Anahtar kelimeler: Seddk Netleşinceye Tedbirden Akdettiğini Yapamadığını Acentesine Durdurduğunu Poliçelerin Nedenden Taşıtları

T.C.

İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ şirketin, davalı taraf ile muhtelif araçları için Kara Taşıtları Kasko Poliçesini Sözleşmesi akdettiğini; Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından E-...-044-... sayılı karara istinaden, davalının sermaye artırımı durumu netleşinceye sigorta poliçesi üretimini durdurduğunu; davalının SEDDK tarafından uygulanan tedbirden dolayı hasar ödemelerini yapamadığını; bu nedenden müvekkili şirketin poliçelerin iptali için Sigorta acentesine başvuru yaptığını, ancak davalının poliçelerin iptal edilmemesi için kötü niyetli bir şekilde ekranalarını kapatarak iptallere onay vermediğini; müvekkili şirket dilekçelerinde plakalarını belirtmiş oldukları araçları için poliçleri iptal etmiş olduğu halde davalı taraf sözleşmeye aykırı davranarak poliçe primlerin iadelerini yapmadığını; TTK 1419 maddesinde belirtildiği şekilde; Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir hükmünü havi olduğunu; 16 Haziran 2025 tarihinde prim iadelerinin yapılması konusunda ihtar etmiş olunmasına rağmen davalı tarafın taleplerine hiçbir cevap vermediğini; bu sebeplerle müvekkil şirketin iptal edilen ve davalı tarafından ödemeyen prim iadesinin davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası veya kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmayan davacı tarafın talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması yalnızca alacağın kısmi davaya konu edilen kısmı için zamanaşımını kestiğini saklı tutulan kısım için ise zamanaşımını kesmediğini, ayrıca işbu davanın 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Mahkemenin davacının talep ettiği uyuşmazlık bedelinin davacıya ödenmesine dair karar vermesi halinde müvekkili sigorta şirketinin, davacı tarafın poliçe iade bedeli için talep ettiği iade tutarını ödemesinin, davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09.04.2025 tarihli ve 1038 sayılı kararıyla; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında, gerekli sermayenin nakden Şirket hesaplarına intikal ettiğinin tevsikine kadar müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisi kaldırıldığını, bu anlamda müvekkili şirketin ödemeler konusunda karar alma yetkisi bulunmadığını; müvekkili şirketin herhangi bir temerrüdü söz konusu olmadığından faiz sorumluluğu bulunmadığını, davacının iddialarının kabul edildiği anlamına gelmemekle birlikte dava konusu poliçelerin karar tarihi itibariyle feshedildiğinin kabulü ile prim iadesinin de yine karar tarihi esas alınarak hesaplanması gerektiğini, zira yargılama süresince poliçelerin fiilen yürürlükte kaldığını ve sigortalının bu süre boyunca poliçeden kaynaklı korumadan yararlanmaya devam ettiğini, bu durumda, poliçeden fiilen yararlanılmış bir döneme ilişkin olarak prim iadesine karar verilmesi halinde, müvekkili şirket aleyhine, geçerli bir poliçenin karşılığı olan bedelin haksız şekilde sigortalıya tahsil ettirilmesi sonucu doğacağından; söz konusu prim iadesinin yalnızca karar tarihi itibarıyla hesaplanması suretiyle hüküm kurulması gerektiğini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Davaya konu edilen poliçe örnekleri ve iptal zeyil örnekleri, arabuluculuk son tutanak örneği, ihtarnamenin dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
Mahkememizin █████/2025 tarihli celsesinin 5 nolu ara kararı gereğince sigorta uzmanı bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi █████/2026 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"İptal edilen poliçelerden dolayı ödenmeyen prim bedellerinin iadesinin davalı sigorta şirketinden talep edilebileceği,
Talep edilebilecek miktarının 289.765,5 TL olduğu,
Dava konusu talebin zamanaşımına uğramadığı" yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
GEREKÇE
:
Dava, davacıya ait araçların iptal edilen Kara Taşıtları Kasko Poliçelerinin prim iadelerinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09.04.2025 tarihli ve 1038 sayılı kararıyla; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında, gerekli sermayenin nakden şirket hesaplarına intikal ettiğinin tevsikine kadar ... Sigorta A.Ş.'nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisi kaldırıldığını ve davalı şirketin ödemeler konusunda karar alma yetkisi bulunmadığı, bu sebeple davacının da davalı ile arasındaki sigorta sözleşmelerini feshettiği hususları sabittir.
Bu halde davacının tek taraflı ve varmakla sonuç doğurucu nitelik arz eden fesih beyanını mukabil taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi ilişkisinin fesih beyanının karşı tarafa ulaştığı andan itibaren sona erdiği hususu da açıktır.
TTK'nın 1419. maddesinde "Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmedikçe, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir." şeklinde düzenlenmiştir. İşbu hüküm uyarınca prim hususunda sigorta hukukunda kural dönem esası değil gün esasına göre işlem yapılmasıdır. Zira hükümde geçen "işlemeyen gün" ifadesi, sigorta sözleşmesinin son bulma tarihi ile sözleşme uyarınca son bulması gereken tarih arasındaki gün olarak anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK m. 1419 hükmü, sigorta sözleşmesinin sona erme halleri/sebepleri arasında bir ayırım öngörmeksizin, bütün sona erme halleri için geçerli olup; sona erme tarihinden sonraki süreye ait primin geri verileceğini hükme bağlamıştır ve TTK m. 1452/3 uyarınca sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar aleyhine değiştirilemeyen (nisbi) emredici bir düzenlemedir.
Sigorta sözleşmesinde zamanaşımı TTK m. 1420'de "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 14821nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenleme altına alınmıştır. İşbu hükümde açık bir şekilde öngörüldüğü üzere, dava konusu uyuşmazlık özelinde sigorta sözleşmesinden kaynaklanan prim iadesi talebi de prim iadesi alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıl ve her halde altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır. Dava konusu uyuşmazlıkta, yukarıda tespiti yapıldığı üzere kanaatimizce prim iade borcunda muacceliyet tarihi 17.06.2025'tir. Dolayısıyla işbu alacak, herhangi bir durma ve/veya kesilme sebebinin ortaya çıkmaması halinde 17.06.2027 tarihinde zamanaşımına uğrayacaktır. Bununla birlikte huzurdaki dava konusu olayda gerek arabuluculuk başvurusunun gerekse dava tarihinin muacceliyet tarihinden çok kısa bir süre sonra başlatıldığı dikkate alınıdığında, işbu alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta ettiren 16.06.2025 tarihinde davalı tarafa gönderdiği ihtarname ve 16.37 saatli mailde poliçe numaralarının da verildiği sigorta sözleşmelerinin iptal (fesih) edildiğini beyan etmiş olup, işbu fesih beyanının davalı tarafa ertesi gün (17.06.2025) ulaştığı kabulü ile taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi ilişkilerinin (poliçelerin) 17.06.2025 tarihinde sona erdiği ve yukarıda verilen TTK m. 1419 hükmü uyarınca, feshin haklılığı veya haksızlığından bağımsız olarak, işlemeyen günlere ait prim bedellerinin iadesinin gerekeceği bilirkişi raporu ile de sabit olup; bilimsel, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile ihtarnamede karşı tarafa ödeme için verilen 10 günlük süre de nazara alınarak, davacı vekilinin █████/2026 tarihli ıslah beyanı doğrultusunda, davanın kabulü ile 289.756,50-TL prim bedelinin █████/2025 olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." ve (14). Fıkrası: "Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No:2025/... sayılı dosyasından arabulucuya 4.600,00-TL tarife bedeli üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilmiş, davanın kabulüne karar verildiği gözetilerek; davalı aleyhine arabuluculuk giderlerinin yükletilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
DAVANIN KABULÜ İLE,
289.756,50-TL prim bedelinin █████/2025 olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.793,26-TL karar ve ilam harcından, peşin harç ve tamamlama harcının toplam olan 5.564,40-TL'nin mahsup edilerek eksik kalan 14.228,86‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 46.361,04-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından bu dava sebebi ile aşağıda dökümü yapılan 14.782,30-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
YARGILAMA GİDERLERİ HARÇ BEYANI
615,40 TL BAŞVURMA HARCI 615,40 TL PEŞİN HARÇ
615,40 TL PEŞİN HARÇ 4.949,00 TL ISLAH HARCI
4.949,00 TL ISLAH HARCI + 14.228,86‬ TL EKSİK HARÇ
175,00 TL VEKALET HARCI 19.793,26 TL KARAR VE İLAM HARCI
8.000,00 TL BİLİRKİŞİ ÜCRETİ
+ 427,50 TL TEBLİGAT ÜCRETİ
14.782,30 TL TOPLAM

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!