Anahtar kelimeler: Palto Sweatshirt Kürk Kazak Tişört Abiye Almayacağını Davaitirazın Sunacağını İzmirden

T.C.
İSTANBUL12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: müvekkili ... ile ... arasında 08.08.2023 tarihinde ''Adi Ortaklık Sözleşmesi'' imzalandığını, bu sözleşmeye göre müvekkili İzmir’den getirdiği tişört, kazak, palto, pantolon, sweatshirt şeklinde sıralanan malları söz konusu işletmede satışa sunacağını ve bu mallardan elde edilen gelir kendisine ait olacağını, işletmede yer alan deri ürünler, abiye, ayakkabı, aksesuar, kürk şeklinde sıralanan vasıflı malların satışı ve elde edilen gelir ise ...’na ait olacağını, kira sözleşmesinde müvekkili adı yer almayacağını ancak işletmenin kira bedelinden her iki taraf yarı yarıya sorumlu olacağını, davalı taraf ..., sözleşme şartlarına uymadığını, müvekkili sözleşmede yer alan malları sözleşme tarihinden itibaren söz konusu işletmeye koyduğunu, ancak karşı taraf müvekkilin mallarını işletmede yer olmadığını belirterek işletmenin vitrin tarafına değil, müşterilerin görmeyeceği bir şekilde arka kısmına koyduğunu, gelen müşterinin ürünü görüp satın almasına engel olduğunu, bu durum müvekkili tarafından defalarca kendisine belirtilmesine rağmen kendisi tarafından herhangi bir çözüm üretilmediğini, işletmenin vitrinine konulan malların her iki tarafın ürününü gösterecek şekilde dizayn edilmesi gerektiğini, müvekkili malları teşhir edilmediğini, yine taraflar arasındaki sözleşmeye göre her ayın sonunda herkes kendi malının satışından elde edilen kazançtan kar payı alacağını, sözleşme yapılırken karşı taraf ... bizzat kendisi her gün işletmeye uğrayacağını, günlük karı takip edeceğini ve stabil bir şekilde müvekkili ...’ya işletmenin kar payını rapor edeceğini belirtmesine rağmen sözleşme kurulduktan sonra işletmeye nadiren uğradığını, müvekkili kendisini her aradığında işletmede olmadığını belirttiğini, aynı şekilde işletmede yer alan malların satışından elde edilen gelirin takibini yapacak, sabit olarak işletmede duran eleman da bulunduramadığını, 08.08.2023 tarihinden sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar işletme 3 eleman değiştirmek zorunda kaldığını, bunun nedeni elemana ödenecek maaşı ...’nun az vermesi olduğunu, işini iyi yapan vasıflı elemanları işe almaması olduğunu, müvekkili, elemana ödenecek maaşın yarısını kendisinin ödeyeceğini söylemesine rağmen davalı tarafından vasıflı iyi dil bilen eleman işe alınmadığını, tüm bu nedenlerden dolayı, müvekkiline ait malların satışından elde edilen gelirin hangi mallara ilişkin olduğu, günlük ne kadar satış yapıldığı ve ay sonunda ne kadar gelir elde edildiği müvekkiline ne kadar kar payı düştüğü bilgisi kendisince takip edilmediği gibi bunu takip edecek vasıflı eleman da alınmadığını, tüm bu nedenlerle, taraflar arasındaki sözleşme gereği ifa edilmediğinden Adi Ortaklık Sözleşmesi haklı nedenlerle taraflarınca 14.02.2024 tarihinde Noter yoluyla gönderdikleri ihtar yoluyla feshedildiğini, sözleşme gereği müvekkili tarafından ...’na ödenen 16.256,00 Euro para miktarının fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kuru karşılığının müvekkilime ödenmesi için taraflarınca kendisine bildirildiğini, bunun üzerine ... söz konusu para borcunu taksitler halinde ödeyeceğini belirtmiş olduğunu, kendisinin vekili Av. ... ile 20.03.2024 tarihinde biraraya gelerek Borç Tasfiye Protokolü imzalandığını, müvekkili ile ... arasında imzalanan Borç Tasfiye Protokolü gereği müvekkilime taksitler halinde ödenmesi gereken alacak kalemlerinin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte ödenmesini, davalı tarafın itirazının iptaline karar verilerek ....