Anahtar kelimeler: Davatanıma Şehrinde Cezayir Ülkesinin Tanıttığını Tenfiz Yönlü Aldıktan Gidildiğini Tanıma

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████
KARAR NO
:████████
DAVA
:Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan tanıma ve tenfiz davasının yapılan incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Cezayir ülkesinin ... şehrinde ticari faaliyetlerini devam ettirdiğini, ... isimli kişi ise ... adlı firmanın temsilcisi olarak tanıttığını, müvekkilinden bir kısım malzemeler aldıktan sonra bu malzemelerin ödemelerini yapmadığını, adı geçen şirketin merkezine gidildiğini, ancak söz konusu şirket ... bölgesinde herhangi bir projeleri ve temsilcileri olmadığını, müvekkili bu durum üzerine hem savcılık hem de hukuk mahkemesi açısından mahkemeye başvuruda bulunduğunu, Skikda Mahkemesi iki yönlü bir yargılamaya giderek hem ceza anlamında hem de hukuk anlamında iki farklı karar verdiğini, kararın ceza kısmında ... isimli kişiye 18 ay hapis cezası ve 50.000 Cezayir Dinarı adli para cezası verdiğini, söz konusu kararın hukuk kısmında ise...'ın müvekkilinin uğramış olduğu zararlardan dolayı kendisine 1.000.000 CD (Bir Milyon Cezayir Dinarı) tazminat ödemesine, 50.000 CD (Elli Bin Cezayir Dinarı) tutarındaki kefalet bedelinin iadesi ile son olarak 50.770 CD (ElliBin YediyüzYetmiş Cezayir Dinarı) tutarındaki mahkeme masraflarını ödemesine karar verdiğini, Cezayir ile ülkemiz arasında bulunan Türkiye ile Cezayir Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardım Sözleşmesi'nin 20. Maddesi uyarınca Cezayir mahkemeleri ve hakem heyetleri tarafından verilen kararlar ülkemizde tanıma ve tenfize tabi tutulabileceğinden davalının mal varlığı araştırılarak, bulunacak mallar üzerine alacağa yeter miktarda menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız olarak, mahkemeniz aksi kanaatte ise mahkemenizce takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz şerhi işlenmesine, davaya konu yapılan Cezayir ülkesi ... şehir mahkemesi tarafından verilen 22/... Esas ve 23/... Dizin numaralı ve 23.03.2023 tarihli kararının tenfizi ile kararda yer alan 1.000.000 Cezayir Dinarı tazminatın, 50.000 Cezayir Dinarı Kefalet Bedelinin ve Yargılama Gideri olan 50.770 Cezayir Dinarı'nın Müvekkilimize ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
█████/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir. Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
01.10.2011 tarihinde yürülüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleri diğer dava ve işler bakımından da görevli mahkemedir.
Somut olayda, dava tanıma tenfiz talebine ilişkin olup ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün █████/2026 tarihli yazı cevabında davalı ...'ın ticari işletme kaydına rastlanılmadığı, davalının vergi kayıtlarında █████/1985 tarihli terk kayıtlarının bulunduğu, gerçek kişi tacir olmadığı anlaşılmış olup yapılan incelemeler sonucunda davalının tacir olmadığı, yapılan işin esnaf işletme düzeyini aşarak ticari işletme düzeyinde gelir elde ettiğinin söylenemeyeceği, davanın mutlak ticari davalar arasında da düzenlenmediği anlaşılmakla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup mahkememizin görev alanında değildir.
HMK 114.maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!