Anahtar kelimeler: Dokuma İplik Çıkma İştigal Çin Yarı Talepli Ortağın Hissedar Pazarlama

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: █████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payı alacağının tahsili. Taraflar arasındaki çıkma ve çıkma payı alacağının tahsili talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette yarı oranında hissedar olduğunu, diğer ortağın ise Çin vatandaşı olan ... olduğunu, şirketin, dokuma iplik pazarlama işi ile iştigal etmek üzere kurulduğunu, davalı şirketin 4-5 yıl faal kaldığını, sonrasında ise gayri faal durumda bulunduğunu, şirketin diğer ortağının genelde Çin'de bulunduğunu, işlerini Çin vatandaşı kişiler üzerinden yaptığını, diğer ortağın birlikte çalıştığı kişilerin davacının şirkete gelmesine ve şirket işleri ile ilgilenmesine engel olduğunu, davacıya şirketin faaliyetleri, ekonomik durumu hakkında bilgi verilmediğini, davacının fiilen şirketten dışlandığını, şirketin uzun yıllardır iş yapmadığını, ticari bir faaliyeti olmadığından dolayı vergi kaydının kapatıldığını, diğer ortağın davacı hakkında asılsız ithamlarda bulunduğunu, davacı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma dosyasından soruşturma yürütüldüğünü, soruşturma sonucunda davacı hakkında takipsizlik kararı verildiğini, ayrıca davacı aleyhine şirkete zarar verdiği iddiasıyla diğer ortak tarafından Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosyasından dava açıldığını, davanın reddedildiğini, istinaf aşamasında olduğunu, Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosya içeriğine göre şirketin defter ve evraklarının diğer ortak tarafından kaybedildiğini, kayıp olduğu için mahkemeye sunulamadığını, ortaklar bir araya gelip şirketi çalıştırma ihtimali olmadığından dolayı davacının şirketten ayrılma talebinde bulunduğunu, ayrılma payının da tespit edilerek kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davacının davalı şirketten ayrılmasına, davacının ayrılma payının tespiti ile tespit edilen alacağın (Belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00-TL) işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, ortaklıktan haklı sebeple çıkma istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 638/f.2 hükmü; “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” şeklindedir. Yerleşmiş Yargıtay içtihatları ve mahkememize göre haklı sebepler ortakların bir araya gelmelerini sağlayan maddi ve kişisel nedenleri ortadan kaldıran ve şirketin amacına ulaşmasını imkansız hale getiren, ciddi şekilde güçleştiren veya bu amacı tehlikeye sokan sebepler olarak tanımlanabilir. Şirktten çıkmayı haklı kılan sebepler şirket işlerinden kaynaklanacağı gibi kişisel ilişkilerden de doğmuş olabilir. Yani haklı sebeplerin varlığı halinde bir olayın ortaklık ilişkisine devamı ortaklar için objektif olarak çekilmez hale gelmesiyle oluşur. Yine yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre sadakat yükümlülüğüne aykırılık , şirketin kar elde etmemesi ve bunun süreklilik taşıması , şirketin faaliyetlerinin sürekli verimsizlikle sonuçlanması şirketin kar etmesine rağmen devamlılık arz edecek şekilde karın dağıtılmaması şirketteki güveninin kötüye kullanılması, finansal tabloların ve hesapların ortaklardan gizlenmesi ortakların, bilgilendirmeden mahrum bırakılması, ortaklar arasındaki önemli görüş ayrılıkları , ortak ve ortaklık menfaatlerinin çatışması nedeniyle ortak ile ortaklık arasındaki uyuşmazlığın ortaya çıkması ortaklığın amacının gerçekleşmesini hukuki ve ekonomik olarak imkansızlaşması, ortaklık ilişkilerinde sürekli menfaat çatışmalarının olması gibi haller ortaklıktan çıkmayı talep etme konusunda haklı sebep olarak kabul edilmektedir.HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; iddialarının ispatına yönelik tanık listesi sunmak üzere davacı tarafa süre verilmiş ancak tanıkların bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasında işbu dosya davalısı tarafından