Anahtar kelimeler: Beyşehir İkmali Noksan Noksanların Kazasından Konya Kesinlik Şartı Eksiklikleri Birleşen

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Beyşehir 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, noksan tespit edilen hususların ikmali üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacının çocuklarına velayeten açtığı davanın çocukların babası olan ...'in davalıya ait 42... plakalı kamyonda şoför olarak çalışmakta iken 23.07.2020 tarihinde kaza yaparak vefat ettiğini, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte her iki çocuk için ayrı ayrı 3.000'er TL'den destekten yoksun kalma tazminatı ile yine olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 100.000'er TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen ████████ Esas sayılı dosyasında, davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde; eşi ...'in davalı tarafından yanında kamyon şoförü olarak çalışırken 23.07.2020 tarihinde geçirmiş olduğu kaza neticesinde vefat ettiğini, müvekkilinin, eşinin desteğinden yoksun kaldığını belirterek şimdilik 500,00 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, aksi halde davanın esastan reddine, aksi halde ise davacı tarafa SGK veya başka kurumlarca ödenen tazminat ve aylıkların hesaplanacak tazminattan mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen ████████ Esas sayılı dosyasında, davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde; meydana gelen kazada müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, yapılan soruşturmada müteveffanın kusurlu bulunduğunu, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; ".. Asıl Dava yönünden;1-Davacı ...'in maddi tazminat davasının kabulü ile 151.880,01 TL'nin kaza tarihi olan 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacı ...'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000 TL'nin kaza tarihi olan 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,3-Davacı ...'in maddi tazminat davasının kabulü ile 177.026,16 TL'nin kaza tarihi olan 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4-Davacı ...'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,Birleşen dava (Beyşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi ████████E) yönünden;1-Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 1.124.203,24 TL'nin kaza tarihi olan 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,.." karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..1-Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,..." karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu kaza olayının tek taraflı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, hem savcılık dosyasında hem de SGK inceleme raporunda müvekkilinin tam kusursuz bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yapılan tespitlerin hatalı olduğunu beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeDava iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:a)Risklerden kaçınmak,b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. ████████ sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davaya konu iş kazasının davacıların murisi olan ...'in, davalı şirkete ait 42... plakalı araç ile 23.07.2020 tarihinde Afyonkarahisar ... ilçesinden... ilçesine doğru seyir halindeyken, direksiyon hakimiyetini kaybedip yoldan çıkarak orta refüj kanalına ve karşı istikamete devrilmesi sonucu gerçekleştiği, işbu olaya ilişkin SGK tarafından düzenlenen raporda araç sürücüsü sigortalının tam kusurlu kabul edildiği bu nedenle de gelir bağlanmadığı, Mahkemece alınan kusur raporlarında ise ölen sigortalının %40 kusurlu olduğu belirtilmiş olup işverene verilen %60 kusur gerekçesinde çift şoför kullandırılmaması, takoğraf kayıtlarının denetiminin yapılmadığı4,5 saat üzerinde araç kullanması nedeniyle belirtildiği ancak kazanın kalkıştan yaklaşık 5 saat sonra meydana geldiği, yarım saatlik fazla araç kullanmasının tamamen o anda şoför olan sigortalının keyfiyetinde bulunduğu, sigortalının dinlenme yapmaksızın araç kullanmasına yönelik işveren talimatı ve yönetimi dosya kapsamında anlaşılamadığı gibi yük taşıyan araçlarda çift şoför bulundurma zorunluluğu olmadığı dikkate alındığından kusur gerekçelerinin olaya uygun olmadığı açıktır.O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince oluşa uygun rapor düzenlemek üzere somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek suretiyle dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre kusur oranlarının kesinleştirilmesinden sonra sonucuna göre yeniden hesap raporunun alınmasının gerekmesi halinde davacının maddi zararını tespit ettirmek, davacılar vekillerinin temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek hükme esas alınan 19.01.2024 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak ayrıca davacılar vekillerinin temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek bu yönden taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararı bozulmalıdır .VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.