Anahtar kelimeler: Aksamı Hasarsız Mutabık Sevkiyat Navlun Cmr Taşımaların Kaldıklarını Almanyaya Araçla

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Taşıma işleri organizatörü olarak uluslararası taşımacılık alanında faaliyette bulunan müvekkil şirketin, davalı şirkete ait makine aksamı malzemesinin Türkiye'den Almanya'ya karayoluyla taşınması işini üstlendiğini, tarafların, toplam 8.700,00 Euro navlun bedeli karşılığında üç ayrı araçla sevkiyat yapılması konusunda mutabık kaldıklarını, CMR taşıma senetleri kapsamında, müvekkili şirket tarafından temin edilen alt nakliyeciler aracılığıyla gerçekleştirilen taşımaların hasarsız şekilde tamamlandığını, bu taşıma hizmetleri için müvekkili taşıyıcı tarafından davalı şirkete; 07.02.2025 tarih - ..... sayılı, 1.700.- Euro bedelli, 10.02.2025 tarih - ..... sayılı, 3.500.- Euro bedelli, 12.02.2025 tarih - ...... Sayılı, 3.500.- Euro bedelli olmak üzere toplam 8.700,00 Euro navlun bedeli için üç adet fatura düzenlenmiştir. Ancak davalı şirket defalarca yazılı ve sözlü olarak talep edilmesine rağmen fatura bedellerini ödemediğini, davalı aleyhine 06.10.2025 tarihinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı icra takibi başlatılmıştır. Ancak davalı borca ve yetkiye itiraz etmiş ve takip durmuş olduğunu, davalının, icra müdürlüğüne sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde yetkiye itiraz etmişse de, Davalı/borçlu şirketin, icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın yerinde olmadığını, icra takibine konu olan taşıma sözleşmesinden doğan bir fatura alacağı olduğunu, müvekkili şirketin, davalı firmaya ait malların taşınması işini gerçekleştirdiği sunulan belgelerle sabit bulunduğunu, BK 89, HUMK 10 ve İİK 50 maddelerine göre sözleşmeden doğan para borcunun alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğinden, somut olayda müvekkilimizin ikametgahının bulunduğu adrese istinaden Küçükçekmece icra daireleri yetkili olup, yerleşik Yargıtay kararları da davalının yetki itirazının haksız olduğunu teyit etmekte olduğunu, davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptali amacıyla dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuğa başvurulmuş, ancak taraflar arasında herhangi bir anlaşma sağlanamamış ve 04.02.2026 tarihinde anlaşmama son tutanağının düzenlendiğini, davalının icra takibine yaptığı itiraz haksız ve kötü niyetli olup, müvekkilin haklı alacağının tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu, bu nedenle davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve davalı aleyhine dava değerinin %40'ından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, davalının icra takibine yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, dava değerinin %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve lehimize hükmedilecek vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; yetkili yer icra müdürlüğünde yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından, müvekkili şirket aleyhine Küçükçekmece İcra Dairesi’nin ...... Esas sayılı icra takibi yetkisiz icra dairesine yapılmış olup, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı hususu icra dairesine sunulan itiraz dilekçesinde bildirilmiş olduğunu, bununla birlikte icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığına ilişkin itirazlarımızı mahkemeye de sunduklarını, huzurdaki davanın yetkili mahkemede açılmadığını, takipte dayanılmayan belge ve iddiaların, itirazın iptali davasında borcun esası olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacının iddia ettiği şekilde muaccel ve tartışmasız bir borcu bulunmadığını, davacının, taşıma işini süresinde ve gereği gibi ifa etmediğini, bu gecikme sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, davacı tarafın kendi yazışmalarında da, taşımanın alt nakliyeciler aracılığıyla organize edildiği, başlangıçta verilen taşıma bilgisinin doğru çıkmadığı, güzergâhta tren arızası ve liman/çekici kaynaklı ek sorunlar yaşandığı, bu süreçte müvekkile hatalı bilgi aktarıldığı ve bu nedenle özür dilendiğinin görüleceğini, davacının böylelikle, taşıma sürecinin planlandığı ve taahhüt edildiği şekilde yürütülmediğini fiilen kabul ettiğini, gecikmeli ve kusurlu ifa sebebiyle ..... tarafından müvekkili şirkete yüksek tutarlı gecikme bedeli yansıtılmış olup, müvekkilinin zararı doğmuş olduğunu, bu durumda, bizzat kendi kusuru ile müvekkilini zarara uğratan davacı tarafın, sanki taşıma işini eksiksiz ve süresinde yerine getirmiş gibi navlun bedelinin tamamına hak kazandığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, fatura düzenlenmesinin tek başına akdi ilişkiyi ve borcun varlığını ispatlamayacağını, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu tek taraflı tanzim edilen "Fiyat teklifi ve taşıma sözleşmesi", taşıma evrakları ile mail yazışmasının hukuken delil niteliğini haiz olmayıp borcun mevcudiyetine delalet etmediğini, CMR belgeleri ve taşıma yazışmalarının, davacının borcunu tam ve gereği gibi ifa ettiğini göstermeyeceğini, taraf arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle cari hesap mahiyetindeki tek taraflı kayıtlara itibar edilemeyeceğini, davacının takibe koyduğu alacaklara uygulanmasını talep ettiği faiz oranına da itiraz ettiklerini, davacının talep ettiği alacağın, müvekkilinin uğradığı zararlardan bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı tarafın temerrüt, muacceliyet ve faiz koşullarını da usulüne uygun biçimde ortaya koyamadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin haksız ve mesnetsiz olup reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz iddialarda bulunmuş olduğu, müvekkilinin mağduriyeti ve davacı tarafın kötü niyetli olarak haksız kazanç elde etme niyeti bulunduğu nazara alınarak kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, uğramış oldukları zararlara ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla; öncelikle huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, aksi kanaatte olunması halinde ise huzurdaki haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olan işbu DAVANIN REDDİNE, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı olarak verilen hizmete ilişkin düzenlenen faturalarla ilgili başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle taşıma faturaları nedeni ile alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi.
