Anahtar kelimeler: İdilekçeler Saygın Dünyanın Tpmk Ülkesine Mutfak İmalatçıdır Madeni Gereçleri Ettirmiş

T.C.
İSTANBUL3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:I.DİLEKÇELER AŞAMASI1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: Müvekkili şirket, madeni mutfak eşyaları ve temel ev gereçleri imalatı ile iştigal eden, ürettiği çok çeşitli ürünleri dünyanın birçok ülkesine ihraç eden saygın bir imalatçıdır. Davalı taraf, müvekkiline ait markaya çok benzer olan bir markayı kötü niyetli olarak tescil ettirmiş ve haksız bir marka tescili elde ettiğini, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana aralıksız bir şekilde “...” ibaresini fiilen kullandığını, yaptığı yatırımlar, tanıtım faaliyetleri ve çalışmaları ile markayı kendi alanında bilinen ve tanınmış bir marka haline getirmiş olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde... sayılı “ ...” ibareli markası ...numaralı sınıflarda,... sayılı “...” ibareli markası ... numaralı sınıflarda, ... sayılı “...” ibareli markası ...numaralı sınıfta “değerli madenlerden olanlar dahil mutfak eşyaları” emtiaları yönünden tescilli olduğunu, markalar içerisinde mezkür ibare başlangıç unsuru olarak kullanılarak, hâkim ve müstakil bir kelime unsuru olarak ön plana çıkartılmakta olduğunu, bu nedenle müvekkiline ait markalarda bilhassa “...” ibaresinin koruma altına alındığı ve bu ibare ile seri markalar oluşturulduğu açık olduğunu, davalıların TPMK nezdinde ... sayılı ... görselini haiz görselini markası da.... numaralı sınıflarda koruma altına alınmış olduğunu, davalı markasında da “...” ibaresi asli ve ortak unsur olarak koruma altına alındığını, markada kullanılan “...” ibaresinin asli marka vasfını güçlendirmesi nedeniyle davaya konu marka “...” ibaresi ile algılanmakta olduğunu, markadaki şekil unsurunun İse ayırt ediciliği bulunmamakta olduğunu, davaya konu marka ile müvekkilinin markaları karşılaştırıldığında, müvekkilinin genel itibarı ile orijinal ve özgün markaları karşısında davaya konu marka ayırt edilmesini sağlayacak hiçbir çaba gösterilmediği, markaların kelime unsurlarının her iki markada esaslı unsur olarak yer aldığı anlaşılmakta olduğunu, davaya konu marka ile müvekkil markaları kavramsal benzerlik bulunmakta olduğunu, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmakta olduğunu, tarafların her ikisi de aynı sektörde ve aynı tüketici kitlesi için mutfak araç gereçleri alanında faaliyetlerini göstermekte olduğunu, potansiyel müşteriler markalar arasındaki farklılığı anlasa bile söz konusu kavramsal aynılık sonraki markanın önceki markanın yeni bir versiyonu olduğu yanılgısına kapılmak suretiyle karışıklık riskinin meydana gelmesine neden olacağını, dava konusu markanın isim/soy isim kombinasyonu gibi algılanmaya müsait olduğu, bu itibarla tüketicinin markanın kaynağını algılarken isimden ziyade soy isme önem ve ağırlık verdiğini, soy isim benzerliğinin işletmeler arasında bağlantı kurmak için önemli bir unsur olduğu ayrıca dikkate alınmalı görsel yönden de ortalama tüketici nazarında markalar benzer olup, seri marka izlenimi oluşturulmuş olması nedeniyle görsel yönden de ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmakta olduğunu, markalar arasında “....” ibaresinin aynı mahiyette kullanılmış olması, fonetik vurgunun da bu ibare üzerinde olması nedeniyle fonetik benzerlik bulunmakta olduğunu, müvekkili şirket markaları ile davaya konu markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ... numaralı sınıflar yönünden ayniyet bulunmakta olduğunu, ortalama tüketicinin dikkat seviyesinin ortalama olacağı, bu nedenle seri marka izlenimi de bulunması ve müvekkil şirket markalarının da tanınmışlığı dikkate alındığında davaya konu markanın hükümsüz kılınması gerekmekte olduğunu, karıştırılma ve