Anahtar kelimeler: İgili İddiadavacı Satımdan Kur Sunmuş İlişkide Davalıborçlu Teklifi İletişime Fiyat

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkide kesilen faturalardan kaynaklanan 191.123,18-TL kur farkı bedeli alacağı için davalı aleyhine --- İcra Müdürlüğü'nün ----- Sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalı taraf, icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, itirazın iptaline karar verilmesini, davalı/borçlu şirket tarafından yapılan -----) Hastanesi projesine ilişkin ihtiyaçları ile igili müvekkil şirketle iletişime geçmiş, müvekkil şirket davalı şirkete fiyat teklifi sunmuş, teklif davalı şirket tarafından kabul edildiğini, müvekkil şirketin, davalı tarafından sipariş edilen fatura konusu malları süresinde eksiksiz olarak teslim etmiş olduğu, siparişlere ilişkin faturaları kestiği, ticari ilişki döviz cinsinden yürütüldüğü, faturalar mali mevzuat gereği USD karşılığı belirtildikten sonra TL olarak kesildiği, ancak faturalarda alacağın döviz cinsi ve vade tarihi açıkça gösterildiği, Yargıtay'ın emsal kararlarınca da ticari ilişkinin döviz bazında yapıldığı ve kur farkı talebinde bulunabileceğinin ortada olduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğu, anlaşamama ile sonuçlandığını, kötüniyetli davranarak müvekkile alacağını ödemeyen, icra takibine itiraz eden davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi ile yargılama gideri ve ücreti vekaleti ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddiaları; hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddi gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkilinin davacıdan bir kısım malları satın aldığını, taraflar arasında kur farkı ödeneceğine dair sözleşme imzalanmadığını, sözlü akit olmadığını, davacının gönderdiği kur farkına dair faturalara itiraz edildiğini, davacı ile müvekkili arasında; çekle ödemeye rağmen davacının kur farkını talep edebileceği koşullar huzurdaki somut uyuşmazlıkta meydana gelmediğini, bu sebeple kur farkı talebinin reddi gerektiğini, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının %20’den az olmamak üzere haksız icra tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE
: Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki ticari alım satım ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.---- İcra Müdürlüğünün----sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine █████/2023 tarihinde asıl alacak 191.123,18 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğe çıkartıldığı, borçlu tarafından verilen 7 günlük süre içerisinde itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde dairenin yetkisine, borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davalı kayıtlarını inceleyen bilirkişi----- rapor içeriğine göre; davalı tarafın 2021-2022-2023 Yılına ait ticari defter ve kayıtları ile dava dosyası üzerinde yapılan inceleme ve tespitlere göre; İcra inkar Tazminatı hususunda Takdirin Mahkememize ait olmak üzere, davalı tarafın 2023 Yılına ait yevmiye defter kayıtları incelendiğinde Davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği, dava konusu ----- No'lu 06.05.2023 tarihli ve 191.123,18 TL bedelli kur farkı faturasının davalının ticari defter kayıtlarında mevcut olmadığını, davalının ticari defter kayıtlarına göre İcra takip tarihi olan 16.05.2023 tarihi itibariyle davacıdan cari hesap karşılığı 252.220,72 TL alacaklı olduğunu, davacı ile davalı arasında 2021-2022 Yıllarında BA-BS bildirim formları arasında fark olmadığını, BA-BS bildirimleri bire bir aynı olduğunu, ancak 2023 yılına ait BA-BS Bildirim formlarının uyap sistemi üzerinde olmadığını, taraflar arasında e-mail yazışmaları incelendiğinde, davalı taraf------ olarak sipariş listesindeki kablolar için çek ile yapılan ödemeler için tarafınıza verilmiş olan son çek vadesinde ----- bankasına döviz kurundan eksi artı kur farkı karşılıklı olarak fatura edilecektir." diyerek çeklerden doğan kur farkını ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ancak oluşan kur farkının ödenmesi istendiği zaman "Bizim diğer şantiyelerde geçici kabullerimiz devam ediyor ödeme bekliyoruz sizden ricamız biraz daha müsaade edin hakkedişler kapalı şuan bütün kurumlarda Şubat ayı içinde ödemenizi