davacıya karşı şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla zararın tazmini talebinin reddedildiği, Bakırköy CBS ██████████ numaralı dosyasında ise davacı tarafından davalı ile birlikte şirketin muhasebeciliğini yapan dava dışı şahıslar aleyhine güveni kötüye kullanma suçundan dolayı soruşturma yapıldığı, şirket defterlerinin şüphelilere teslimi ve yok edilmesine ilişkin delil olmadığından takipsizlik kararı verildiği tespit edilmişse de bu dosyaların ortaklıktan ayrılmayı gerektirecek haklı bir sebep oluşturmadığı, ortaklardan birinin başka şehirde yerleşmiş olmasının da şirketten çıkma nedeni olarak ileri sürülemeyeceği, davacı tarafından somut bir delil sunulmadığı ve davanın ispatlanamadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yeterli bir araştırma yapmadan ve delillerin tümünü toplamadan karar verildiğini, ret kararının gerekçesinin yetersiz olduğu gibi kendi içinde de çelişkiler barındırdığını, şirketin gayri faal olduğunu, 31.12.2015 tarihinde vergi dairesince res'en terkin edildiğini, şirketin kullanılan bir adresi, ticari evrak ve muhasebesi, ticari yada başka hiç bir faaliyeti bulunmadığını, diğer ortağı ile müvekkilinin arasında bir iletişim yada bağlantı bulunmadığını, Türkiye'de mi yoksa ülkesi Çin'de mi olduğuna dair müvekkilinin bir bilgisi dahi bulunmadığını, Çinli ortağın ülkeye giriş ve çıkış kayıtlarının gönderilmesi için Emniyete yazı yazıldığını, ancak yazı cevabı gelmeden ve ara karardan rücu da etmeden karar oluşturulduğunu, emniyet cevabı geldiğinde, davacı tarafın iddiaların ispatı açısında delil elde etme mümkün olacak iken bu konudaki bilgi ve evrakın ancak devlet kurumlarından sorularak elde edilmesi mümkün olduğunu, deliller toplanmadan "delil yetersizliğinden" davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, faal olmayan ve bu sebeple vergi kaydı terkin edilen şirketin verimsiz olacağını, kar edemeyeceğini ve bunun süreklilik arz edeceğini, varlık amacına ulaşamayacağını, şirketin, vergi dairesinin gönderdiği yazı içeriğine göre 31.12.2015 tarihinde terkin edildiğinin sabit olduğunu, davacı açısından ortaklığın çekilmez hale geldiğini, Vergi ve SGK açısından ortakların sorumlulukları bulunduğunu, bu sebeple davacının resmi kayıtlarda gözüken şirket ortaklığından kurtulmak istediğini, davacının ortaklığının devam edecek olmasının davacı açısından hiç bir mantıki gerekçesi ve faydası bulunmadığını, davalı şirketin iki ortağı bulunduğunu, bu iki ortağın menfaatleri çatıştığını, aralarında çekişmeler bulunduğunu, diğer ortağın davacı aleyhine aynı mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasından "şirketi zarara uğratma ve zararların tazmin edilmesi" talebi ile dava açıldığını, bu davanın reddedildiğini, yine diğer ortak tarafından davacının aleyhine görevi kötüye kullanma iddiası ile yapılan şikayet sonucu Bakırköy Cumhuriyet ██████████ soruşturma dosyası açıldığını, soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, şirket ortakları arasında menfaat çatışması olduğu hususu dava ve şikayet dosyaları ile sabit olduğunu, şirket faal olmasa da, banka hesabında parası bulunduğunu, şirket ortaklarının, şirketi müştereken temsil ettiklerinden dolayı bankadaki paranın çekilemediğini, davacının banka hesabında bulunan para üzerinde ortaklık nedeniyle hakkı bulunduğunu, diğer ortağın bankada bulunan şirket parasına el koymak için muvazaalı icra takibi yaptığını, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kendisinin de ortağı olduğu şirket aleyhine 510.000,00-TL tutarında icra takibi başlattığını, takip talebinde ve icra dosyasında alacağın varlığını gösteren herhangi bir evrak sunmadığını, dosya içerisinde alacağın varlığına delil olabilecek bir ibare dahi bulunmadığını, davacının ayrılma payının ödenmesi için arabuluculuk ve dava sürecini işletirken diğer ortağın hileli iş çevirdiğini, muvazaalı icra takibi başlattığını, icra takibinin kesinleştiğini, paranın icra dosyasına