Anahtar kelimeler: Olunmadığının Bam Esaskarar Ortağı Başkan Yazim Konya Katip Üye Tesis

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ... Esas - ... Karar
DAVACI
: ........
VEKİLLERİ
: Av..... Av.....
İSTİNAF EDEN DAVALI
: ........
VEKİLLERİ
: Av..... Av.....
DAVA
: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: █████/2026
YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında █████/2020 tarihinde tesis edilen dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen █████/2021 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı tarafların istinaf başvuru taleplerinin esastan reddine ilişkin kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onandığı, davacının Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvurusu sonucu yeniden yargılama yapılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı gereğince ilk derece mahkemesince █████/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dosyanın dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendiğinde;
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı şirkete para yatırıldığını, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, davacının davalı şirkete ortak olacağı, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda davacıya güven telkin edildiğini, davalı holdingin grup şirketleri bünyesinde barındırdığını, davacının yatırdığı paraları geri istediğinde davalı şirketin ödeme yapmadığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile davacının davalı şirkete yatırdığı paralardan dolayı şimdilik, 5.000 Euro'nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek, avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunmuş ve davacının davalı şirket ortağı olduğunu da beyan ederek yargılama sırasında yürürlüğe giren 7194 s. Kanun'un 41. maddesi (3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesi) gereğince davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında █████/2020 tarihinde tesis edilen dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen █████/2021 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmıştır.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI
:
Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarih ███████ E. ███████ K. sayılı iptal kararı ile 7194 sayılı Kanun'un 41.maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, bu kararın █████/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı,
Davacı tarafın; şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle açılan dava sırasında yapılan kanuni düzenleme sonucu, alacağın tahsil imkanının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı başvurusu üzerine;
Anayasa Mahkemesinin █████/2024 tarih ... başvuru numaralı kararında; "...2. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Turgay Kılıç (B. No: ██████████, █████/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılan başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için teorik düzeyde etkili bir yol olduğu tespit edilen dava yolu, yapılan kanuni düzenleme nedeniyle pratikte başarı sunma kapasitesini yitirmiştir. Kanuni düzenleme nedeniyle başvurucunun iddialarının esasına ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Ne var ki Anayasa Mahkemesi yapılan kanun değişikliğini iptal etmiştir. Bu itibarla başvurucunun iddialarının esasının değerlendirilmesi ancak yeniden yargılama ile mümkün olduğundan yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: █████████, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: ██████████, 7/███████, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: ██████████, 21/1/2021, §§ 93-100). İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
..." gerekçesiyle; mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesine (E..., K....) GÖNDERİLMESİNE,
şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
: İlk derece mahkemesince; "...Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler ve emsal Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde;
Davalı ........ A.Ş.'nin (görevli ve yetkililerinin) haksız fiil teşkil eden eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlar; (fiilin)zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık, haksız fiil tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 10 yıllık ve ayrıca zarar verici eylemin suç teşkil etmesi halinde yine haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak olan uzamış ceza zamanaşımı (somut olayda 5 yıl) süresidir. Buna göre haksız fiil teşkil eden dava konusu ihtilafa, fail (parayı tahsil eden şirket) ve zarar veren fiil (para tahsil etme eylemi) biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Davacının para yatırdığı şirketi ve para tahsil eylemini sonradan öğrenmesi söz konusu olmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmıştır.
Mahkememizce ayrıca, Yargıtay 11. HD'nin yukarıda yazılı görüşünün aksine, Yargıtay HGK’nun 07.02.2024 gün ve 2023/(17)4-915 E. ███████ K. ve Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve 2008/4-326 E. ████████ K. sayılı emsal içtihatları gereğince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının hukuk davalarında uygulanamayacağı (5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanamayacağı) kabul edilmiştir.
