Anahtar kelimeler: Ekimi Kuyusuna İşleriyle Dicle Mahsulu Pamuk Kuyu İşiyle Sondaj Uğraştığını

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine davalı şahıs tarafından Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....Esas numarasına kayıtlı takip başlatıldığını, müvekkilinin davalı taraf ile bir ticareti bulunmadığını, müvekkilinin Diyarbakır ili Bağlar ilçesi .....Mahsulu tarım işiyle uğraştığını, ağırlıklı olarak pamuk ve buğday ekimi yaptığını, bu kapsamda sulama kuyusuna ihtiyaç duyduğunu, çekin lehtarı .....ise sondaj kuyu işleriyle uğraşan Dicle Elektrik adlı işletmenin sahibi olduğunu, müvekkilinin ve .....tarihinde bir araya gelerek sondaj kuyusuna yönelik bir anlaşma yaptıklarını, sözleşme gereği sondaj kuyusu vurma işlemi anahtar teslimi yapılacağı şekilde anlaştıklarını, işin bedeli 1.025.000,00 TL olup ancak müvekkili ile .....dava konusu çeki sözleşme aşamasında teslim ettiğini, müvekkilinin kendi adına keşide ettiği ..... şubesinden verilme .....keşide tarihli .....seri nolu ve 800.000,00 TL bedelli bir adet çeki .....sözleşme aşamasında teslim ettiğini, işin teslim tarihinin ise sözleşmede .....tarihli olduğunu, müvekkilinin Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin .....Esas sayılı dava dosyası kapsamında menfi tespit davası açtığını, .....yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiğini ancak 3. kişiler yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmediğini, bu davayı fırsat bilen hamil .....kötü niyetli bir şekilde aralarında hiçbir ticari ilişki olmadığı halde çeki davalı .....ciro ettiğini, .....da çeki ...... Tic. Ltd. Şti.'ne ciro ettiğini, .....firmasının da takas bank aracılığı ile çeki bankaya ibraz ettiğini, çek karşılıksız çıkınca .....çeki tekrar davalı tarafa iade ettiğini, çekin arka kısmına bakıldığında sanki çek .....firmasının eline geçmemiş gibi usulsüz işlem gördüğünü ve çekin arka kısmında oynama yapıldığını, davalı taraf çek hamili olarak Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesine ihtiyati haciz talebi ile başvuru yaptığını, Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi .....tarih ve .....D.İş, .....Karar sayılı kararı ile yüzde 15 teminat karşılığında müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiğini, davalı tarafın Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati haciz kararıyla Şanlıurfa .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında ihtiyati haciz işlemleri başlattığını, taraflarınca ihtiyati haciz kararına itiraz edildiğini ve Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi .....tarihinde ihtiyati hacze itirazını kabul ettiğini, davalı tarafın çek hamili olarak bu kez Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesine ihtiyati haciz talebi ile başvuru yaptığını, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .....tarih ve .....D.İş, .....Karar sayılı kararı ile yüzde 15 teminat karşılığında müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı verdiğini, davalı tarafın Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati haciz kararıyla Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında ihtiyati haciz işlemleri başlattığını, daha sonra bu haciz işlemlerini .....tarihinde icrai haciz işlemlerine çevirdiğini ihtiyati haciz işlemleri gereği müvekkilinin Diyarbakır’da mevcut .....Bankası, ....., .....Bankası, .....Bankası, .....Bankası isimli bankalarda hesaplar ile tapu kayıtları, SGK kaydı, PTT kaydı ve ....., .....plaka nolu araçları ihtiyaten haczedildiğini, bu ihtiyati haciz kararına itiraz edildiğini ve bu itiraza yönelik olarak Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi .....tarihinde ihtiyati hacze itirazlarını reddettiğini, taraflarınca Diyarbakır .....İcra Hukuk Mahkemesinin .....Esas sayılı dava dosyası kapsamında İcra Takibinin Geçici olarak durdurulması ile icra takibinin iptal edilmesine yönelik dava açıldığını, Diyarbakır .....İcra Hukuk Mahkemesinin .....tarihli tensip zaptının 5 nolu ara kararında; Davacının takibi durdurma talebinin reddine, şeklinde ara karar kurulduğunu, bu hususlar da göz önünde bulundurularak tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini, davalının haksız ve kötüniyetli olduğu açık olduğundan dolayı davalının çek miktarının %20' sinden aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata mahkum edilmesini, müvekkilinin Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı icra sayılı dosyası kapsamında icra takibine konu borç tahakkukunda belirtilen çek miktarı, faiz, çek tazminatı, masraf vs.miktar kadar borçlu olmadığının tespitine, müvekkili hakkında başlatılan Diyarbakır İcra Dairesinin .....Esas sayılı dosyasındaki takibin iptaline, kötü niyetli başlatılan icra takibi kaynaklı davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, bedelsizlik iddiasında bulunulan çeki kötü niyetli hamil olarak elinde bulundurduğu iddia olunan davalı ciranta yönelik çeke dayalı başlatılan icra takibinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacı borçlunun lehtar .....ile arasındaki ticari ilişkideki bedelsizlik iddiasının lehtar tarafından çekin ciro yolu ile devredildiği yani ciranta olan davalıya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği, davalının çekin hamili olmakta kötü niyetli olup olmadığı ile buna bağlı olarak borçsuzluğun tespiti gerekip gerekmediği hususundadır.