iltibas tehlikesi nedeniyle SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında davaya konu markanın hükümsüz kılınması gerekmekte olduğunu, ayrıca müvekkili şirket sosyal medya mecralarında markasını aktif olarak kullanmakta, izlenme oranı yüksek ulusal TV programlarına reklamlar vermekte olduğunu, müvekkili şirket markalarının SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında tanınmış Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle ve sulandırma hallerinin de varlığı sebebiyle davaya konu markanın aynı zamanda SMK 6/5 maddesine göre de hükümsüz kılınması gerekmekte olduğunu, davalılardan ..., müvekkili şirketin eski ortağı ve müdürüdür. 2019 yılında müvekkili şirketten ayrılmış ve diğer davalılarla birlikte aynı yıl içerisinde dava dışı ... ŞTİ.'yi kurmuştur. Davalı taraf, bahsi geçen bu şirket üzerinden davaya konu marka ile 2021 yılından itibaren müvekkil şirketin hemen yakınında bulunan bir binada aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğunu, davalılardan ...'ın 2005-2019 yılları arasında müvekkili şirketinin ortağı olması ve belli bir dönem müvekkili şirketin müdürlük görevini üstlenmiş olmasının yanında davalı tarafın müvekkilinin merkez adresinin hemen yakınında bulunan binada faaliyet göstermesi, davalıların yukarıda açıklanan hususlarda sözlü olarak birçok kez ikaz edilmiş olması ve özellikle markaların unsurları arasında tesadüfle ve iyi niyetle açıklanamayacak düzeyde benzerlik bulunması nedenleri ile müvekkilinin marka üzerindeki hak sahipliğinin davalı tarafça bilindiği ve davaya konu markanın kötü niyetle tescil edildiği açık olduğunu, basiretli bir tacirin aynı sektörde faaliyet gösteren bir firmanın markasını bilmesi; en azından marka tescil başvurusunda bulunmadan önce gerekli inceleme ve araştırmayı yapması da, kötü niyete ilişkin iddiadan bağımsız, müstakil bir gereklilik olduğunu, diğer davalılar ... ve ... da müvekkilimiz şirketin eski çalışanlarıdır ve bu da bu davalılar bakımından müvekkilinin marka üzerindeki hak sahipliğinin net olarak bilindiğini ve davalıların kötü niyetle dava konusu markayı tescil ettirdiğini gösteren bir vakıa olarak dikkate alınmalı olduğunu, bu nedenle dava konusu markanın SMK'nın 6/9 maddesi uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesini, davalıların kimlik ve adres bilgilerinin teyidi ve temini için Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanlığı'na müzekkere yazılmasını, müzekkere cevabı geldikten sonra dava dilekçesi ve eklerinin davalılara tebliğine, dava konusu ... nolu “zekeriya ....” ibareli markanın koruma kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.2.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı müvekkilleri, ... şirketinin ortağı ve müdürü olduğunu, ticari faaliyetlerine 2019 yılından beridir bu firma bünyesinde devam etmekte olduğunu, aynı zamanda davalı müvekkilleri kardeş olup babalarının ismi de ... olduğunu, davacı şirket olan ... Ltd. Şti isimli şirket 1993 yılında kurulmuş olduğunu, şirketin kurucu ortakları ise ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... olduğunu, bu şirket faaliyetlerine bu şekilde devam etmiş ve davalı müvekkili ... da bu şirkete 2005 yılında resmiyette de ortak olduğunu, 2005 yılından 2019 yılına kadar aynı şirket çatısı altında faaliyet göstermiş olduğunu, yani davacı şirketin kurucu ortaklarından birisi de davalılar ... ve ...'