Anahtar kelimeler: Kesinlik Şartı Eksiklikleri Ankara Sayisi Atılan Adliye Derece Bölge İlk

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararKARAR
: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 12. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ███████ KararTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı belediyenin Ankara ili, ..., ... Mahallesi, 638 04... parseldeki taşınmazı park ve rekreasyon alanı olarak ayırmak suretiyle kamulaştırma yapılmaksızın el attığını, müvekkilinin ise söz konusu taşınmazın 84,67 m²sine malik olduğunu ve bedelinin ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının el atma tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın uygulama imar planında "kentsel rekreasyon alanı" kullanımında kaldığını, kısıtlılık durumunun söz konusu olmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, bedeline hükmedilen davacılar payının tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; “Kentsel Rekreasyon Alanı” kullanımında bulunan dava konusu 638 04... parselin “Ticari Rekreasyon Alanı” kullanımına dönüştürülmesine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 21.11.2014 tarihli ve 2041 sayılı kararı ile 1/5000 ... plan değişikliğinin onaylandığını, ancak imar planının iptal edildiğini, bu nedenle söz konusu taşınmazın plansız konuma düştüğünü, plansız kalan bir alanda herhangi bir kısıtlılık oluşmayacağından davacının tazminatı gerektirir herhangi bir mağduriyetinin söz konusu olmadığını, el atılmadığını, belirlenen bedelin fazla olduğunu, vekâlet ücretinin maktu olarak hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hissedarı olduğu Ankara ili, ..., ... Mahallesi, 638 04... parsel sayılı taşınmazın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.08.2004 tarihli ve 523 sayılı kararıyla onaylı 1/5000 ölçekli ... planında "Park" alanında kaldığı, ... Belediye Meclisinin 07.08.2006 tarihli ve 391 sayılı kararıyla uygun görülen ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 30.11.2006 tarihli ve 2963 sayılı kararıyla onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ise "kentsel rekreasyon alanı" kullanımına ayrıldığı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 21.11.2014 tarihli ve 2041 sayılı kararıyla 1/5000 ölçekli revizyon ... planında değişiklik yapılarak "ticari rekreasyon" kullanımına dönüştürüldüğü, bahse konu meclis kararının iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından açılan davada, Ankara 13.İdare Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla ... planı değişikliğinin iptal edildiği, bu karara yönelik temyiz incelemesinin ise Danıştay 6. Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı dosyası ile onandığı anlaşılmakta olup, uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin sadece 1/5000 ölçekli ... planı değişikliğinin bulunduğu ve bunun da iptal edildiği, revizyon ... planına bağlı olarak yapılmış bir 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının bulunmadığı, bu yönüyle önceki 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının yürürlükte olduğu ve taşınmazın “kentsel rekreasyon alanı” kullanımında bulunduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yürürlükte olan bir taşınmazın plansız duruma düştüğünden söz edilmesine hukuken olanak bulunmamakta olup, yapılan keşif sonucu sunulan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın boş olup, üzerinde yapı ve tesis bulunmadığı bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği bildirilmiş ise de taşınmazın paydaşları tarafından açılan Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin denetiminden geçen dava dosyalarında taşınmaza el atılarak yol geçirildiğinin kabul edildiği fiilen el atmanın varlığının kabul edildiği (█████████-8860, █████████-█████████ sayılı ilamlar) dikkate alındığında, fiilen el atma olgusunun gerçekleştiği, fiilen el atılmamış olsa dahi uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiği değerlendirilerek; tapu kaydında daha önce mevcut olan 2033 parsel ile binmelidir şerhinin terkin edilmiş olduğu, bilirkişi raporunda "mevcut şerhin uygulama öncesi parselde bulunan şerh olduğu, 2033 parselin tapuda yaşamadığı, grafiksel olarakta dava konusu taşınmazın herhangi bir taşınmazla mükerrer olmadığı” hususu tespit edilmiş olup, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması suretiyle değerinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı payının iptali ile idare adına tesciline dair karada, aynı bölgeden gerek Dairelerine intikal eden dava dosyaları bedelleri gerekse Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen bedeller dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmediği; ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 28.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı " 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanun'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanamayacağına" dair Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine, ilişkin kararı gereğince harcın nispi olarak alınması gerektiği gözetildiğinde harcın kamu düzeine ilişkin olması nedeniyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiş ayrıca faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, nispi harç alınmasını yerinde olmadığını ve davacı lehine maktu vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın tasarrufunun uzun süre boyunca hukuken kısıtlandığı da gözetildiğinden bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.3. 6100 sayılı Kanun ile düzenlenen istinaf sebeplerinin “kamu düzenine aykırılık” ve “taraflarca ileri sürülen” nedenler olmak üzere iki ayrımda incelenmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırılık mutlak istinaf sebebidir ve bölge adliye mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle kamu düzenine aykırı bir sebebin istinaf dilekçesinde ileri sürülüp sürülmemesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Buna karşılık kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise bölge adliye mahkemesince kendiliğinden dikkate alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.4. Eldeki dosya kapsamına göre; davalı idare vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde İlk Derece Mahkemesince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik açıkça bir itirazda bulunulmadığı anlaşıldığından ve vekâlet ücretine ilişkin hükmün de kamu düzenine ilişkin olmadığı gözetildiğinde, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülmemesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi mümkün bulunmadığı gibi temyiz yolunda ileri sürülmesi durumunda dahi Yargıtay'ın bu temyiz sebebini incelemesi de mümkün bulunmadığı gibi taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra kısmen fiilen el atıldığından nispi vekâlet ücreti takdiri yerinde görülmüştür.5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.