Anahtar kelimeler: Sürdükten Kanunî Vazgeçtiğini Yönelen Öne Yardım Etme Bildirdiği Görüşü Ret

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
: Kasten öldürmeye yardım etme, kasten yaralamaya yardım etmeHÜKÜM
: İstinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz başvurularının reddi, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanmasıSanık müdafiilerinin temyiz istemi yönünden;Sanık müdafiilerinin temyiz istemlerini kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, sanığın 24.09.2025 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği tespit edilmiştir.Katılanlar ... ve ... vekilinin, sanık hakkında kasten yaralamaya yardım etme suçundan verilen hükümlere yönelen temyiz istemi yönünden;İlk Derece Mahkemesince kasten yaralamaya yardım etme suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suçlara yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a maddesi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.Katılanlar ... ve ... vekilinin, sanık hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan verilen hükme yönelen temyiz istemi yönünden;İlk Derece Mahkemesince kasten öldürmeye yardım etme suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü;I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 39/1, 53/1. maddeleri uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.02.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar ... ve ... vekili ile sanık müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca emanet eşya, hak yoksunlukları hükmü ve gözaltı süresinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi nedeniyle eleştirilerek esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, delillerin hatalı değerlendirildiğine, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi kapsamında asli fail olarak cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin temyiz dışı sanık ... tarafından öldürme kastı ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanık ...'in temyiz dışı sanık ...'nın suç işleme kararını kuvvetlendirdiğinden 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesi uyarınca yardım eden olarak cezalandırılmasına isabetsizlik bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, suç vasfı ile yaptırımın doğru şekilde belirlendiği, maktulden sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.IV. KARARA. Sanık müdafiilerinin temyiz istemleri yönünden;Sanık müdafiilerinin temyiz istemlerini kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, sanığın 24.09.2025 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiilerinin temyiz istemlerinin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,B. Katılanlar ... ve ... vekilinin, sanık hakkında kasten yaralamaya yardım etme suçundan verilen hükümlere yönelen temyiz istemi yönünden;İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu kasten yaralamaya yardım etme suçunun, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar ... ve ... vekilinin, bu suça yönelen temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,C. Katılanlar ... ve ... vekilinin, sanık hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan verilen hükme yönelen temyiz istemi yönünden;Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.02.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında katılanlar ... ve ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.02.2026 tarihinde karar verildi.K AR Ş I O YKatılan ...'ın Şanlıurfa/... Mahallesi'nde yer alan ... Tarım isimli iş yerinin sahibi, sanık ...'ın ise aynı mevkide bulunan komşu işletme olan ... Tarım isimli işletmenin sahibi olduğu, Olay günü 15.06.2016 tarihinde sabah saatlerinde ... Tarım'a ait işçilerin bulunduğu servis aracının ... Tarım adlı iş yerinin önünde bulunan tümsekten geçerken ... Tarım personeli ile ... Tarım personeli arasında sözlü tartışma yaşandığı, sonrasında aynı gün öğlen saatlerinde katılan ...'ın sahibi olduğu iş yerine geldiğinde personelin bu durumu kendisine "... Tarım isimli iş yeri sahibi sanık ...'ın oğlu ... ile tartışma yaşadıklarını" şeklinde aktarmaları üzerine ...'ın sanık ...'a ait fabrikaya gittiği, burada ... ile "bu tümseği siz mi yaptınız, tümsek yapmak hoş değildir, seni babana şikayet ederim, sen daha dünkü çocuksun, gerekirse ağzına da tükürürüm, bu memlekette tümsek yapmak hoş değildir" şeklinde sözler sarf ettiği ve ...'ın da katılana tümseği kendilerinin yapmadığını, komşu iş yeri ... Tekstil sahiplerinin tümseği yaptıkları şeklinde cevap verdiği ve katılanın sanığa ait iş yerinden ayrıldığı, ...'ın babası sanık ...'ı arayarak ...'in iş yerine geldiğine, kendisine hakaret ettiğini ve kendisini tehdit ettiğini söylemesi üzerine sanık ...'nın aynı gün öğlen saatlerinde oğlu ...'ı da yanına alarak katılana ait ... Tarım adlı şirkete gittiği, burada henüz araçtan inmeden şirket çalışanları ile katılan ...'ın eşi katılan ...'ın aracın yanına geldiği, taraflar arasında tartışma ve karşılıklı hakaret yaşandığı, sanık ...'nın silahını çıkardığı, katılanın iş yerinde çalışan ... ile ...'un sanık ...'nın elinden silahını almaya çalıştıkları, bu sırada silahın şarjörünün yere düştüğü, şarjörü ...'in aldığı, bunun üzerine sanık ... ve oğlunun iş yerinden ayrıldıkları, olay yaşandığı sırada tanık ... 'nun da aracıyla olay yerine geldiği ve tarafları ayırmaya çalıştığı, Sanık ...'nın iş yerinden ayrıldıktan sonra kendi iş yerine geçtiği ve olay saatinden yaklaşık 1 saat önce sanık ...'nın iş yeri avlusu içerisinde sanığın iş yerinde çalışan şahıslar ile akrabaları oldukları anlaşılan şahısların toplanmaya başladıkları, bir kısım meçhul kişilerin burada bulunan topluluğa demir ve tahta sopalar dağıttıkları ve kalabalığın ellerindeki sopalar ile beklemeye başladıkları, fabrikaya dönen sanık ...'nın tanık ... 