İcra Dairesi 2024/... esas numaralı dosyanın kaldığı yerden devamına karar verilmesini, yapılan itiraz haksız ve kötüniyet ile yapıldığından davalı taraf hakkında icra inkar tazminatı ödenmesine hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: davacı taraf, ortaklığa konu mağazanın sözleşmeye aykırı şekilde yönetildiğini iddia etmiş ise de, bu iddia gerçeği yansıtmadığını, zira davacı, adi ortaklığın dış temsili ile mağazanın işletilmesini, hem sözleşme hükümleri hem de fiili uygulamalarla müvekkiline bıraktığını, nitekim dava dilekçesinde atıf yapılan sözleşme hükümleri arasında yer alan; “Kira sözleşmesinde müvekkilimizin adı yer almayacaktır”, “Sözleşme yapılırken karşı taraf ... bizzat kendisi her gün işletmeye uğrayacağını, günlük kârı takip edeceğini” ve “Mağazaya ürünlerin davalı tarafından yerleştirileceği” yönündeki düzenlemeler, bu hususun davacı tarafından da açıkça ikrar edildiğini ve mağazanın müvekkili tarafından işletileceğini gösterdiğini, dolayısıyla davacının sözleşme bakımından yegane üstlendiği rol, mağazanın yönetimini üstlenmek olmadığını, sözleşme hükümleri çerçevesinde adi ortaklığın kâr ve zararına katılmak ve sözleşme gereği satıştan sonra kâr payının kendisine kalacağı belirtilen malları mağazaya getirmekten ibaret olduğunu, buna karşın davacı, eylemleriyle müvekkili sözleşmeden doğan yöneticilik yetkisine açık şekilde müdahalelerde bulunduğunu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini, müvekkili sözleşme ile kendisine bırakılan yönetim sorumluluğunu gereği gibi yerine getirdiğini, mağazaya yerleştirilmesi gereken ürünleri sözleşme hükümlerine uygun şekilde yerleştirildiğini, ürünlerin mağazaya konulduğu hususu davacı tarafından da kabul edildiğini, mağazanın fiziki sınırları içinde ürünlerin yalnızca davacının istediği biçimde düzenlenmemesi sözleşmeye aykırılık oluşturmadığını, çünkü davacının ürünleri mağazada sergilenmekte olup müşteriler tarafından satın alınabildiğini, yönetim hakkı sözleşme uyarınca müvekkile bırakıldığını, bu nedenle ürünlerin mağazaya yerleştirilmesine ilişkin yetki de müvekkile ait olduğunu, ortaklık ilişkisi devam ettiği süre boyunca davacının ürünleri sözleşmeye uygun şekilde mağazada bulundurulduğunu ve satıldığını, davacı, mağazada yabancı dil bilen çalışan bulunmadığı yönünde iddiada bulununlduğunu, ancak bu iddia herhangi bir temele dayanmadığını, müvekkili işe alımlarda gerekli özeni göstermiş olduğunu, mağazanın ihtiyaçlarına uygun personeli istihdam ettiğini, çalışanların bir kısmının işten ayrılması, müvekkili niteliksiz personel tercih ettiği anlamı taşımadığını, hizmet sektöründe ve özellikle perakende alanında işçilerin değişmesi sektörün doğası gereği olağan bir durum olduğunu, bu nedenle personel ihtiyacı doğduğunda müvekkili gerekli girişimlerde bulunulduğunu ve istihdam açığını kapatıldığını, davacı ise yönetim yetkisi kendisine bırakılmadığı halde kendi arzusuna uygun personeli işe aldırmaya çalışıldığını, bu davranışıyla sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, davacı ayrıca müvekkili mağazadaki ürünlerin satışından elde edilen kârı düzenli olarak raporlamadığı ve denetim yapmadığı yönünde beyanda bulunduğu, bu iddia hem soyut hem de dayanaksız olduğunu, müvekkili yönetim sorumluluğu kapsamında işletmeye düzenli olarak gittiğini, işletmeye ilişkin kararları alındığını ve dönem sonunda paylaşılması gereken kâr paylarını davacıya bildirdiğini, ayrıca müvekkili her gün işletmeye gitmesi gibi bir zorunluluk söz konusu olmadığını, ticari teamüllere göre denetimler dönemsel veya aylık olarak yapılmakta olduğunu, davacı ortaklık süresince kârı