Anahtar kelimeler: Yazim Keşide Layihalar Menfi İzmir Dinlenip İstenmiş Eski Üye Özetle

DOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E. ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Menfi TespitKARAR TARİHİ
: 13.04.2026KARAR YAZIM TARİHİ
: 13.04.2026İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.09.2023 tarih ████████ E. ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhinde İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. (█████████ Eski Esas) sayılı dosyasındaki takip konusu █████/ 2014 keşide tarihli, 46.200,00-TL tutarlı çek nedeniyle icra takibi yapıldığını, takip konusu çekin keşidecisisinin .... Şti. Olduğunu, █████/2014 keşide tarihli, 46.200,00-TL tutarlı çekin ... Şti. Emrine düzenlendiğini, ciro ile çekin ...'ye geçtiğinin görüldüğünü, takip konusu çekin üzerinde müvekkilinin isim ve imzasının taklit edildiğini, yazı ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı ...'a ciro edildiğini, müvekkilinin gerek asıl borçlu ... Şti.'ni çek üzerinde diğer cirantalar .... Şti.'ni ve ....'yi tanımadığını, çekte alacaklı olarak görülen davalı alacaklı ...'ı da tanımadığını, bu kişilerle ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin çek nedeniyle gerçekte alacaklı yada borçlu olmadığını, müvekkiline mal yada hizmet sunulmadığını ve müvekkilinin belirtilen şekilde borcunun olmadığını, günümüzde çek ve senetlerin ticari hayatın bir gereği olarak ödeme vasıtası olarak kullanılması ile sıklıkla karşılaşıldığını, çek ve senetlerin çoğu kız bir sözleşmenin ifasına bağlı olarak verildiğini, ancak takip ve dava konusu çek nedeniyle müvekkiline mal yada hizmet sunulmadığını ve taraflar arasında herhangi bir sözleşme ya da ticari ilişkinin olmadığını, açıkladığı nedenlerle; takip konusu çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle, müvekkili borçlu olmadığının tespitini, takibin yargılama sonuna kadar durdurulmasını, mümkün olmaması halinde icra dosyasına yatırılacak paranın davalı alacaklıya ödenmemesine dair tedbir kararı verilmesini, takip nedeniyle, alacağın likit olduğunu, ciro ve imzayı kabul etmedikleri çekte davalının imzasının olması nedeniyle davalı alacaklının imzanın kime ait olduğunu bilmesi yada bilebilecek durumda olması nedeniyle haksız ve kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, alacağın %20 den aşağı olmamak üzere tazminatın müvekkiline ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava açma süresinin geçtiğini, kural olarak Menfi Tespit davasına özgü bir zamanaşımı süresi veya hak düşürücü süre olmadığını, dava konusu hukuki ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı süresi ne ise, menfi tespit davasının zamanaşımı süresinin de o olduğunu, takip konusu çekin Kambiyo Senedi vasfında olduğunu, takip tarihi itibariyle yürürlükteki kanun gereği altı aylık zaman aşımı süresinin söz konusu olduğunu, şuan da yürürlükte bulunan kanun hükümleri dahi uygulansa üç yıllık bir zaman aşımının söz konusu olacağını, takibin ve çek keşide tarihinin üzerinden yaklaşık 8 yıl gibi bir süre geçtikten sonra Menfi tespit davası açılmasının hem hakkaniyet ve dürüstlük kurallarına hem de usul yönünden kanuna aykırı olduğunu, dava konusu edilen ödeme emrine konu prim borcunun ait olduğu dönem itibariyle yürürlükte olan yasa gereğince kurum prim alacaklarının 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, zamanaşımı süresi içerisinde ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, █████/2015 tarihine kadar davacı yönünden herhangi bir işlem gerçekleştirilmediğini ve bu haliyle borcun zamanaşımına uğradığını, yasada her ne kadar menfi tespit davası için hak düşürücü zaman aşımı süresi düzenlenmemiş ise de Yargıtay yerleşik içtihatları gereği takibe konu işin tabi olduğu zaman aşımı süresinin menfi tespit davası için de uygulandığını, bu nedenle davanın öncelikle zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, davacının açtığı davada hukuki yararının bulunmadığını, nitekim takip sonrası açılan menfi tespit davalarında icra takibi başlatıldıktan sonra borca itiraz etmek kaydıyla takibin durdurulabileceğini, itiraz ile duran takibe rağmen açılacak menfi tespit davasında hukuki yararın varlığından bahsedilemeyeceğini, açıkladığı nedenlerle; dürüstlük kuralına ve hakkaniyete aykırı açılmış davanın hak düşürücü süre ve zaman aşımı yönünden değerlendirilmesini ve usulden reddini, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından usulden reddini, davacının, MK. M.2 de düzenlenmiş olan dürüstlük kuralına ve Anayasamızın ve A.