Anahtar kelimeler: Sefer Bam Karşiyaka Rücuen Yazim İşletilen Nezdinden Plakalı Eksiklik İzmir

DOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)BAM KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin .... A.Ş. nezdinden işletilen.... plakalı 23.04.2017 günü 715911 sefer numaralı, saat: 23:30 Bilecik-İzmir seferini gerçekleştiren, .... yönetimindeki otobüsün 50 numaralı koltuğunun biletli yolcusu olarak Bilecik ilinden İzmir iline gitmek üzere bindiğini, yolculuk esnasında saat: 03:30 sıralarında Dumlupınar mevkiinde şoförün uyuması nedeniyle otobüsün kontrolden çıkarak şarampole uçup ve taklalar attıklarını, müvekkilinin olaydan basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek şekilde yaralı olarak kurtulduğunu, kazanın ardından ilk müdahale Banaz Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde yapılmış olan Müvekkilinin akabinde iç kanama olma ihtimali nedeniyle Uşak Devlet Hastanesi’ne sevk edildiğini, Uşak Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen tedavinin ardından müvekkilin ertesi gün hastaneden ayrılarak ikameti olan İzmir iline gelerek tedavisini İzmir Özel Su Hastanesi’nde devam ettirdiğini, aracın sürücüsü olan davalı ....'ün kazada tam ve asli kusurlu olduğunu, .... A.Ş.'nin işleten sıfatı ile sürücü .... ile beraber müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı ... . A.Ş. tarafından kazaya konu araca davalı ....A.Ş.'ye 04.04.2017 başlangıç 04.04.2018 bitiş tarihli 12482528 poliçe numaralı Genişletilmiş Otobüs Kasko Poliçesi ile kasko poliçesi gerçekleştirildiğini poliçe dahilinde manevi tazminat taleplerinin teminata dahil bulunmakta olup sigorta şirketi de manevi zararlarda sorumlu olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle ciddi şekilde yaralanmış olup uzunca bir süre kazanın etkisinden fiziksel ve psikolojik olarak kurtulamadığını, kaza neticesinde müvekkilinin vücudunda çeşitli yerlerinde ezilmeler olduğunu, parmak ve kollarına dikişler atıldığını, takla atma esnasında baş bölgesinde ciddi yaralanmalar olduğunu ve otobüsün taklalar atması neticesinde aldığı darbelerin etkisiyle baş bölgesinde kanamalar meydana geldiğini, müvekkilinin kanamanın gözünü kapatması şoku ile gözünü kaybettiğini sandığını ancak hastanede yapılan müdahale neticesinde kanın durdurulması ve temizlenmesi ile gerçek durumu anlayabildiğini, kaza neticesinde başından aldığı darbe sonucunda ciddi yara izleri oluştuğunu, kaburgalarında ezilme, kalça kemiğinde de incinme ve vücudundaki sair ezilme ve travmalar neticesinde haftalarca yürüyemeyen, kıpırdamadan yatarak istirahat etmek zorunda kalan müvekkilinin 1-2 ay gibi bir süre de sağlıklı bir şekilde yürüyemediğini, yürümesinde aksamalar meydana geldiğini, böyle büyük bir kazadan bu yaralanmalar ile sağ kurtulmasının tek tesellisi olduğunu, böyle büyük bir kazadan araçtan sağ çıkılabilmesinin bir mucize olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin sosyal ve mesleki hayatının da sekteye uğradığını, kaza döneminde müvekkilinin eşinin 7,5 aylık hamile olup müvekkilinin kaza esnasında ve sonrasında bir yandan kendi canı ile uğraşırken diğer yandan da onları düşünmek zorunda kaldığını, kaza sebebiyle kendisine bir şey olması halinde onların durumunu düşündükçe psikolojik olarak yıprandığını, kaza sonrasında müvekkilinin eşi ve ailesinin üzüldığını, İzmir’den Uşak’a nasıl gittiklerini bilmez halde hastaneye müvekkilinin yanına ulaştıklarını, hamile eşin bu duruma çok üzüldüğünü ağlamaktan bitap düştüğünü, müvekkilinin eşinin bu hali nedeniyle korktuğunu, üzüldüğünü, eşinin ve doğacak bebeğinin sağlıkları hakkında endişelenmesine sebep olduğunu, müvekkilinin avukat olarak mesleki faaliyetlerimi yürütmekte olup bir