gönderildiğini, şirket ortağı olduğu için davacıya bankadan bilgilendirme mesajı geldiğini, para hareketinden ve icra dosyasının varlığından bu şekilde tesadüfen haberdar olunduğunu, muvazaalı icra takibinin iptali için Bakırköy 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasından dava açıldığını, ayrıca paranın ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı talep edildiğini, %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabul edildiğini, itirazın ise reddedildiğini, istinaf sonucu da ret kararı verildiğini, davanın red edilmiş olmasına gerekçe olarak sadece tanık bildirilmemiş olmasının olduğunu, oysa ki tanık delilinin takdiri delil olduğunu, şirketin son 7 yıldır faaliyette olmadığının, terkin edilmiş olduğunun zaten sabit odluğunu, 7 yıldır faal olmayan iki ortaklı şirket ile ilgili tanık temininin fiilen mümkün olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca, şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payı alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Ticaret sicil kayıtlarından, davacı ve dava dışı ...'in davalı ... Limited Şirketinin %50'şer paylı ortakları olduğu, aynı zamanda süresiz şekilde şirket müdürü oldukları, şirketi müştereken temsile yetkili bulundukları, şirketin 12.12.2013 tarihinde kurulduğu, ilk ve son tescilinin de bu olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı şirketin iki ortaklı olduğu, davacının ve dava dışı diğer ortağın %50'şer paylı ortağı ve aynı zamanda şirketi müşterek temsile yetkili oldukları, bu durumda davalı şirketin hem davacı hem de dava dışı diğer ortakla birlikte eldeki davada temsil edilmesi gerektiği, bu hâliyle davacı ile davalı arasında menfaat çatışması bulunduğu ve davalı şirketin eldeki davada usulünce temsil edilemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece verilecek bir ara kararla davalı şirkete davda temsil kayyımı atanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan karar verilmesi sul ve yasaya aykırı olmuştur. Kabule göre de; TTK'nın 638/2.maddesi "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmünü içermektedir. Aynı Yasanın 636/3. maddesinde ise, "Haklı sebeplerin varlığından, her ortak mahkemenin şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payını gerçek değerinin ödenmesini ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ve duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Her iki maddede haklı sebeplerden söz edilmiş olup bu sebeplerin neler olduğu yasada açıklanmamıştır. Haklı sebep, ortaklık ilişkisini çekilmez hâle getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenlerdir. Haklı sebep ve haklı sebepten ne anlaşılacağı konusunda TTK'da kollektif şirketlere ilişkin 245. Maddesinden örnekseme yoluyla yararlanılarak ve bu konuda emsal Yargıtay içtihatları dikkate alınarak haklı sebebin somut olayda mevcut olup olmadığının hâkim tarafından takdiri gerekir. Bu takdir yapılırken somut olaydaki tüm koşullar değerlendirilmelidir. Her ne kadar mahkemece, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de eksik inceleme ile karar verildiği görülmektedir. Şöyle ki: Davacı, şirketin faal olmadığını, diğer ortak ile iletişiminin bulunmadığını, şirketten diğer ortakça dışlandığı hakkında şikayetçi olunup tazminat davası açıldığını ileri sürerek çıkma ve çıkma payı alacağı talep etmiştir. İleri sürülen iddiaların ispatı ve talebin niteliği bakımından davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi gerekli olup mahkemece, davalı şirket defter kayıtları incelenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, davalı defter kayıtlarının ibrazı konusunda usulüne uygun ara kararlar oluşturularak, ibrazının sağlanması hâlinde diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılmak üzere bilirkişi incelemesi yapılarak haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile karar verilmesi usule aykırı bulunmuş ve kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!