Anahtar kelimeler: Daini Mürtehin Lehtar Vefatı Hayat Tevzi Kredilerin Kredisi Muris Sözkonusu

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; vekil eden bankanın müşterisi ... ... (T.C. Kimlik No: ... ) tarafından vekil eden bankanın ... Şubesinden █████/2020 tarihinde 35.000-TL tutarlı Tüketici Kredisi kullandırıldığını, bu kredilerin alınması esnasında muris ... ... ile ... A.Ş. arasında ... numaralı hayat sigortası poliçesi/sertifikası düzenlendiğini, vekil eden sözkonusu sigorta ilişkisinde lehtar ve dain-i mürtehin konumunda olduğunu, ilgili banka müşterisinin █████/2021 tarihinde vefatı üzerine vekil eden tarafından sigorta tazminat bedelinin ödenmesi için ilgili sigorta şirketine başvurulsa da █████/2022 tarihli yazı cevabı ile; "Sigortalımızın vefatı nedeniyle, açılan tazminat dosyasının incelemesi sonucunda vefat nedeninin intihar oldugu anlaşılmıştır. ...Sigorta Sözlesmesi, Hayat Sigortası Genel-Özel Sartları ve Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümleri geregince, tazminat ödemesi yapılamamaktadır." nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğini, söz konusu uyuşmazlık bakımından kanun hükmü gereğince gerekli incelemeler yapılmadan yalnız sigortalının intihar ettiği gerekçesiyle tazminat talebinin reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile ; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı kalması kaydıyla şimdilik 27.123,41-TL sigorta vefat tazminat bedelinin davalı sigorta şirketinin vekil edene vermiş olduğu red cevabının tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında yapılmış olan grup kredi hayat sigortası kapsamında sigortalının vefat riskine karşı güvence altına alan ... poliçe no'lu hayat sigortası akdedildiğini, ... poliçe nolu, 25.11.2020 - 25.11.2021 bitiş tarihli 35.840,83 TL vefat teminat tutarlı, 25.11.2021 - 25.11.2022 bitiş tarihli 27.123,41 TL vefat teminat tutarlı, 25.11.2022 - 25.11.2023 bitiş tarihli 15.642,08 TL vefat teminat tutarlı, hayat sigortası sözleşmesi ile sigorta kapsamına alındığını, işbu sigorta, müteveffa sigortalıyı vefat riskine karşı güvence altına alan hayat sigortası olup, teminatın kapsamı grup kredi hayat sözleşmesi, özel şartları ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, söz konusu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alınmakta ve bu kişilerin herhangi bir nedenle vefatları halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedeli sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, yani sigorta süresi içinde sigortalının vefatı halinde -teminat tutarı ile sınırlı olmak üzere- kredi borcu dain-i mürtehin bankaya, varsa teminatın kalan kısmı sözleşmede belirtilmişse 2. sıradaki lehtarlara, lehtar belirtilmemişse kanuni mirasçılara ödendiğini, sigortalı murisin vefat tarihi itibariyle ... numaralı sigorta poliçesi bulunduğunu, açıklanan ve mahkemece re’sen nazara alınacak diğer hukuki ve fiili sebepler çerçevesinde; zamanaşımına uğrayan davanın reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyetinin 21.02.2026 tarihli raporunda özetle; Bankacılık Uygulaması Yönünden;
Davacı Banka ... Şubesi tarafından maaş müşterisi müteveffa ...’a 25.11.2020 tarihinde 36 ay vadeli 35.000,00 TL limitli aylık eşit taksitli İhtiyaç Kredisi kullandırıldığı,