yandan da takip ettiği işleri, süreli durumları ve sair mesleki faaliyetlerini düşünmek zorunda kaldığını, kaza nedeniyle bir yıpratıcı süreçten geçtiğini, müvekkilinin kaza sebebiyle uğradığı manevi yıkımın kelimelerle tarifi mümkün olmadığını, kazanın sonuçlarını ömrü boyunca psikolojik olarak taşıyacak olan müvekkilinin kazadan yaklaşık 4 yıl geçmiş olmasına ragmen hala şehirlerarası otobüs ile yolculuk yapamadığını, hatta başkası tarafından kullanılan araçta dahi gerginlik yaşayarak, her an bir şey olacağı paniği ile gergin bir şekilde seyahat etmekte olup rahat bir şekilde seyahat edemediğini, ulaşım firması kaza sebebiyle yaralananlara geçmiş olsun demekten ziyade olayın üstünü kapatmaya çalışmış, olayın basına yansımaması için çabalamış ve yolcularının hayatını hiçe sayarak onlara sadece “bilet parası” olarak baktığını, davalıların duyarsız kalmalari müvekkilin “insan hayati bu kadar mi basitmiş” diyerek düşünmesine yol açtığını da belirterek müvekkilinin manevi zararını gidermese dahi en azından yaşanan ızdırabı hafifletmesi cihetiyle fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla müvekkilin duyduğu manevi acı ve üzüntüyü gidermek maksadıyla otobüs sürücüsünün kusuru sebebiyle meydana gelen kazaya ilişkin, 20.000 TL (yirmi bin türk lirası) manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsili ile Müvekkil'e ödenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin müteselsilen ve müştereken davalılara tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı .... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; ceza davasının bekletici mesele yapılmasını, davacının trafik kazası sonucu uğradığını iddia ettiği zararın tazmininin kabulünün mülkün olmadığını, tüm iddia ve taleplere itiraz ettiklerini, dava konusu kazanın yasal sorumlularının kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü ...., araç işleteni ve teşebbüs sahibi .... A.Ş. Ve aracın sahip olduğu poliçeler uyarınca sigorta şirketleri, (.... A.Ş., .... A.Ş.), yolu projesine uygunsuz şekilde imal eden kazada mevcut yol kusurları nedeniyle aracın yoldan çıkmasına ilişkin ihmal suretiyle sorumlu olan Karayolları 14. Bölge Müdürlüğü olduğunu, poliçe sorumlusu .... Şirketi'ne dava dilekçesi eklenmek suretiyle sigorta poliçesi ihbar sebebine dayalı olarak 6100 sayılı HMK.nın 61.maddesi uyarınca ihbar edilmesini, müteselsil sorumlu Karayolları 14. Bölge Müdürlüğüne, dava dilekçesi eklenmek suretiyle yol kusurlarına ilişkin ihbar sebebine dayalı olarak 6100 sayılı HMK nın 61. Maddesi uyarınca ihbar edilmesine, KTK 2918 sayılı KTK. 98/1 ihbar sebebine dayalı olarak dava dilekçesi eklenmek suretiyle davanın 6100 sayılı HMK.nın 61. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbar edilmesine, kazaya ilişkin kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak rapor ile kaza kusur oranları belirlenmesi gerektiğini, yolcunun emniyet kemeri takmadığının tespiti halinde kendisi de kusurlu olacağından 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 86/2. Maddesine göre tazminatta indirim uygulanabileceğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmasının yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminatın amacının uğranılan manevi zararın aynen veya nakden tazmini, zarar görenin zararı acı ve elem şeklinde hissedip hissetmemesine bakılmaksızın para ödenmesinin ve hâkimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olması gerektiğini, manevi tazminat talepleri genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında diğer davalı .... A.ş ve ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile .... A.