Anahtar kelimeler: Aktif Kabulüyle Süreden Direnilmiştir Düşürücü Terkin Bozulmuş Husumet Açıldığı Ankara
Hukuk Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., ████████ K.
    ÖZEL DAİRE KARARI
    : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.09.2023 tarihli ve
    █████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki tapu iptali ve terkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, Araç ilçesi ... Köyünde bulunan ve kadastro tespitinde davalı ... adına 1 91... parsel numarası ile tespit ve tescil edilen taşınmazın gerçekte köy boşluğu olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile köy boşluğu olarak bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tapusunu 17.01.2008 tarihinde aldığını, yasal itiraz süresinin dolduğunu, kadastro tespitinin on iki yıl önce yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2021 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11. maddesine göre yapılan 30 günlük askı ilan süresi sonunda 17.01.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 03.11.2020 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 16.09.2021 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; Hazineye ait olan ve zilyetlikle kazanılma olanağı bulunan köy boşluğu ile ilgili taşınmaz için davacı Köy Tüzel Kişiliğinin aktif dava ehliyetinin (doğrusu aktif husumet) bulunmadığı, mahkemece davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
    "... 1. Dava konusu taşınmaz 17.01.2008 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmasında irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile paylı olarak davalı ... ve kardeşleri adına tespit ve tescil edilmiştir.
    Hemen belirtilmelidir ki,
    İlk Derece Mahkemesince 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Bölge Adliye Mahkemesince bu kararın kaldırılması sonrası yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı Köy Tüzel kişiliğinin aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de isabetsizdir.
    Somut olayda dava konusu yerin köy boşluğu olduğu iddia edilmiştir. Hukuki niteliği itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle mülkiyeti Devlete ait olan yerlere ilişkin davayı Hazine açabileceği gibi bu taşınmazların sınırları içinde bulunduğu ve yararlanma hakkı olan köy tüzel kişiliklerinin de davayı açmaya hakları vardır.
    Hal böyle olunca;
    Mahkemece işin esasına girilerek tarafların gösterdiği deliller toplanıp davanın esastan sonuçlandırılması gerekirken, Köy Tüzel Kişiliğinin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerekmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili tarafından gerek dava dilekçesinde, gerek aşamalardaki beyanlarında ve gerekse istinaf ve temyiz dilekçelerinde dava konusu taşınmazın köy boşluğu olduğu, köy boşluklarının zilyetlikle kazanılmasının mümkün ise de davalı tarafın taşınmazda nizasız fasılasız 20 yıllık zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazın Hazineye ait olan köy boşluklarından olduğu ileri sürmüş olup yargılamanın hiç bir aşamasında taşınmazın tüm köy halkı tarafından ortak kullanılan ve 3402 sayılı Yasa'nın 16/A maddesinde sayılan hizmet malı niteliğindeki boşluklardan olduğunu ileri sürmediği, davacının iddiasını davalı tarafın taşınmazda edinmeyi sağlayıcı nizasız ve fasılasız 20 yıllık zilyetliğinin bulunmadığı iddiasına dayandırdığı, taşınmazın 3402 sayılı Yasa'nın 16/A maddesinde sayılan hizmet malı niteliğindeki boşluklardan olduğunu ileri sürmediğine göre taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesinde düzenlenen taşınmazlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmadığı, Hazineye ait olan ve zilyetlikle kazanılma olanağı bulunan köy boşluğu ile ilgili taşınmaz için davacı köy tüzel kişiliğinin aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aktif husumetin bulunduğunu, davanın kabulünün gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davacı Köy Tüzel Kişiliğinin aktif husumetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14, 16/A ve 18. maddeleri
    2. Değerlendirme
    1. Kadastro Kanunu'nun 16/A maddesi; "Kamunun ortak kullanılmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden:
    A) Kamu hizmetinde kullanılan, bütçelerinden ayrılan ödenek veya yardımlarla yapılan resmi bina ve tesisler, (Hükümet, belediye, karakol, okul binaları, köy odası, hastane veya diğer sağlık tesisleri, kütüphane, kitaplık, namazgah, cami genel mezarlık, çeşme, kuyular, yunak ile kapanmış olan yollar, meydanlar, pazar yerleri, parklar ve bahçeler ve boşluklar ve benzeri hizmet malları) kayıt, belge veya özel kanunlarına veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre Hazine, kamu kurum ve kuruluşları, il, belediye köy veya mahalli idare birlikleri tüzelkişiliği, adlarına tespit olunur." hükmünü içermekteyken aynı Kanun'un 18. maddesi de "Yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur.
    Orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez" hükmünü taşımaktadır.
    2. Bilindiği gibi Türk hukuk mevzuatında köy boşlukları ile ilgili bir düzenleme bulunmamakta olup bu kavram uygulamada geliştirilmiştir. Kadastro Kanunu'nun 18. maddesinde yer alan hüküm karşısında köy boşluklarının mülkiyetinin Hazineye ait olacağında kuşku yoktur. Fakat mülkiyeti Hazineye ait boşluklar eğer 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/A maddesindeki hizmet alanları arasında değilse, koşulların varlığı hâlinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinilebilir. Anılan Yasa'nın 16/A maddesinde "boşluklar" sözcüğüne yer verilmiş ise de, bu hükümdeki boşluklar sözcüğü ile vurgulanmak istenen genel olarak hizmet mallarıdır. Hazineye ait köy boşlukları ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/A maddesinde sayılan boşluklar aidiyet, kullanım, mahiyet ve nitelik bakımından birbirlerinden farklıdır. En önemli farklılık da mülkiyeti Hazineye ait köy boşluklarının koşulları varsa olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmalarının mümkün bulunmasıdır. Kural olarak mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazın hizmet malı olmaması nedeniyle zilyetlikle iktisabı olanaklı bulunduğundan, bu tür bir yer için Köy Tüzel Kişiliğinin değil, ancak Hazinenin dava açması mümkündür. Başka bir ifade ile Hazineye ait olan ve zilyetlikle kazanılma olanağı bulunan köy boşluğu ile ilgili taşınmaz için davacı Köy Tüzel Kişiliğinin aktif husumeti yoktur. Dolayısıyla hizmet malı olmayan boşluklar ile ilgili dava ancak Hazine tarafından açılabilir. Hizmet malı olan boşluklarla ilgili olarak da köy tüzel kişiliğinin dava açma hakkı vardır.
    3. Eldeki davada, kadastro çalışmaları sonucunda Kastamonu ili, Araç ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 1 91... parsel sayılı 1.072,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... Tüzel Kişiliği, dava konusu taşınmazın köy boşluğu olduğunu, komşular ve köy halkının bu yeri gelip geçerek yol olarak da kullandığını, kaldı ki zilyetlikle iktisap koşullarının davalı taraf lehine oluşmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı ise taşınmazın kendisi ve ailesi tarafından zilyet edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Dosya kapsamından dava konusu taşınmazın niteliğinin ne olduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmeden eksik araştırma ile sonuca ulaşılmıştır.
    4. Doğru sonuca ulaşabilmek için komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri varsa dayanağı kayıtlarla birlikte getirtilip dava konusu taşınmazın niteliğinin ne olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda öncelikle, dava konusu 1 91... parsel sayılı taşınmazın sınırında bulunan 1 91... , 5, 6, 8, 9, 10, 90 ve kuzeyindeki yoldan sonra gelen 1 96... , 3, 4 ve 13 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri varsa dayanak kayıtlar (tapu kaydı, vergi kaydı gibi) ile birlikte getirtilip dosya arasına alınmalı, tespit tarihi olan 2007 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş streoskopik hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile teknik bilirkişi huzuruyla keşif yapılmalı, yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, kime ait olduğu, kim tarafından, ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, taşınmazın köy boşluğu niteliğinde olup olmadığı, köy boşluğu ise köy halkı tarafından ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğu belirlenmeli; teknik bilirkişiden keşfi izlemeye elverişli, krokili rapor aldırılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde dava konusu taşınmazın niteliği, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve kullanım durumunun ne olduğunu belirten, taşınmazın köy boşluğu niteliğinde olup olmadığını açıklayan, değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye, dosya arasına aldırılan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini, taşınmaz imar-ihya faaliyetine konu olmuşsa ihyanın bitirildiği tarihi belirtir şekilde rapor alınmalı; böylece taşınmazın köy boşluğu niteliğinde olup olmadığı, köy boşluğu ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/A maddesi kapsamında hizmet mallarından mı yoksa aynı Kanun'un 18. maddesi kapsamında kalan yerlerden mi olduğu belirlenmeli, bundan sonra davacının aktif dava ehliyetinin olup olmadığı üzerinde durulmalı ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
    5. Hukuk Genel Kurulunca yapılan görüşmeler sırasında iddianın ileri sürülüş şekline göre köy boşluğu olduğu iddia edilen bu yer hakkında davacının açtığı davanın sıfat yokluğundan reddi gerekmekte olup bu yönde gerekçe ve sonuç içeren direnme kararı bu yönüyle isabetli ve yerinde olmakla birlikte hak düşürücü süre aktif husumetten önce incelenemeyeceğinden bu sürenin dolup dolmadığının hazinece dava açılırsa o davada incelenmesi gerekeceği yönünde gerekçesi değiştirilmek suretiyle direnme kararının düzeltilerek onanması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
    6. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hüküm Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    12.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
    " K A R Ş I O Y "
    Köy içinde bulunan, köy halkının yararlanmasına tahsis edilmemiş ve umumi yerlerden olmayan yerlerle köyün özel mülkiyet ve zilyetliğinde bulunmayan köy içindeki boş yerler 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 18/1 maddesi hükmüne göre Hazineye ait olup, bunlar devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayıp kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmaları mümkündür.
