Anahtar kelimeler: Olunmadığının Bam Esaskarar Başkan Yazim Ortağı Konya Katip Layihalar İstenmiş

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)KATİP
: ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ... Esas - Karar ...İSTİNAF EDEN DAVACI
: ........VEKİLİ
: Av.....DAVALI
: ........VEKİLLERİ
: Av..... Av.....DAVA
: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve AlacakİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ
: █████/2026YAZIM TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ........ adı altında faaliyet gösteren ortaklıklar ve yöneticiler aracılığı ile Avrupa ülkelerindeki bincelerce vatandaştan yatırılan paraların istendiği her an çekilebileceği ve yüksek oranlarda faiz verileceği beyanları ile SPK' dan herhangi bir izin almadan bankacılık faaliyeti yürütmek suretiyle mevduat topladığını, toplanan yatırımların yapılan tüm vaatlere rağmen geri ödenmeyerek bincelerce yatırımcının büyük zararlara uğratıldığını, 2000 yılından itibaren mevduat toplama faaliyetinin üstünün örtülmesi amacıyla tahsilat makbuzu adlı belgeler geri alınarak yerlerine üzerlerinde ortaklık durum belgesi ve ortaklık ve hisse senedi takip formu ibaresi bulunan ve şirkette ne kadar paranın bulunduğunun belirtildiği belgelerin yatırımcılara teslim edildiğini, kayıtların ikincil bir şekilde tutulduğunu, para toplama faaliyetinin sürdürüldüğü tarihlerde ve sonrasında bu kayıtların mahkemelerden ve resmi kurumlardan gizlendiğini, zarara uğrayan yüzlerce yatırımcının dava açtığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi başta olmak üzere mahkemece verilen kararlar ile yatırımcıların uğramış olduğu mağduriyetlerin geç de olsa giderildiğini, müvekkilinden istediği her an geri çekebileceği garantisi verilerek 105.985,00 Euro civarı para tahsil edildiğini, müvekkiline █████/2000 tarihli ortaklık durum belgesi ve üzerinde hisse senedi yazan belgelerin teslim edildiğini, müvekkilinin istemesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını, davalı şirketin parayı geri vermemek için parayı yatıran kişileri şeklen şirket ortağı gibi göstermeye çalıştığını, davalı şirket yetkililerinin Türk Ticaret Kanunu, Bankacılık Kanunu, Sermaye Piyasası ve sair kanun hükümlerini ihlal ettiklerini ileri sürerek, müvekkilinin şirket ortağı olmadığının tespitini, davalıya ödemiş olduğu 105.985,00 EURO'nun şimdilik 200,00 EURO'sunun tahsil tarihi olan █████/2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi taraflar arasında müvekkilini borç altına sokacak bir sözleşme, haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, davacı tarafından ibraz edilen ortaklık durum belgesi adlı belgenin fotokopiden ibaret olup, müvekkili şirketin yetkililerince imzalanmadığını, bu nedenle belgenin müvekkili şirket aleyhine delil kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ihtilafa benzer emsal dosyalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin dürüstlük kuralını gerekçe göstererek BK'nın 60. maddesinde hüküm altına alınan zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı şeklinde içtihat oluşturmuş ise de, Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun içtihadı birleştirme kararı sonrasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu içtihadından dönerek benzer ihtilaflarda BK'nın 60. maddesinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin uygulanması, bu sebeple ceza zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmeyen davanın reddi gerektiği şeklinde içtihatlar oluştuğunu, ceza zamanaşımı süresi olarak tanımlanan 7,5 yıllık zamanaşımı süresinin işbu ihtilafa uygulandığında davacının müvekkili şirkete bir miktar para verdiğini iddia ettiği yani haksız fiilin tarihi olarak açıkladığı tarihten yaklaşık 28 yıl sonra ikame edilen işbu davanın zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmediğinin ortada olduğunu, ancak Yargıtay 11. HD' nin görüşünün aksine bu ihtilafta BK'nın 60. maddesi gereğince alt süre olarak 1 yıllık ve üst süre olarak öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kanaatinde olduklarını, ayrıca, BK'nın 60/2 m. göre davanın 7.5 yıllık zamanaşımı süresine değil 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, zamanaşımı itirazları kabul görmediği takdirde davanın 6762 sayılı TTK 329. ve 405. maddeleri uyarınca esastan reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasında yabancı paranın aynen ödeneceği konusunda yapılmış bir anlaşma mevcut olmadığı gibi, davacının faiz talep etmesinin de mümkün olmadığını savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle ve esastan da reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece "...Davalı ........ A.