Anahtar kelimeler: Çarparak Zmms Aydin Aydın Yazim Sürücüsü Layihalar Plakalı Yaralanmasına Dinlenip

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 28.09.2023
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: 27.04.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 27.04.2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.09.2023 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili, 11.11.2018 tarihinde, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'nin sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından 29.07.2020 tarihinde 133.400,00 TL ödeme yapıldığını, davacının uzun süren tedavi sürecine girdiğini, işini kaybettiğini, ailesinin ekonomik durumunun da iyi olmadığını, sigorta şirketinin kendisine yaptığı teklifin gerçek bir zarar hesaplamasına dayandığı zannıyla anlaşmayı kabul ettiğini; davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla Nazilli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasında sürücü aleyhine tazminat davası açtıklarını, DEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 27.10.2022 tarihli raporunda davacının %32 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğunun, 90 gün süreyle bakıcı yardımına muhtaç olduğunun ve geçici iş göremezlik süresinin 270 gün olduğunun ortaya çıktığını, aktüerya bilirkişi raporları doğrultusunda 13.117,50 TL geçici iş göremezlik bedeli, 1.064.836,41 TL sürekli iş göremezlik bedeli, 5.095,27 TL bakıcı gideri, 1.787,70 TL motosiklet hasar bedeli olmak üzere toplam 1.084.836,88 TL tazminat hesaplandığını, bu tutardan davalı sigorta şirketinin ödemiş olduğu 130.400,00 TL'nin güncel değeri olan 163.530,12 TL mahsup edilerek hüküm kurulduğunu, dosya kapsamında alınan raporlar dikkate alındığında, davacının uğramış olduğu gerçek zarara karşılık davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin 360.000,00 TL olan teminat limitinin çok altında kaldığını, bu durumun TBK'nın 28. Maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma durumunu oluşturduğunu iddia ederek, davalı sigorta şirketinin 29.07.2020 tarihinde yapmış olduğu 133.400,00 TL ödemenin aşırı yararlanma (gabin) kapsamında değerlendirilerek 21.07.2020 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile tahkikat aşamasında davacının alacağı tam olarak hesaplandıktan sonra teminat limiti doğrultusunda artırılmak kaydıyla şimdilik 200.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacının 21.07.2020 tarihinde davacı taraf ve vekili ile ihtiyari arabuluculuk yolu ile anlaştıklarını, davacının 11.11.2018 tarihli trafik kazası sebebiyle açmış ve açacağı maddi tazminat talep ve davalar yönünden, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarını da içerir şekilde müvekkili şirketini, sigortalısını ve sigortalı araç sürücüsünü gayri kabili rücu olmak üzere ibra ettiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini, arabuluculuk anlaşmasının ve tutanağının imzalanmasında irade fesadı halleri bulunduğu takdirde, bu belgelerin TBK'nın 37. ve 39. maddeleri uyarınca iptali için, irade fesadı doğuran hallerin etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerektiğini, arabuluculuk tutanağının 21.07.2020 tarihinde imzalandığnıı, hak düşürücü süre dolduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının KTK'nın 97. md düzenlenen sigortacıya başvuru şartını yerine getirmediğini, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dâhilinde tazminattan sorumlu olduğunu, ATK'dan maluliyet raporu alınması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz gözetilerek tazminat hesabı yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili Av..... imzalı 21.07.2020 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağı içeriğinde, davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa 11.11.2018 tarihli kaza ile ilgili olarak geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi, geçici-sürekli bakıcı gideri ve maddi tazminat alacakları kapsamında 133.400,00 TL maddi tazminatın 07.08.2020 tarihine kadar davacı vekilinin hesabına aktarılacağının ve belirtilen kalemler bakımından sigorta şirketinin ibra edildiğinin bildirildiği ve belge içeriğinde bu kaza ile ilgili başka alacağının kalmadığının belirtildiği, sigorta şirketince ödemenin yapıldığı, davacının eldeki davayı, “zararının ödenen miktardan fazla olduğu” iddiasıyla bakiye zarar için 