Anahtar kelimeler: Şartlı Üyelik Süreci Konumundaki Direnilmiştir Bozulmuş Ödediğini İstemi Üye Kooperatifte
Hukuk Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    ÖZEL DAİRE KARARI
    : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarihli ve
    ████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararı
    1. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi
    4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifte şartlı üye konumundaki müvekkilinin üyelik sözleşmesinde yazılı olan bedeli peşin ödediğini ve tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak genel kurulda şartlı üyelerden yeniden ödeme istendiğini ve ödeme yapan ortaklara tapu devri yapılacağı yönünde karar alındığını, bu kararın müvekkili gibi şartlı ortakların kazanılmış haklarını ihlâl ettiğinden iptaline karar verildiğini, ancak kat irtifaklarının davalı arsa sahipleri adına kurulduğunu ve tapu devrinin yönetimin takdirine bırakıldığını ileri sürerek davalı kooperatif tarafından müvekkiline temlik ve tahsis edilen E blok, zemin kat, 1 No.lu bağımsız bölümün davalı arsa sahipleri adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalılar Cevabı
    5. Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; bağımsız bölüm numarasının belirlenmesinin şartlı üyeliğin kabulü için yeterli olmadığını, üyelik sözleşmesinde de peşinat dışında ödeme yapılmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, davalının kooperatifin borçlarına katlanmak zorunda olduğunu, müvekkilinin tapu devretme yetkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davalı kooperatifin üst birliği olan S.S. ... Kent Konut Yapı Kooperatifi arasında 14.07.1994 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, üst birliğin 12.09.2004 tarihli sözleşme ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan haklarını davalı kooperatife devrettiğini, verilen ek sürelere rağmen işin bitmemesi nedeniyle müvekkili tarafından Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve tazminata hak kazanıldığını, işin bitmemesi üzerine yeniden bir yıllık ek süre verildiğini, sonrasında Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davada 14.07.1994 tarihli sözleşmenin feshine ve 166.255,66 TL alacağın tahsiline hükmedildiğini ve kararın kesinleştiğini, hâlen müvekkilinin 915.000,00 TL alacaklı olduğunu ve alacakları nedeniyle bağımsız bölüm devretme yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    7. Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
    İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
    8. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.11.2012 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; davalı arsa malikleri ile yapılan sözleşmeden doğan hakların davalı kooperatife devredildiği, davalı kooperatif tarafından genel kurulda alınan kararlar doğrultusunda şartlı üyelik sözleşmesi ile dairenin davacıya satışının yapıldığı, satış bedelinin davalı kooperatif tarafından tahsil edildiği, arsa sahipleri tarafından açılan dava sonucunda üst birlikle yapılan sözleşmenin temerrüt nedeniyle feshedildiği, ancak arsa sahiplerince davalı kooperatifin inşaatı yapmasına müsaade edildiği ve inşaatların bitirildiği, alınan bilirkişi raporu da dikkate alındığında davacının kooperatife düşen bağımsız bölümün kendi adına tescilini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümün arsa sahipleri adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
    Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı
    9. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    10. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 04.04.2013 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile;
    “…1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    2)Dava, üyeliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Dosya kapsamından ve Dairemizin 21.05.2012 tarih ve 1728 E, 3466 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme istemi reddedilerek kesinleşen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.05.2010 tarih ve ████████ E, ████████ K sayılı ilamından, davacının peşin bedelli ortak olduğu anlaşılmaktadır.
    Davacı, davalılardan arsa malikleri adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş olmasına göre, böyle bir istemde bulunabilmesi için, davaya konu edilen bağımsız bölüme yönelik olarak davalı kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, hiçbir ediminin kalmadığını, diğer üyelerle eşit durumda olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Öte yandan, peşin bedelli ortaklık halinde, peşin bedelli ortaktan inşaatın finansmanına yönelik aidat istenemez ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan yönetim ve alt yapı giderlerinin ödenmesi gerekir.
    Ne var ki, somut olayda, davanın kabulüne ilişkin hüküm davalı kooperatifçe temyiz edilmediğinden, kooperatiften tapu isteme koşullarının oluştuğunun kabulü gerekir. Bu durumda, davacının, arsa sahiplerinden tapu isteme koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulmalıdır.