inceleme ve denetleme hakkına sahip olmasına rağmen bu hakkını bilinçli olarak kullanmadığını, buna rağmen sonradan müvekkili bilgi paylaşmadığını ileri sürrdüğünü, açıklanan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının ortaklığa sürekli şekilde müdahale ettiği, yönetim hakkını müvekkili elinden almaya çalıştığını, denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı davrandığı ve haklarını kötüye kullandığı açıkça ortaya çıkmakta olduğunu, davacının bu tutumu ortaklığı sürdürülemez hale getirdiğini, buna rağmen adi ortaklık müvekkili tarafından değil, davacı tarafından sona erdirildiğini, davacı ortaklıktan ayrılarak adi ortaklık ilişkisini sona erdirdiğini, ortaklıktan doğan alacağı hesaplandığını ve taraflar arasında imzalanan protokol kapsamında adi ortaklık tasfiye edildiğini, müvekkili bu protokol gereğince davacıya olan borcunun ilk iki taksitini nakden ve defaten ödemiş olduğunu, kalan taksitler ise ifa uğruna eda yoluyla yerine getirildiğini, bu kapsamda müvekkili, mağazadan alınan malları davacıya tevdi etmek suretiyle edimini yerine getirdiğini, yukarıda arz ve izah olunan gerekçeler sebebiyle söz konusu haksız davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini, vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME ve GEREKÇE
:Dava, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava █████/2025 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.Dosyamıza getirtilen ....İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 500.000,00 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda davacı ile davalı ... arasında 08.08.2023 tarihinde ''Adi Ortaklık Sözleşmesi'' İmzalandığı, davalı tarafından 14.02.2024 tarihinde Noter yoluyla gönderilen ihtar ile sözleşmenin feshedildiği, yine davalı vekili ile 20.03.2024 tarihinde Borç Tasfiye Protokolü imzalandığı, davalının taksitler halinde ödeme yapmayı kabul ettiği, davalının cevap dilekçesinde iddia ettiği davacının edimlerini yerine getirmediğine ilişkin iddialarının iş bu davanın konusu olmadığı, borç protokolünde davalının yapacağı ödeme tarihlerinin belirtildiği, söz konusu taksitlerin sadece ilk iki taksidinin ödendiğinin tarafların kabulünde olduğu, bunun dışında malların teslimi suretiyle ödeme yapılacağına dair bir ibare bulunmadığı anlaşılmış olup davalı kalan ödemeleri malların teslimi suretiyle yaptığını belirterek takas mahsup talebinde bulunmuşsa da tarafların kabulünde olan borç protokolünde ödemenin ne şekilde yapılacağının belirtildiği bu yönden davalının takas iddiasının dinlenemeyeceği, davalının iki taksit dışında ödeme yaptığını ispata yarar yazılı delil sunmadığı, davacıya bakiye 500.000,00 TL borçlu olduğunun sabit olduğu, davalı yemin deliline dayanmışsa da ödeme yapmadığı zaten davalının açıkça kabulünde olduğundan bu delile başvurulmamış, davalının haksız itirazının iptaline, alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kabulü ile, ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına,2-Asıl alacağın %20'si oranında 100.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli 34.155,00 TL harçtan davacı tarafça dava açılırken peşin olarak ve tamamlama suretiyle yatırılan 8.515,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.639,60 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin nispi harç 7.900,00 TL tamamlama harcı ve 87,50TL vekalet harcı olmak üzere toplam 9.218,30 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,5-Davacı tarafından yapılan 1.165,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 80.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,9-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır