Anahtar kelimeler: Tektil Apre Proses Örme Boyama Terbiye Boyalı Kumaşlar Mucibince Satımdan

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin tektil sektöründe örme, boyama, terbiye, apre proses alanlarında faaliyet göstermekte olup davalı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile yapılan muhtelif anlaşmalar mucibince de davalı şirkete siparişleri çerçevesinde boyalı kumaşlar sattığını ve teslim ettiğini, ancak müvekkil şirket tarafından üzerine düşen yükümlülükler eksiksiz olarak yerine getirildiğini ve satılan ürünlere ilişkin faturalar tanzim edilerek davalıya gönderilmişse de davalı şirket tarafından fatura bedelleri 143.582,17 USD ve 285.147,27-TL eksik ödendiğini, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün, ..../... E. sayılı dosyası tahtında 'ilamsız icra takibi' başlatılmak zorunda kalınmışsa da davalı şirket tarafından, kötü niyetli ve müvekkil şirketin alacağını sürüncemede bırakmak gayesiyle icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasının sağlandığını beyanla davalının haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazlarının iptaline ve icra takiplerinin devamına, % 20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap Dilekçesi
: Davalı usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, duruşmalara iştirak etmemiştir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Tarafların İTO sicil kayıtları delil olarak celp edilmiştir.
2-Tarafların BA BS formları ilgili vergi dairelerinden celp edilerek incelenmiştir.
3-Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, █████/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Uyuşmazlığın, davacının davalıdan takibe konu alacağından dolayı takipte alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti, davalının takibe itirazında haklı olup olmadığı hususlarında olduğu, Davacı tarafından sunulan cari hesap ekstreleri ile ticari defterlerde yer alan tutarların uyumlu olduğu, ancak Davacı Şirket tarafından dosyaya sunulan USB bellek içerisinde yer alan e-defter beratlarının açılmadığı, her halde Davacı ticari defterlerinin delil niteliği taşıyıp taşımadığının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, Davalı tarafından inceleme gününde incelemeye icabet edilmediği, sonrasında da herhangi bir yerinde inceleme talebi olmadığı, işbu nedenlerle Davalı ticari defterlerinin incelenemediği, Davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresi ve ticari defterlerin incelenmesinde, 2024 yılı açılış bakiyesinin 210.674,69 USD karşılığı 6.194.265,67 TL ve 285.147,27 TL olduğu, 2025 yılında Davacı tarafından Davalıya 88.270,80 TL fatura düzenlendiği, bu tutarın Davacı ticari defterlerinde Davalı hesabına 2.907,48 USD karşılığı borç kaydedildiği, Davalı tarafından Davacıya 7 adet 10.000 USD tutarında banka havalesi ile ödeme yapıldığı, bu tutarların Davacı ticari defterlerinde Davalı hesabına alacak kaydedildiği, neticeten Davacının Davalıdan (210.674,69 USD + 2.907,48 USD –70.000 USD) 143.582,17 USD ve 285.147,27 TL alacaklı olduğu, Karşılaştırmalı alış – satış analizlerinin incelenmesi neticesinde Davacı ve Davalı analizlerinin birbirleriyle uyumlu olduğu" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
5-Bakırköy .... İcra Dairesi'nin, ..../... E. sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; Bakırköy ... İcra Dairesi'nin, ..../... E. sayılı dosyası tahtında, davalı aleyhine başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının davalıdan takibe konu alacağından dolayı takipte alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti, davalının takibe itirazında haklı olup olmadığından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş olup, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 143.582,17 USD (5.725.152,37 TL) ve 285.147,27 TL olmak üzere toplam 5.981.296,04 TL alacak için icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği görüldü.
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında boyalı kumaş satışına dair ticari ilişki bulunduğunu, ürünler davalıya teslim edilmesine rağmen faturaların ödenmediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz edildiği belirtilerek davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, Davacı ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmuş, davalı ise süresi içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2020 ve 2024 yılları içerisinde devam eden ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 143.582,17 USD ve 285.147,27 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların tamamının davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde tarafların BA BS formlarının uyumlu olduğu, davacı tarafından kesilen faturaların tamamının davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ..../.... E., ..../.... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ..../.... E., ..../... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği ../... dönemine ait BA formu ile davacı Erdal Karahan'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra .../.. dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ..../.... E., ..../.... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile davacı tarafından kesilen faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 143.582,17 USD ve 285.147,27 TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesi ..../.... Esas, .../.... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ise ..../.... Esas ve ..../.... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 143.582,17 USD ve 285.147,27 TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 143.582,17 USD ve 285.147,27 TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı bu sebeple takipten önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından TL alacak için 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre avans faiz oranı, USD alacak için 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla takip tarihindeki USD kuru da gözetilerek itirazın iptaline karar verilen toplam asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.196.259,20 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
-Davanın KABULÜ ile;
-Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ..../.... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin 143.582,17 USD ve 285.147,27 TL alacak yönünden DEVAMINA,
- Hüküm altına alınan 285.147,27 TL alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere takipteki faiz oranını aşmamak üzere yıllık reeskont avans faizi uygulanmasına,
-Hüküm altına alınan 143.582,17 USD alacağa takipteki taleple bağlı kalınarak takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
-Hükmedilen alacağa takip tarihindeki USD kuru da dikkate alınarak %20 oranında icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 1.196.259,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 424.920,66 TL harçtan peşin alınan 76.323,69 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 348.596,97 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-Davacı tarafça yatırılan 76.323,69 TL peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 76.939,09 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı tarafça yapılan 10.622,50 TL yargılama gideri ve 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 773.638,02 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!