    Kural olarak, arsa malikleri ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, davacı ortak taraf olmadığından ve arsa maliklerince davacı ortağa karşı bağımsız bir taahhüt altına girilmediğinden, davacının arsa sahiplerine karşı doğrudan dava açması mümkün değildir. Yine yüklenici konumunda olan kooperatifin, arsa sahiplerinden tapu talep edebilmesi sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına bağlıdır. Öte yandan, yukarıda belirtildiği üzere, ilke olarak kooperatif ortağının arsa sahiplerine doğrudan dava açma hakları bulunmasa da tüm dairelerin arsa sahipleri adına tescilinin ardından, kooperatifin edimlerini yerine getiren ortakları için arsa sahiplerinden tapu devrini istemesi şeklinde bir uygulama benimsenmiş ise ve arsa sahibi ile kooperatif arasındaki sözleşme ve uygulamalara göre davacı tarafından tapusu istenilen dairenin kooperatife bırakılacak dairelerden olduğu belirlenir ise arsa sahiplerine husumet yöneltilebileceği kabul edilmelidir.
    Somut uyuşmazlıkta, davalı ...'ın, 14.07.1994 tarihli sözleşmeyi, işin yüklenici tarafından süresinde yapılmadığı gerekçesiyle feshettiği, fakat feshe rağmen dava konusu dairenin de bulunduğu 8 47... parsel üzerindeki inşaatların tamamlandığı, kooperatif ile tarihsiz bir tasfiye protokolü imzalandığı, kooperatifin istemi üzerine arsa sahiplerinin tapuda devir yaptıkları tespit edilmiştir.
    Bu durumda mahkemece, davacı ortağın kooperatifte, peşin bedelli ortak olduğu ve davanın kabulü kararını kooperatif temyiz etmediğinden genel giderler yönünden kooperatife borcu olup olmadığının araştırılmasına gerek olmadığı gözetilerek, davacı tarafından tapusu istenilen dairenin kooperatife bırakılacak dairelerden olup olmadığı, kooperatifin istemi üzerine arsa sahiplerince tapuda devir yapılması yönünde bir uygulamanın benimsenip benimsenmediği, böyle bir uygulamanın benimsenmiş olması halinde devirlerde tasfiye protokolüne uyulup uyulmadığı hususlarında, genel kurul ve yönetim kurulu kararları, kooperatif defter kayıt ve belgeleri üzerinde, kooperatif uygulamaları ve mali konularda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılıp rapor alınarak, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı
    11. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.01.2014 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; Özel Dairenin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından tapusu istenen dairenin 8 47... parsel E blok 1 No.lu bağımsız bölüm olduğu, bu taşınmazın taraflar arasında imzalanmış tasfiye protokolünün 3. maddesinin b ve c bentlerinde arsa sahibine verilecek daireler arasında yer almadığı, dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu arsa üzerinde inşaatın tamamlandığı, dolayısıyla davacı tarafından tapusu istenilen dairenin kooperatife bırakılacak dairelerden olduğu, tasfiye protokolünde açıkça kooperatifin istemiyle arsa sahiplerince kat irtifaklı olarak tapuların devredileceğinin belirtildiği, kooperatifin gösterdiği otuz beş ortağa tapuları devredildiğinden, kooperatifin istemi üzerine arsa sahiplerince tapuda devir uygulamasının benimsendiği, tasfiye protokolüne aykırı bir durumun tespit edilmediği ve protokole uyulduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
    Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı
    12. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    13. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 25.05.2016 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile;
    “…1)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalılardan ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    2)Dava, kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getirdiğini ileri süren kooperatif ortağının tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Davacının peşin bedelli ortak olduğu sabittir. Davanın kabulüne ilişkin hüküm davalı kooperatifçe temyiz edilmediğinden, kooperatiften tapu isteme koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği bozma ilamımızla subuta ermiştir.
    Bozma ilamımız doğrultusunda, inceleme yapılarak karar verilmiş ise de, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir.
    Şöyle ki, bozma ilamımızla, davaya konu bağımsız bölümün yüklenici kooperatife kalacak dairelerden olup olmadığının araştırılması istenmiş ise de, bu konuya ilişkin bilirkişi raporu ve dosya kapsamından net bir saptama yapmak mümkün değildir. Davalılardan kooperatif ile davalı arsa sahibi ... arasındaki tarihsiz olan ve benimsenen protokole göre, arsa sahibine 6 bağımsız bölüm verileceği kararlaştırılmış olup, bunların bir tanesi dışında hangi bağımsız bölüm olacağı belirtilmemiştir. Bu durumun anılan davalıların beyanı doğrultusunda saptanacağı da muhakkaktır. Bu doğrultuda inceleme yapılarak sonucuna göne bir karar verilmesi gerekirken, yapılmaması doğru olmamıştır.
