Anahtar kelimeler: Vakfı İstimlak İlişiği Talebiyle Vakıf Kültür Vakıflar Maliki Kesinlik Korunması
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; maliki olduğu 9 41... parsel sayılı taşınmazın 2942 sayılı Kanun uyarınca istimlak edilerek adına tescil edildiğini, ancak İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğünün talebiyle vakıf yoluyla meydana geldiği ve “korunması gerekli kültür varlığı” olduğu belirtilerek ... ... Vakfı, ... Vakfı, ... ... Vakfı adına tescil edildiğini, taşınmazın vakıf ile ilişiği bulunmadığını, Vakıflar Kanunu m. 18 uyarınca taviz bedeli ödenerek taşınmazın mülke çevrilmiş olduğunu, üzerinde vakıf yolu ile de meydana getirilen eser bulunmadığını ve bunun belgelere dayalı olarak ispatı gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile takyidatlardan arındırılmış olarak adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; taşınmazın vakıf malı olduğunu, vakfiyetinin terkin edilmesinin vakfın mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağını, tescilin Vakıflar Kanunu hükümlerine uygun olarak yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; yıkılmış olan yapının korunmaya değer bir kültür varlığı olduğu kabul edilip ihyası mümkün olsa bile vakıf senedindeki ibare değerlendirildiğinde vakıf yoluyla meydana geldiğinin söylenemeyeceği, dosya kapsamında davalının iddiasını destekleyecek başka bir somut emarenin de bulunmadığı, Vakıflar Kanunu 30. madde şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, taşınmazda şerh olarak yer alan İstanbul 1 İcra Müd. ██████████ Esas sayılı dosyasının alacaklıları dahili davalı olarak dosyaya dahil edilmediğinden bu talep yönünden usulüne uygun açılmış dava bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kültür varlığı olarak tespit edilen caminin bulunmadığı, hali hazırda tuvalet olarak kullanıldığı, vakfın icareli olmasına karşın yasada öngörülen şartların tamamının gerçekleşmediği, taviz bedelinin ödenmesi sonucu vakıf şerhinin tapudan terkin edildiği ve vakıf şerhinin hukuki kıymetinin kalmadığı, özel mülk haline gelmekle dava konusu taşınmazın artık vakıfla ilgisinin kalmadığı, davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1. maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taviz bedeli ödenerek şerh terkin edilse dahi taşınmazın vakfına dönebileceğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil (takyidatlardan ari olarak) istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 9 41... parsel sayılı 1 21... miktarlı ahşap ev nitelikli taşınmazın, nevi “... ef., ... ve ... ef. Vakıf” şeklinde olan aslen 1929 yılında ... kızı Saadet adına kayıtlı iken 27.01.1949 tarihli istimlak işlemi ile İstanbul Belediyesi adına tescil edildiği, davalı İdare’nin 05.12.2018 tarihli Vakıflar Kanunu 30. madde başvurusu ile 15.01.2019 tarihinde 1/3’er payla ... ... Vakfı, ... Vakfı ve ... ... Vakfı adına tescil edildiği, her payda ayrı ayrı 12.01.1995 tarihli İstanbul 1. İcra Müdürlüğü ██████████ sayılı haciz şerhi bulunduğu, vakıf şerhinin ise ███████ kaydı ile terkin edildiği, taşınmazın tesciline esas dayanak kayıtlarının ve tespit tutanaklarının çevirisinin dosya arasına alınmadığı, dosya arasına alınan İstanbul 4. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 20.03.2013 tarihli ... nolu kararı ve 20.07.20 16... nolu kararda dava konusu taşınmazın bulunduğu Mimar ... alanının korunması gereken kültür varlığı olduğunun tespit edildiği, davalı İdare kayıtlarında yer alan ... Vakfı'nın sistemde kayıtlı "... ... ... ... Vakfı" olduğu bu vakfın 23... H. (31 Ağustos 1698 M.) tarihli vakfiyesinde ... ve oğlu ...'nin ... Mahallesinde inşa ettikleri camide imam ve müezzin olanlara tahsisatı bulunduğu, ... Vakfı'nın sistemde kayıtlı ... kızı "... Vakfı" olduğu, vakfın vakfiyesi bulunmamakla birlikte vakfın mevcudiyetini belgeleyen şahsiyet kaydı bulunduğu, bu kayıtta ise “... Mescidi imamına görevlendirme, 8 Safer 1252 tarih, vakfın adı ..., ... ... Vakfı” şeklinde yer aldığı, ... ... Vakfı’na ilişkin de 25 Zilhicce 1195 H.