkiye'de bulunduğunu, bu durumda müvekkilinin istifa etmek suretiyle iş sözleşmesini feshettiğinin kabulünün mümkün olmadığını,
2. Fazla çalışma ile hafta tatili alacak taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ile hafta tatili alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında yapılan 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 3. maddesinde; çalışana iş sözleşmesinin 4. maddesinde belirtilen toplam çalışma düzenindeki aylık çalışması karşılığı toplam 2.300,00 USD karşılığı Gürcistan Larisi (GEL) ücret ödeneceği, işçinin aldığı ücretinin açılımının ise aylık ücret karşılığı ödenecek tutar 1.150,00 USD, saatlik ücretin ise 7,19 USD olacak şekilde belirlendiği anlaşılmaktadır. Yapılan ek anlaşmalar ile taraflar arasında yapılan 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin geçerlilik süresi uzatılmış ve çalışma düzenine ilişkin hükümlerin 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesine göre devam edeceği belirlenmiştir. Bununla birlikte, taraflar arasında 01.12.2017 tarihli anlaşma tutanağı imzalanmış, anlaşma tutanağının 1. maddesi ile taraflar arasında imzalanan 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 3. maddesinin yeniden düzenlendiği ve buna göre çalışanın iş sözleşmesinin 4. maddesinde belirtilen toplam çalışma düzenindeki aylık çalışması karşılığı toplam 1.850,00 USD ücret ödeneceği, işçinin aldığı ücretinin açılımının ise maaş karşılığı ödenecek tutar 925,00 USD, saatlik ücretin ise 5,78 USD olacak şekilde USD karşılığı GEL olarak ödeneceği belirlenmiş, akabinde taraflar arasında 01.09.2018 tarihli anlaşma tutanağı imzalanmış ve taraflar arasında imzalanan 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 3. maddesinin yeniden düzenlendiği ve buna göre çalışanın iş sözleşmesinin 4. maddesinde belirtilen toplam çalışma düzenindeki aylık çalışması karşılığı toplam 1.720,00 USD ücret ödeneceği, işçinin aldığı ücretinin açılımının ise maaş karşılığı ödenecek tutar 862,50 USD, saatlik ücretin ise 5,39 USD olacak şekilde USD karşılığı GEL olarak ödeneceği belirlenmiştir,
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi ve anlaşma tutanaklarına göre davacının aylık ücretine aylık 40 saatlik çalışma+haftalık 21 saat fazla çalışma (aylık periyodda 84 saat)+ 2 pazar çalışmasının dâhil olduğu, saatlik ücretin aylık son bordro ve diğer bordrolarda aynı şekilde olmak üzere USD cinsinden aylık ücret karşılığı GEL miktarına göre değil, sözleşmede belirlenen aylık ücret karşılığı saatlik ücrete göre belirlendiği ve bu belirlemeye göre davacının fazla çalışma ve pazar çalışma karşılıklarının ödendiği tespitinde bulunulmuş, İlk Derece Mahkemesince de taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücretlerinin ücret içinde yer aldığı ve bordroya yansıtılarak ödendiği kabulü ile anılan taleplerin reddine karar verilmiştir.
Ne var ki tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının değişen vardiyalarda 12 saat çalışarak 1,5 saat ara dinlenmesi ile haftada 63 saat çalışma yaptığı, ayrıca ayda iki hafta tatilinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 4. maddesinde, fazla çalışmanın hafta boyunca cumartesi dâhil 21 saat olduğu düzenlemesine yer verilmiş, devamında 5. maddede ise çalışanın haftalık (40 saat) çalışma süresine ilave olarak yaptığı haftalık 20 saat fazla çalışmasının aylık olarak toplanarak çalışana 3.1. maddesinde belirlenen saatlik ücretinin 1,5 katı olarak 3.2. maddesine göre ödeneceği düzenlemesine yer verilmiştir. Sözleşme maddelerindeki bu çelişkinin, düzenleyen işveren aleyhine yorumlanarak haftalık çalışma saatinin 40 saat olduğu, aylık 80 saat fazla çalışma ücretinin ise ücrete dâhil olduğu kabul edilmelidir.
Hâl böyle olunca; davacının haftalık çalışma saatinin 40 saat olduğu, tanık beyanlarına göre davacının haftalık 63 saat çalışma yaptığı, iş sözleşmelerine göre ödenen haftalık 20 saat fazla çalışmanın düşülmesi ile davacının ödenmeyen haftalık 3 saat fazla çalışma ücretinin bulunduğu kabul edilerek sonuca gidilmelidir.