    Diğer bozma nedeni ise, kooperatifin istemi üzerine arsa sahiplerinin tapuda devir yapılmasını benimseyip benimsemediklerine ilişkindir. Bu konuya ilişkin olarak düzenlenen bilirkişi raporu ve mahkememe kararına göre, arsa sahiplerinin benimsedikleri doğrultusunda ise de, peşin bedelli olmayan ve peşin bedelli olup da iptal edilen genel kurul kararı doğrultusunda aidat ödemesi yapan ortaklar dışında davacı gibi peşin bedelli olan, iptal edilen genel kurul kararı doğrultusunda ödeme yapmayan ortaklar bakımından inceleme yapılmış değildir.
    Öte yandan, bu dava ile bağlantılı 13.05.2015 tarih ve ███████-68 E., █████████ K. sayılı Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda, davalı kooperatif ile davalı ... arasındaki bila tarihli protokol hükümleri doğrultusunda, arsa sahibine verilecek para ve bağımsız bölümlerin verilip verilmediği, 8 47... parsel üzerine kaç daire yapıldığı ve yüklenici ile arsa malikleri arasındaki paylaşımın ne şekilde olacağının araştırılmadığı, davaya konu edilen bağımsız bölümün yüklenici kooperatife isabet edecek yerlerden olup olmadığı da araştırılmamıştır.
    Bu durumda, mahkemece, yukarıda anılan hususlara ilişkin olarak tüm taraf delilleri üzerinde inceleme yapılarak, gerektiğinde bilirkişi kurulundan rapor alınarak, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    İlk Derece Mahkemesinin Üçüncü Kararı
    14. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; Özel Dairenin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 31.08.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre 8 47... parsel üzerinde her biri on altı daireden oluşan altı blok inşa edildiği, toplam doksan altı bağımsız bölüm bulunduğu, arsa sahipleri ile yüklenici arasındaki paylaşımın %70 yüklenici, %30 arsa sahipleri olarak yapıldığı, dava konusu E blok 1 numaralı bağımsız bölümün yüklenici kooperatife özgülenen bağımsız bölümlerden olduğu, dolayısıyla bozma ilâmında belirtilen eksikliğin bu yönüyle tamamlandığı, tapu kayıtlarının incelenmesinde, doksan altı adet bağımsız bölümün yirmi üç tanesinin hâlihazırda arsa sahipleri adına kayıtlı olduğu, sekiz adet bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olduğu, dört adet bağımsız bölümde paylı mülkiyet esasına göre davalı ...'ın hissesi bulunduğu ve bu hisselerini satarak üçüncü kişilere devrettiği, bu durumda bozma ilâmında belirtilen ve kooperatif ile ... arasında altı adet dairenin paylaşımı konusundaki belirsizliğin giderildiği, protokol uyarınca altı adet daire ile birlikte fazladan iki adet daire ve dört dairedeki hissenin davalı ...'a devredildiğinin anlaşıldığı, tasfiye protokolünde davalı arsa sahibine 600.000,00 TL ödeme yapılması kararlaştırıldığı dosya kapsamındaki ödeme makbuzlarına göre davalıya 25.12.2008 tarihinde 186.000,00 TL, 09.09.2009 tarihinde 156.000,00 TL ödeme yapıldığı, bununla birlikte Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda 433.000,00 TL, Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda 582.000,00 TL’nin protokol doğrultusunda davalı ...’a ödendiğinin belirtildiği, davalı ...'a altı adet bağımsız bölümün devri kararlaştırılmış olmasına rağmen sekiz adet bağımsız bölüm ve dört adet bağımsız bölümdeki hisseler devredilerek, fazladan alınan iki adet bağımsız bölüm ve dört adet dairedeki hisselerin kıymetleri de dikkate alındığında, protokol ile kararlaştırılan 600.000,00 TL ödemenin fazlası ile yapıldığı, tasfiye protokolünün yerine getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
    Özel Dairenin Üçüncü Bozma Kararı
    15. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    16. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile;
    “…1. Bozma ilamı ile, davaya konu bağımsız bölümün yüklenici kooperatife kalacak dairelerden olup olmadığının, kooperatifin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin araştırılması istenmiş ise de, bu konuya ilişkin bilirkişi raporu ve dosya kapsamından net bir saptama yapmak mümkün olmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. Davalılardan kooperatif ile davalı arsa sahibi ... arasındaki tarihsiz olan ve benimsenen protokole göre, arsa sahibine 6 bağımsız bölüm verileceği kararlaştırılmış olup, bunların bir tanesi dışında hangi bağımsız bölüm olacağı belirtilmemiştir.
