Anahtar kelimeler: Defterdarlığı Ştine Dokuzuncu İthalat İhracat Emrinin Emri Süreci Ortağı Gıda
Danıştay 9. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Defterdarlığı- ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: ... Gıda İnşaat Taahhüt Elektrik Elektronik Tarım İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacağının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak elektronik ortamda tebliğ edilmesine rağmen dava konusu edilmeyerek itirazsız kesinleşmesi üzerine vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarının, cebren tahsili amacıyla şirket hakkında malvarlığı araştırması yapılmasına rağmen şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, olayda, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının, şirket kuruluş sözleşmesi uyarınca şirketin ortağı olan ve ortaklığı halen devam eden davacıdan takibine yönelik şartların olayda mevcut olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Asıl borçlu şirket yetkilisinin ticari defterleri bulamadığı için süresine ibraz edemediği, ancak daha sonra defter ve belgeleri bulduğunda ibraz ettiği sadece defterlerin süresinde sunulmaması sebebiyle katma değer vergisi indirimlerinin tamamının başka somut bir tespit ve araştırma olmaksızın reddedilmesinin mümkün olmadığı, sahte fatura kullanma iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, şirket adına yapılan takip yollarının tüketilmediği, borcun zamanaşımına uğradığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
: ... Gıda İnşaat Taahhüt Elektrik Elektronik Tarım İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT
:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil edileceği, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tekerrür" başlıklı 339. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, "Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır." hükmü yer almakta iken; █████/2021 tarih ve 31640 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle 213 sayılı Kanun'un "Tekerrür" başlıklı 339. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
“MADDE 339 – Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, vergi ziyaı cezasında cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren beşinci yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar, usulsüzlükte cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren ikinci yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Şu kadar ki, artırım tutarı kesinleşen cezadan (kesinleşen birden fazla ceza olması durumunda bunlardan tutar itibarıyla en yükseğinden) fazla olamaz.
Birinci fıkrada yer alan beş ve iki yıllık sürelerin hesabında, artırıma esas alınan cezaların kesinleşme tarihi dikkate alınır.”
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 2016/Şubat ila Temmuz dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımlarının dışındaki kısmına yönelik davacı tarafından ileri sürülen iddialar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 2016/Şubat ila Temmuz dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısmına yönelik temyiz isteminin incelenmesinden;
Yukarıda yer alan 7338 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, artırım tutarının, kesinleşen cezadan (kesinleşen birden fazla ceza olması durumunda bunlardan tutar itibarıyla en yükseğinden) fazla olamayacağı öngörülmüş olup anılan değişikliğin gerekçesinde, uygulamada tecrübe edilen hususlar ve yargı kararlarının yanı sıra, fiil ile bu fiile uygulanacak ceza arasında orantı bulunması gerektiğine yönelik, genel ceza hukuku ilkesi de dikkate alınarak, madde gereğince yapılacak artırım tutarının, kesinleşen cezadan fazla olmamasının temin edildiği belirtilmiştir.
Bu itibarla, kesinleşen bir cezanın tekerrüre esas alınması suretiyle, tekrar kesilecek cezanın arttırılmasında, orantılılık ilkesine aykırılığın önüne geçilmesini amaçlayan bu Kanun değişikliğinin failin lehine olduğu anlaşıldığından, suçun işlendiği zaman yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin farklı olması hâlinde, failin lehine olan kanun hükmünün uygulanması gerektiği yönündeki, ceza hukukunun genel ilkesinin uyuşmazlıkta dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Vergi Mahkemesince ödeme emri içeriğinde yer alan kamu alacaklarının şirket adına tahakkukunun nasıl gerçekleştirildiğinin ve ihbarname esasına göre tahakkuk yapılmışsa tarhiyat sebebinin her bir vergi nevine ilişkin olarak ayrı ayrı sorulmasına ve şirket adına düzenlenen ihbarnameler ile bu ihbarnamelerin tebliğine ilişkin tebliğ alındılarının gönderilmesine ilişkin verilen ara kararı üzerine davalı idare tarafından, kamu alacaklarının şirket adına düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak düzenlenen ihbarnamelere istinaden tahakkuk ettiği, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılmasının nedeni olarak ise, şirketin 2014/Haziran dönemine ait muhtasar beyannamesini kanuni süresinden sonra vermesi sebebiyle kesilen vergi ziyaı cezası olduğunun belirtildiği ve tekerrüre esas alınan ihbarname fişi bilgilerine ilişkin belgenin dosyaya ibraz edildiği görülmüş olup, ihbarname fişi bilgilerinden de tekerrüre esas alınan 2014/Haziran dönemine ait vergi ziyaı cezasının 63,56-TL tutarında olduğu ve █████/2015 tarihinde asıl borçlu şirkete tebliğ edilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı iddialarının "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesinde █████/2021 tarih ve 7338 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle getirilen yeni düzenleme dikkate alınmak suretiyle, tekerrür şartlarına yönelik değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere, Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU
: Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ödeme emrinin 2016/Şubat ila Temmuz dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısmına yönelik hüküm fıkrasının BOZULMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA,
Temyiz isteminde bulunandan ...-TL maktu harç alınmasına,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!