Menfi tespit davalarında genel ispat yükü alacaklı konumunda olan davalı tarafta olmakla birlikte, menfi tespit davasının kambiyo senedinden kaynaklanmış olması durumunda, ispat yükü yer değiştirerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun .....tarihli .....K. sayılı içtihadında da açıkça belirtildiği üzere menfi tespit davacısının üzerine geçmektedir. Bu durumda bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşmektedir.
Kural olarak kambiyo senetleri, kayıtsız şartsız soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Bu itibarla, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını HMK’nın 201.maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. Bedelsizlik kavramı kambiyo senediyle değil temel ilişkiyle ilgili bir kavramdır. Yani, temel alacağın geçersizliği kambiyo senedine etki ederek onu bedelsiz hale getirmektedir Borç ilişkisinden kaynaklanan temel alacağa dayalı borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi, kambiyo senedinin tamamen veya kısmen (yerine getirilmediği ölçüde) bedelsiz kalmasına yol açar. Bu bağlamda bedelsizlik hususu, alacağın dayandığı maddi hukuk kurallarına ilişkindir. Kambiyo senetlerinin sebepten soyut olarak düzenlenmesi, dolayısıyla söz konusu bedelsizlik iddialarını icra takibinde itiraz sebebi olarak ileri sürmek kural olarak mümkün değildir. Ancak borçlu, söz konusu bedelsizlik iddiasını İİK'nın md.169/a hükmünde belirtilen belgelerle ispatlayabilir. Söz konusu belgelere sahip olmayan takip borçlusu, kambiyo senedi dolayısıyla borçlu olmadığını saptamak için menfi tespit davası açabilir. Her ne kadar icra hukukunda böyle bir iddiayı ileri sürmek mümkün değil ise de kambiyo hukukunda temel alacağa bağlı kişisel def'iler kabul edilmiştir. (TTK m.659/1, 825/1). Kişisel defiler, senet metninden anlaşılan defiler ve senetteki taahhüdün geçersizliği defileri içerisine dâhil olmayan maddi hukuk kaynaklı her türlü defiyi kapsar. Bu bağlamda bedelsizlik kavramının, kambiyo hukukunda kişisel defiler üzerinde vücut bulduğu söylenebilir.
Menfi tespit davasının konusu, kambiyo senedine dayanan temel ilişkinin çeşitli nedenlerle kısmen veya tamamen sona ermesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitidir. Bu istemin hukuki sebebi, kambiyo senedinin altındaki temel ilişki hükümsüz olmasına rağmen alacaklının, o senedi tahsil etme yetkisine sahip bulunması dolayısıyla sebepsiz zenginleşmesidir. Öte yandan borçlu, bedelsizlik nedeniyle bir daimi defi hakkına da sahiptir.
Borçluya kambiyo senedinin bedelsiz kaldığını ileri sürmek def'i verilmekle birlikte kamu güvenine mazhar olma ilkesinin bir yansıması olarak emre ve hamiline yazılı kambiyo senetlerinde, iyi niyetli hamilin güveni korunmaktadır. Bu bağlamda emre ve hamiline yazılı kambiyo senetleri ciro edilerek devredildiğinde borçlu, kişisel defilerini ancak defiyle bağlantılı kişilere karşı ileri sürebilir. Eş söyleyişle borçlu alacaklısıyla olan defilerini iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez, meğerki üçüncü kişi senedi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (TTK m.659/2, 687/1, 825/2). Örneğin aralarındaki kira sözleşmesi uyarınca kira ücreti uğruna lehtarı B’ye bono düzenleyen keşideci A, görünüşe güven ilkesi (TTK m.680, 686/2) gereği senedi iyi niyetle devralan C’ye karşı B’nin kiralananı ayıplı teslim ettiğini ileri sürerek bono bedelini ödemekten kaçınamaz. A, yalnızca C’nin kiralananın ayıplı teslim edildiğini bilerek A’nın bir bedel ödemek zorunda kalması için senedi devraldığını ispatladığı takdirde bu kişisel defiyi C’ye karşı da ileri sürebilir.
