Anahtar kelimeler: Ümahkemenin Konusumarka Domain Sahifesi Amerika Birleşik Devletleri İsmi Başlanıldığını Sınai

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ
:█████/2026NUMARASI
:███████ E. - 2026/9 K.DAVANIN KONUSU
:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:Mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasında davacı (... (...) vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin ... 19 Mayıs 2011 yılında kurulduğunu, merkezinin .../Amerika Birleşik Devletleri olduğunu, kuruluşundan itibaren şirket tarafından, ...marka adı olarak kullanılmaya başlanıldığını, ... internet sahifesi resmi olarak 30.09.2022 yılında domain ismi alınarak ticari işlerine başladığını ve bütün resmi e-posta hesaplarını da“...” üzerinden lisanslı olarak satın alınarak kullanılmaya başlanıldığını, müvekkilinin ... kurulduğu 19 Mayıs 2011 yılından bu yana faaliyet gösterdiği alanlarda, ... markası ile birçok ürünün tanıtımı ve geliştirilmesini sağlayarak küresel bir kalite sembolü olduğunu, ...'ın da, bu programa kayıt oluşturarak, 18 Aralık 2020 tarihinden itibaren ... İş Ortaklığı (...) programının bir üyesi olduğunu, Müvekkili şirket ile ... arasındaki başka işbirliği çerçevesinde, davalı ... ve şirketi ... yazılımını kendi işletmeleri bünyesinde kullanarak işletmelerinin faaliyet alanlarını geliştirmek ve profesyonel bir çizgi oturmak amacıyla bu ... marka adına ait yazılımı kullanarak faaliyetlerde bulunduğunu, davalı ... müvekkilinin yıllardır kullandığı şekil markasının birebir aynısına ilişkin hizmeti bizzat kendisi veriyormuş izlenimi ile ... internet sahifesi üzerinden kendi tanıtımlarına başlaması üzerine Müvekkili şirketin durumdan haberdar olduğunda, davalı taraf ile iletişim kurarak bu duruma rıza göstermediği ifade ettiğini, davalı ...'ın markanın ilk ve kaynak sahibinin ... olduğunu bilinci ile Türk Patent nezdinde adına markayı ve birebir marka görselini tescil ettirip iltibas oluşturacak şekilde kendi şirketi olan davalı şirket nezdinde kötü niyetlekullanmakta olduğunu, davalılarca gerçekleştirilen marka kullanımı, kullanıma dayalı öncelik hakkı ile kötü niyetli kullanım nedenleri ile hem marka hakkına ve fikri mülkiyet hakkına tecavüz ve hem de Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ayrıca haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu belirterek Davalı ... adına Türk Patent nezdinde ... no ile kayıtlı “...” ibareli şekil markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüz sayılmasına ve Markalar Sicilinden terkinine,Müvekkile ait şekil markası ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davalı markasının kullanımına ilişkin haksız rekabetin tespiti ile marka hakkına tecavüzün önlenmesine ve kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı - karşı davacılar vekili Av. ... karşı dava dilekçesinde özetle: Haksız ve kötüniyetli asıl davanın öncelikle teminat ve zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine; Davacı yanın MÖHUK 48/1. maddesi gereğince teminat göstermesine yahut depo etmesine; Uyuşmazlık Ticaret Mahkemesi görev alanına girdiğinden görevsizlik kararı verilmesine; Haksız ve kötüniyetli davanın, tüm ferileri ve tüm ihtiyati tedbir taleplerinin esastan reddine; Karşı davanın kabulü ile artırılmak üzere şimdilik 400 TL portföy tazminatı (belirsiz alacak) ile 4.000 TL maddi tazminatın (kısmi alacak) ihtarname tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece karşı dava tefrik edilerek ... Numarasını almıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk Derece Mahkemesince; Davacı tarafından arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından, bu hali ile yasanın aradığı şekilde dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmadığı ve dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, HMK 114/2 yollaması ile HMK 115/2 gereğince davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,karar verilmiştir.İSTİNAF
:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın mahkemece tefrik edilerek ███████ E. numarasıyla kaydedildiğini, ancak mahkemenin arabuluculuk tutanağı sunulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verdiğini, 6325 sayılı Kanun’un18/A-2 maddesi uyarınca mahkemenin bir haftalık kesin süre verip ihtarda bulunmadan doğrudan ret kararı vermesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, dilekçelerinde arabuluculuk sürecinden açıkça bahsettiklerini ve bu tutanağın zaten UYAP sisteminde kayıtlı olup mahkemece erişilebilir durumda bulunduğunu, buna rağmen eksik inceleme ile karar verildiğini, sunulan çeşitli Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da bu görüşü desteklediğini, arabuluculuk son tutanağının dava şartını karşılayacak şekilde karardan önce tamamlandığını ve dilekçe ekinde tekrar sunulduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yargılamanın devamına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece karşı davanın tefrikine karar verilerek mahkemenin ███████ esasına kaydının yapıldığı ve ara buluculuk zorunlu olması sebebi ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği, kararın karşı -davacılar vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır.Davalı-Karşı davacı vekili █████/2026 tarihli karşı dava dilekçesinde, şimdilik 400 TL portföy tazminatı (belirsiz alacak) ile 4.000 TL maddi tazminatın (kısmi alacak) ihtarname tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği, yine asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin resen uygulanacağı,6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi gereğince de mahkemelerin görevinin, kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların, kamu düzenine ilişkin olup aynı zamanda HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olduğu düzenlenmiştir.Karşı davanın konusu, portföy tazminatı alacağı olduğu anlaşılmakla mahkemece öncelikle resen mahkemenin görevinin değerlendirilmesi gerektiği, görevli mahkemenin TTK’nun 4. ve 5.maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin diğer istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, istinaf talebinin resen gözetilen sebeplerle, usul yönünden kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 355. Madde ve HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılarak, dosyanın görevli İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin HMK 355. Madde gereğince resen gözetilen sebeplerle KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2026 tarih, ███████ E. 2026/9 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Davada görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,4-HMK'nın 20. Maddesi gereğince Dairemiz kararının taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde taraflarca başvurulması halinde İlk derece mahkemesince istinaf kaydının kapatılarak, dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi taktirde İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.█████/2026