ın babaları olan ... olduğunu, yani davacı şirket, davalı müvekkillerine babadan yadigar da diyebileceği ve kendilerinin de emek sarf ettiği bir şirket olduğunu, ancak davalı müvekkillerin babası ..., 2019 yılında vefat etmiş ve babalarının vefatından sonra davacı şirketin diğer ortakları olan amcalarıyla hem ticari hem de şahsi uyuşmazlıklar yaşanmış ve davalı müvekkiline bahse konu şirketten ayrılmak durumunda kalmış olduğunu, akabinde ise davalı müvekkilleri tarafından 2019 yılında ... Şirketi isimli firma kurulmuş ve faaliyetlerine başlamış olduğunu, davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren bu şirket ise ticari piyasaya "..." markası ile hükmetmekte olduğunu, gerek trendyol satış listelerinde üst sıralarda ve en çok satanlarda yer almakta gerekse de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere toptan satışlarda da piyasanın çapa nitelikte firmalarından birisi konumunda olduğunu ancak tekraren belirtmekte fayda görüyoruz ki; davalı müvekkiller ve davalı Müvekkillerine ait firma "..." isimli marka ile ticari faaliyet göstermekte ve satışlar yapmakta olduğunu, bahse konu hususa ilişkin olarak ...satış listeleri, marka sicili kayıtları, instagram sayfası görüntüleri gibi veriler bilahare delil dilekçesi ekinde Mahkemeye sunulacağını, bütün bu ticari faaliyetlerin kısa bir süre içerisinde ve büyük reklam faaliyetleri olmadan gerçekleşmesi davacı şirketi bu davayı açmaya ittiği sabit olup davacının mezkur davası da iyi niyetten yoksun olmakta olduğunu, davalı müvekkillerine ait firmada mezkur davaya konu olan "..." isimli marka ile bir ticari faaliyet yürütülmemekte olduğunu, bu markanın müvekkilleri tarafından alınmasının ve tescil edilmesinin sebebi ise sadece manevi nitelik taşımakta olduğunu, davalı müvekkillerine ait TÜRKPATENT nezdinde tescilli ...nolu "..." ibareli marka, davacı şirkete ait herhangi bir marka ile benzer nitelik taşımamakta ve ayırt edici unsuru da kendi nezdinde bulundurmakta olduğunu, zira ... isimli markada vurgulanmak istenen şey "..." ibaresi olmadığını, zira bu marka isminde ... ile ... ayrı düşünülemeyeceğini, yani ... ibaresi markanın asli unsurunu, ... ibaresi de yardımcı unsur niteliğinde olmadığını, . ... ibaresi bir bütün şeklinde markayı oluşturmakta ve davacı şirkete ait olan hiçbir marka ile de benzer nitelik taşımamakta olduğunu, davacı şirketin benzerlik taşıdığını iddia ettiği ve yukarıda bilgileri verilen markaların gerek yazılış şekli, puntosu, marka logosu ve yazılarında kalın punto ile vurgulanan ibareler ve sair tüm hususlar ile müvekkile ait "..." ibareli markada bulunan ve logosunda ve yazılışında öne çıkarılan hususlar karşılaştırıldığında bu markaların benzer nitelik taşımadığı tespit edilebileceğini, ancak davalı müvekkilerine ait olan "..." isimli markanın gerek logosunda gerekse yazı puntosunda ve sair hususlarda vurgulanmak istenen ... ibaresi olmadığı gibi "..." ibaresi bir bütünlük teşkil etmekte olduğunu, aynı zamanda her iki marka ismine ve logosuna ortalama bir tüketicinin baktığını yahut isimlerini duyduğu varsayımda ortalama bir tüketicinin markalar ve isimleri arasındaki farkı rahatlıkla ayırt edebileceği aşikar olduğunu, aynı zamanda mezkur davaya konu markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi olmadığını, zira davaya konu markalar arasındaki ayırt edici ve baskın olan unsurlara dikkat edildiğinde; markaların bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler son derece farklı olmakta olduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sonuç olarak; mezkur davaya konu olan ve davacı şirkete ait TÜRKPATENT sisteminde tescilli olan markalar (... ibareli markalar) ile davalı müvekkillere ait olan "..." isimli markalar arasında herhangi bir benzerlik olmadığı, gerek anlamsal gerek fonetik gerekse de vurgusal manada bir benzerlik olmadığı, ortalama bir tüketici tarafından markaların ismi söylendiğinde ve logoları görüldüğünde dahi rahatlıkla ayırt edilebilecek derecede ciddi farklılıklar olduğu, markalar arasında bütünlük anlamda (asli unsur ve tali unsurlar arasındaki) ciddi derecede farklılıklar olduğu bu nedenle haksız davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin cevap dilekçesinin yerinde olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinin yerinde olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.II.DELİLLERA.TPMK KayıtlarıDavaya konu TPMK kayıtlarının celp edildiği görülmüştür.B.Bilirkişi Raporları1.