yaparız inşallah", "6 tane şantiyemiz var bütün müteahhitler 20 Mart'tan sonra ödeme yapabiliriz diyor. Daha erken gelirse mutlaka ödemenizi göndeririz." dediği, kablo ihtiyaç listesi incelendiğinde, birim ve toplam fiyatların dolar üzerinden belirtildiği görüldüğünü, davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğunu, fiyat teklifi İncelendiğinde, Ödeme şartları bölümünde: “KDV dahil toplam malzeme bedeli çek ile tahsil edileceğini, ödemelerin döviz olarak yapılacağını, ödemenin Türk Lirası olarak yapılması durumunda ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyeti ------ Bankası satış kuru esas. ''ibaresi mevcut olduğunu, fiyat teklifinde davalı şirketin kaşe ve imzası bulunduğunu, davacının davalıya düzenlediği 4 adet Fatura İncelendiğinde: 4 Adet faturanın döviz cinsinden düzenlenip TL karşılığının gösterildiği görüldüğünü, günlük kur bilgisinin de mevcut olduğunu, Notlar Kısmında: "Döviz cinsinden kesilen faturalar döviz cinsinden tahsil edilecektir. Kanuni düzenlemeler sebebiyle döviz tahsilatın mümkün olmadığı durumlarda, ödeme ----- yayınladığı anlık kur dikkate alınarak TL'ye dönüştürülerek tahsil edilecektir” ibaresinin olduğunu, davalının takip tarihi olan 16.05.2023 itibariyle davacıdan cari hesap karşılığı 252.220,72 TL alacaklı olduğu, Ticari defterlerindeki muhasebe kayıtlarından görüldüğünü, bu davaya konu olan, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği ----- No'lu 06.05.2023 tarihli ve 191.123,18 TL bedelli kur farkı faturası davalının ticari defter kayıtlarında mevcut olmadığını, ticari ilişkinin döviz bazında yapıldığı ve davacının kur farkı talebinde bulunabileceği kanaatine varıldığı taktirde davacı davalıdan 191.123,18 TL fatura karşılığı alacaklı olacağını, davacı tarafından açılan İcra takip dosyası incelendiğinde; ---.İcra Dairesi'nin -----Sayılı dosyası ile 191.123,18 TL fatura alacağı üzerinden takip başlatıldığı görüldüğünü, davalı tarafın 2021-2022 Yılındaki Ticari Defterlerinin noter açılış ve kapanış tastiğinin yasal süresi içerisinde yapıldığı, Tek Düzen Hesap planına uygun olarak düzenli bir şekilde tutulduğu, 2023 yılına ait tutmuş oldukları Ticari Defterlerin “e-defter” kapsamında olduğu, TTK' nın 64.cü maddesine göre yasal süresi içerisinde onay beratlarının alındığı, Tek Düzen Hesap planına uygun olarak düzenli bir şekilde tutulduğu, Kanunlara uygun olarak tutulan Ticari defterlerin bu davada delil olabileceği Görüş ve kanaatine varıldığını beyan etmiştir.
Bilirkişi ----- rapor içeriğine göre; davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş olduğu tespit olunan ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinde yapılan incelemeler çerçevesinde, 6100 sayılı HMK” nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, icra tazminatı talepleri ve taleple bağlılığın takdiri Mahkememize ait olmak üzere, davacı şirketin 191.123,18TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, itirazın iptali istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; taraflar arasında USD cinsi faturalar üzerinden yürütülen alım/satım ilişkisinde, kur farkı talep edilip, edilemeyeceği, edilecekse ödeme tarihindeki kurlar mı yoksa çeklerin fiilen tahsil edildiği vade tarihlerindeki kurlar mı esas alınacağı hususları, hukuki değerlendirmeye muhtaç olup, uzmanlık alanı dışında kalan bu hususta takdirin Mahkemeye ait olacağını, Mahkemenin kur farkı talep edilebileceği ve kur farkı hesaplamasına esas alınacak tarihlerin ödeme tarihlerindeki kurlar olacağı yönünde hüküm kurması halinde; davacı şirketin USD Cinsi düzenlenen faturalardan kaynaklı kur farkı alacağının bulunmayacağı, TL Cinsinden düzenlenen 24.05.2022 T. Faturadan ise 44.874,31 TL asıl alacak bakiyesinin olacağı, Mahkemenin Kur Farkı Talep edilebileceği ve Kur Farkı Hesaplamasına esas alınacak Tarihlerin Çeklerin Fiilen Ödeme (Vade) Tarihlerindeki Kurlar olacağı yönünde Hüküm kurması halinde ise; davacı şirketin fiili ödeme tarihlerine göre yapılan kur değerlemesinde, davalı şirketten USD Cinsi faturalardan Bakiye 7.776,20 USD asıl alacak Bakiyesi ile TL Cinsi düzenlenen Faturadan kaynaklı 52.698,97 TL asıl Alacağı olacağı sonuç ve kanaatlerine varıldığını beyan etmiş, ek raporda aynı hususlara değinmiştir.
