Anahtar kelimeler: Satımdan Mobilya Boya Alımsatım Esaskarar Kayseri İlamsız Yazim Katip Sanayi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ...
KARAR NO
: ...
HAKİM
: ...
KATİP
:...
DAVACI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
Av....
Av....
DAVALI
:...
VEKİLİ
: Av....
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: ...
KARAR TARİHİ
: ...
KARAR YAZIM TARİHİ
: ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı ... Boya Mobilya Orman Ürünleri San. ve Tic. şirketi ile müvekkili... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. arasında ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari alım-satım ilişkisinden kaynaklanan ve tanzim edilen faturalar ile bakiye 176.319,36-TL bedelli borçların tahsili amacıyla Kayseri İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibinde ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davalı tarafından yapılan itiraz sonucu takibin durdurulmasına karar verildiğini, yapılan itirazın haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz olduğunu, davalı tarafın alım - satım yaptığı █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2024, █████/2024 tarihli faturalara istinaden ödemekle yükümlü oldukları ödemeleri yerine getirmediklerini, ticari defterlerin incelenmesi halinde müvekkilinin alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, yaptıkları arabuluculuk başvurusundan bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesi... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER
:
Kayseri Genel İcra Dairesi... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, takibe konu faturalar, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi raporları alınmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi... esas sayılı dosyasında: alacaklının... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ... Boya Mobilya Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, 176.319,36-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda: davacı işletmenin mahkemenin incelenmesini istediği döneme ait ticari defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna göre; 6762 sayılı eski TTK'da belirtildiği haliyle “Kati Delil” olma niteliğinin aksine 6102 sayılı yeni TTK'nın atfıyla, 6100 sayılı HMK'nın 222.md.'sine göre “Takdiri Delil” sayılacağından delil niteliği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, davacı... Şirketi ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler doğrultusunda, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin mevcut olduğu, 2021 Temmuz ayı sonrasında elektronik belgelere ilişkin (e-Arşiv ve e-Fatura gibi) bildirim zorunluluğu kalmadığından hareketle; davacı işletmenin de düzenlemiş olduğu elektronik alış ve satış faturaları için BA ve BS formları ile bildirme yükümlüğü bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” hükmü uyarınca davacı yanca tanzim edilen faturalara davalı işletmeden herhangi bir itirazın söz konusu olmadığı, dava konusu faturalar “e-arşiv faturası” olup, davacı tarafından tanzim edilen ve işbu dava konusu █████/2024 tarihli ve 246.960,00-TL bedelli, █████/2024 tarihli ve 13.650,00-TL bedelli, █████/2024 tarihli ve 3.150,00-TL bedelli 3 adet faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu, cari hesap muavin dökümü incelemesinde başka düzenlenen satış faturası, alış faturası ve alış iade faturalarının da mevcut olduğu, davacı tarafından sunulan belgeler kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda; davacı tarafından tanzim edilen ve davalı cari hesaplarında mevcut olan diğer faturaların sevkiyatlarının Kent Kargo aracılığıyla gerçekleştirilmiş olduğu görülmekle birlikte; dava konusu faturaların içeriğinde yer alan ürünlerden sadece 18.07.2024 tarihli 246.960,00-TL değerindeki faturanın içeriğinde yer alan ürünlerin Kayseri iline sevk edilmek üzere Kent Kargoya teslim edildiğine dair belgenin mevcut olduğu, davacı Duston Şirketi tarafından tanzim edilen 28.08.2024 tarihli 79.800,00-TL değerindeki fatura bedelinin tamamının da ödenmediği görülmekle birlikte, bu faturanın takip tarihi itibariyle henüz vadesinin dolmamış olması ve dava konusu edilmediği gerekçeleriyle hesaplamalara dahil edilmediği, davacı Duston Şirketi cari muavin incelemesinde takip tarihi olan 12.11.2024 tarihi itibariyle; davalı tarafından gerçekleştirilen ödeme yöntemlerinde hangi fatura için ödeme yapıldığının belirtilmemiş/belirtilememiş olması sebebiyle geriye dönük hesaplama yapıldığında 07.11.2024 tarihli 13.650,00-TL değerindeki faturanın tamamının, 22.07.2024 tarihli 3.150,00-TL değerindeki faturanın tamamının ve 18.07.2024 tarihli 246.960,00-TL değerindeki faturanın ise 155.919,36-TL'nin ödenmediği, dava konusu faturalardan toplam 172.719.36-TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
:
Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii)İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde dava açmış olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve ███████-824 E., ████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.
Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise;
“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, █████/2009 gün ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı... Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından davalı .....Ltd.Şti aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 176.319,36-TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça takibe dayanak olarak █████/2024 tarihli 246.960,00-TL bedelli (bakiye 159.519,36-TL), █████/2024 tarihli 13.650,00-TL bedelli, █████/2024 tarihli, 3.150,00-TL bedelli faturalar gösterilmiştir. Yani takip sadece bu faturalara hasredilmiştir.
Mahkememizce taraflara uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş, davacı defterlerini sunmuş, davalı ise sunmamıştır.
Davacı ticari defterlerinde inceleme yaptırılmış, mali müşavir bilirkişiden █████/2025 tarihli rapor alınmıştır. Buna göre davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, sahibi lehine/aleyhine delil olma vasfının bulunduğu, takip konusu 3 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, fatura tarihlerinden sonra davalının 200.000,00-TL bedelli çek ödemesi, 40.000,00-TL çek ödemesi, 10.000,00-TL mail order ödemesi ve 3.650,00-TL eft ödemesi bulunduğu, takibin faturaya bağlı olarak açıldığı gözetildiğinde TBK 102 md uyarınca ödemelerin fatura tarihlerinden sonra olması nedeniyle öncelikle fatura miktarlarından düşülmesi gerektiği, takip konusu 3 adet fatura toplamının 263.760,00-TL olduğu, bu tutardan toplam ödeme tutarı 253.650,00-TL mahsup edildiğinde davacının faturalardan kaynaklı alacağının 10.110,00-TL olduğu, davacının bu ödemelerin dava konusu faturalardan farklı bir borca ait olduğu iddiasında bulunduğu, bu yönde yazılı delil sunamadığından davacıya yemin hakkının hatırlatıldığı, verilen kesin süre içerisinde yemin metninin sunulmadığı, böylelikle davacının ispatlanan 10.110,00-TL alacağı üzerinden davanın kabulüne, fazlaya dair istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.
Somut olayda kabul edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan kısmen alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,
1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyasında 10.110,00-TL asıl alacak yönünden İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine,
2-İİK'nın 67. maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında (2.022,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 732,00-TL ilam harcının, tahsil edilen 2.129,50-TL peşin harçtan mahsubuna, artan 1.397,50-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 4.336,24-TL'lik kısmının davacıdan, 263,76-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafın yaptığı 615,40-TL başvurma harcı, 2.129,50-TL peşin harç, 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 150,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 8.394,90-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 481,36-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 10.110,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
█████/2026
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!