ş. ye sigortalatıldığını, manevi tazminat talepleri anılı sigorta poliçeleri uyarınca garanti altına alınmış olduğundan, manevi tazminat talebi bakımından mevcut ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi uyarınca diğer davalı .... ve İMM olarak .... A.Ş. sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber, davacının tüm tazmin taleplerine karşı zamanaşımı defi ileri sürdüklerini belirterek davacı tarafça ileri sürülen tüm iddia ve taleplerin hukuka aykırı bulunduğundan dava ile fahiş manevi tazminat taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı ..... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Yetkili mahkemenin sigorta şirketinin yerleşim yeri sebebiyle İstanbul Anadolu Adliyesi Ticaret Mahkemesi olduğunu, HMK 121. Madde uyarınca dava dilekçesi ekinde davaya ilişkin belgelerin davalılara tebliğ edilmesi gerektiğini, davalı kuruma başvurulsa dahi davacının huzurda açılan dava gereği dayandığı tüm delil ve belgeleri tebliğ ettirmesi gerektiğini, müvekkil şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza tarihi itibariyle müvekkil şirketin poliçe vadesinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasını, kusur durumunun şüpheye mahal vermemesi adına İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından kusur raporu alınmasını, müvekkili şirketin sorumluluğunun tespiti açısından öncelikle araçların kusur oranlarının bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, müterafik kusur hallerin araştırılması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığını araştırılmasının gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu da belirterek haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddi ile yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.MAHKEMECE
: "...Dava ; Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) istemine ilişkindir.Davacı vekili delil olarak; tarafların sosyol ekonomik durumları, avukatlık emsal ücretleri, tedaviye ilişkin tüm bilgi, belge ve kayıtlar, Altıntaş Asliye Ceza Mahkemesi ████████ E. Sayılı dosyası, kaza sonrası aracın fotoğrafları, davacının kaza sonrası fotoğrafları, ....A.Ş. 12482528 Poliçe Numaralı Genişletişmiş Otobüs Kasko Poliçesi, Arabuluculuk son tutanağı, tanık anlatımları ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.Altıntaş Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası getirtilmiş, tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, sigorta poliçeleri getirtilerek incelenmiştir.Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun;Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; █████/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasının meydana gelmesinde kazaya karışan sürücülerin kusur durumlarının ne olduğu, davacının talep edebileceği manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, var ise ne miktarda manevi tazminat talep edeceği noktalarındadır.Davacı vekili █████/2021 tarihli celsesinde "dava dilekçesini aynen tekrar ederim, talebim █████/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle 20.000,00-TL lik manevi tazminat talebine ilişkindir, müvekkilim davalılardan ... nezdinde işletilen Bilecek-İzmir arasında sefer yapan.... yönetimindeki otobüste yolcu iken kaza meydana gelmiştir, ceza dosyasında kusur raporu alınıp alınmadığını bilmiyorum, müvekkilim için kalıcı maluliyete ilişkin bir rapor almadık, maddi tazminata ilişkin bir talebimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davacı vekili █████/2022 tarihli celsesinde "müvekkilinin kalıcı maluliyeti oluşmamıştır.Kaza sonrasında geçici iş göremez hale geldiğinden manevi tazminat talebimiz vardı. Şeklinde beyanda bulunmuştur.█████/2022 tarihli celse de davacı tanıkları dinlenmiş, davacı tanığı .... "Ben ....'