Ş.'nin (görevli ve yetkililerinin) haksız fiil teşkil eden eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlar; (fiilin)zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık, haksız fiil tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 10 yıllık ve ayrıca zarar verici eylemin suç teşkil etmesi halinde yine haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak olan uzamış ceza zamanaşımı (somut olayda 5 yıl) süresidir. Buna göre haksız fiil teşkil eden dava konusu ihtilafa, fail (parayı tahsil eden şirket) ve zarar veren fiil (para tahsil etme eylemi) biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Davacının para yatırdığı şirketi ve para tahsil eylemini sonradan öğrenmesi söz konusu olmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmıştır.Mahkememizce ayrıca, Yargıtay 11. HD'nin yukarıda yazılı görüşünün aksine, Yargıtay HGK’nun 07.02.2024 gün ve 2023/(17)4-915 E. ███████ K. ve Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve 2008/4-326 E. ████████ K. sayılı emsal içtihatları gereğince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının hukuk davalarında uygulanamayacağı (5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanamayacağı) kabul edilmiştir.Dosyada mevcut Ortaklık Durum Belgesine (ODB) göre davacının davalı şirektteki son işlem tarihinin █████/2000 olduğu belirlendiğinden, Mahkememizce de en son işlem (ve haksız fiil) tarihinin █████/2000 olduğu kabul edilmiş, bu davanın açıldığı █████/2024 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davalı tarafın cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunduğu görüldüğünden, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Yargıtay 11. HD’nin 11.07.2023 gün ve ████████ E. █████████ K. emsal içtihadına göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi halinde yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 3332 s. Yasanın yürürlüğe girdiği █████/2019 tarihine kadar uzun süreler boyunca, somut dava ile benzer uyuşmazlıklarda, davalıların zamanaşımını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması olduğu görüşünü kabul etmiştir (Örneğin ; Yargıtay 11. HD.nin █████/2014 gün ve ██████████ E. ██████████ K., 03.04.2014 gün ve ██████████ E. █████████ K., 30.05.2016 gün ve ████████ E. █████████ K., █████/2016 gün ve ██████████ E. █████████ K., █████/2018 gün ve █████████ E. █████████ K., █████/2018 gün ve █████████ E. █████████ K. sayılı ilamları gibi.) İlk derece mahkemeleri tarafından da (sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 3332 s. Yasanın Geçici 4. maddesinin █████/2019 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar) bu uygulama uzunca bir süre aynen benimsenmiştir.Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29.04.2024 gün ve █████████ E. █████████ K. sayılı emsal içtihadı ile zamanaşımı konusunda içtihat değişikliğine gitmiş ve bu içtihat değişikliği Mahkememizce de benimsenmiştir. Mahkememizce bu içtihat değişikliğinden önce açılan davalarda adalet ve hakkaniyet prensipleri gereğince davalı lehine yargılama giderine hükmedilmemiş ise de, eldeki davanın bu içtihat değişikliğinden sonra açılmış olması nedeniyle aynı uygulamanın eldeki dava yönünden de kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Bu nedenle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ve davalı lehine yargılama giderine hükmedilmesine...." gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının zamanaşımı def'ini ileri sürmesinin TMK'nin 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, zamanaşımı süresi yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin dava açmaması için oyalanmasının davalı şirketin dürüstlük kuralına aykırı olarak hareket ettiğini göstermekte olup, mahkemenin zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihatlarında davalı şirketin zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesininin hatalı bulunduğunu, mahkemece Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin zamanaşımı hususunda içtihat değişikliğine gittiği ve bu içtihat değişikliğinin benimsendiği gerekçesiyle karar verilmiş ise de, ilgili Yargıtay kararında dürüstlük kuralına ilişkin hiçbir değerlendirme bulunmamakta olup, işbu davaya emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki, mahkeme tarafından müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti yönündeki taleplerine ilişkin bir inceleme yapılmadan karar verilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.Somut olayda, davalı tarafın süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arz ettiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nca verilen 22.04.2022 tarih, 2021/7 Esas- 2022/2 Karar sayılı kararda haksız fiilin işlendiği tarihin, paranın alındığı tarih olduğu ve zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağının belirtildiği, dosyadaki bilgilere göre taraflar arasındaki haksız fiil tarihi ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında, davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, 818 sayılı Yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, dosya içerisinde mevcut belgeler ve ortaklık durum belgesine göre davacının davalı şirketteki en son işlem tarihinin █████/2000 tarihi olduğu, buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra █████/2024 tarihinde açıldığı, mahkemece 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının yani, 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanmasının, hukuk davalarında uygulanamayacağının kabul edilmesinin de sonuca bir etkisinin olmadığı ve bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,4-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır.....