6100 sayılı HMK'nın yetki itirazının ileri sürülmesi başlıklı 19.maddesi hükmü "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklindedir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile süresinde yetki itirazında bulunduğu HMK 19/2 ve 3 şartları taşıdığı anlaşılmıştır.
Davacının Ticaret Sicil Kaydı çıkarıldığında, şirketin adresinin Başakşehir/İstanbul olduğu anlaşılmakla bu adres yargı sınırlarımız dışında kalmakta ve Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi yargı sınırları içerisinde kalmaktadır.
Davalının Ticaret Sicil Kaydı çıkarıldığında, şirketin merkez adresinin Çayırova/Kocaeli olduğu anlaşılmakla bu adres yargı sınırlarımız dışında kalmakta ve Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi yargı sınırları içerisinde kalmaktadır.
Bir davaya hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından bakılacağını belirlemeye yarayan yetki kuralları hukukumuzda kural olarak kamu düzenine ilişkin görülmemiştir. Bu sebebe bağlı olarak çoğunlukla tek bir mahkeme yetkili olarak görülmeyip davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesini yetkili mahkeme olarak öngören genel yetki kuralı yanında davacıya seçim hakkı tanıyan özel yetki kuralları da düzenlenmiştir.(HMK m. 6; HMK m. 8, 10, 11/2, 11/3, 15/1, 16). Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışında diğer kanunlarda da özel yetkiye ilişkin kurallar yer almaktadır (Karayolları Trafik Kanunu m. 110; TMK m. 25/son, 177; İİK m. 69/2, 72/8, 89/3, 142/1; TKHK m. 73/5).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi özel yetkili mahkeme olarak kabul edilmiştir. Bu maddede yer alan sözleşme ifadesi ile malvarlığı hakkı olan borçlar hukukundan doğan sözleşmeler kastedilmektedir.
Dosya tüm deliller, HMK'nın yukarıda belirtilen maddeleri ile birlikte değerlendirildiğinde; açılan davada dava şartları mevcut olup, davalının usulüne uygun yetki itirazı bulunmaktadır. Davacı itirazın iptali talebi ile iş bu davayı açmış olup davalının yerleşim yerinin Gebze olması nedeni ile HMK m. 6 uyarınca genel yetkili mahkeme Gebze Asliye Ticaret Mahkemesidir. Taraflar arasında CMR belgeleri uyarınca anlaşma olduğu kabul edilse dahi bu kez sözleşmenin ifa yeri davacı adresi olsa dahi o da Başakşehir olup Küçükçekmece Adliyesinin yetki sınırları içerisinde kalmaktadır. TBK'nın 89. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. İİK'nın 50/1 maddesine göre; para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Bu hükümler dikkate alındığında davacı alacaklının kendi ikametgahı İcra Dairesi'nde takip yapması ve kendi ikametgahı Mahkemesi'nde dava açması gerekmekte olup, davacının ikametgahı Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi yetki sınırlarında kalmaktadır. Bu hali ile davacının yetkili mahkemede davayı açmadığı sabit olup bu kez HMK md. 19/2 uyarınca davalının yetki itirazı ile yetkili olduğunu belirttiği Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunun kabulü gerekmekmiştir. Neticeten, davalı vekilinin süresinde ve usulüne uygun yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin yetkili olmaması nedeniyle, yetki sözleşmesi dikkate alınarak HMK'nın 114/1-ç ve 115. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-█████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince davacının yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili GEBZE NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmesinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,
4-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili GEBZE Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere GEBZE Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip .....
¸e-imzalı
Hakim .....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!