Anahtar kelimeler: Çarpışması Hasarlı Yüz Kusursuz Ekspertiz Kasko Kazada Yüzde Aşnin Kiralanan

T.C.

ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... plakalı araç ile ... Hizmetleri A.Ş.’nin maliki olduğu, ... Ticaret A.Ş. tarafından kiralanan ve ... idaresindeki ... plakalı aracın ... tarihinde çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği belirtilmiş, ekspertiz raporuna göre kazada müvekkili şirketin kusursuz olduğu, ... plakalı aracın sürücüsü ...’in ise yüzde yüz kusurlu olduğu ifade edilmiş, ayrıca söz konusu aracın ... A.Ş. nezdinde zorunlu trafik sigortası ve kasko poliçesi kapsamında bulunduğu anlatılmış, Karayolları Trafik Kanunu hükümleri gereği araç işleteni, araç sahibi ve sigorta şirketinin meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ileri sürülmüş, Yargıtay kararlarına dayanılarak araç değer kaybının gerçek zarar kapsamında olduğu ve trafik sigortası teminatı içinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, müvekkili şirkete ait araçta meydana gelen hasarın onarım maliyetinin ... TL olduğu, boyama ve parça değişimi nedeniyle aracın ikinci el piyasa değerinin düştüğü, bu nedenle müvekkili şirketin değer kaybı zararına uğradığı savunulmuş, ayrıca aracın tamir sürecinin uzun sürmesi nedeniyle müvekkili şirketin araçtan mahrum kaldığı, bu sebeple araç mahrumiyet bedeli zararının da oluştuğu ifade edilmiş, bu zararların davalılar tarafından karşılanmadığı belirtilmiş, sigorta şirketine ... tarihinde başvuru yapıldığı ancak yasal süre içinde dönüş yapılmadığı, sonrasında ... tarihinde yalnızca ... TL ödeme yapıldığı anlatılmış, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı ancak anlaşma sağlanamadığı belirtilmiş, sonuç olarak müvekkili şirket adına şimdilik ... TL araç değer kaybı bedelinin sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili, ayrıca şimdilik ... TL araç mahrumiyet bedelinin sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili talep edilmiştir.
YANIT
:
... A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin faaliyet konusunun araç kiralama olduğu, dava konusu aracın ... tarihinde 36 ay süreyle davalı ... A.Ş.’ye kiralandığı ve kaza tarihinde de fiilen ... şirketi tarafından kullanıldığı belirtilmiş, bu nedenle araç üzerindeki fiili hakimiyetin, ekonomik yararlanmanın ve işleten sıfatının .... şirketinde olduğu ifade edilmiş, araç kira sözleşmesinin, ödeme planlarının ve damga vergisi beyannamelerinin bu durumu ispatladığı ileri sürülmüş, Karayolları Trafik Kanunu’ndaki “işleten” tanımına ve Yargıtay kararlarına dayanılarak, yalnızca ruhsat sahibi olmanın işleten sıfatı için yeterli olmadığı, uzun süreli kiralamalarda işleten sıfatının kiracı şirkete geçtiği savunulmuş, bu nedenle müvekkili şirketin kazadan doğan zararlardan sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş, davacı tarafın da dava dilekçesinde aracın uzun süreli kiralandığını bildiği halde kötü niyetli şekilde müvekkili şirketi davaya dahil ettiği ileri sürülmüş, ayrıca ... şirketine müzekkere yazılarak aracın kiracı sıfatıyla kullanılıp kullanılmadığının sorulması, ... Emniyet Müdürlüğü’nden araç ... kayıtlarının getirtilmesi ve bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiş, sonuç olarak müvekkili şirketin işleten sıfatı bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi istenmiştir.