ın yanında avukatlık stajımı yapıyordum, şuan da ayrı bir bürom var, ....Bey Bilecik'ten dönerken kaza yaptı. Kaza sabaha karşı olmuş o gün Uşak Banaz'da hastanede kontrol ve tetkikleri yapıldı, akşam üzeri ailesi ile İzmir'e döndü. Tedavisi burada da devam etti. Hastanede yatmadı ancak sürekli hastaneye gidip geldiğini biliyorum, o yaz komple topalladı yürüyemedi. Hatta kazadan iki ay sonra kafasından cam kırığı çıktığını biliyorum, bu sürede çalışamadı, süreli işlerin takibinde zorlandı. Ofise bir bir buçuk ay sonra geldi. Ancak yine hareketleri kısıtlı idi, benim bilgim görgüm bundan ibarettir dedi" şeklinde, .... "Davacı benim eşimdir, ailesinin yanından dönerken trafik kazası geçirdi, o zaman ben yine hamileydim, eşim o yüzden tek başına gitti. Eşim hastaneden aradığında ben İzmir'deydim, panik halinde babamla Uşak Banaz Hastanesine gittik, gittiğimde bir gözüme kan oturmuştu, suratı tanınmayacak haldeydi, cam kesikleri vardı, boynunda boyunluk vardı, çok fazla hareket edemiyordu, oradaki ortam çok kötüydü, benim hamileliğimin son dönemleriydi, çok sıkıntılı günler geçirdi, çok kasılmaktan bende erken doğum riski oluşmuştu, eşimi alıp İzmir'e getirdik, benim hamile olmam eşimin bu hali sıkıntılı durumlar yarattı. Eşim bir dönem hiç konuşmadı, ya ben çocuğumu görmeden ölseydim diye söylüyordu. Eşim bir süre uyuyamadı, uyku sıkıntısı geçirdi, otobüsün en arka camından çıkmış, çıkarken de camlar yüzüne batmış, sürekli bunları anlattı, bu şekilde aynı rüyayı görüyordu. Kendi özel ihtiyaçlarını yerine getiremedi. Desteksiz tuvalete gidemiyor banyosunu yapamıyordu, eşim işine çok bağlıdır, bir süre işine gidemedi, bir bir buçuk ay süre işe gidemedi, süreleri kaçırırsam diye sürekli tedirginlik yaşadı, eşimin bu durumuna ilişkin psikolojik destek aldık, aradan 5 sene geçmesine rağmen halen otobüse binemiyor, benim bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuşlardır.Manevi tazminat 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olup adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Tüm dosya içeriği ve taraf iddia ve savunmaları ve tanık beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda davacının .... A.Ş. nezdinden işletilen ....plakalı araç ile 23.04.2017 günü Bilecik-İzmir seferini gerçekleştiren, ... yönetimindeki otobüste biletli yolcu olduğu, davalı şoför ....'in dikkatsiz şekilde seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve kazanın meydana geldiği, davacının uğradığı zararın tespitine yönelik davacı vekilince geçici iş göremez kaldığı süre bakımından manevi tazminat talebinde bulunduğu, kalıcı maluliyetinin bulunmadığının bildirildiği, davacı hakkında soruşturma aşamasında alınan doktor raporunda " Müşteki ....'ın alınan doktor raporunda; yaralanmasının yaşamsal tehlikeye yol açmadığının, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun, kemik kırığına neden olmadığının, yüzünde sabit ize yol açmadığının, duyularından veya organlarından birisinin işlevinde sürekli zayıflama ya da yitirilme niteliğinde bir arızaya yol açmadığının belirtildiği, Altıntaş Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasında█████/2019 tarihli ATK trafik ihtisas dairesinden alınan raporda davalı ...' ün asli kusurlu olduğunun tespit edildiği ,tarafların sosyal ekonomik durumları, ceza dosyası ,ceza dosyasında alınan sağlık kurulu raporu ile kusur raporu kaza neticesinde davacının yaralanmasının niteliği ve oranı ile tedavi süreçleri göz önüne alınarak davacının davasının kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile;HÜKÜM Yukarıda açıklanan nedenlere;Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile 10.000,00 TL tazminatın davalılar ....ve ...Aş'den kaza tarihinden, davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren ve ( (..... A.