Anahtar kelimeler: Kıyıkenar Çizgisinin Deniz Bozmadan Süreci Bartın İli İlçesi Mahallesinde Sonraki
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili; Bartın ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan, davalı ... Belediyesi tarafından kamulaştırılan 1658 parsel (yeni 2 70... parsel) sayılı taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisinin içinde (deniz tarafında) kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuş; diğer davalılar savunma getirmemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece; davanın kabulü ile 2 70... parsel (eski 1658 parsel) sayılı taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisinin içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile tescil dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.01.2016 tarihli ve ██████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; dava konusu 2 70... parsel (eski 1658 parsel) sayılı taşınmazın halen ... ... ve müşterekleri adına paylı mülkiyet hükümlerine göre hisseleri oranında tapuda kayıtlı bulunduğu, kamulaştırma işlemi nedeniyle açılan davada taşınmazın tapu kaydının iptaliyle ... Belediyesi adına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ancak tapuda infaz işlemi yapılmadığından taşınmazın halen önceki malikler adına kayıtlı göründüğü, kamulaştırma işlemi yapılıp kesinleşmiş ve mülkiyet bu nedenle tescil gerekmeksizin davalı Belediyeye geçmiş ise de (TMK m.705/2), davanın kabul edilmesi halinde tapunun iptali sonucu terkin kararı verilmesi durumu ortaya çıkabileceğinden tapuda şeklen hak sahibi gözükenlerin de davada davalı sıfatıyla yer almaları, bu nedenle de tapuda kayıt maliki gözüken kişilere de dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra tahkikatın yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma doğrultusunda taraf teşkilinin sağlandığı, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, re'sen davalı ... lehine uygun görülecek bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 2 70... (eski 1658) parsel sayılı taşınmaza ilişkin ... Belediyesi Encümen kararıyla kamulaştırma kararı verildiği, kamulaştırma işlemi nedeniyle açılan davada taşınmazın tapu kaydının iptaliyle ... Belediyesi adına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ancak tapuda infaz işlemi yapılmadığından taşınmazın önceki malikler adına kayıtlı olduğu, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin önceki bozma kararında tapuda kayıt maliki gözüken kişilerin de davada yer almalarının sağlanması gerektiğine değinildiği, bunun üzerine kayıt maliklerinin davaya dahil edildikleri, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulama sonucu temin edilen tapu kaydında; dava konusu 2 70... parsel sayılı taşınmazın █████ payının kamulaştırma suretiyle davalı ... Belediyesi adına, diğer payların ise bir kısım davalılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; uyuşmazlığın niteliğine göre öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş (tarafları bağlayıcı hale gelmiş) kıyı-kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir.
İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa Adli Yargı mahkemesince 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak aynı Kanun'un 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılıp açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı-kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken varsa İdarenin önceden kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir.
İdarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle Mahkemece kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2003 tarihli ve ██████ sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; Mahkemece 1 fen ve 1 inşaat bilirkişisi ile keşif yapılmış, bilahare 1 fen ve 3 jeoloji bilirkişisi ile ikinci keşif yapılmak suretiyle raporlar alınmış; ilk yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporunda 134,00 metrekare yüz ölçümlü (eski) 1658 parsel sayılı taşınmazın 83,24 metrekarelik kısmının kıyı-kenar çizgisinin içerisinde kaldığı bildirilmiş, yapılan ikinci keşif ile 3 jeoloji bilirkişisi tarafından düzenlenen heyet raporunda, İdarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi aplike edildiğinde de taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı, dava konusu taşınmazın kıyıya kaya malzemesi doldurulması yolu ile kazanılmış alan üzerinde bulunduğu (liman rıhtımı şeklinde düzenlendiği), kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespitine yer verilmiş, hazırlanan fen bilirkişi raporunda ise 139,21 metrekare yüz ölçümlü (yeni) 2 70... parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı bildirilmiştir. Ne var ki, yapılan keşifte gözlem çukurları açılmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun maddi bulgulara dayalı ve denetime açık olmadığı, kıyı-kenar çizgisinin tespiti bakımından yapılan incelemenin yetersiz olduğu, öte yandan fen bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda idarenin belirlediği kıyı-kenar çizgisi ile heyetçe tespit edilen kıyı-kenar çizgisisin ayrı ayrı gösterilmediği, önceki raporda taşınmazın bir kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı belirtildiği halde, raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmediği anlaşılmakla yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmek suretiyle 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar, aynı Kanun'un 5. ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak 3621 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, önceki bilirkişi raporları dikkate alınarak çelişkiler olduğu takdirde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin de denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, raporda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!