Anahtar kelimeler: Yönlere Atmanın Direnilmiştir Ecrimisil Bozulmuş Önlenmesi Direnme Miktar Sayisi Daire

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.ÖZEL DAİRE KARARI
: Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.03.2024 tarihli ve█████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararıTaraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın istinaf başvurusunun ecrimisil yönünden miktar itibariyle reddine, diğer yönlere ilişkin yapılan istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne verildikten ve temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek temyiz eden davalı vekilinin duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait dava konusu taşınmazın hiçbir hukuki sebebe dayanmaksızın davalı tarafından haksız olarak kullanıldığını, davalıdan taşınmazın tahliye edilmesi istenmesine rağmen taşınmazın tahliye edilmediğini ileri sürerek davalının müdahalesinin men'ine, şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesinde; taşınmazın aile konutu olduğunu, tehdit ve korku ile kendisinden alındığını, daha sonra muvazaalı olarak başka kişilere devredildiğini, devralan kişilerin de iş birliği yaparak taşınmazı iş ortaklığı olan davacıya sattıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 07.11.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki değerinin 480.000,00 TL, 07.08.2017 ihtarname tarihi ile 08.09.2017 dava tarihi arasındaki ecrimisil miktarının ise 1.860,00 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince el atma talebi yönünden taşınmazın değeri olan 480.000,00 TL üzerinden ve ecrimisil talebi yönünden 1.860,00 TL üzerinden eksik harç tamamlanarak el atmanın önlenmesi ve ecrimisilin tahsilinin talep edildiği, alınan ek bilirkişi raporuna göre 16.08.20 17... .09.2017 arası yirmidört gün için 1.440,00 TL ecrimisil hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine, 1.440,00 TL ecrimisil bedelinin 08.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; elatmanın önlenmesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ecrimisil yönünden ise hükmedilen miktarın karar tarihi olan 07.11.2019 tarihi itibari ile istinafi kabil karar miktarı olan 4.400,00 TL'den daha az olduğu gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun ecrimisil yönünden miktar itibariyle reddine, diğer yönlere ilişkin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;“…Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerine ilişkindir. Davacının aynı dava dilekçesi ile birden fazla talebi ileri sürmesi "objektif dava birleşmesi" olarak tanımlanır. Doktrinde objektif dava birleşmesi ya da kümülatif dava yığılması olarak adlandırılan kurum, Kanunumuzda “davaların yığılması” terimi benimsenerek düzenlenmiştir.Hukuk Genel Kurulu’nun 30.04.2019 tarihli ve 2018/4-1036 Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kesinlik sınırının belirlenmesi kamu düzenindendir ve kesinlik sınırı belirlenirken davanın değeri esas alınır. Davanın değeri ise genel anlamıyla, bir davadaki taleplerin toplamıdır. 492 sayılı Harçlar Kanununa göre harç tüm taleplerin toplamı üzerinden alınır (16/2. mad). Objektif dava birleşmesi durumunda dava değeri, aynı davada ileri sürülen taleplerin toplam değeridir.Somut olayda, davacı aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş taleplerini aynı davada birleştirmiştir. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan durumda taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan kesinlik sınırının tespiti için el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine yönelik dava değerlerinin toplanmaları ile ortaya çıkacak değerin esas alınması gerekir. Başka bir anlatımla; aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş talepler aynı dava dilekçesi ile ileri sürüldüğünde dava değerinin bu iki talebin toplamı olarak değerlendirilmesi gerekir.Bölge Adliye Mahkemesinin ecrimisile yönelik istinaf istemini esastan incelemesi gerekirken, usulden reddetmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme KararıBölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; objektif dava yığılmasına konu taleplerin ayrı ayrı bağımsızlıklarını koruduğu, her biri hakkında farklı hüküm verilebileceği dava şartlarının ayrı ayrı değerlendirilebileceği, bu kurumu düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 110. maddesinin genel nitelikte ve amir hükmü karşısında, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun sadece yargılama harçlarını düzenleyen özel bir Kanun olması nedeni ile genel nitelikteki düzenlemeleri ortadan kaldıracak şekilde kesinlik sınırına etki edemeyeceği, Anılan Kanun’un 16. maddesinin sadece harcın hangi değerden alınacağını düzenlendiği, bu nedenle davaların bağımsızlığı ilkesine bir etkisi olmayacağı, gerek istinaf sınırı ve gerekse temyiz sınırının ayrı ayrı değerlendirildiği pek çok kararın da daha önce yüksek daire tarafından incelenmesine rağmen kesinlik sınırı yönünden bir bozma yapılmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; kesinlik