    2. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verilmiştir. Mahkemece yapılacak iş, bozma ilamında belirtilen hususlar dikkate alınarak bu dava ile bağlantılı davacı ile benzer durumda olan kooperatif üyelerinin açmış olduğu emsal dava dosyaları da getirtilerek incelenmek suretiyle davanın sonuçlandırılmasından ibaret iken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı
    17. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.11.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında Özel Daire bozma kararında belirtilen eksikliklerin öncesinde giderildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi
    18. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    II. UYUŞMAZLIK
    19. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kooperatif üyesi olan davacının tapu iptali ve adına tescil istemi yönünden davaya konu bağımsız bölümün yüklenici kooperatife kalacak dairelerden olup olmadığı, kooperatifin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği kapsamında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına elverişli olup olmadığı, davacı ile benzer durumda olan kooperatif üyelerinin açtığı ve eldeki dava ile bağlantılı dava dosyaları da incelenmek suretiyle karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    III. GEREKÇE
    20. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraf ve dava ehliyeti ile taraf sıfatı konularına ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.
    21. Çekişmeli yargının konusu dava olup dava, bir başkası (davalı) tarafından subjektif hakkı ihlâl veya tehlikeye sokulan ya da kendisinden haksız bir talepte bulunulan kimsenin (davacının), mahkemeden hukuki koruma (himaye) istemesidir. Mahkemeden hukuki koruma isteyen kimseye davacı (müddei) denir.
    22. Dava davacının subjektif hakkını ihlâl eden veya tehlikeye sokan veya davacıdan haksız bir talepte bulunan kimseye karşı açılır; bu kimseye de davalı (müddeialeyh) denir.
    23. Bir subjektif hakkın mahkemeler vasıtasıyla ileri sürülmesi yetkisine dava hakkı denir.
    24. Taraf ehliyeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 50. maddesinde düzenlenmiş olup bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukukta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 8. maddesinde düzenlenen medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir.
    25. Dava ehliyeti ise HMK'nın 51. maddesinde kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyeti olarak ifade edilmiştir. Dava ehliyeti, TMK'nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukundaki görünümü olup buna göre medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişinin dava ehliyeti bulunmaktadır.
    26. Taraf sıfatına bir başka deyişle husumet ehliyetine gelince, bu kavram dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'î değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece resen nazara alınmasıdır (Hukuk Genel Kurulunun 10.09.2025 tarihli ve ███████-238 Esas, ████████ Karar sayılı kararı)
    27. Açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davalı arsa sahipleri ile dava dışı üst birlik olan S.S. ... Kent Konut Yapı Kooperatifleri Birliği arasında 14.07.19 94... .08.1994 tarihlerinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri imzalandığı, dava dışı üst birliğin 12.09.1994 tarihli sözleşme ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan haklarını davalı kooperatife devrettiği anlaşılmaktadır.
    28. Davacı, dava konusu bağımsız bölümün tapuda malik olarak gözüken davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiş ise de davacı, davalı kooperatifin üyesi olup arsa sahipleri ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine taraf olmadığı ve arsa sahipleri tarafından davacıya ayrıca bir taahhüt altına girilmediği dikkate alındığında, talebini sadece davalı kooperatife karşı yöneltmesi mümkün olduğundan arsa sahibine yönelik doğrudan dava açması mümkün değildir.
    29. Bu durumda davacı kooperatif üyesi tarafından davalı arsa sahibine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
    30. Davacının, üyesi olduğu davalı kooperatiften adına bağımsız bölüm tescil edilmesi ya da kooperatiften alacak talebinde bulunması mümkündür. Ancak somut olayda davacı, bağımsız bölüm tescil edilmesini talep etmiş ise de davalı kooperatif adına kayıtlı bağımsız bölüm bulunmadığı gibi davacının davalı kooperatiften alacak talebinin de olmaması karşısında davanın davalı kooperatif yönünden de reddine karar verilmesi gerekmektedir.
    31. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, mahkemece Özel Dairenin bozma ilâmına uyulduğu hâlde bozma ilâmının gerekleri yerine getirilmeden karar verildiği, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davalı kooperatif ile arsa sahibi ... arasında imzalanan tasfiye protokolüne göre arsa sahibine altı bağımsız bölüm verileceğinin kararlaştırıldığı, ancak bunlardan bir tanesi dışında hangi bağımsız bölümlerin verileceğinin kararlaştırılmadığı, mahkemece davacı ile benzer durumda olan kooperatif üyelerinin açtığı dava dosyaları ve özellikle arsa sahibi ... aleyhine açılan dava dosyaları da getirtilerek incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği, direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen ve açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    32. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.