davacı banka tarafından kredi için vefat halinde riskin tahsili amacıyla dain ve mürtehin olmak amacıyla davalı şirketten Hayat Sigortası düzenlendiği, davacı banka kredi borçlusu ...’ın 27.10.2021 tarihinde ormanda intihar etmek suretiyle hayatına son vererek vefat ettiği, vefat tarihinde davacı bankanın 26.631,28 TL ödenmeyen alacağının oluştuğu, düzenlenen mirasçılık belgesine göre ...’ın varisleri tarafından mirasın reddi davası açtıkları ve taleplerinin kabul edildiği, kredi borçlusu ...’ın vefatının intihar olması nedeniyle tazminat talebinin davalı Sigorta şirketi tarafından 31.05.2022 tarihinde red edildiği,
davacı bankanın kredi borçlusu ...’ın varislerine 04.06.2022 tarihinde Üsküdar ...Noterliğinden gönderdiği ve 26.621,28 TL ana paranın faizi ile birlikte 30 gün içinde ödenmesi istemişse de ödenmediği,
Psikoloji Mevzuatı Yönünden; Dosya kapsamındaki olay yeri ve ölüm sonrası bulgular incelendiğinde; murisin üzerinde altın,
para ve ilaçların bulunduğu tespit edildiği, bu durum psikolojik açıdan değerlendirildiğinde,
eylemli planlı, organize ve amaçlı davranış özellikleri içerdiğine işaret eden bir emare olarak
değerlendirildiği, değerli eşyaların muhafaza edilmesi, kişinin gerçeklik algısının ve bilişsel
işlevselliğinin olay anında korunmuş olabileceğini düşündüren davranışsal göstergeler arasında
yer aldığı, intihar davranışı, psikoloji literatüründe tek başına kişinin muhakeme yetisinin veya
gerçeklik algısının ortadan kalktığını gösteren bir durum olarak kabul edilmediği, ...
...'in intiharının, akli melekelerini ortadan kaldıran bir ruhsal hastalığın
zorlayıcı sonucu olarak gerçekleştiğini kesin biçimde ortaya koyan tıbbi nitelikte yeterli ve
kesin bir kanıt bulunmadığı yönünde psikolojik değerlendirme yapıldığı, her türlü hukuki
değerlendirmenin Sayın mahkemenin takdirinde olduğu,
Sigortacılık Mevzuatı ve Tekniği Yönünden;
Dava dışı müteveffa sigortalı ... ... tarafından, davacı
...Bankası A.Ş. ... Şubesi’nden 25.11.2020 tarihinde 36 ay
(04.01.2021-04.12.2003) vadeli, ...-... no.lu 35.000,00 TL anapara tutarlı,
Bordro24 İhtiyaç Kredisi (Mesafeli Tüketici Kredisi) kullanıldığı, kredi için davalı
... A.Ş. tarafından 25.11.2020-04.12.2023 yürürlük
süreli, ... no.lu hayat sigortası poliçesinin/sertifikasının tanzim edildiği, hayat
sigortası poliçesinde/sertifikasında vefat teminatının “azalan teminatlı” olduğu,
Sigorta poliçesi/sertifikası ile bilgi formu birlikte incelendiğinde, teminatlar yönünden
çelişki olduğu, poliçede “İlk Yıl Vefat Teminat Tutarı (1): 27.123,41 TL” şeklinde özel
şart bulunmasına rağmen poliçede atıf yapılan EK-1 başlıklı tablodan 25.11.2020-
25.11.2021 dönemi için “vefat teminat tutarının 35.840,83 TL” olduğunun anlaşıldığı,
davaya konu 27.10.2021 tarihli vefat olayının 25.11.2020-25.11.2021 döneminde
gerçekleştiği, bu doğrultuda sigorta poliçesi/sertifikası vefat teminatının 35.840,83 TL
olduğu, davaya konu kredi anaparasının 35.000,00 TL olduğu hususu da göz önünde
bulundurulduğunda bu kabulün sigorta poliçesinin amacına, muhteviyatına ve dava konusu
krediye uygun düşebileceği,
Davacı tarafın 05.02.2025 tarihli dava dilekçesinde “Harca Esas Değer: Fazlaya ilişkin
tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik “27.123,41 TL”dir.” şeklinde
talepte bulunduğu, davacı tarafın “fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarının” takdirinin
Yüce Mahkemeye ait olduğu,
Dava dışı müteveffa sigortalı yönünden işleyen (geçen) sigortalılık süresinin 336 gün
(yaklaşık 11 ay 6 gün) olduğu, davaya konu intihar olayı yönünden mevzuattaki “asgari