    Kamu malı niteliğindeki köy orta malı olan 3402 sayılı Kanun'un 16/A maddesinde yazılı boşluk ise köy boşluğundan farklı olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisabı mümkün değildir. Kanun'un 12. maddesindeki hak düşürücü süre de kamu malı niteliğindeki bu yerler hakkında uygulanmaz.
    Köy boşluğu olduğu iddia edilen bir yer, kadastro sırasında Hazine adına değil de kişiler adına tespit edilmiş ve adlarına tapu kaydı oluşturulmuş ise bu yer için tapu iptali davası açma hakkı Hazineye ait olup köy tüzel kişiliğinin bu yer hakkında davacı sıfatı diğer bir ifadeyle aktif dava ehliyeti (aktif husumet) bulunmamaktadır. Bu yerlerin köylünün ortak kullanımında olan kamu malı niteliğindeki boşluklardan olmaması bu sonucu gerektirmektedir.
    Davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi dava dilekçesinde taşınmazın köy boşluğu olduğunu bildirmiş, köylünün ortak kullanımında olan kamu malı olduğuna dair bir iddia ve vakıaya yer vermemiş, davalının burada zilyetliği olmadığı hâlde adına tespit yapıldığını belirtmek suretiyle köy boşluğu iddiasını vurgulamış olup dava dilekçesi kapsamında taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişsiz kamu malı niteliğindeki boşluklardan olduğuna dair bir iddia da ileri sürülmemiştir. Bu durumda taşınmazın kamu malı niteliğinde boşluk mu yoksa özel mülkiyete konu olabilen köy boşluğu niteliğinde mi olduğu konusunda bir araştırma yapılmasına da gerek yoktur. Medeni Usul Hukukunda yer alan taraflarca getirilme ilkesi, tasarruf ilkesi ve taleple bağlılık ilkesi de açılan davada bu incelemenin yapılmamasını gerektirir.
    İddianın ileri sürülüş şekline göre köy boşluğu olduğu iddia edilen bu yer hakkında davacının açtığı davanın sıfat yokluğundan reddi gerekmekte olup bu yönde bir gerekçe ve sonuç içeren direnme kararı bu yönüyle isabetli ve yerindedir.
    Bu yönden karar isabetli ise de bölge adliye mahkemesi kararında bu yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması ve hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı belirtilmek suretiyle sonuca gidilmiş olması ise yerinde olmamıştır. Çünkü görev, yargı yolu, kesin yetki gibi dava şartları aktif husumetten önce incelenir ise de hak düşürücü süre; davacının hakkı ileri sürebilecek kişi olup olmadığı, yani aktif husumetin varlığı belirlendikten sonra incelenmesi gereken özel yasalarda düzenlenmiş dava şartlarından olduğundan hak düşürücü süre daha önce incelenerek hak düşürücü sürenin bu yerler hakkında uygulanmayacağı kabul edildikten sonra karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
    Açıklanan nedenlerle hak düşürücü sürenin aktif husumetten önce incelenemeyeceği, bu sürenin dolup dolmadığının Hazinece dava açılırsa o davada incelenmesi gerekeceği yönünde gerekçesi değiştirilmek suretiyle direnme kararının düzeltilerek onanması gerektiği görüşünde olduğumdan taşınmazın niteliği araştırılıp karar verilmek üzere değişik bozma yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!