    IV. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
    26.11.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla karar verildi.
    "K A R Ş I O Y"
    1. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kooperatif üyesi olan davacının tapu iptali ve adına tescil istemi yönünden davaya konu bağımsız bölümün yüklenici kooperatife bırakılacak dairelerden olup olmadığı, kooperatifin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği kapsamında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına elverişli olup olmadığı, bu dava ile bağlantılı davacı ile benzer durumda olan kooperatif üyelerinin açtığı dava dosyaları da incelenmek suretiyle karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    2. Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin kooperatif üyesi olduğunu, şartlı üye konumundaki müvekkilinin üyelik sözleşmesinde yazılı olan bedeli peşin ödediğini ve tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak kat irtifaklarının davalı arsa sahipleri adına kurulduğunu ve tapu devrinin yönetimin takdirine bırakıldığını ileri sürerek davalı kooperatif tarafından müvekkiline temlik ve tahsis edilen E blok zemin katta bir No.lu bağımsız bölümün davalı arsa sahipleri adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    3. Davacı arsa sahipleri ile dava dışı üst birlik olan S.S. ... Kent Konut Yapı Kooperatifleri Birliği arasında 14.07.19 94... .08.1994 tarihlerinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri imzalanmış, dava dışı üst birliğin 12.09.1994 tarihli sözleşme ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan haklarını davalı kooperatife devrettiği anlaşılmaktadır.
    4. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 06.11.2012 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararın davalı arsa sahibi ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 04.04.2013 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne ilişkin hüküm davalı kooperatifçe temyiz edilmediğinden, kooperatiften tapu isteme koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği, kural olarak, arsa malikleri ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, davacı ortak taraf olmadığından ve arsa maliklerince davacı ortağa karşı bağımsız bir taahhüt altına girilmediğinden, davacının arsa sahiplerine karşı doğrudan dava açmasının mümkün olmadığı, ilke olarak kooperatif ortağının arsa sahiplerine doğrudan dava açma hakları bulunmasa da tüm dairelerin arsa sahipleri adına tescilinin ardından, kooperatifin edimlerini yerine getiren ortakları için arsa sahiplerinden tapu devrini istemesi şeklinde bir uygulama benimsenmiş ise ve arsa sahibi ile kooperatif arasındaki sözleşme ve uygulamalara göre davacı tarafından tapusu istenilen dairenin kooperatife bırakılacak dairelerden olduğu belirlenir ise arsa sahiplerine husumet yöneltilebileceği, mahkemece, davacı tarafından tapusu istenilen dairenin kooperatife bırakılacak dairelerden olup olmadığı, kooperatifin istemi üzerine arsa sahiplerince tapuda devir yapılması yönünde bir uygulamanın benimsenip benimsenmediği, böyle bir uygulamanın benimsenmiş olması hâlinde devirlerde tasfiye protokolüne uyulup uyulmadığı hususlarında bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılıp rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle karar bozulmuştur.
    5. Mahkemece Özel Dairenin bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne dair verilen 11.01.2014 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararın davalı arsa sahibi ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 25.05.2016 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği, davaya konu bağımsız bölümün yüklenici kooperatife kalacak dairelerden olup olmadığının araştırılması istenmiş ise de bu konuya ilişkin bilirkişi raporu ve dosya kapsamından net bir belirleme yapılamadığı, davalılardan kooperatif ile davalı arsa sahibi ... arasındaki tarihsiz olan ve benimsenen protokole göre, arsa sahibine altı bağımsız bölüm verileceği kararlaştırılmış olup bunların bir tanesi dışında hangi bağımsız bölüm olacağının belirtilmediği, bu durumun anılan davalıların beyanı doğrultusunda saptanacağı, mahkemece bu doğrultuda inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, düzenlenen bilirkişi raporu ve mahkememe kararına göre, arsa sahiplerinin tapuda devir yapılmasını benimsedikleri belirtilmiş ise de, peşin bedelli olmayan ve peşin bedelli olup da iptal edilen genel kurul kararı doğrultusunda aidat ödemesi yapan ortaklar dışında davacı gibi peşin bedelli olan, iptal edilen genel kurul kararı doğrultusunda ödeme yapmayan ortaklar bakımından inceleme yapılmadığı, bu dava ile bağlantılı Hukuk Genel Kurulunun 13.05.2015 tarihli ve ███████-68 Esas, █████████ Karar sayılı kararı doğrultusunda, davalı kooperatif ile davalı ... arasındaki imzalanan tarihsiz protokol hükümleri doğrultusunda, arsa sahibine verilecek para ve bağımsız bölümlerin verilip verilmediği, 8 47... parsel üzerine kaç daire yapıldığı ve yüklenici ile arsa malikleri arasındaki paylaşımın ne şekilde olacağının araştırılmadığı, davaya konu edilen bağımsız bölümün yüklenici kooperatife isabet edecek yerlerden olup olmadığının da araştırılmadığı, bu durumda mahkemece belirtilen hususlarda bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bozma kararı verilmiştir.