üç yıllık sigortalılık süresi” şartının aranmasının gerektiği, ancak bu sürenin dolmadığı,
bu nedenle sigorta poliçesindeki vefat tazminatına hak kazanılmadığı, dava konusu olay
yönünden davalı sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunun doğmadığı,
Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ve “Sigortalının intiharının veya intihara
teşebbüsü sonucu ölümünün, akli melekelerindeki bir rahatsızlık sebebiyle üç yıldan önce
gerçekleşmiş olduğu” kararına varılması halinde, dava konusu olay yönünden davalı
sigorta şirketinin 35.840,83 TL matbu tazminat sorumluluğunun doğabileceği,
Sigortalının vefatı halinde, sigorta teminatını aşmamak şartı ile dain-i mürtehin sıfatıyla
birinci derece hak sahibinin vefat anındaki kredi borcu ile bu borca ait yasal masrafları
geçmemek kaydıyla kredi kuruluşu (davacı Banka) olduğu, varsa bakiye tutar için menfaat
sahibinin (lehtarın) poliçede belirtilen “kanuni varisler” olduğu, bu durumda davacı
Bankanın muhtemel alacağının poliçe teminat limiti olan 35.840,83 TL ile sınırlı olmak
üzere vefat tarihi itibariyle kredi borcu ile varsa bu borca ait yasal masraflar kadar olduğu,
Sigortalının önemli bir hususu kötü niyetle saklaması durumu hariç olmak üzere,
sigortacının sigorta ettirene cevaplaması için sorular içeren bir liste vermesi durumunda
listede yer alan soruların dışında kalan hususlara ilişkin sigorta ettirene hiçbir sorumluluk
yüklenemeyeceği, dava dosyasında müteveffa sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal edip
etmediğine dair davalı sigorta şirketinin herhangi bir ihtirazı beyanının görülemediği,
sigortalının “akli meleke eksikliği” olduğuna dair de herhangi bir tespit görülemediği,
T.T.K. m.1435-1436’da tanımlanan “sigortalının beyan yükümlülüğünün” ihlal edilip
edilmediği hususunun hukuki nitelendirme ve değerlendirme gerektirmesi nedeniyle Yüce
Mahkemenin takdirinde olduğu,
sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLER
:
-Bilirkişi raporu
-Tarafların beyan ve dilekçeleri
-Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davacı banka tarafından kullandırılan tüketici kredisine teminat amacıyla düzenlenen hayat sigortası poliçesi kapsamında, kredi borçlusu dava dışı ... ...’in intihar sonucu vefatı nedeniyle oluşan kredi borcunun, dain-i mürtehin sıfatıyla davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; sigortalının ölüm şekli, poliçe kapsamı ve Türk Ticaret Kanunu’nun hayat sigortasına ilişkin hükümleri çerçevesinde davalı sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamından; dava dışı sigortalı ... ...’in davacı bankadan 25.11.2020 tarihinde 36 ay vadeli 35.000,00 TL tutarında ihtiyaç kredisi kullandığı, krediye bağlı olarak davalı sigorta şirketi nezdinde aynı tarih başlangıçlı hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, davacı bankanın poliçede dain-i mürtehin sıfatıyla hak sahibi olarak gösterildiği anlaşılmıştır.
Sigortalının 27.10.2021 tarihinde intihar etmek suretiyle yaşamını sonlandırdığı hususu taraflar arasında çekişmesiz olup, bu durum adli kayıtlar ve dosya kapsamındaki belgelerle sabittir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1503. maddesi uyarınca, sigortalının intiharı halinde sigortacının sorumluluğu, sigortanın en az üç yıldır yürürlükte bulunması şartına bağlanmıştır. Aynı düzenleme uyarınca, intiharın sigortalının akli melekelerindeki bir rahatsızlık sonucu gerçekleşmesi halinde ise üç yıllık sürenin aranmayacağı kabul edilmektedir.
