Anahtar kelimeler: Yağlar Defterdarlığı Tarh Yılının Kasım Aralık Eylül Okul Ekim Sınai
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Defterdarlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava Konusu İstem
: Asıl borçlu ... Turizm Personel ve Okul Taşımacılığı Akaryakıt Sınai Yağlar Ticaret Limited Şirketi hakkında 2011 yılının Ocak ila Ekim ve Aralık, 2012 yılının Ocak, Nisan ila Eylül, Kasım ve Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen özel tüketim vergileri ve tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen bir kat vergi ziyaı cezaları ile gecikme faizi ve yargı harçlarına ilişkin 2 nolu ihbarnamenin kesinleşmesi akabinde anılan amme alacaklarının adı geçen şirketten tahsil edilemediğinden bahisle, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, asıl borçlu şirket adına kayıtlı 6 adet araç bulunduğu, anılan araçlar üzerinde ön sıralarda davalı idareye ait haciz şerhlerinin olduğu, söz konusu araçların yakalanıp satışlarından elde edilen tutarın amme alacağını karşılayıp karşılamadığının idarece tespit edilmediği, öte yandan, borçlunun 3. kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının da araştırılmadığı, bu durumda, asıl borçlu şirket hakkında tüm takip yollarının tüketilerek amme alacağının asıl borçlu şirketten kısmen veya tamamen tahsil imkanı kalmadığının açık ve net olarak ortaya konulduğundan bahsedilemeyeceğinden gerekli yasal koşullar oluşmadan davacı kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Asıl borçlu şirket nezdinde amme alacaklarının kesinleşmesine rağmen ödenmediği, şirket adına kayıtlı araçların eski olduğu ve üzerlerinde trafikten men kaydının bulunduğu, asıl borçludan tahsil edilemeyeceği açıkça anlaşılan amme alacaklarının davacı kanuni temsilciden tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
:
Asıl borçlu ... Turizm Personel ve Okul Taşımacılığı Akaryakıt Sınai Yağlar Ticaret Limited Şirketi hakkında 2012 yılının Ocak, Nisan ila Eylül, Kasım ve Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen özel tüketim vergileri ve tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen bir kat vergi ziyaı cezaları ile gecikme faizi ve yargı harçlarına ilişkin 2 nolu ihbarnamenin kesinleşmesi akabinde anılan amme alacaklarının adı geçen şirketten tahsil edilemediğinden bahisle, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde, "tahsil edilemeyen amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına sorumlu olduğu dönemlere ilişkin kamu borcu nedeniyle ... takip numaralı ödeme emirlerinin düzenlendiği ve söz konusu ödeme emirlerine karşı ... Vergi Mahkemesinin E: ... ila ... sayılı dosyalarında dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, yapılan malvarlığı araştırmasında söz konusu şirket adına kayıtlı gayrimenkule rastlanmadığı, plakaları dosyada mündemiç 6 araç dışında herhangi bir mal varlığının tespit edilemediği, araçlar üzerine yakalama şerhli hacizler konulmasına karşın araçların bulunamadığı ve amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği saptanmıştır.
Borçlu şirketten tahsili gereken ve davacı adına düzenlenen 6 ayrı ödeme emrine ilişkin kamu borcu bulunmasına rağmen, yukarıda anılan ve üzerinde alacaklı icra ve vergi dairesi müdürlüklerince evvelce konulmuş hacizler de bulunan dolayısıyla bu malların satış bedelinden tahsiline olanak bulunmayacağı açık olan amme alacağının tahsilini teminen kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin diğer yönlerden hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi suretiyle karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan bölge idare mahkemesi vergi dava dairesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle yerinde olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyu ile, karara katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!