(12 Aralık 1781 M.) tarihli vakfiyenin gönderildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 13.09.1957 tarihinde yürürlüğe giren Aslında Vakıf Olan Tarihi ve Mimari Kıymeti Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne Devrine Dair 7044 sayılı Yasa'nın 1. maddesinde aynen "Aslında vakıf yoluyla vücuda gelip de muhtelif kanunlar veya sair suretlerle Hazine, Belediyeler veya hususi idarelerin mülkiyetine geçmiş bulunan muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlerin mülkiyeti tekrar Vakıflar Umum Müdürlüğüne devrolunmuştur" hükmü öngörülmüş iken 27.02.2008 tarihinde yayımı ile yürürlüğe giren 5737 sayılı Yasa'nın 80. maddesi hükmü gereğince 7044 sayılı Kanun iptal edilmiş olup 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesi hükmü ile bazı farklılıklar dışında "Vakıf yoluyla meydana gelip de, her ne suretle olursa olsun Hazine, Belediye, Özel İdarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş, vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur." hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan; 7044 sayılı Kanun'da vakıf yoluyla vücuda gelen muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlere değinilmişken 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesinde sadece "Vakıf yoluyla meydana gelen vakıf kültür varlıklarının" vakfına devrolunacağı vurgulanmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; yasal düzenlemelerde diğer unsurların yanında taşınmazın vakfına dönmesi için sebep yönünden herhangi bir ayrım yapılmamış, " her ne sebeple olursa olsun..." demek suretiyle sair unsurların varlığı ve gerçekleşmesi halinde taşınmazın mazbut vakfına devrolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Ne var ki; değinilen ilke ve yasal düzenlemeler gözetildiğinde yapılan araştırma ve inceleme hükme elverişli olmadığı gibi bir taşınmazın vakfına dönmesi için tapu kaydında vakıf şerhi olması şart olmayıp aslının vakıf malı olması yeterli ve gerekli olduğundan taviz bedeli ödenerek vakıf şerhi terkin edildiği gerekçesiyle vakıfla ilişiği kalmadığına ilişkin gerekçenin yerinde olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; taşınmazın tedavül kayıtlarının tam ve eksiksiz olarak dosya arasında yer almadığı, kadastro tespitine dayanak olduğu anlaşılan tapu kaydının bir sayfadan ibaret olduğu, kadastro tutanakları Osmanlıca olamakla çevirisinin dosya arasına alınmadığı, 30.11.2022 tarihli raporda taşınmazdaki ahşap evin yıkılmış olduğu, bir kısmının yola gittiği bir kısmının parka ait tuvalet olarak kullanıldığı, taşınmaz üzerinden kültür varlığı bulunmadığı beyan edilmekle, ... Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Prof. ... ...’un14.07.2023 tarihli raporunda yıkılmış yapının kültür varlığı olup ihyası mümkün olsa bile vakıf senedindeki ibareden (vakfın imam ve müezzinlere gelir bıraktığı) vakıf yoluyla meydana geldiğinin söylenemeyeceğinin bildirildiği, İstanbul 4. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 20.03.20 13... nolu kararı ve 20.07.20 16... nolu kararlarında ise dava konusu taşınmazın da bulunduğu alanda korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilen Mimar ...’nin yer aldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın kadastro tespitine dayanak tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren birbirini takip edecek şekilde eksiksiz, okunaklı ve Osmanlıca olan evrakların çevirisi yapılmak suretiyle Tapu Müdürlüğünden temini, yukarıda belirtilen ilke ve olgular doğrultusunda vakıf mevzuatından anlayan, aralarında sanat tarihçisi veya arkeolog niteliğini haiz kişilerin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif icra edilerek vakfiyeler/vakfiyeti gösterir belgeler uygulanmak suretiyle inceleme yapılması, koruma kurulu kararları ile önceki bilirkişi raporları da irdelenip değerlendirilerek elde edilecek bilirkişi heyet raporu ve tüm veriler ve dosya kapsamı gereğince 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371/1 maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!