Anahtar kelimeler: Konusumenfi Çekinin İnsanı Davadavacı Basiretli Sıkıntılı Süreçten Firmanın Eşinin Birer

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
:████████KARAR NO
:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2023NUMARASI
:████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Tarafların İddia ve Savunmaları:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin eşi ...'ın yetkilisi olduğu ... ŞTİ ile ... Bankası (...) A.Ş. arasında kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir borç ilişkisi bulunduğunu, maddi olarak sıkıntılı bir süreçten geçen firmanın, şüpheli banka nezdinde bulunan bir adet çekinin yazıldığını, müvekkili ve eşinin basiretli birer iş insanı olduğunu, kendilerine banka görevlileri tarafından ibraz edilen bu belgeleri ve belgelerin aralarında bulunan boş sayfalara da imza atmalarının sebebinin güvenilir bir banka olması olduğunu, ayrıca maddi olarak zor bir dönem içerisinde bulunduklarından banka görevlilerinin bu durumdan faydalanarak kendilerine yarar sağlama, kendilerini öncelikli alacaklı konumuna getirme amacıyla boş kağıdı müvekkiline ve eşine imzalattırdıklarını,müvekkilin boş sayfayı imzalarken iradesinin kambiyo senedi ile borçlanmak olmadığını, öncelikle yetkisizlik kararı verilerek icra dosyasının yetkili Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesini, müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitini, icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasını ve iptalini, talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili davaya cevaplarında özetle; Davacı tarafından keşide edilen █████/2021 tanzim ve █████/2021 vade tarihli emre mükerrer senetten ötürü borçlu aleyhine İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe geçildiğini, davacı tarafından huzurdaki dava ikame edilmişse de açıkça görüleceği üzere hukuki dayanaktan yoksun iddiaların ve davanın reddi gerekmekte olduğunu,Davacının borçlu olmadığını ve takibe konu senedin davacı tarafından açığa imzalanmış olduğunu iddia etmişse de iddiaları gerçeğe aykırı olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının davaya konu bononun sonradan doldurulduğuna dair iddiasını ispata yarayacak herhangi bir delilin bulunmadığını, iddialarının dinlenebilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini, karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile;"Davanın REDDİNE" karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacının, yerel mahkemenin delil yetersizliği gerekçesiyle verdiği ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, tanık beyanlarının tutarlı olduğunu ve müvekkili şirketin davalı bankaya gerçek bir borcu bulunmadığını, banka çalışanının hileli yönlendirmeleriyle boş kağıtlar ve belgeler imzalatılarak oluşturulan senedin takibe konulduğunu, söz konusu senedin aslında dava dışı başka bir şirketin taşıt kredisi borcu için mükerrer şekilde düzenlenen bir teminat niteliği taşıdığını, davalı bankanın aynı alacağı hem iflas masasından hem de rehin takibi yoluyla tahsil etmesine rağmen kötü niyetli hareket ederek müvekkili aleyhindeki takibi sürdürdüğünü ve yerel mahkemenin eksik inceleme ile ilgili icra dosyalarını celp etmeden karar verdiğini belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının davada dayanmadığı delillerin incelenmesini istemekte olduğunu fakat bu hususun açıkça iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına aykırı olduğunu, Davacı borçlu tarafından iddia edilenlerin hukuka aykırı, asılsız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı vekili, banka görevlisinin pandemi dönemindeki mali sıkıntıdan yararlanarak taşıt kredisi yapılandırması ve hesap açılışı bahanesiyle boş kağıtlara imza aldığını, imzanın kambiyo senedi düzenleme iradesiyle atılmadığını, senedin sonradan doldurulduğunu ve hile ile borçlandırıldığını aynı taşıt kredisi alacağı için İstanbul 2. İflas Dairesi ... sayılı dosyaya alacak kaydı yapıldığını ve İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyada rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil sağlandığını, dolayısıyla mükerrer takip bulunduğunu ileri sürerek İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında ... tanzim, █████/2021 vade tarihli ve 355.000 TL bedelli bonoya dayalı kambiyo takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Davalı vekili, bonoya dayalı olarak kambiyo takibi başlatıldığını, senedin geçerli olduğunu, açığa imza iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiğini ve davacının hile iddiasını kanıtlayamadığını hamilin alacağın sebebini ispat yükü altında olmadığını, aksine borçlunun borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında, davalı banka tarafından davacı şirket ve ... aleyhine █████/2021 tanzim, █████/2021 vadeli ve 355.000 TL bedelli, keşidecisi davacı şirket olan bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı takip dayanağı bonoda borçlunun dava dışı ... moda şirketi olduğu, davacı şirket ve dava dışı ...'ın kefil konumunda bulunduğu görülmektedir.Davacı tanıkları, banka görevlisinin 3-4 adet evrakla geldiğini ancak bono niteliğinde bir belge görmediklerini, imzaların hangi belgeye atıldığını bilmediklerini beyan etmişlerdir.Mahkemece, imzaya itiraz bulunmadığını, hile iddiasının tanık beyanlarıyla ispatlanamadığını, herhangi bir soruşturma dosyasının mevcut olmadığını, davacının iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili karara karşı istinaf talep etmiştir Dosya kapsamına göre, dava konusu senedin T.T.K’nun 776 maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşıyan bono olduğu, senet üzerindeki imzanın inkar edilmediği , davacı şirketin aval veren konumunda bulunduğu (TTK'nun 701/3 maddesi) anlaşılmaktadır. Aval verenin borcu bağımsız bir borç olup, feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-3091 esas, ████████ karar sayılı içtihadı) .Sonuç olarak takip konusu bonoda yasal unsurların mevcut olduğu, avalist olan davacının temel ilişkiye ve asıl borçluya ilişkin sebepleri ileri süremeyeceği anlaşılmıştır.Kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi geçerli olup, alacaklının borcun sebebini ayrıca ispat yükümlülüğü bulunmamaktadır.Davacı taraf her ne kadar senedin boş kağıda atılan imzanın sonradan doldurulması suretiyle hile ile düzenlendiğini ileri sürmüş ise de, dinlenen tanıkların hile olgusunu ortaya koyacak görgüye dayalı bir bilgilerinin bulunmadığı, davacının çok sayıda belgeyi içeriğini incelemeden imzaladığı iddiasının tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğü ile bağdaşmadığı gibi ticari hayatın olağan akışına uygun düşmediği görülmekle hile iddiasının ispatlanamadığı, davacının açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını aval veren olarak ileri süremeyeceği anlaşılmıştır. Ayrıca takip dayanağı bononun dava dışı asıl borçlu şirketin taşıt kredisi borcunun teminatı olarak düzenlendiğini ve aynı alacak için mükerrer takip yapıldığını ve borcun sona erdiğini gösterir nitelikte somut ve yazılı bir delil dosyaya sunulmamıştır. Bono metninde sözü edilen kredi borcuna atıf bulunmadığı bu nedenle mükerrer takip iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ E. ████████ K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026