Davalı ... şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ikincil nitelikte olduğunun ve öncelikle ZMMS limitlerinin dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, davacı aracının kasko sigortacısı tarafından hasar ve değer kaybı ödemeleri yapıldığının, müvekkili sigorta şirketinin ZMMS ve İMM poliçesi kapsamındaki limitlerinin büyük ölçüde tüketildiğinin, İMM kapsamında değer kaybı sorumluluğunun kabul anlamına gelmemek kaydıyla yalnızca ... TL ile sınırlı olduğunun ileri sürüldüğü, araç mahrumiyet bedelinin poliçe teminatı kapsamında bulunmadığı için reddi gerektiğinin savunulduğu, kusur oranının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiğinin, müvekkili sigorta şirketinin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu tutulabileceğinin ifade edildiği, değer kaybının ZMMS Genel Şartları’ndaki formüle göre hesaplanması gerektiğinin, aracın daha önce aynı bölgelerden hasar alıp almadığının Sigorta Bilgi Merkezi kayıtları üzerinden araştırılması gerektiğinin, aynı bölgelerden daha önce hasar bulunması halinde değer kaybı oluşmayacağının ve davanın reddi gerektiğinin belirtildiği, ayrıca davacı aracının kasko şirketinden hasar dosyası ve ekspertiz raporlarının celbinin talep edildiği, ticari temerrüt ya da avans faizi talep edilemeyeceğinin ve yalnızca yasal faiz uygulanabileceğinin savunularak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, müvekkil şirket çalışanının yüzde yüz kusurlu olmadığının uzman incelemesiyle ortaya çıkacağının savunulduğu, davacı aracının kasko sigortası kapsamında ödeme aldığı, ... tarafından ZMMS ve İMM kapsamında toplam hasar ve değer kaybı ödemeleri yapıldığı, bu nedenle fazlaya ilişkin taleplerin haksız olduğunun ileri sürüldüğü, dava konusu aracın dava tarihinden önce üçüncü kişiye devredildiği, bu nedenle davacının değer kaybı ve araç mahrumiyeti taleplerinde hukuki yararının bulunmadığı ve davanın usulden reddi gerektiğinin savunulduğu, müvekkili şirketin kurumsal bir firma olduğu, çalışan ...’e gerekli eğitimlerin verildiği, kiralık aracın düzenli bakım ve kontrollerinin yapıldığı, araçta teknik ya da mekanik bir arıza bulunmadığı, çalışan tarafından imzalanan araç kullanım talimatı ve taahhütnamelerde trafik kurallarına uyma ve oluşabilecek zararlardan sorumluluk hükümlerinin yer aldığı belirtilerek müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığının ifade edildiği, kaza günü çalışanın çalışma planı dahilinde ziyaret gerçekleştirdiği, buna rağmen kusur bulunması halinde dahi illiyet bağının kesildiğinin savunulduğu, kazaya ilişkin sürücü beyanlarında davacı araç sürücüsünün diğer aracı görmeyerek çarpışmanın meydana geldiğinin belirtildiği, olay yerinin dört yol ağzı olduğu ve davacı araç sürücüsünün hız limitine uygun hareket etmesi halinde kazanın meydana gelmeyeceğinin ileri sürüldüğü, davacı aracında oluşan ağır hasarın davacı sürücüsünün dikkatsiz araç kullanımı nedeniyle meydana geldiğinin savunulduğu, araç değer kaybı talebinin kabulü için davacı tarafın kusursuz olması gerektiği ancak dosyada bunu destekleyen bilirkişi raporu bulunmadığının belirtildiği, davacı araca ilişkin geçmiş hasar kayıtlarının bulunduğu, daha önceki hasarların değer kaybı hesabında dikkate alınmadan ödeme yapıldığı ve bu nedenle davacının haksız talepte bulunduğunun ileri sürüldüğü, araç mahrumiyet bedeli bakımından davacının aracın ne kadar süre kullanılamadığı, kazanç kaybı oluştuğu veya ikame araç temin edilmediği yönünde somut delil sunmadığının, bu nedenle talebin soyut kaldığının savunulduğu, ayrıca davanın kötü niyetli açıldığı ileri sürülerek HMK 329 kapsamında