Somut olayda dava konusu hayat sigortası poliçesinin başlangıç tarihi 25.11.2020 olup, sigortalının ölümü 27.10.2021 tarihinde gerçekleşmiştir. Buna göre poliçenin yürürlükte kaldığı sürenin yaklaşık 11 ay olduğu, kanunda öngörülen üç yıllık sürenin gerçekleşmediği tartışmasızdır. Bu durumda davacı tarafın tazminat talebinin kabul edilebilmesi için, intihar fiilinin sigortalının akli melekelerini ortadan kaldıran veya irade serbestisini kaldıracak derecede ruhsal bir rahatsızlığın sonucu olduğunun somut ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Mahkememizce hükme esas alınan 21.02.2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; dosyada mevcut tıbbi kayıtlar, ölüm olayı bulguları ve davranış örüntülerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, sigortalının intiharının akli melekelerini ortadan kaldıran bir ruhsal hastalığın zorlayıcı sonucu olarak gerçekleştiğini kesin biçimde ortaya koyan yeterli tıbbi veri bulunmadığı tespit edilmiştir. Raporda ayrıca olay öncesi davranışların planlı ve organize nitelik taşıdığı, bu haliyle sigortalının gerçeklik değerlendirme yetisini tamamen kaybettiğinin söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Dosya kapsamında sigortalının ağır psikiyatrik hastalık nedeniyle fiil ehliyetini veya iradi davranma kabiliyetini ortadan kaldıracak düzeyde bir rahatsızlık içinde bulunduğunu gösteren sağlık kurulu raporu, sürekli psikiyatrik tedavi kaydı veya benzeri nitelikte kuvvetli tıbbi delil de sunulmamıştır.
HMK’nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, iddiasından lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda davalı sigorta şirketi intihar olgusunu ispat etmiş olup, üç yıllık sürenin dolmadığı da sabittir. Bu durumda TTK m.1503’te düzenlenen istisna haline dayanarak sigorta teminatının devam ettiğini ileri süren davacı tarafın, akli meleke kaybı halini ispatlaması gerekirken bu hususun yeterli ve kesin delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.
Davacı banka her ne kadar poliçede dain-i mürtehin sıfatıyla yer almakta ise de, bu sıfat bankaya sigorta sözleşmesinden bağımsız ve sınırsız bir talep hakkı sağlamamaktadır. Dain-i mürtehinin hakkı, sigorta teminatı kapsamındaki rizikolar ve poliçe hükümleri ile sınırlıdır. Poliçe teminatı dışında kalan bir rizikonun gerçekleşmesi halinde dain-i mürtehin sıfatı tek başına sigortacının sorumluluğunu doğurmaz. Bilirkişi raporunda poliçede yer alan teminat tutarları arasında çelişki bulunduğu belirtilmiş ise de, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici husus teminat miktarı değil, rizikonun poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığıdır. Mahkememizce davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun doğmadığı sonucuna varıldığından, teminat miktarına ilişkin ihtilaf sonuca etkili görülmemiştir. Öte yandan bilirkişi raporunda TTK m.1435 ve 1436 kapsamında sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin davalı tarafça ileri sürülmüş somut bir savunma bulunmadığı belirtilmiş olup, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici hukuki nedenin beyan yükümlülüğü değil, TTK m.1503 kapsamında düzenlenen intihar nedeniyle teminat dışılık hali olduğu değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sigortalının ölümünün poliçenin yürürlük süresi içerisinde ancak kanunda öngörülen üç yıllık süre dolmadan intihar sonucu gerçekleştiği, akli meleke kaybına ilişkin istisna halinin ise davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşıldığından, davalı sigorta şirketinin dava konusu poliçe kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE;
2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 615,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL eksik harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 27.123,41-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, miktar itibari ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!