Davalı ........ A.Ş. tarafından SPK'ya gönderilen listelere ilişkin ve emsal mahiyetteki birçok dosyamızda bulunan CD içerisinde bulunan, EK-1A listesine göre █████/1997 tarihinde, EK-1B listesine göre de █████/2002 tarihinde ve EK-1C listesine göre de, █████/2000 tarihinde davacı tarafından davalı şirkete para yatırıldığı belirlenmiş, ilgili listelerin davacıya ait kısmının çıktıları alınarak dosyamıza konulmuş, davacının davalı şirketteki en son işlem tarihinin █████/2002 olduğu belirlendiğinden, Mahkememizce de en son işlem (ve haksız fiil) tarihinin █████/2002 olduğu kabul edilmiş, haksız fiil tarihinden bu davanın açıldığı █████/2019 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davalı tarafın cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunduğu görüldüğünden, davacının davasının zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. HD’nin 11.07.2023 gün ve ████████ E. █████████ K. emsal içtihadına göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi halinde yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli ise de;
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 3332 s. Yasanın yürürlüğe girdiği █████/2019 tarihine kadar uzun süreler boyunca, somut dava ile benzer uyuşmazlıklarda, davalıların zamanaşımını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması olduğu görüşünü kabul etmiştir (Örneğin ; Yargıtay 11. HD.nin █████/2014 gün ve ██████████ E. ██████████ K., 03.04.2014 gün ve ██████████ E. █████████ K., 30.05.2016 gün ve ████████ E. █████████ K., █████/2016 gün ve ██████████ E. █████████ K., █████/2018 gün ve █████████ E. █████████ K., █████/2018 gün ve █████████ E. █████████ K. sayılı ilamları gibi.) İlk derece mahkemeleri tarafından da (sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 3332 s. Yasanın Geçici 4. maddesinin █████/2019 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar) bu uygulama uzunca bir süre aynen benimsenmiştir.
Yargıtay 11. HD.'nin 29.04.2024 gün ve █████████ E. █████████ K. sayılı emsal içtihadı ile zamanaşımı hakkındaki önceki uygulamasından dönülerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği görüşü kabul edilmiş ve Mahkememizce de gerek Yargıtay'ın gerekse ilk derece mahkemelerinin önceki görüş ve uygulamalarından dönerek yeni karar ve uygulamaya geçmelerinin hukuken mümkün olduğu sonucuna varılarak, güncel içtihatların derdest davalara uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Ancak, Yargıtay'ın ve ilk derece mahkemelerinin çok uzun süre istikrar kazanmış uygulamalarına güvenerek dava açan davacıların, bu davalar derdest iken yargı kurumlarının hukuki görüş değişikliği (ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermeleri) sonucu, ayrıca (karşı tarafın yaptığı) yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmelerinin, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensiplerine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle Mahkememizce davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensipleri gereğince davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği..." gerekçesiyle; davacının davasının ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN GEÇMESİ NEDENİYLE REDDİNE, şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel ve yüksek mahkemelerin uygulama ve görüşlerinin değiştiğinden bahisle kanunen resen hükmedilmesi zorunlu olan ve yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretine hükmedilmemesinin davalının Anayasanın 36. Maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılama hakkını ihlal ettiğini, yerel mahkemenin davalı lehine vekalet ücretine hükmetmemesinin keyfi uygulama mahiyetinde ve hukuka aykırı olduğunu belirterek; yerel mahkemenin █████/2024 tarihli kararının "30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine" şeklinde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; davalı şirkete ortak olunmadığının tespiti, kâr payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemiyle açılan davada yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.07.2023 tarih, ███████-658 Esas- ████████ Karar sayılı ilamında "....Öte yandan bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata göre davasında veya savunmasında haklı olup da dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış sayılamayacağından yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur. Zira bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır. İşte bu nedenledir ki, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği sonucu haksız çıkmış sayılamayacağından yargılama giderlerinden sorumlu tutulması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarihli ve ███████-421 Esas- ████████ Karar sayılı kararı)...." hususu belirtilmiştir.
Yargıtay HGK'nın 12.07.2023 tarih, ███████-658 Esas - ████████ Karar sayılı kararı doğrultusunda davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 305,00 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
.....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!