22.05.2023 tarihinde açtığı, dava tarihi itibarıyla 2918 sayılı KTK’nın 111/2 maddesindeki iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu trafik kazası ile ilgili olarak davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla Nazilli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasında ... aleyhine haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası açıldığını, bu tazminat davasında davacının maluliyet oranının tespiti için DEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 27.10.2022 tarihli kurul raporuna göre davacının sekelinin sürekli olduğu, trafik kazası ile nedensellik bağının olduğu, davacının tüm vücut fonksiyon kaybının %32 oranında olduğu, kaza mutad iştigaline engel olduğu için 90 gün süreyle bakıcı bakımına muhtaç olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 270 gün olduğu hususlarının ortaya konulduğunu, alınan aktüerya bilirkişi raporları doğrultusunda 13.117,50 TL geçici iş göremezlik bedeli, 1.064.836,41 TL sürekli iş göremezlik bedeli, 5.095,27 TL bakıcı gideri, 1.787,70 TL motosiklet hasar bedeli olmak üzere davacının toplam 1.084.836,88 TL zararının bulunduğunun tespit edildiğini, bu tutardan davalı sigorta şirketinin ödemiş olduğu 133.400,00 TL'nin güncel değeri olan 163.530,12 TL mahsup edilerek hüküm kurulduğunu, davacının tam olarak uğramış olduğu zararların Nazilli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasında aldırılan DEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı kurul raporu ve aktüerya bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğunu, her ne kadar davanın iki yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle reddedilmiş ise de, davacının söz konusu zararı ancak sürücü aleyhine açtığı davada alınan bilirkişi raporu ile öğrendiğini, davanın ibranamenin iptaline değil gabin nedeniyle arabuluculuk tutanağının iptaline dayandığını, davaya gabinle ilgili hükümler yerine 2918 sayılı KTK'nın 111/2 maddesindeki iki yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı tarafça, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından ile yürütülen arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlanarak 29.07.2020 tarihinde 133.400,00 TL tazminat ödemesi yapıldığı, ancak dava dışı sürücü aleyhine açılan davada davacının hak ettiği sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının çok daha yüksek olduğunun tespit edildiği, bu durumun TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma durumunu oluşturduğu iddia edilerek, 21.07.2020 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile hesaplanacak bakiye tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep olunmuştur.
Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı yararlanma" başlıklı 28 maddesinde "(1) Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. (2) Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketi ile yürütülen arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlanarak 29.07.2020 tarihinde 133.400,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, ancak dava dışı sürücü aleyhine açılan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı davasında davacının hak ettiği tazminatın daha yüksek olduğunun tespit edildiğini, bu durumun TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma durumunu oluşturduğunu iddia etmiş ise de, davacının vekili aracılığıyla yürüttüğü arabuluculuk görüşmeleri sonucunda sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tüm bakıcı giderlerine ilişkin uzlaşarak 21.07.2020 tarihinde davalı sigorta şirketi ile anlaştığı, dolayısıyla ilgili yasal düzenleme uyarınca üzerinde anlaşılan hususlara dair dava açılamayacağı, bu hususun olumsuz dava şartı teşkil etmesi nedeniyle davalı tarafından ileri sürülmese dahi mahkemece re'sen nazara alınması gerektiği, davacı tarafından anlaşma süreciyle ilgili hata, hile veya ikrah nedenine dayalı irade fesadı hallerine dayanılmadığı, avukat yardımından yararlanan davacının uyuşmazlığa ilişkin yeniden dava açamayacağını bilerek uzlaşmış olması nedeniyle gabin nedenine dayalı olarak iptal talebinde de bulunamayacağı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 4. HD 10.05.2023 tarihli ██████████ E. █████████ K. Sayılı ilamı)
Yine dava tarihi itibarıyle, ödeme tarihinden itibaren 2918 sayılı KTK’nın 111/2 maddesindeki iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!