kötü niyet hükümlerinin uygulanmasının talep edildiği, sonuç olarak davanın usulden, aksi halde esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasının talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, kazanın ... ... ilçesinde ... Sokak ile ... Sokak kesişiminde meydana geldiği, kaza tespit tutanağı ve sürücü beyanlarına göre davacı araç sürücüsünün müvekkilin kullandığı aracı görmeyerek çarpması sonucu kazanın meydana geldiğinin ifade edildiği, davacı araç sürücüsünün hız limitine uymadığı, geçiş hakkını tanımadığı, frene dahi basmadığı ve müvekkile ait aracın savrulup kaldırım arasında sıkışmasına sebep olduğu, bu nedenle davacı araç sürücüsünün yüzde yüz kusurlu olduğunun savunulduğu, müvekkilin ise geçişini tamamlamak üzere olduğu sırada kazanın meydana geldiği ve Karayolları Trafik Kanunu gereğince diğer aracın yol vermesi gerektiğinin belirtildiği, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmasının talep edildiği, davacı araca ait hasarlı bölgelerin daha önce ... ve ... tarihlerindeki kazalarda da hasar gördüğünün, dava konusu kazadaki hasar bölgeleriyle aynı bölgeler olduğunun ileri sürüldüğü, bu nedenle araçta yeniden değer kaybı oluşmadığının ve değer kaybı talebinin reddi gerektiğinin savunulduğu, Yargıtay kararlarına da dayanılarak geçmiş hasar kayıtlarının ve hasar dosyalarının incelenmesi gerektiğinin belirtildiği, araç mahrumiyet bedeline ilişkin olarak ise davacının aracın uzun süre serviste kaldığına dair somut delil sunmadığı, tamir süresinin makul süreyi aşmadığı, davacının aracı hangi ticari işte kullandığını ve bu süreçte nasıl bir zarara uğradığını ispatlayamadığı, ayrıca ikame araç kullanıp kullanmadığının da araştırılması gerektiğinin ifade edildiği, araç mahrumiyet zararının ancak bilirkişi incelemesiyle ve somut verilerle belirlenebileceği belirtilerek bu talebin de reddinin istendiği, sonuç olarak davanın öncelikle usulden reddi, aksi halde Adli Tıp’tan kusur raporu alınması ve yapılacak inceleme sonucunda davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasının talep edildiği anlaşılmıştır.
KANITLAR VE GEREKÇE
:
Davalı sigorta şirketine ve davacının kasko şirketi ... Şirketi'ne müzekkere yazılarak; davaya konu hasar dosyası celp edilmiş, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden davacıya ait ... plaka sayılı aracın tüm hasar bilgileri sorulmuş, araç kiralama şirketlerinden davacının aracına emsal araçların kaza tarihi itibariyle günlük, haftalık, aylık kira ücreti araştırılmış, kazanın meydana geldiği yerde kusurun tespiti bakımından keşif icra edilmiş, bir trafik bilirkişisi ve bir eksper bilirkişiden meydana gelen kazada kusur durumu, değer kaybı zararı, ikame araç zararına ilişkin rapor aldırılmış, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi cevabi yazısı ve davalının sunduğu, davacının önceki kaza kaydı dikkate alınarak değer kaybı yönünden itirazları karşılar ve yine dosya kapsamında araç kiralama şirketi cevabi yazılarak ile saptanan günlük kiralama bedeli arasında açık oransızlık bulunduğundan çelişkiyi giderip hata var ise yeniden hesaplama yapılması yönünden ek rapor aldırılmış, ek rapor istenen hususları karşılamadığından 2. ek rapor tanzimi sağlanmış, kusur yönünden bilirkişi raporu ve tespit tutanağı arasındaki çelişkiyi giderir oransal kusur oranlarının belirlenmesi için ATK Trafik İhtisas Daire Başkanlığından rapor aldırılmıştır. Son olarak uzun süreli kiralama iddiası yönünden defterler incelenerek mali müşavir bilirkişiden rapor aldırılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasıdır.
Öncelikle usuli itirazlar değerlendirilmiştir.
