Anahtar kelimeler: Durma Uyulduğu Verilip İnfazının Edenin Görüşü Bakırköy Eyleme Devamına İhlali

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasıBozmaya uyulduğu, yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:A. 17.02.2010 tarihli eyleme dair Dairemizin 11.09.2017 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma ilâmına uyularak, Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile verilen durma kararının gereği olarak sadece tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilip, ihlali halinde dosyasına bildirimde bulunulması ileyetinilmesi gerekirken, “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir hüküm olmadığı ve yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında 26.11.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının düzenlendiği, sanığın yükümlülüklere uymaması nedeniyle ikinci kez açılan 14.11.2019 tarihinde düzenlenen iddianame ile Bakırköy 55. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının asıl davaya ilişkin ████████ Esas sayılı dosya ile birleştirildiği ve yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği aynı eylemin daha önce Yargıtay incelemesinden geçmiş olması nedeniyle Dairemizin görevli olduğu anlaşılmakla,5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince 17.02.2010 tarihli eylemden dolayı sanık hakkında mükerrer dava açılmış olması nedeniyle, durma kararı verilen dosyalar ile incelenen dosyanın birleştirilip, ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediğinin birleşen dosya üzerinden tartışılması, 14.11.2019 tarihli iddianame ile açılan kamu davası yönünden mükerrer açılmış olması nedeniyle ayrı hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mükerrer açılan dava ile asıl davaya konu eylemler aynı eylem olduğu halde birleşen dosyada, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğu kabul edilerek belirlenen cezadan 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereğince artırım yapılması,Kabule göre;B. Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251/1. maddesinde yer alan "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271sayılı CMK'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251/3. maddesine göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,C. UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında; 05.03.2010 tarihinde işlediği iddia edilen "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu nedeniyle 06.04.2010 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasında, Bakırköy (Kapatılan) 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.04.2014 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile TCK’nın 191/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına hükmedildiği ve hükmün kesinleştiği, temyize konu dosya yönünden ise sanık hakkında, 17.02.2010 tarihli eylemi nedeniyle "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan 25.03.2010 tarihinde iddianame düzenlendiği, iki suç arasında hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla; söz konusu dosyanın aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenen dosya arasına konulması ve tüm delillerin değerlendirilerek her iki suçun “bir suç işleme kararının icrası kapsamında” işlenip işlenmediğinin, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi; zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,D. Sanığın eylemi nedeniyle, bozma öncesi hükümde 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 23.06.2014 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine 11.09.2017 tarihli bozma ilâmı ile bozulduğunun anlaşılması karşısında, 1412 sayılı Kanun'un, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326/4. maddesinde; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz" şeklindeki düzenleme gereğince 23.06.2014 tarihli hükümle tayin edilen 6.000,00 TL adli para cezasının sonuç ceza açısından sanık bakımından kazanılmış hak olduğu gözetilmeden bozma sonrası yapılan yargılama sonucu 1 yıl 15 gün hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini,Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle hükmün BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,12.02.2026 tarihinde karar verildi.