Ş.nin teminat litmiti ile sorumlu olmak kaydıyla ) müşterekeen ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı somut olayın nitelikleri gereği ile örtüşmemekte olup davacı müvekkil'in avukat olması sebebiyle uğramış olduğu zarar ve kaza sebebiyle yaşamış olduğu psikolojik süreçler göz önünde bulundurulduğunda "10.000 tl değerindeki" manevi tazminat, hak ve nefasete aykırı olduğunu, kazanın ve müvekkili yaşamış olduğu fiziki ve psikolojik sıkıntıların meydana gelmesinde kusur izafe edilmesi gereken taraf Davalılar olup Müvekkil'i kazanın meydana getirdiği neticeler bakımından herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalı tarafın istinaf dilekçesinde yer alan; "...Kaza sırasında yolcunun emniyet kemerini takmamış olmasının da kazanın olumsuz neticelerinin meydana gelmesinde payı büyüktür. İşbu durumunda kusur oranlarının tespitinde ve dahi 2918 sayılı Kanun’ un m.86’ nın uygulanmasında göz önüne alınması gerekmektedir. Dolayısı ile müterafik kusur bakımından rapor alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır..." şeklindeki beyanların kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafın dilekçesinde yer alan iddia ve beyanlar tamamen soyut değerlendirmelere dayanmakta olup ihtimaller üzerinde olduğunu, somut olay bakımından müvekkil'i müterafik kusurundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, somut olayda otobüs şoförünün uyuyakalması sebebi ile otobüsün kontrolden çıktığını, şarampole uçtuğunu ve taklalar attığını, kaza sonucunda müvekkili, derhal Banaz Devlet Hastanesi Acil Servisi’e kaldırılmış olup Banaz Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde ilk müdahale gerçekleştirildiğini, akabinde iç kanama şüphesi ile hemen Uşak Devlet Hastanesi’ne sevk edilen müvekkili, burada bir gün tedavi gördükten sonra taburcu edildiğini, akabinde müvekkili kendi imkanları dahilinde İzmir Özel Su Hastanesi’ne giriş yapmış ve gerekli kontrollerin yapıldığını, kaza nedeniyle müvekkil'i sosyal ve mesleki hayatı da sekteye uğrattığını, kazadan sonra müvekkili iyileşmesinin bir hayli zaman aldığını, Avukatlık mesleğini icra eden müvekkili, işbu süreç içerisinde büyük zorluklar yaşadığını, işbu hususa yönelik olarak 29.04.2022 tarihli duruşmada Davacı Tanığı olarak dinlenen .... ve Yine 29.04.2022 tarihli duruşmada Davacı Tanığı olarak dinlenen.... ifade verdiğini, işbu tanık beyanları ve dava dilekçesinde de izah ettiği üzere, mesleği avukat olan Müvekkil'in bir - bir buçuk ay süre işinden uzak kalması sebebi ile uğramış olduğu zarar göz önünde bulundurulduğunda hükmedilen manevi tazminat miktarı bir hayli düşük kaldığını, icra ettiği meslekte on yıllık tecrübesi ve kendi ofisi bulunan müvekkili bir-bir buçuk ay işe geri dönememesi sebebi ile uğramış olduğu zararın hükmedilen manevi tazminattan çok daha yüksek olduğunu, her işi süreye tabi olan bir mesleği icra eden Müvekkil'i yaşamış olduğu psikolojik sürecin doğurduğu etkilerin büyüklüğünü müvekkili, işbu süreçte kaygı bozukluğu ve anksiyete problemi yaşadığını, davacı tanığı ....'ın ifadesinde de yer aldığının üzere müvekkili, bu sebeple psikolojik destek almak durumunda kaldığını, bunun yanı sıra kaza döneminde müvekkili eşi 7,5 aylık hamile olup müvekkili, kaza esnasında ve sonrasında bir yandan kendi canı ile uğraşırken diğer yandan da onları düşünmek zorunda kaldığını, kaza sebebiyle kendisine bir şey olması halinde onların durumunu düşündükçe kahrolmuş ve psikolojik olarak ziyadesiyle yıprandığını, kaza sonrasında müvekkili eşi ve ailesi de ziyadesiyle üzülmüş, İzmir’den Uşak’a nasıl gittiklerini bilmez halde hastaneye Müvekkil'in yanına ulaştıklarını, kaza sebebiyle özellikle müvekkili eşi ziyadesiyle üzülmüş ve