Anahtar kelimeler: Deyince Tanınır Akla İddiadavacı Unsurlu Patent İstemli Sinai İbareli Sayıda

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2025/4 Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
:Marka (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ; Davacının Türk Patent nezdinde tescilli çok sayıda ... esas unsurlu tescilli markalarının bulunduğunu, davacıya ait ... no ile ... markasının 13.06.2018 tarihinde tanınmış marka olarak tescil edildiğini, davacı vekili müvekkilinin ... tarihinden itibaren ... ibareli markaları tescilleri ve fiili kullanımları nedeniyle tanınır hale getirdiklerini ... deyince akla ilk olarak müvekkili davacının geldiğini, ... alan adının da müvekkiline ait olduğunu ve müvekkilinin ... ibareli markalarını özellikle banka kartları ve kredi kartlarında kesintisiz bir şekilde kullandığını, müvekkilinin bankacılık faaliyetinde bulunduğu ve bu alanda faaliyet gösterdiğinden dolayı esasen tescilli markalarını da bu sınıflarda kullandıklarından üçüncü kişilerin markalarına da tecavüzün söz konusu olmadığını, müvekkili davacının kullanımlarının davalının kullanımlarından daha eski olduğunu kaldı ki davalının da davacı müvekkilinden haberdar olduğunu SMK m. 155 gereğince de davalının tescilden doğan haklarını davacıya karşı ileri süremeyeceğini, davalının kötü niyetli olduğunu müvekkili davacının 17.12.2012 tarihinde dört adet ... markasını TPMK nezdinde dosyalandığını davalının da bu tarihten bir gün sonra 18.12.2012 tarihinde ... no ile ... şekil ibareli...Sınıflar için başvuru yaptığını, ayrıca 14.12.2019 tarihinde de... no ile ... ibareli marka için ... Sınıf için markasının tescili için başvurduğunu, davacının daha eski tarihli markasını göstererek yaptığı itirazın sınıfsal benzerlik olmadığı gerekçesi ile tescilinin gerçekleştiğini, davacı vekili davalının kötü niyetli olarak marka tesciline başvurup tescil aldığını, tescillerle de davacının marka tescillerinin önüne geçmeye çalıştığını, nitekim müvekkili davacının ...no ile tescil edilen “markasının .... Sınıfta yer alan hizmetlerin marka tescil kapsamından davalının itirazları sebebiyle çıkarıldığını aynı şekilde ... no ile başvurusu yapılan markanın da .... Sınıfta yer alan hizmetler bakımından davalının itirazları sebebi ile tescil edilemediğini, davacı vekili davalının tüm bu eylemleri sebebiyle kötü niyetli olduğunu, davalının fiilen ... markasını kullanmadığı halde müvekkilini engellemek amacıyla yedeklediğini ve müvekkili davacıya karşı bir silah gibi kullanmaya çalıştığını, müvekkili davacının davalıdan çok önce ... ibareli markayı kullandığını ve tanınır hale getirdiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkili davacının marka tescil sürecini uzattığını bu eylemlerin MK m. 2 dürüstlük ilkesine aykırılık oluşturduğunu, müvekkili davacıya ait ... internet sitesindeki ve diğer mecralarda gerçekleştirdiği tescilli ... ibareli markalarına ilişkin kullanımlarının davalının ... ve ... nolu markalarına tecavüz oluşturmadığının tespitini ve Davalının tescilden doğan haklarını davacıya karşı kullanmaması yönünden ihtiyadi tedbir isteminin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini ,esas yönünden de davacının müvekkili davalının markalarını uzun yıllardır bildiğini ve sessiz kaldığını, ... nolu markanın iptali için dava açıldığını hükmün onandığını, davalının markalarını uzun yıllardır bildiğinden SMK m. 157 ye göre huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını, davacının eylemlerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı vekili müvekkili markaların seri marka niteliğine haiz olduğunu, müvekkili davalının kötü niyetli olmadığını, henüz yayınlanmayan markayı bilmesinin mümkün olamayacağını, bu nedenle de kötüniyetli olmasının mümkün olmadığını, müvekkili davalının 2012 yılından beri süre gelen kullanımlarının olduğunu, davanın öncelikle usulden ve esasa girilecekse esastan reddedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava konusu uyuşmalık; ... markasının davacının tanınmış markası olduğu, davalının ise ... ve ... markalara sahip olduğu, davacının davalı markasına tecavüz etmediğinin tespiti, markayı davacıya karşı kullanmasının önlenmesi kapsamındadır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar zamanaşımı ve sessiz kalma savunması kapsamında usulu itirazlarda bulunulmuş ise de davacının Türk Patent nezdinde itirazlarda bulunmuş olması ayrıca davanın niteliği gereği usul itirazları yerinde görülmemiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ... ve...tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının ... esas unsurlu TPMK'da 63 adet tescilli markası bulunduğu, ...no ile tescilli ... markasının ilk kez davacı tarafından 11.07.2012 tarihinde .... Sınıflarda tescil edildiği, davalının TPMK'da tescilli ... esas unsurlu 3 adet marka başvurusu bulunduğu, 28.11.2022 tarihli marka başvurusunun tescil edilmediği, davalının ...no ile tescilli ... şekil markasının 18.12.2012 tarihinde ... Sınıflarda tescil edildiği, davalının ... no ile tescilli ... markasının 14.12.2019 tarihinde.... Sınıflarda tescil edildiği, davacının ... markası da TPMK'da 13.06.2018 tarihinden itibaren tanınmış marka olarak tescili edildiği, somut olayda her iki tarafında ... esas unsurlu markalar üzerinde tescil edildiği emtia ve hizmet sınıflarında yasal hak sahibi olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda uyuşmazlık konusunun esasen .... Sınıftan kaynaklandığı, davacıdan önce davalının bu sınıfta ... esas unsurlu marka tescili bulunduğundan dolayı davacının markalarının .... Sınıfta (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) davalı tarafından kullanımına engel olduğu, somut olayda davacının davalının bu eylemleri ve itirazları sebebiyle de SMK m. 154/1 uyarınca huzurdaki menfi tespit davasını açtığı, davalı vekilinin zamanaşımı ile ilgili iddialarının yerinde olmadığı zira somut olaydaki uyuşmazlık konusunun marka hakkına tecavüzün değil tecavüzün önlenmesi talebi olduğu, davalı vekilinin dosyaya sunduğu ...E. ve ... K. Nolu kesinleşmiş kararın konusunun markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olduğundan somut olayla ilgili olmadığı zira huzurdaki davada davacının talebinin davalının markalarının hükümsüz kılınması talebi davalı vekilinin SMK m. 154/1'deki bildiriminin yapılmadığına ilişkin beyanlarının usul hukuku ile ilgili olduğundan değerlendirilmediği, davacının SMK m. 154'e dayalı olarak dava açmasında korummaya değer bir hukuki yararının bulunduğu, Raporlarında yer alan taraf markalarının ( ... ,... ŞEKİL ve ...) görsel, işitsel ve anlamsal açıdan yüksek düzeyde benzerlik içerdiğinin kabulü gerektiği, davacının Markası Davalının Davaya konu markaları, her ne kadar taraf markaları ayırt edilemeyecek kadar benzer ise de tarafların faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğu, davacının Türkiye genelinde faaliyet gösterdiği ve çok sayıda şubesi aracılığı ile çok sayıda tüketiciye ulaştığı dikkate alındığında ... ibaresinin ortalama düzeydeki tüketici algısında ilk bakışta davacıyı çağrıştıracağı, her ne kadar ... Sınıfta davacıdan önce davalının ... esas unsurlu markası tescil edilmiş ise de davalının faaliyet konusu ve faaliyet alanının davacı kadar yaygın olmaması sebebiyle ortalama düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta davacının ... markası ile davalının ... markasının farklı işletmelere ait olduğunu algılayacağı, davacının faaliyet alanı ve büyüklüğü dikkate alındığında ... ibaresinin davacı ile özdeşleştiğinin kabulü gerektiği, halihazırda davacı ile işlem yapmak isteyen nihai tüketicinin ... ibaresini gördüğünde davacı işletmesini doğrudan davalının işletmesinin yan kuruluşu vb. şekilde işletmesel bir bağlantı kurmayacağından davacının markasını ... Sınıfta kullanmasının davacının markasına tecavüz oluşturmayacağı, davalının ağırlıklı faaliyet alanının hukuki alanda danışmanlık olduğu davacının ise bankacılık faaliyetinde bulunduğu ve ilgili mevzuat gereğince de bu alanın dışına çıkamayacağından taraf markaları arasında ... Sınıfta iltibas/iltibas tehlikesinin bulunmadığı hususu bildirilmiştir.
Davalı yan her ne kadar yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmişse de; itiraz sebepleri hukuki nitelikte olduğundan, ayrıca hazırlanan rapor HMK 266 madde kapsamında marka hukuku ilkelerine, somut olayda tarafların sunduğu deliller ile uyumlu olarak hazırlandığından usul ekonomisi gereğince davalının yeni heyet isteminin reddine karar verilerek tahkikat sonlandırılmıştır.