Davacı, davalıya mal/hizmet teslim ettiğini/ifa ettiği, taraflar arası ilişkinin döviz cinsinden yapıldığından bahisle kur farkı alacağının bulunduğu iddiası ile alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez.
Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir.
Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın davacının kur farkı talep edip edemeyeceği hususundan kaynaklandığı, taraflar arası ticari ilişkinin döviz bazında yapıldığı, davacının faturaları döviz cinsinden düzenleyip TL karşılığının gösterildiği, günlük kur bilgisinin de mevcut olduğu, davalı defterlerinde davacının takip konusu ettiği ----- No'lu 06.05.2023 tarihli ve 191.123,18 TL bedelli kur farkı faturası davalının ticari defter kayıtlarında mevcut olmadığı, ancak davacı sorumlusunun kur farkı için ödeme talepli mailine davalı sorumlusunun " ...geçici kabuller devam ediyor, ödeme bekliyoruz...şubat ayı içerisinde ödemenizi yaparız inşallah" şeklinde cevap verdiği, bu nedenle davalının kur farkı ödemesini yapması gerektiği, taraflar arasında e-mail yazışmaları incelendiğinde, davalı taraf --- olarak sipariş listesindeki kablolar için çek ile yapılan ödemeler için tarafınıza verilmiş olan son çek vadesinde --- bankasına döviz kurundan eksi artı kur farkı karşılıklı olarak fatura edilecektir." diyerek çeklerden doğan kur farkını ödeyeceğini taahhüt ettiği, ancak oluşan kur farkının ödenmesi istendiği zaman "Bizim diğer şantiyelerde geçici kabullerimiz devam ediyor ödeme bekliyoruz sizden ricamız biraz daha müsaade edin hakkedişler kapalı şuan bütün kurumlarda Şubat ayı içinde ödemenizi yaparız inşallah", "6 tane şantiyemiz var bütün müteahhitler 20 Mart'tan sonra ödeme yapabiliriz diyor. Daha erken gelirse mutlaka ödemenizi göndeririz." dediği, kablo ihtiyaç listesi incelendiğinde, birim ve toplam fiyatların dolar üzerinden belirtildiği görüldüğü, davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu, fiyat teklifi incelendiğinde, ödeme şartları bölümünde: “KDV dahil toplam malzeme bedeli çek ile tahsil edileceğini, ödemelerin döviz olarak yapılacağını, ödemenin Türk Lirası olarak yapılması durumunda ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyeti ---- Bankası satış kuru esas. ''ibaresi mevcut olduğu, fiyat teklifinde davalı şirketin kaşe ve imzası bulunduğu, davacının kur farkı talep edebileceği, kur farkı hesaplamasına esas alınacak tarihin çeklerin fiilen ödeme tarihlerindeki kurlar olacağı, bu durumdaki hesaplamaya göre 7.776,20 USD davacı alacağının bulunduğu, bu miktarın takip tarihi itibariyle karşılığının 205.121,82 TL olarak hesaplandığı, takipte 191.123,18 TL talep edildiği, talebin kabul edilebilir olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
-Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında vaki itirazının İPTALİ ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle, 191.123,18 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına,
Hükmolunan alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli karar harcı 13.055,62 TL’den peşin olarak yatırılan 2.308,29 TL'nin mahsubu ile 10.747,33 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 2.308,29 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 308,25 TL ilk dava masrafı, 9.000,00 TL bilirkişi, 545,50 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 9.853,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
8-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!