Davacıların araç işleteni sıfatıyla davalı ... ... Şti. aleyhine açtıkları davada; davalı sürücünün kullandığı aracın her ne kadar davalı şirket adına kayıtlı ise de, aldırılan mali müşavir raporu, defter kayıtları, sunulan kira sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde; davalılardan ... kullandığı kazaya karışan aracın, kaza tarihi itibariyle uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ile davalı ... Şti.ye kiralandığı ve kaza tarihinde araç sürücüsünün bu şirket çalışanı olduğu ihtilafsız olmakla, 2918 sayılı yasa 3. Madde uyarınca davalı malik ... ... şirketinin işleten sıfatının kesildiği, kaza tarihi itibariyle kira sözleşmesinin halen yürürlükte olduğu anlaşılmakla, bu davalı aleyhine açılan maddi tazminat davalarının pasif husumet ehliyeti yokluğundan ( usulden) reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... Şirketinin aynı yöndeki savunması ise yukarıda ayrıntısı ile anlatıldığı üzere uzun süreli kiralama nedeniyle işleten sıfatını haiz olmakla reddedilmiştir. Davalının ... tarihli sözleşmeye göre ...'in sorumlu olduğuna ilişkin savunması ancak iç ilişkide rücu sebebi olacak mahiyettedir.
Davalı sigorta şirketinin yetkiye itirazının HMK 16. maddesi uyarınca kazanın gerçekleştiği yer mahkememiz yetki sınırları içerisinde olmakla reddine karar verilmiştir.
Esasa ilişkin değerlendirmede; kaza tespit tutanağı, yapılan keşif, trafik bilirkişisi raporu, ATK raporu birlikte değerlendirildiğinde çelişkiyi gideren olaya uygun gerekçeli denetime elverişli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu uyarınca davacının etkili fren, direksiyon tedbiri almaması nedeniyle %25 kusurlu, davalı ... ilk geçiş hakkına riayet etmemesi nedeniyle %75 kusurlu olduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
İkame araç bedeli, değer kaybı yönünden yapılan değerlendirmede bilirkişi raporu, itiraz üzerine alınan ek rapor ve istenen hususlara açıklık getiren 2. Ek rapor oluşa, mevzuata uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış, tazminat tutarlarından davacının kusuru oranında indirim yapılmış, sigorta şirketi teminat limiti gözetilmiş, bulunan tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiş, davalı sigorta yönünden KTK hükümleri uyarınca faiz başlangıcı başvuru tarihine 8 iş günü eklenerek belirlenmiştir.
Davalılardan ... ... olmadığından onun yönünden açılan dava TTK 4 kapsamında ticari dava olmayıp, zorunlu arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulmamıştır. Yine davalı sigorta şirketi için emsal Yargıtay 4 HD 2022/ 2615 E. ; 2024/ 7426 K Sayılı ilamında da belirtildiği üzere Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için önce sigortacıya başvuru dava şartı olarak düzenlenen alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurması gerektiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz şeklinde hüküm bulunduğu, bu durumda eldeki uyuşmazlıkta davalı Sigorta şirketi yönünden arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak uygulanmayacağı değerlendirilmiştir. ... ... karşı açılan dava da reddedilmiş olmakla arabuluculuk ücreti ... Şirketi üzerinde bırakılmıştır.
Yine taraflar arasındaki kiralama sözleşmesinin, uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin olup olmadığı, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle tespit edileceğinden
Ve davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmenin süresinden ve niteliğinden haberdar olması beklenemeyeceğinden, bu hususta arabuluculuk görüşmesi yapıldığında gerekli bilgi ve belgeyi davacı ile paylaştığını ispatlamayan davalı ... ... Şti. hakkında dava açılmasına sebebiyet verdiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Anlatılanlara göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,
... ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,
Davalılar ..., ... . Şti ve ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile;
... müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
... TL ikame araç tazminatının ... tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ... .. Şti ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli ... TL harçtan, peşin alınan ... TL ile ıslah ile alınan ... TL olmak üzere toplam ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalılar ... ... Şti ve ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan ... TL başvuru, ... TL peşin harç ve ... TL ıslah harcı olmak üzere toplam ... TL nin davalı ... şirketinin sorumluluğu ... TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ... ... .. Şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-A.A.Ü.T.uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalı ... şirketinin sorumluluğu ... TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ... ... .. Şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-A.A.Ü.T.uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... .. Şti ve ...'e verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan, ... TL keşif harcı, ... TL Adli Tıp Faturası, ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre ... TL sinin davalı ... sigorta şirketinin sorumluğu ... TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalı ... ... .. Şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... TL sinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) ... TL sinin davalı ... Şirketinden, ... TL sinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin, davalı ... .. Şirketi ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. █████/2026
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!