█████/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının... sayılı ... Markasının davacı markalarıyla benzer olması, kapsadıkları mal ve hizmet sınıfları yönünden ayniyet bulunması ve ortalama tüketici kitlesinin en azından taraf işletmeleri birbiriyle ilişkilendirilebileceği nedenleriyle, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşulunun oluştuğu değerlendirildiği, gerek dosya kapsamında tanınmışlığa ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunmaması ve gerekse de huzurdaki davaya konu davalılar markalarının tescil kapsamındaki mal veya hizmet sınıfları ile davacının dayanak markalarının tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin aynı olması sebepleriyle, SMK'nın 6/5 maddesi yönünden hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı değerlendirildiği, davalılardan ...'ın davacı şirkette ortak olması, diğer davalıların ise davalı şirkette çalışmalarının olduğu sebepleriyle davalıların davacının 2004 yılından bu yana tescilli Markası ile sonraki tarihli markalarını bildikleri anlaşılsa da, davaya konu tescilli markanın davalıların beyanlarına göre davacı şirketin kurucularından olan ... adına ilişkin olması ve aynı zamanda davalıların da babaları olması nedenleriyle takdiri Mahkemede olmak üzere kötü niyetin olmayabileceği kanaati hâsıl olduğu, bu nedenlerle SMK'nın 6/9 maddesine göre hükümsüzlük koşulunun oluşmayabileceği bildirilmiştir.III.DAVA VE UYUŞMAZLIKDavada uyuşmazlığın; Davalıların markasının davacı markasına benzer ve tecavüz oluşturması nedeniyle davalılar ait ... numaralı markanın hükümsüzlüğü istemi noktasında toplandığı anlaşılmıştır.IV.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEMarka hükümsüzlük sebepleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında tescilli bir markanın iptalini sağlayan mutlak (kamu yararı) ve nispi (özel yarar) ret nedenleri olarak ikiye ayrılır. Temel sebepler arasında ayırt ediciliğin olmaması, kötü niyetli tescil, önceki tescilli markalarla benzerlik ve kullanılmama (5 yıl) yer alır. Hükümsüzlük kararı (ex tunc) geçmişe yönelik etki doğurur. Tescil baştan itibaren yok sayılır, ortadan kalkar.Mutlak ret nedenlerinden birine dayanılarak açılan hükümsüzlük davasında mahkeme, diğer mutlak ret nedenleri yönünden de re'sen inceleme yapıp karar verebilir iken, nispi ret nedenlerin den birine dayanılarak açılan hükümsüzlük davalarında re'sen diğer nispi ret nedenlerine göre bir inceleme yapılamaz (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, 4.Baskı, İstanbul, Eylül 2018, syf.1012, 1013).Davacı yan huzurdaki hükümsüzlük davasını, SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9 maddelerine dayandırarak ikame etmiştir. Bu sebeple inceleme nispi hükümsüzlük sebepleri ile sınırlı bir şekilde gerçekleştirilecektir.SMK madde 6/1 Yargıtay 11. H.D.'nin ...E.,...K. Sayılı ve 12.02.2026 tarihli ilamında "6769 sayılı SMK'nın 6/1 hükmünde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği düzenlenmiştir. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde, her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibarıyla görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.." şeklinde tanımlanmıştır.SMK'nın 6/1 maddesine göre hükümsüzlük şartının sağlanabilmesi için, markalar arasında ayniyet veya benzerlik, markaların tescil kapsamındaki mal veya hizmetler yönünden ayniyet veya benzerlik, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.Davacının markaları genel olarak NİCE sınıflandırması ...sınıflardaki emtialar yönünden tescilli olduğu görülmektedir. Tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, tencere seti grupları, çatal kaşık bıçak takımları vs.gibi mutfak eşyalarına yönelik olarak emtia sınıfı ayniyeti şartının sağlandığı görülmektedir.Bilirkişi raporu sayfa 10'da yer aldığı üzere davacı yan adına olan markalar incelendiğinde, davacı markalarında “...” ibaresinin ayırt edici asli unsur olduğu görülmektedir. Bazı grafik unsurları yer alsa da, “...” markası dışında diğer markalarında asli unsurun “...” ibaresi olduğu ve kıyaslamada bu ibarenin dikkate alınması gerektiği değerlendirilmiştir.Davalılar adına kayıtlı ... tescil numaralı markada ise bir bütün olarak “...” ibaresi olduğu, ad-soyadından oluştuğu, grafik unsur olarak tencere kapağının altında italik ve gri renk yazı ile şekil unsurunun yer aldığı görülmektedir. Ancak bütünsel olarak markanın asli unsurunun “...” olduğu görülmektedir.Her iki taraf markalarında “...” ibaresinin ortak unsur olduğu görülmekte, kavramsal olarak söz konusu ibarenin şirket yetkililerinin ve / veya marka hakkı sahiplerinin soyadını ifade ettiği, aynı anlamda kullanıldığı ve kavramsal olarak markaların benzer olduğu görülmektedir.Görsel yönden yapılan incelemede davacının bazı markalarındaki italik yazı karakteri yönünden kısmi bir benzerlik olduğu görülmektedir. İşitsel yönden yapılan incelemede de taraf markalarında ortak unsurun aynı olması, soyadını ifade etmesi ve telaffuzlarında “...” kelimesi itibariyle ayniyet bulunması nedeniyle işitsel yönden de benzerlik olduğu değerlendirilmiştir.Markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında “...” ibaresi yönünden benzerlik olduğu, davalılar markasının asli unsurunun “...” olduğu, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin ayırt edici vasfının olmadığı, keza davalı markasında yer alan şekil unsurunun da taraf markaları birbirinden yeteri kadar uzaklaştırmadığı, karıştırılma ihtimali incelemesinde de belirtildiği üzere ad-soyadı şeklindeki markasal kullanımlarda soyadının daha ayırt edici konumda olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, ortalama tüketicinin taraf markaları benzer olarak algılayabileceğine kanaat getirilmiştir.Ayrıca davalı taraf marka ve kullanımlarının ad-soyadından oluşması nedeniyle bu yönden de değerlendirme yapılması gerekmektedir. Genel kural olarak, ad-soyadı şeklinde düzenlenmiş markalar için karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde işaretlerde yer alan soyadların, adlardan daha fazla ayırt edici güce sahip olduğu kabul edilir.Yargıtay 11. H.D.'nin ...E., ...K. Ve █████/2019 tarihli “Dava konusu başvuru, "..." kelimelerinden oluşmaktadır. Her ne kadar, söz konusu başvuruda geçen ibarenin tanınmış bir modacı adı ve soyadı olması sebebiyle bir bütün olarak algılanacağından ayırt edilebilirlik vasfına sahip olduğu görüşü benimsenmiş ise de, başvuruya itiraz eden şirketin dayanak markaları da "..." kelimesinden oluşmaktadır. Bu durumda, ... kelimesi her iki markanın ortak unsuru niteliğindedir. ... Somut uyuşmazlıkta, az önce belirtildiği üzere Schumacher kelimesinin ortak unsur olarak yer alması nedeniyle markanın kullanılacağı... sınıf malların ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesine yol açacağının kabulü gerekirken...” şeklindeki kararı ile isim-soy isim yaklaşımına yer vermiştir.Bu açıklamalar kapsamında, gerek ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olmaması, ortalama tüketicinin söz konusu emtiaları satın almaya ayıracak zamanının da çok olmayacağı, markaların ortalama tüketici nezdinde seri marka olarak algılanabileceği, markaların aynı sınıftaki emtialarda tescilli olması nedeniyle en azından işletmeleri birbiriyle ilişkilendirebileceği, nitekim dava dosyasında yer alan taraf vekilleri