'na, ...'ı aramasını söylemesi üzerine ... 'nun, katılan ...'ı telefonla aradığı, tanığın, katılana olayı büyütmemeleri ve iş yerine gelmemesi yönünde telkinde bulunduğu, bu sırada sanık ...'ın da aracıyla fabrikaya geldiği, arkasından ...'ın aracıyla sanığa ait iş yerinin önüne geldiği ve katılan araçtan iner inmez avlu içerisinde toplanan şahıslar ile birlikte sanık ... ve ...'ın ...'ın yanına koşarak geldikleri, ...'in sopalarla darp edildiği ve 22.03.2017 tarihli adli tıp kurumu raporu uyarınca basit tıbbi tedavi ile giderilemez şekilde burun kemik kırığının hayati fonksiyonlarına hafif derecede etkileyecek şekilde yaralandığı, aynı sırada olay yerine gelen katılan ...'ın da, sanık ...'ın ateş etmesi üzerine ayağından basit tıbbi tedavi ile giderilemez şekilde yaralandığı, bu sırada olay yerine beyaz renkli ... marka, ... model aracıyla gelen katılan ...'ın kayınbiraderi maktul ...'a, sanık ...'nın ele geçmeyen silah ile ateş ederek onu otopsi raporunda belirtildiği üzere, sol meme başı bölgesinden giren ve sağ aksiller hattan çıkan ateşli silah çekirdeği ile yaralanmasına neden olduğu, 'in ateşli silah yaralanması sonucu sevk ve idaresindeki aracın kontrolünü kaybettiği ve aracın moloz yığınına çarparak durabildiği ve maktulün bu şekilde hayatını kaybettiği olayda, sanık ...’in sanık ...’nın fiiline yardım niteliğinde bir katkısı olmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.Şerikliğin bir şekli de yardım etmedir. Bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır. Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir.Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK'nın 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; "suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak" ve "suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak"tan ibarettir. Manevi yardım şekilleri ise; "suç işlemeye teşvik etmek" ve "suç işleme kararını kuvvetlendirmek", "fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek" ve "suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek"ten oluşmaktadır. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir.Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir. İştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için belli bir suçun gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesinin yanı sıra kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesi de gereklidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez.Dolayısıyla yardım eden konumundaki şeriğin, asıl fail tarafından işlenen fiile TCK'nın 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağladığı açık olan bir söylemi veya eylemi bulunması hâlinde cezalandırılabilecektir. Ancak şeriğin en geç asıl failin suçu işlediği (ve bu andan sonrasına ilişkin vaadi de dâhil olmak üzere) ana kadar sergileyebileceği 'katkı' mahiyetindeki bu davranışların; TCK'nın 40. maddesi uyarınca asıl failin eylemi ile bağlantısının kurulabilmesi ve cezalandırılabilmesi için 'nedensellik bağı'nın bulunması gerekmektedir. Asıl failin eylemine nedensellik içeren katkıyla kastedilen; şeriğin asıl failin suça konu eylemine yaptığı katkı nedeniyle, suçun asıl fail tarafından aynı şekilde, aynı sürede, daha kolay, zahmetsiz veya akim kalmayacağı garantisiyle daha rahat işlenebilmesi sonucunun doğması; şeriğin iştirake konu davranışı olmasaydı da netice aynı şekilde ve aynı zamanda, aynı şartlarda gerçekleşemezdi denilebilmesi; başka bir anlatımla yardım eden şeriğin eyleminin asıl failin eylemine doğrudan veya dolaylı bir şekilde fayda sağlamasıdır. Ayrıca, yardım eden konumundaki şeriğin iştirake konu olan eyleminin, kendisinden kaynaklı icrai veya ihmali bir hareket olması, ayrıca bu hareketi asıl failin suça konu eylemine katkı oluşturduğunu bilerek gerçekleştirmesi (iştirak iradesi) de gerekir. Kişinin, failin bir suç işleyeceğini bilmesi ve olay anında yanında bulunması, iştirak iradesine katıldığı anlamına da gelmez.Bu bağlamda, her ne kadar “sanık ...'in meydana gelen olaylarda asli fail olarak hareket ettiğine dair kesin delilin bulunmadığı, olay mahallinde silahlı bulunarak hakkında karar verilen ...'nın eylemine manevi destek sağlayarak ...'yı cesaretlendirdiği böylelikle ...'nın suç işleme kararını kuvvetlendirdiği,” gerekçesiyle yardım eden olarak sorumlu tutulmuş ise de, olay yerinde ele geçen mermilerin tek bir silahtan atıldığının belirtilmesi ve alınan beyanlar değerlendirildiğinde maktul ...'a ateş edenin ... olduğunun tespit edilmiş olması yanındasanık ...’in sanık ...’nın maktulü öldürmesine yardımda bulunacağına ilişkin bir anlaşmanın varlığına dair her hangi bir delil bulunmaması, sanık ...’nın ani bir kastla yanında bulunan silahla maktule ateş etmesi ve sanık ...’in suçun işlenmesi sırasında silahlı olarak olay yerinde bulunmak şeklindeki fiilinin asıl failin eylemine nedensellik oluşturan bir katkısının bulunmaması karşısında, yaralama suçlarına iştirak ettiği hususunda şüphe bulunmayansanık ...’insanık ...’nın öldürme fiilini işleyeceğini bildiğinin ve bu fiile katkı sağlayacak bir davranışta bulunduğunun her türlü şüpheden uzak şekilde ispatlanamadığı kanaatiyle sanık ...’in sanık ...’nın öldürme fiiline yardım eden sıfatıyla katıldığına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.