Hafta tatili bakımından ise iş sözleşmelerinde ayda 2 günlük hafta tatili ücretinin (günlük 10 saat olmak üzere) ödeneceği belirtilmiş olup sözleşmede belirtilen miktar ücret ile birlikte ödenmiştir. Ancak davacının hafta tatili günlerinde, ara dinlenme süresinin düşümü ile günlük 10,5 saat çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna göre her çalışılan hafta tatili gününde ödenmeyen yarım saat hafta tatili ücreti bulunduğu kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre fazla çalışma ve hafta tatili alacağının hesaplanması gerekirken, yazılı gerekçeyle anılan alacakların reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dosya içeriğine göre davacının davalıya ait yurt dışındaki inşaat işyerinde robot operatörü olarak çalıştığı, taraflar arasında yapılan 29.11.2013 tarihli iş sözleşmelerinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğu, davacıya her ay 2.300,00 USD karşılığının GEL olarak ödeneceği ancak bunun 1.150,00 USD’lik kısmının temel ücret, 1.150,00 USD’lik kısmının ise haftada 21 saat fazla çalışma ve her biri 10 saat olmak üzere ayda iki hafta tatili çalışmanın karşılığı olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 5. maddesinde ise çalışanın haftalık (40 saat) çalışma süresine ilave olarak yaptığı haftalık 20 saat fazla çalışmasının aylık olarak toplanarak çalışana 3.1. maddesinde belirlenen saatlik ücretinin 1,5 katı olarak 3.2. maddesine göre ödeneceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Taraflar arasında 01.12.2017 tarihli anlaşma tutanağı imzalanarak 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 3. maddesinde değişikliğe gidildiği, buna göre çalışanın 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 4. maddesinde belirtilen toplam çalışma düzenindeki aylık çalışmasının 1.850,00 USD karşılığı GEL olarak ödeneceği, bunun 925,00 USD’lik kısmının temel ücret olduğu, saatlik ücretin 5,78 USD olduğu, fazla çalışma ücretinin 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 5. maddesine göre belirlenerek hesaplanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 01.09.2018 tarihli anlaşma tutanağında ise; 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 3. maddesinde değişikliğe gidilmiş, 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 4. maddesinde belirtilen toplam çalışma düzenindeki aylık çalışması karşılığı işçiye 1.720,00 USD karşılığının GEL olarak ödeneceği, bunun 862,50 USD'lik kısmının temel ücret, saatlik ücretin ise 5,39 USD olduğu fazla çalışma ücretinin 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin 5. maddesine göre belirlenerek hesaplanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı, aylık temel ücretinin net 2.300,00 USD olduğunu iddia ederek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının aylık temel ücreti, 29.11.2013 tarihli iş sözleşmesi ile 01.12.20 17... .09.2018 tarihli anlaşma tutanaklarında belirlenen aylık ücret karşılığı saatlik ücrete göre belirlenmek suretiyle işçilik alacakları hesaplanmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.
Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlâk anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar).
Avrupa Adalet Divanı’nın bir kararında belirtildiği üzere (Günter Fuss v Halle Şehri (C-██████)) azami çalışma süresi işçi sağlığı ile ilgilidir. Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu’nda (4857 sayılı Kanun) günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanun'a tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir.
Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçinin fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi ayrıştırma yapılmamasını gerektirmektedir.
Somut olayda sözleşmede davacı işçiye her ay 2.300,00 USD karşılığının GEL olarak ödeneceği ve bunun için davacının ayda iki hafta haftalık 60 saat, iki hafta ise haftalık 70 saat çalışacağı anlaşılmaktadır. 01.12.20 17... .09.2018 tarihli anlaşma tutanaklarında da aynı çalışma düzeninin benimsendiği görülmektedir. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir.
Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin aylık ücreti için her ay sürekli bir şekilde iki hafta 60 saat, iki hafta ise 70 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerekir. Bu durumda aylık temel ücretin, sözleşme ve anlaşma tutanaklarında belirlenen toplam ücret olduğu, bu ücretlerin de yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları buna göre hesaplanmalıdır. Belirtilen nedenlerle Sayın Çoğunluğun farklı yöndeki görüşüne katılamıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!