yıpranmış, adeta ağlamaktan bitap düştüğünü, bu durumda kendi acılarının yanında müvekkili, eşinin bu hali nedeniyle ziyadesiyle korkmuş, üzülmüş ve eşinin ve doğacak bebeğinin sağlığı hakkında endişelendiğini, belirlenecek manevi tazminatın, müvekkili ekonomik ve sosyal durumuna, paranın alım gücüne, somut olayın özelliklerine ve müvekkili yaşamış olduğu süreçlerin doğurduğu elem ve ızdıraba göre belirlenmesi gerekmekte iken hükmedilen manevi tazminat miktarı hak ve nefasete aykırı olduğunu, bu hususa yönelik olarak davalı tarafın istinaf dilekçesinde yer alan "belirlenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminatın zenginleşmeye olanak tanıdığı" hususlarına yönelik beyanlarının absürt olduğunu, hükmedilen manevi tazminat somut olayın doğurduğu neticeler karşısında bir hayli düşük kalmakta olduğu gibi 10 yıllık mesleki tecrübesi ve kendi ofisi bulunan müvekkili ekonomik ve sosyal durumu ve paranın alım gücü dikkate alındığında 10.000 TL tutarındaki manevi tazminatın zenginleşmeye olanak tanımayacağını, somut olayın kapsamında, 10 yıllık mesleki tecrübesi ve kendi ofisi bulunan müvekkili bir-bir buçuk ay işten uzak kalması sebebiyle uğranılan zararın, müvekkili kaza sebebi ile yaşadığı travma, kaza sebebiyle müvekkili uğradığı fiziki zarar, kazadan sonra özel ihtiyaçlarını kendi başına gideremiyor oluşu, desteksiz tuvalete gidemiyor , kendi başına duş alamıyor oluşu, müvekkili kazadan hemen sonra yaşadığı travma sonrası şoku dahi atlatamadan eşini ve çocuğunu düşünmeye başlayarak psikolojik bir çıkmazın içine girmesi, eşinin erken doğum riski yaşamasını, müvekkili bir süre hiç konuşmaması ve hep aynı rüyayı görmesi, kaygı bozukluğu ve anksiyete problemi yaşamasını, müvekkili psikolojik destek almak zorunda kalması ve halen otobüse binemiyor oluşu değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat tutarı, Müvekkil'in manevi zararını gidermeye elverişli olmadığını, arz ve izah edilen tüm hususlar değerlendirildiğinde, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, somut olay kapsamında manevi zararını gidermeye elverişli olmadığından ve hak ve nefasete aykırı olduğundan mezkur karara karşı istinaf başvurusunda bulunma zaruretinin hasıl olduğunu, arz ve izah olunan sebeplerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, katılma yolu ile istinaf başvurusunun kabulü ile, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen "davacının davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL tazminatın" kararının kaldırılarak davanın kabulü ile 20.000 TL (yirmi bin türk lirası) manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsili ile Müvekkil'e ödenmesine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece kazaya konu olay ile ilgili olarak ceza dosyasına ve ceza dosyasında alınan raporlar atıfta bulunulduğunu, huzurdaki dava kapsamında herhangi bir kusur raporu alınmaksızın hüküm kurulmuş olup kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket ceza dosyasında taraf olarak bulunmadığını, dolayısı ile huzurdaki dava kapsamında hiçbir rapor alınmaksızın hüküm kurulduğundan savunma haklarının kısıtlandığını, mahkemece huzurdaki dava kapsamında kusura ilişkin rapor alınmadığı gibi ceza dosyasında alınan kusur raporları da taraflara tebliğ edilerek itirazın olup olmadığı hususunda süre de verilmediğini,davacının emniyet kemeri takmıyor olması (kusur) 2918 sayılı kanun’un 86. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kabul anlamına gelmemekle beraber tazminattan indirim sebebi olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece verilen hükümde ceza dosyasının soruşturma aşamasında alınan raporda "Müşteki ...'