tarafından sunulan dilekçelerde davalıların eski tarihli davacı şirket ortağı ve çalışanları olduğu sebepleriyle karıştırılma ihtimalinin bulunabileceği değerlendirilerek SMK madde 6/1 şartlarının somut olayda oluştuğu kabul edilmiş ve ... nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmekle kararın kesinleşmesi halinde sicilden terkini yönünde hüküm kurulmuştur.SMK'nın 25.maddesi atfıyla SMK'nın 6/5 maddesi de aynı zamanda hükümsüzlük koşulu olarak düzenlenmiştir. SMK'nın 6/5 maddesine göre, “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü haizdir.SMK'nın 6/5 maddesindeki hükümsüzlük sebebiyle tanınmış markaların farklı mal veya hizmetlere yönelik de korunmasının sağlanması amaçlanmıştır."...Hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında davacı markalarının sektörde bilinirliği nedeni ile maruf bir marka olduğu ve davalı markaları ile karıştırılabileceği, bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca da davalı markalarının hükümsüz kılınması gerektiği..." şeklindeki ilk derece mahkeme kararının onanmasına konu Yargıtay 11. H.D.'nin ...E.,...K. Sayılı 04.12.2025 tarihli kararı ile de SMK madde 6/5 şartı tanınmış marka olması vurgulanmıştır.Ancak SMK'nın 6/5 maddesi anlamında tanınmışlık için “sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi” şeklinde olması gerekmektedir.Bu kapsamda gerek dosya kapsamında tanınmışlığa ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunmaması ve gerekse de huzurdaki davaya konu davalılar markalarının tescil kapsamındaki mal veya hizmet sınıfları ile davacının dayanak markalarının tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin aynı olması sebepleriyle, SMK'nın 6/5 maddesi yönünden hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiştir.SMK'nın 6/9 maddesi, kötü niyetli marka tescillerinin hükümsüzlüğüne ilişkindir.Kötü niyetli marka başvurusu ve kötüniyetli tescil kavramlarından ne anlaşılması gerektiği SMK'nda açık değildir. Bununla beraber, ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve tanınmış olsun veya olmasın, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller birer kötüniyetli tescil kabul edilir. Tanınmış olmasa bile, sırf başkasına ait markadan bir şekilde yararlanmaya dönük olan ve marka sahibinden habersiz olarak gerçekleştirilen tesciller birer kötüniyetli tescildir. Bu çerçevede, ticari temsilcilerin, marka sahibinden habersiz olarak markayı kendi adına tescil ettirmesi de bu kapsamdadır (Uğur Çolak, Marka Hukuku, 4.Baskı, İstanbul, Eylül 2018, syf.938).Somut olayda; davalılardan ...'ın davacı şirkette ortak olması, diğer davalıların ise davalı şirkette çalışmalarının olduğu sebepleriyle davalıların davacının 2004 yılından bu yana tescilli markası ile sonraki tarihli markalarını bildikleri anlaşılsa da, davaya konu tescilli markanın davalıların beyanlarına göre davacı şirketin kurucularından olan ...adına ilişkin olması ve aynı zamanda davalıların da babaları olması nedenlerinin kötü niyetin ispatı açısından yeterli olmadığı kanaatine varılması ile SMK'nın 6/9 maddesi yönünden hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-DAVANIN KABULÜNE,-... nolu markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde sicilden TERKİNİNE,A-) Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 615,40.-TL harçtan mahsubu ile bakiye harç 116,60.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,B-) Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40.-TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,C-) Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,D-) Davacı tarafından yapılan 17.008,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,E-)Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. █████/2026Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır