Anahtar kelimeler: Kimyasal Ödemekteyken Havalesi Satımdan İlinde Sektöründe Tekstil Düzenli Kesildiğini Yapmakta

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ..... İlinde kimyasal ürünler satışı yapan bir firma olduğunu, davalıya tekstil sektöründe kullanılmak üzere kimyasal ürünleri satışı yapmakta olup, taraflar arasındaki ticari ilişki 10.5.2022 tarihinde başladığını, davacı tarafından düzenli olarak fatura kesildiğini ve taraflar arasındaki alacak/ borç durumu cari hesap üzerinden takip edildiğini, davalı firma ticari ilişkinin başında banka havalesi yoluyla satış bedellerini ödemekteyken sonrasında ödemeleri çek yoluyla yapmaya başladığını ancak 04.03.2024 düzenleme tarihli 236.666 TL bedelli çekin karşılıksız çıkması sonucu davalı tarafa iade edildiğini, çekin iadesi sonrasında da bakiye bedel davalı tarafça ödenmediğini, söz konusu satışlara yönelik irsaliyeli faturalar, cari hesap ekstresi, davalı tarafından düzenlenen çekler ile banka dekontları dilekçe ekinde sunulduğunu, alacağın tahsili amacıyla Küçükçekmece İcra Dairesinin ...../..... Esas sayılı dosyasıyla cebri icra işlemlerine girişildiğini davalının itirazıyla takibi durdurduğunu, itirazın hukuki bir dayanağı olmadığını ve davacının ifa ile yükümlü olduğu tek edim sipariş konusu ürünlerin teslimi olduğunu, bu. borcu eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ve TBK 97 hükmü gereğince ifa sırası davalı/ borçlu tarafa geçtiğini tüm çabalara rağmen borcun ödenmediğini takip konusu alacağın likit olduğunu bu nedenlerle alacağın yüzde 20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilip davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesi ve ödeme emrinde belirtilen bir borcu bulunmadığını, taraflarınca borcunun bulunmadığına ilişkin olarak açılabilecek Menfi Tespit davası açma hakkımızı da saklı tuttuklarını işleyecek, işlemiş tüm faizlerin fahiş olduğunu, faiz başlangıç tarihinin neye göre saptandığı, hangi tarihler arası faiz işletildiği açıklanmadığını, hangi dönemi kapsadığı belli olmayan işlemiş ve işleyecek faize itiraz edildiğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması/borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerektiğini ayrıca ispat yükü davacı tarafta olduğunu, takip dayanağı olarak belirtilen cari hesaptan, faturalardan veya irsaliyeli faturalardan vs. dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini müvekkilinin bunlardan hiçbirinden dolayı herhangi bir borcu mevcut olmadığını , takip konusu faturalar, cari hesap kayıtları ve çek üzerinde mevcut imzalar, kesinlikle davalı şirkete ait olmadığını, çıplak gözle dahi anlaşılabileceğini, takip konusu faturalar, cari hesap kayıtları, irsaliyeli faturalar davalı şirketin bilgisi dahilinde olmadığını takip dayanağı belgeler üzerinde mevcut imza/imzaların, davalı şirketin veya davalı şirketin temsil ve ilzama yetkili kimselerin eli ürünü olmadığını beyan ile imzaya itiraz ettiklerini bu nedenlerle grafoloji uzmanı bilirkişinin atanmasını ve davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacak talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce
:
a-Tarafların BA-BS formlarının celbi için ilgili vergi dairelerine, müzekkereler yazılmıştır.
3-Bilirkişi tarafından mahkememize █████/2026 tarihinde sunulan raporda özetle: "Tarafıma tevdi edilen dosya kapsamında, Sayın Mahkeme'nin ara kararı uyarınca taraflara ait icari defter ve kayıtların incelenmesi görevi çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır. İnceleme, taraflarca dosyaya sunulan ve bilirkişiye ibraz edilen belgelerle sınırlı olarak gerçekleştirilmiş olup, bu kapsamda tarafıma sunulmayan herhangi bir defter, belge veya kayıt üzerinde inceleme yapılması mümkün bulunmamaktadır. Davalı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar, inceleme tarihinde bilirkişiye ibraz edilmemiş olup, bu nedenle değerlendirmeler davacı tarafa ait ticari defter, cari hesap kayıtları, fatura, iade faturası, çek ve icra dosyası kapsamında sunulan belgeler üzerinden yapılmıştır. Davalı tarafa ait defter ve kayıtların ibraz edilip edilmemesinin takdiri Sayın Mahkeme'ye aittir. Davacı ... Maddeler Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. kayıtlarında davalı ... Sürdürülebilir Teknolojiler A.Ş.'nin ....-Alıcılar / ...... numaralı alt hesapta takip edildiği; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2022 yılında başladığı ve 12.02.2024 tarihine kadar yapılan tahsilatlar neticesinde cari hesap bakiyesinin 1,12 TL seviyesine kadar düştüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından 15.02.2024 tarihinde 382.482,53 TL (KDV dâhil) tutarında satış faturası düzenlenmesi ve akabinde 03.04.2024 tarihinde 254.132,69 TL tutarında iade faturası kesilmesi sonrasında borç bakiyesinin 128.350,96 TL olarak oluştuğu; ancak davalı tarafından 12.02.2024 tarihinde verilmiş olan 236.266,00 TL bedelli, 04.03.2024 vadeli çekin vadesinde karşılıksız kalması ve 26.04.2024 tarihinde iade edilerek cari hesaba yeniden borç kaydedilmesi sonucu, 26.04.2024 tarihi itibarıyla davalı şirketin cari hesap borç bakiyesinin 364.616,96 TL olarak oluştuğu anlaşılmıştır. İnceleme konusu 364.616,96 TL tutarındaki borcun; 15.02.2024 tarihli satış faturası sonrası kalan fatura bakiyesinden ve vadesinde karşılıksız kalan 236.266,00 TL bedelli çekin iade edilerek yeniden borca alınan tutarından oluştuğu; 26.04.2024 tarihinden sonra borcu azaltan herhangi bir ödeme, mahsup veya iade işlemi bulunmadığı, bu nedenle borç bakiyesinin 18.04.2025 takip tarihi ile 30.06.2025 dava tarihi itibarıyla aynen devam ettiği tespit edilmiştir. Dosyada temerrüde ilişkin yazılı bir ihtarname bulunmadığından, temerrüt tarihi ile faiz başlangıcına ve uygulanacak faiz türüne ilişkin hukuki takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, yalnızca hesaplama yönteminin gösterilmesi amacıyla yapılan hesaplamada; 364.616,96 TL ana para için 18.04.2025 takip tarihine kadar 82.682,08 TL tutarında yasal faiz hesaplandığı tespit edilmiştir." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisine istinaden malların davalıya teslimine rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediğini, davalı tarafından verilen çekin de karşılıksız çıktığını, davalının başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacıya herhangi bir borcun bulunmadığını, takibe dayanak çekteki imzalara itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise inceleme süresi içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2022-2023- yılları içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından banka ve çek yolu ile ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davalı tarafından davacıya son verilen çekin bedelinin davalı tarafından davacıya ödenmediği ve davalı tarafından çek üzerindeki imzaya itiraz edilmesi nedeniyle ilgili çekin ödeme olarak davalı lehine kayıtlardan düşümü sonrasında davacının 364.616,96-TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Mahkememizce davalıya ait BA formları davalının bağlı olduğu vergi dairesinden celp edilmiş olup, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre işbu davaya konu açık hesap alacağında davacının bakiyesini teşkil eden 2024 yılı Şubat ayına ait faturanın BA formunun 14. Sayfasında davalı tarafından vergi dairesine beyan edildiği, yine 2023 yılında davacı tarafından davalıya kesilen 6 faturanın tamamının davalıya ait vergi dairesi kayıtlarında 2023 yılına ait formların 52. Sayfasında tamamının davalı tarafından beyan edildiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..../.... E., ..../.... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ise ...../... E., ..../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği ..../.. dönemine ait BA formu ile davacı .......'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra ..../... dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu alacağa istinaden 2023 ve 2024 yılına ait faturaların tamamının davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların tamamının vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 364.616,96-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..../..... Esas, ..../..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ...../... Esas ve ...../..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Son olarak Mahkememizce davalının yemin deliline dayandığı anlaşılmakla yemin delili için davalıya süre verilmiş, davalı kesin süre içerisinde yemin deliline dayanmamıştır.
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 364.616,96-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 364.616,96-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı bu sebeple takipten önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından yasal faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de reddedilen miktarın işlemiş faize ilişkin olduğu, faiz yönünden tazminatın söz konusu olamayacağı ve kötü niyetin ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle davacı lehine tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 72.923,392-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 364.616,96-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 72.923,392-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 24.906,98-TL harçtan peşin alınan 7.639,70-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 17.267,28-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 7.639,70-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 8.255,10-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.749,23-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 850,77-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafça yapılan 10.605,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8.643,61-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 58.338,71-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı █████/2026
Katip .......
e-imza
Hakim ........
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!