ın alınan doktor raporunda; yaralanmasının yaşamsal tehlikeye yol açmadığının, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun, kemik kırığına neden olmadığının, yüzünde sabit ize yol açmadığının, duyularından veya organlarından birisinin işlevinde sürekli zayıflama ya da yitirilme niteliğinde bir arızaya yol açmadığı" belirtildiğini, davacının maluliyetinin bulunmadığının aşikar olduğunu, dava dilekçesinde davacının haftalarca yürüyemediği kıpırdamadan yatarak istirahat ettiği iddia edilmiş olup işbu iddiaların asılsız olduğunun açık olduğu, davacının manevi tazminat talebini haklı göstermek için ileri sürdüğü olgular maddi gerçeklikten uzaktır ve adalet anlayışına zarar verdiğini, Bu durumda herhangi bir maluliyeti olmayan davacı lehine hükmedilen 10.000 TL manevi tazminat fahiş olup manevi tazminatın ruhuna aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminatın hukuki niteliği olan ceza, telafi veya tatmin görüşü ile bağdaşmadığını, manevi tazminatının hukuki niteliği konusunda öğretide “ceza görüşü”, “tatmin görüşü”, “telafi görüşü” olmak üzere üç temel görüş bulunduğunu, Oftınger, VonBurenve Gilliard manevi tazminatın cezai nitelikte olduğunu, kusur olmadan kişi sorumlu tutulabildiğini, bu durum ceza görüşünce karşılanamadığını, mahkemece hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminatın zenginleşmeye olanak tanıdığını, açıklanan nedenlerle, manevi tazminat talebinin kabulü mümkün olmayıp, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, kararın kaldırılmak suretiyle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava
: Taşıma sözleşmesinden kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.Her ne kadar taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı olması gerekir.HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir.Somut olayda da davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı yasanın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, işleten, sigortacı ve sürücü olan davalılarla birlikte açılan dava yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi █████████ E, █████████ K. sayılı ilamı da bu yöndedir)Davalı sigorta şirketi yönünden ise davalı sigorta şirketi ile davacı arasında bir sigorta sözleşmesi ilişkisi olmadığından bu davalı yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de iş bu davanın; taşıyan ve sürücü olan davalılara karşı birlikte açıldığı, bu durumda davalar arasında bağlantı olduğu, usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gerekmektedir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir.O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta tüm davalılar yönünden tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.HMK 20, 355 ve 353/1-a-3 madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; görevsiz mahkemenin esasla ilgili kararının İstinaf Dairesince kaldırılarak görevli Mahkemeye dosyanın res'en gönderilebileceğinden, istinaf istemine ilişkin diğer sebepler incelenmeksizin, istinaf başvurularının kabulüne; kararın HMK nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın İzmir Nöb. Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekili ve Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 Tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-3 maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA,3-Davanın görev dava şartı yokluğundan REDDİNE,4-Görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğuna,5-Karardan bir örneğinin istinaf kaydının kapatılması için kararı veren Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,6-Dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere, İzmir Hukuk Tevzi Bürosuna gönderilmesine,7-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,8-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.