İ.H.S'nin temel ilkelerinden olan adil yargılanma ilkesine aykırı bir şekilde takipten 8 sene gibi uzun bir süre geçtikten sonra ve tebligat usulüne uygun bir şekilde aynı konutta oturan eşine tebliğ edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verecek şekilde açmış olduğu davanın esastan reddini, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılanma giderleri ile karşı taraf vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının takibe ve davaya konu çekte ciranta olarak imzalayan davacı ... adına atılan imzanın ona ait olmadığı savunması yaptığını, dava konusu çek üzerinde İstanbul ATK Fiziki İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen █████/2023 tarihli raporda, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nün eli ürünü olmadığı, inceleme konusu çekin arka yüzündeki ''...'' ve '' TC:...'' yazıları ile ...'nün mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'nün eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı vekili her ne kadar davanın zamanaşımına uğradığı savunması yapılmış ise de menfi tespit davaları yönünden kanunda herhangi bir zaman aşımı süresi öngörülmediğinden bu itirazın kabul edilmediği, dava konusu çekteki imzanın ve yazının ...' ye ait olmadığı ve bu çek nedeniyle davacıya borçlu olmadığı kanaati oluştuğundan davanın kabulüne, davalının kötü niyeti ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, menfi tespit davasına özgü ayrı bir zamanaşımı süresi düzenlenmediğinden hukuki ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı süresinin menfi tespit davasında da uygulanması gerektiğini, takip ve çek keşide tarihinin üzerinden 8 yıl geçtikten sonra menfi tespit davası açılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu hususta emsal nitelikte Yargıtay kararlarının da mevcut olduğunu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının borca itiraz ederek takibi durdurabileceği halde menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, icra takibinden 8 yıl sonra menfi tespit davası açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, aradan geçen süre ve tebligatın doğrudan davacıyla aynı konutta yaşayan eşine yapılmış olması nedeniyle davacının davalıyı dolandırma kastıyla hareket ettiğinin açık olduğunu, davacının ceza zamanaşımı süresi olan 8 yıl geçtikten sonra davayı açarak dürüstlük ve hakkaniyet kurallarına aykırı davrandığını, davacıya ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligat parçasında yer alan eşi ....'nün imzasıyla çekte bulunan davacı isminin yanındaki imzanın çok benzer olduğunu ve davacının eşinin tanık olarak dinlenmesiyle imza örneklerinin incelenmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
: Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Davacı tarafça, takip ve dava konusu çekin arka yüzünde adına atılan imzanın ve yazıların davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davacının davalıya borçlu olmadığı iddia edilmekte olup, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen 06.07.2023 tarihli raporda davacının resmi kurumlardan getirtilen çeşitli yıllara ait imza örnekleri ile dava konusu çekte yer alan imza ve yazı örneklerinin karşılaştırılması sonucunda dava konusu çekte imzaların ve yazıların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği görülmüştür.Davalı vekili tarafından davanın zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin sona ermesinden sonra açıldığı ileri sürülmüş ise de; bilindiği üzere zamanaşımı kurumu borcun doğumundan sonra belirli bir sürenin geçmesi sonucunda borçluya ödemeden kaçınma hakkı veren bir sebep olup, menfi tespit davalarının bir alacak hakkı talebiyle açılmış davalar olmaması nedeniyle zamanaşımı süresine tabi olmaları düşünülemeyeceğinden kanun koyucu da böyle bir düzenleme yoluna gitmemiştir. Kaldı ki kanun koyucu menfi tespit davalarında bir zamanaşımı öngörmemesine rağmen istirdat davasında İİK 72.maddesinde açıkça 1 yıllık hak düşürücü süre öngörmüş olup, burada dahi zamanaşımı süresi değil hak düşürü süreye tabi kılınmıştır. Netice itibariyle dava kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup bu dava türünde borçlunun dava açması bir zamanaşımı süresine bağlı tutulmadığından ve cebri icra tehdidi altında bulunduğu her zaman dava açmakta hukuki yararı bulunduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan ATK raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 3.155,92-TL'den peşin alınan 788,98-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.366,94-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13.04.2026