Toplanan deliller, marka tescil belgeleri, HMK 266 madde kapsamındaki denetime uygun rapor içerikleri bir arada incelendiğinde;
Davacının “...” ibaresini 2012 yılından itibaren kesintisiz, yaygın ve yoğun şekilde kullandığı, Türkiye genelinde çok sayıda şube aracılığıyla geniş bir tüketici kitlesine ulaştığı, "..." ibaresinin, davacının faaliyet alanı olan bankacılık ve finans hizmetleri ile özdeşleştiği, tüketici nezdinde ayırt edici bir marka kimliği kazandığı ve refleks olarak davacı bankayı çağrıştırdığı, davacının ... markasının TPMK'da 13.06.2018 tarihinden itibaren tanınmış marka olarak tescil edildiği, davalının “...” ibaresini içeren ... sınıfta tescilli bulunsa da;bu durumun davalının markası ile davacının markalarının karıştırılmasına yol açmayacağı, sunulu delillere göre; davacının tescilden bağımsız olarak önceki ve fiili kullanım yoluyla gerçek hak sahipliğini elde ettiği, davacının internet sitesi ve dijital mecralardaki kullanımında “...” ibaresinin bankacılık hizmetlerini ifade eden asli unsur olarak yer aldığı,davalının .... sınıfta yer alan reklam, toptan satış mağazacılığı, elektronik ortamlar ve katalog temelli hizmetleriyle ilişkili bir algı oluşturmadığı dolayısıyla ortalama düzeydeki tüketicinin taraf markaları arasında ekonomik ya da organizasyonel bir bağ kurmasının mümkün olmadığı, kaldiki davacının tanınmış bir marka ve ülkemizdeki sayılı bankalar içinde yer alması, tanınmışlığının bankacılık faaliyetlerine ilişkin bulunduğu ve ilgili Bankacılık mevzuatı gereğince de bu alanın dışına çıkamayacağından taraf markaları arasında 35. Sınıfta iltibas/iltibas tehlikesinin olmadığı fiilen olmasının da mümkün bulunmadığı sabittir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve denetime uygun bilirkişi raporu kapsamından da anlaşılacağı ü tarafların markaları ayırt edilemeyecek kadar benzerdir. Bu benzerlik taraf markaların farklı sınıflarda tescili sebebiyle bir tecavüz yada iltibas tehlikesi oluşturmamaktadır. Uyuşmazlık davalının .... Sınıfındaki önceki marka tescilinden kaynaklanmaktadır. TPMK'ya yapılan itirazlarda bu sebeple reddedildiği anlaşılmaktadır. O halde huzurdaki uyuşmazlıkta davacının tescilli ... markasını .... Sınıfta (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir. ) Alt başlıklarda kullanımı ortalama tüketicilerde iltibas ve/veya iltibas tehlikesi yaratma olasılığının incelenmesi gereklidir. Taraf markaları ayırt edilemeyecek kadar benzer ise de tarafların faaliyet alanları birbirinden tamamen farklı olduğundan ve markaların hitap ettiği ortalama tüketicinin markaları karıştırma ve/veya ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması, davacının faaliyeti kamu düzeni ve kamu yararı kavramları ile sıkı ilişki içinde olan ve bankacılık kanuna göre faaliyet gösteren bir kamu bankası olması, bir taraftan da finansal konularda bir ticari faaliyet içinde olduğundan özel kurallara tabi tutulduğu, Davacının Türkiye genelinde faaliyet gösterdiği ve çok sayıda şubesi aracılığı ile çok sayıda tüketiciye ulaştığı dikkate alındığında ... ibaresinin ortalama düzeydeki tüketici algısında ilk bakışta davacıyı çağrıştıracağı ,Kaldı ki davacının ... esas unsurlu markası 2018 yılından itibaren tanınmış marka olarak tescil edildiği, günümüzde bir çok faaliyetin .... Sınıfda (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir. ) gerçekleşmesi nedeniyle , ...sınıf için davacının hak sahibi olmadığının ileri sürülmesinin tanınmış markanın kendi haklarını gereği gibi kullanamaması gibi bir durumu ortaya çıkaracağı, bu durumun ise genel hukuk ilkeleri ile MK.2.maddesine aykırı olduğu, her ne kadar davalının ... esas unsurlu markası 35.sınıf için tescil edilmiş ise de davalının faaliyet konusu ve davacının faaliyet alanının farklı olması, ortalama düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta davacının ... markası ile davalının ... markasının farklı işletmelere ait olduğunu algılayacağı , keza davacının faaliyet alanı ve büyüklüğü dikkate alındığında ... ibaresinin davacı ile özdeşleştiğinin ve üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğunun kabulünün hakkineyet gereği olduğu,davalının ağırlıklı faaliyet alanının hukuki alanda danışmanlık olduğu davacının ise bankacılık faaliyetinde bulunduğu ve ilgili mevzuat gereğince de bu alanın dışına çıkamayacağından taraf markaları arasında iltibas/iltibas tehlikesinin bulunmadığı gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:
1-SMK 154 madde kapsamında Davacının ... ibareli markasının kullanımının davalının ... ibareli markasına tecavüz etmediğinin tespitine,
2-HMK 389 vd maddelerine göre; Davalının tescilden doğan haklarını davacıya karşı kullanmaması yönünden ihtiyadi tedbir isteminin kabulüne( davacının tescilli olduğu sınıflar ile uyumlu olarak,.... Sınıf için kullanımlarının davalı yanca salt ...sınıf yönünden mevcut tescilini dayanak göstererek davacıya karşı ileri sürmesinin tedbiren önlenmesine, davacının tescil kapsamındaki faaliyetleri ile uyumlu olarak markasını 35.sınıf hizmetlerde kullanabileceğine)
3-732 TL ilam harcının 615,40-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç, 447,00-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 24.000-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 25.677,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.█████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!