sınırının kamu düzenine ilişkin olduğunu, davada bu sınır belirlenirken el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, ecrimisil hesabının da uygun olmadığı gibi direnme kararının usul ve esas bakımından hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkin eldeki dava dosyasında istinaf kesinlik sınırının belirlenmesinde davaya konu edilen her iki talebin toplam değerinin mi yoksa ayrı ayrı değerlerinin mi dikkate alınması gerektiği, buradan varılacak sonuca göre ecrimisile yönelik istinaf isteminin esastan incelenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.D. Gerekçe1. İlgili Hukuk1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 110, 369. maddesinin 1. fıkrası ile 3 70... . maddeleri,2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 83... . maddeleri,3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 vd. maddeleri.2. Değerlendirme1. Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili kavramlar ve yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Davaların yığılması” kenar başlıklı 110. maddesinde;“Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.” amir hükmüne yer verilmiştir.3. Gerekçesi açısından bugün de geçerliliğini koruyan 07.02.1945 tarihli ve ███████ Esas, 1945/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı, neye karar verilmesini (başka bir ifade ile davalının neye mahkum edilmesini) istediğini açıkça yazar. Kuşkusuz talebin birden fazla kalemleri kapsaması hâlinde de davacının talep sonucu, asıl talep ve yardımcı (fer'î) talepler olmak üzere iki bölümden oluşur. Davacının birden fazla davasını aynı dava dilekçesi ile açması hâlinde, bu durum "objektif dava birleşmesi" olarak tanımlanır ve davacının, her davaya ait talep sonucunu açıkça ve ayrı ayrı göstermesi gerekir (Kılıç, Açıklamalı İçtihatlı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ankara 2011, C.I, s. 1454).4. Doktrinde objektif dava birleşmesi ya da kümülatif dava yığılması olarak adlandırılan bu kurum, HMK’da “davaların yığılması” terimi benimsenerek düzenlenmiştir. Davaların yığılmasının usul ekonomisine ve çelişkili kararlar verilmesini engellemeye hizmet ettiği kabul edilmektedir.5. Davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik-fer’îlik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesine davaların yığılması denir. Bu dava çeşidinde taleplerin tümü birbirinden bağımsız, eş değer ve aynı derecede öneme sahiptir. Her bir talep farklı edimlerin gerçekleştirilmesine yönelmiştir.6. Davaların yığılması söz konusu olduğunda, görünüşte tek dava, gerçekte ise talep sayısınca dava mevcuttur. Her bir talep için dava dilekçesinde vakıaların ayrı ayrı belirtilmesi ve ispat edilmesi gerekir. Mahkeme de her bir talep hakkında ayrı ayrı inceleme yapacaktır, taleplerden birinin kabulüne diğerinin ise reddine karar verebilir. Yani, görünüşte tek hüküm, gerçekte ise talep sayısınca hüküm mevcuttur. Mahkeme, taleplerin tümü hakkında ayrı ayrı karar vermek ve bunları hüküm fıkrasında göstermek zorundadır. Mahkemenin, taleplerin tümü hakkında tek ve aynı şekilde karar verme zorunluluğu yoktur. Dava şartları, her bir talep bakımından ayrı ayrı belirlenir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, C. II, İstanbul 2017, s.1093 ).7. Önemle vurgulanmalıdır ki; kesinlik sınırının belirlenmesi kamu düzenindendir ve kesinlik sınırı belirlenirken davanın değeri esas alınır. Davanın değeri ise genel anlamıyla, bir davadaki taleplerin toplamıdır.8. Nitekim Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi de," Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahelenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır.Gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harc, gayrimenkulün değeri ile talebolunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir. Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz.Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır..." hükmünü içermektedir.9. Eldeki dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine yönelik olarak açılmıştır. İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün olduğu da açıktır. Bu tür davalarda, HMK ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, dava değerinin ve buna göre alınacak harcın elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil bedelinin toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan bu durumda taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan kesinlik sınırının tespiti bakımından el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine yönelik dava değerlerinin toplanmaları ile ortaya çıkacak değerin esas alınması ve dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin ecrimisile yönelik istinaf isteminin de esastan incelemesi gerekmektedir.10. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelere sırasında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir.11. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.12. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.