Somut uyuşmazlıkta ileri sürülen bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687.maddesi anlamında kişisel def’î niteliğindedir. Nitekim 6102 sayılı TTK'nın 818/1.maddesinin atfıyla çekler yönünden uygulanması gereken TTK'nın 686.maddesinde ''(1) Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.'" hükmü, TTK'nın 687.maddesinin; "(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.(2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." hükmü mevcut olup, bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687.maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Kendisine intikal eden bir uyuşmazlıkta; Yargıtay 19.H.D.'nin █████/2015 T. ██████████ E. ██████████ K. Sayılı ilamında; "...Davacı vekili, müvekkili ile tefrik edilen dosya davalısı .....arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, anılan davalıdan satın alınacak gıda malzemeleri karşılığında dava konusu çeklerin verildiğini, ancak mal tesliminin gerçekleşmediğini, çeklerin bedelsiz kaldığını, müvekkilinin çeklerin iadesini talep ettiğini, bu konuda taraflar arasında protokol düzenlendiğini, protokole rağmen çeklerin iade edilmediğini, çeklerin davalı bankaya ciro edildiğinin öğrenildiğini, davalı bankanın kötü niyetli hamil olduğunu ileri sürerek, dava konusu 4 adet toplam 39.000,00-TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tefrik edilen dosya davalısı .....müvekkili bankadan kullandığı kredi karşılığında dava konusu çekleri müvekkili bankaya ciro ettiğini, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece toplanan deliller doğrultusunda, davaya konu çeklerde davacının keşideci, tefrik edilen dosya davalısı .....lehtar, davalı bankanın ise çekleri temlik cirosuyla devralan son ciranta ve yetkili hamil konumunda olduğu, davacının bedelsizlik mahiyetindeki iddiasının şahsi def'ilerden olup, kötüniyetli yahut ağır kusurlu olmayan ve davacı ile doğrudan doğruya bir ticari ilişki içinde bulunmayan cirantaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacı tarafından davalı hamil bankanın kötü niyetli olduğunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, davalıya teklif olunan yeminin usulüne uygun olarak eda edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA.." karar verilmiştir.
Yani, keşidecinin bedelsizlik iddiasının şahsi def'ilerden olduğu, kötüniyetli yahut ağır kusurlu olmayan ve davacı ile doğrudan bir ticari ilişki içinde bulunmayan cirantaya karşı ileri sürülemeyeceğine vurgu yapılmıştır.
Tüm bu mevzuat hükümleri, içtihatlar ve açıklamalara göre somut olayda, davaya konu çekte davacı keşideci davalı ise ciranta konumundadır. Davacı, dava konusu çeki dava dışı lehtar Hasan Karadaban'a sondaj işi yapılıp teslim edilmesi karşılığında verildiğini, işin yapılmadığını, çekin bedelsiz kaldığını beyanla borçlu olmadığının tespiti için lehtar aleyhine dava açıldığını iş bu davada davalı olan cirantanın lehtar ile ticari ilişkisi olmaksızın çekin hamili olduğunu ve kötü niyetli hareket ettiğini beyan ederek menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı taraf yasal süresi içerinde cevap dilekçesi sunmadığından HMK'nın 128. maddesi gereği davacının dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır. Bu halde ispat yükü davacı tarafta olup davacı borçlu bu iddiasını HMK’nun 200 ve 201’inci maddelerine göre yazılı delillerle ispatla mükelleftir. Davalının takibe konu ettiği dava konusu çekin tahsili için davalı ciranta dışındaki dava dışı şirket tarafından bankaya ibraz edildiği, çekin karşılıksız çıktığı ve çekin davalı cirantaya döndüğü, davalının alacağın tahsili için Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....nolu icra dosyası ile takip başlattığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının bedelsizlik nedenine dayalı menfi tespit isteminde bulunduğu, davacının keşideci, davalının ciranta olduğu ve temel ilişki bakımından üçüncü kişi konumunda olduğu, bedelsizlik iddiası bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebileceği, hamile karşı ileri sürülebilmesi için borçlu olan davacının mevcut hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak zorunda olduğu, davacı tarafından davalı cirantanın kötüniyetle ve davacı zararına hareket ettiğine dair somut herhangi bir delil ileri sürülmediği ve davacı borçlunun davalının kötü niyetli hareket ettiğini iddiasını ispatlayamadığı ve böylece bu def'iyi davalı hamile karşı ileri süremeyeceği kanaatine varılmıştır. Ayrıca davalının kötü niyetli olduğu ve davacı zararına hareket ettiğine yönelik somut bir delil ve dayanak dosya kapsamında bildirilmemiş olduğundan davacı tarafa yemin delilin hatırlatılmasına gerek görülmemiş ve neticeten ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan 15.103,35 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 14.371,35 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 138.660,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ile davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!