    6. Mahkemece Özel Dairenin bozma kararına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın yeniden kabulüne dair verilen 23.09.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararın davalı arsa sahibi ... tarafından temyizi üzerine Özel Dairenin 03.05.2023 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, bozma ilâmına uyulduğu hâlde, bozma ilâmının gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verildiği, önceki bozma ilâmında belirtilen hususlar dikkate alınarak bu dava ile bağlantılı davacı ile benzer durumda olan kooperatif üyelerinin açmış olduğu emsal dava dosyaları da getirtilerek incelenmek suretiyle davanın sonuçlandırılması gerektiği belirtilerek yeniden bozma kararı verilmiştir.
    7. Özel Dairenin bozma kararı üzerine mahkemece verilen direnme kararında, her ne kadar önceki bozma ilâmında belirtilen eksikliklerin giderildiği belirtilmiş ise de, davaya konu bağımsız bölümün yüklenici kooperatife kalacak dairelerden olup olmadığının, kooperatifin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin araştırılması noktasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, mahkemece Özel Dairenin bozma ilâmına uyulduğu hâlde bozma ilâmının gerekleri yerine getirilmeden karar verildiği, davalı kooperatif ile arsa sahibi ... arasında imzalanan tarihsiz tasfiye protokolüne göre arsa sahibine altı bağımsız bölüm verileceğinin kararlaştırıldığı, ancak bunlardan bir tanesi dışında hangi bağımsız bölümlerin verileceğinin kararlaştırılmadığı, bu durumda mahkemece davacı ile benzer durumda olan kooperatif üyelerinin açtığı dava dosyaları ve özellikle arsa sahibi ... aleyhine açılan dava dosyaları da getirtilerek incelenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
    8. Her ne kadar sayın çoğunluk görüşünde, davacının davalı kooperatifin üyesi olup arsa sahipleri ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine taraf olmadığı ve arsa sahipleri tarafından davacıya ayrıca bir taahhüt altına girilmediği dikkate alındığında, talebini sadece davalı kooperatife karşı yöneltebileceği ve arsa sahibine yönelik doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davalı arsa sahibine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği ve davalı kooperatif adına kayıtlı bağımsız bölümün bulunmadığından davacının davalı kooperatiften bağımsız bölümün adına tescilini talep edemeyeceği ayrıca davacının davalı kooperatiften alacak talebinin de olmaması nedeniyle davanın davalı kooperatif yönünden de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği belirtilmiş ise de mahkemece davanın kabulüne dair verilen 06.11.2012 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararın davalı arsa sahibi ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 04.04.2013 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararında, kooperatiften tapu isteme koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği, kooperatif ortağının arsa sahiplerine doğrudan dava açma hakları bulunmasa da tüm dairelerin arsa sahipleri adına tescilinin ardından, kooperatifin edimlerini yerine getiren ortakları için arsa sahiplerinden tapu devrini istemesi şeklinde bir uygulama benimsenmiş ise ve arsa sahibi ile kooperatif arasındaki sözleşme ve uygulamalara göre davacı tarafından tapusu istenilen dairenin kooperatife bırakılacak dairelerden olduğu belirlenir ise arsa sahiplerine husumet yöneltilebileceği kabul edildikten sonra eksik inceleme nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
    9. Mahkemece Özel Dairenin az yukarıda anılan bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiş olup, Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için de zorunluluk doğacağından, lehine bozma yapılan tarafın usulî kazanılmış hakkını ihlâl edecek şekilde karar verilmesi doğru olmayacaktır.
    10. Tüm bu nedenlerle mahkemece verilen direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen ve açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, Değerli Çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!